PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Başörtü karikatürleri Yaz kızım karar!!!!!!!


güller
16-10-09, 15:43
http://www.fatihinnesli.com/demo/wp-content/uploade/2009/yavuz/salih.jpg


http://resim.samanyoluhaber.com/resim/memecan_24_03.jpg
http://img135.imageshack.us/img135/9088/yabanguluwd51tw6bz0.gif

http://img520.imageshack.us/img520/558/96105844al4ei2.jpg


http://photos-b.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc1/hs161.snc1/6008_1129714886219_1327625641_30415041_3297535_n.j pg


http://medya.zaman.com.tr/2008/01/31/cizgiyorum.jpg


http://img170.imageshack.us/img170/2954/ibrahimozdabakkarikaturky4.jpg


http://medya.zaman.com.tr/2008/01/25/cizgiyorum.jpg


http://medya.zaman.com.tr/2007/12/06/cizgiyorum.jpg


http://medya.zaman.com.tr/2007/11/30/cizgiyorum.jpg

güller
06-11-09, 23:53
http://medya.zaman.com.tr/2008/02/13/cizgiyorum.jpg



http://medya.zaman.com.tr/2007/11/27/lemanbuyuk.jpg

http://img86.imageshack.us/img86/4310/30181bm1er8.jpg


http://3.bp.blogspot.com/_Oc1Gplu0PqI/SFD1OHi0j9I/AAAAAAAADpk/LYf762LYC9M/s400/sefer-12+haziran.jpg

http://3.bp.blogspot.com/_Oc1Gplu0PqI/SEqwAD4uF5I/AAAAAAAADl8/I0B_YzuUXqw/s400/sefer-7+haziran08.jpg


http://4.bp.blogspot.com/_Oc1Gplu0PqI/SEqvmAb_9LI/AAAAAAAADl0/dTqJm2YEDFc/s400/ercan-7+haziran08.jpg


http://4.bp.blogspot.com/_Oc1Gplu0PqI/SE9isvK8rGI/AAAAAAAADo0/ZDtPntqnCiY/s400/mehmet+selcuk-Plakal%C4%B1_t%C3%BCrban.jpg

http://img521.imageshack.us/img521/7630/01kdg0zr0.jpg


http://img86.imageshack.us/img86/888/gurbetkulareg1zv9.jpg

güller
07-11-09, 00:00
http://timeturk.com/images/caricature/6.jpg


http://img401.imageshack.us/img401/6875/103167mv7.jpg


http://img151.imageshack.us/img151/4210/103168hq7.jpg


http://img151.imageshack.us/img151/9669/103169zu2.jpg


http://img151.imageshack.us/img151/1677/103171yy1.jpg

http://img151.imageshack.us/img151/20/103172cb6.jpg

güller
07-11-09, 00:03
http://img151.imageshack.us/img151/5569/103186rg8.jpg


http://img151.imageshack.us/img151/9329/103197qd1.jpg

http://img27.picoodle.com/img/img27/5/12/2/f_01kFFFFFm_f93cbce.jpg

http://www.yeniasya.com.tr/2009/07/12/resim/karikatur.jpg


http://mizah.sezgiler.com/wp-content/uploads/yasak-suruyor-karikatur.jpg


http://minikkelebek.files.wordpress.com/2008/03/1031891dn9.jpg

güller
07-11-09, 00:06
http://minikkelebek.files.wordpress.com/2008/03/1031611az4.jpg


http://minikkelebek.files.wordpress.com/2008/03/1031781oi3.jpg


http://www.yeniasya.com.tr/2008/10/21/resim/karikatur.jpg


http://img231.imageshack.us/img231/9552/103182qz6.jpg


http://minikkelebek.files.wordpress.com/2008/04/2620subat2020081.jpg


http://mizah.sezgiler.com/wp-content/uploads/demokratik-acilim.jpg

http://minikkelebek.files.wordpress.com/2008/03/1031871fw6.jpg

güller
07-11-09, 00:15
http://www.sivaslilar.net/forum/attachment.php?attachmentid=2494&stc=1&d=1203491722

http://medya.zaman.com.tr/2008/02/08/memecan.jpg


http://img30.picoodle.com/img/img30/5/12/3/f_01kCAVL63I5m_1a97fb6.jpg

güller
07-11-09, 00:16
http://www.tevhidhaber.com/images/news/7697.jpghttp://www.baktabulum.com/images/smilies/off.gif...


http://img40.picoodle.com/img/img40/5/12/2/f_01kRESIM2m_d128c73.jpghttp://www.baktabulum.com/images/smilies/off.gif...

güller
07-11-09, 00:27
http://img6.imageshack.us/img6/2636/bsrabaser.jpg

http://img501.imageshack.us/img501/2280/5537cf8.jpg

http://img238.imageshack.us/img238/3222/7108wb2.jpg

http://img238.imageshack.us/img238/6258/711020071201191342vb3.jpg

http://www.yeniasya.com.tr/2009/10/08/resim/karikatur.jpg


http://www.yeniasya.com.tr/2009/10/23/resim/karikatur.jpg

http://cizer.files.wordpress.com/2008/06/103170.jpg?w=100&h=150 http://cizer.files.wordpress.com/2008/06/103173.jpg?w=107&h=150 http://cizer.files.wordpress.com/2008/06/103175.jpg?w=150&h=107


http://cizer.files.wordpress.com/2008/06/103176.jpg?w=150&h=107 http://cizer.files.wordpress.com/2008/06/103181.jpg?w=150&h=107 http://cizer.files.wordpress.com/2008/06/103183.jpg?w=107&h=150

http://cizer.files.wordpress.com/2008/06/103184.jpg?w=107&h=150

güller
07-11-09, 00:30
http://cizer.files.wordpress.com/2008/06/103185.jpg?w=475

http://cizer.files.wordpress.com/2008/06/103188.jpg?w=475


http://cizer.files.wordpress.com/2008/06/103191.jpg?w=475


http://cizer.files.wordpress.com/2008/06/103190.jpg?w=475

http://cizer.files.wordpress.com/2008/06/103192.jpg?w=475

http://cizer.files.wordpress.com/2008/06/103193.jpg?w=475

eylül
07-11-09, 00:33
hepsi çok hoş olmuş..ellerine sağlık hele kırmızlı başlıklı olanlara bayıldım...:)

güller
07-11-09, 00:35
http://cizer.files.wordpress.com/2008/06/103194.jpg?w=475

http://cizer.files.wordpress.com/2008/06/103195.jpg?w=475


http://cizer.files.wordpress.com/2008/06/103196.jpg?w=475

http://cizer.files.wordpress.com/2008/06/103160.jpg?w=475

http://cizer.files.wordpress.com/2008/06/103164.jpg?w=475


http://cizer.files.wordpress.com/2008/06/103165.jpg?w=475

http://cizer.files.wordpress.com/2008/06/103166.jpg?w=475

güller
07-11-09, 00:39
http://www.aleviforum.com/attachment.php?attachmentid=5291&d=1148396573

19-NİSAN-2006 Çarşamba günü Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan ‘’başörtülü domuz’’ karikatürüne ilk dava Edirne'den geldi. Karikatüre yönelik tepkiler yurdun her yanında devam ederken, konuyla ilgili İslam Kültür Akademisi (İKRA-DER) nin yaptığı basın açıklaması ardından Dernek üyelerinden Esma Mert karikatürist TURHAN SELÇUK hakkında Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına dava açtı

? Bir gazete ve onun yayın ilkeleri,bunca inançlı insanın inancını bu şekilde horlamak ve aşağılamak da onların demokrasi anlayışı.
Bu el bombası değil yarın başka şeyleri de tetiklerse acaba suçlusu kim olacak?

güller
07-11-09, 00:47
http://img261.imageshack.us/img261/5018/y1p3awx3kiubge9apmbzhvewu7.jpg


http://img148.imageshack.us/img148/6886/y1p3jrzkjrow2x0irjqaiedtc7.jpg

http://img148.imageshack.us/img148/8020/y1paywdesihmcs8bsrzhbmyum9.jpg


http://www.gicir.net/dosya/1752/2.jpg

http://www.gicir.net/dosya/1752/3.jpg

http://www.gicir.net/dosya/1752/7.jpg

http://www.gicir.net/dosya/1752/4.jpg

güller
07-11-09, 00:47
İngiltere (http://www.milliyet.com.tr/index/Ingiltere)’yi karıştıran karikatür



http://i.milliyet.com.tr/GazeteHaberIciResim/2009/04/05/fft16_mf214074.Jpegİngiltere (http://www.milliyet.com.tr/index/Ingiltere)’de hükümet tarafından desteklenen bir Hristiyan vakfının çıkardığı Klic adlı dergide, başörtüsü takan bir Müslüman kız çocuğu terörist diye göstermesi tepkilere yol açtı.
Bazı milletvekilleri ve Hıristiyan (http://www.milliyet.com.tr/index/Hiristiyan) kuruluşları da çocuklara yanlış mesajlar verildiğini belirterek karikatürlere tepkilerini gösterdi.
Dergide yer alan bir karikatürde boynunda haç bulunan bir çocuk, yanındaki arkadaşına başörtülü Müslüman kızı parmağıyla göstererek, ‘o bir terörist’ diyor. Çocuk daha sonra Müslüman kıza bağırarak, “Hey, ismini bilmiyorum ama söyle bakim başörtüsünün altında ne saklıyorsun” diye tepki gösteriyor. Müslüman kız ise “Senin taktığın haç neyi temsil ediyorsa, benim başörtüm de aynı şeyi temsil ediyor” diye karşılık veriyor.

güller
07-11-09, 00:53
http://minikkelebek.files.wordpress.com/2008/04/01k96.jpg

http://img224.imageshack.us/img224/3033/001im3.jpg


http://img246.imageshack.us/img246/3600/asla1phrb8rr9.jpg

eylül
07-11-09, 00:59
bende kendisini kınıyorum..

eylül
07-11-09, 01:00
bence bu karikatürleri tişört yapıp giymeli ve gezmeli sokaklarda...

güller
07-11-09, 01:03
http://byfiles.storage.live.com/y1pu_7wgL1ncmNXl2gqQWzZ7AnvYI7iVXkwt_gEUnvDqrRCaeW uLSW5XQfFcLebQC7f


http://byfiles.storage.live.com/y1pfbUQQQdp-mGdIlNcAyih0yysGhu32ce89cMbYjcqfQvmYpPRVux7DW9-eJXtEaFQ


http://byfiles.storage.live.com/y1pQPHhGrZPbwbIQqjkNPjpicS0NneyKIKNyk09EKpWrx8Z70Q c6HOmwquQeSGotBKT


http://byfiles.storage.live.com/y1pJFXzg8KTmfFrYMGJIH5wyz2QoeCs22l2WNizAwlGMTIyaLx 9_rZezA9esD7nsOjm

http://byfiles.storage.live.com/y1pZTFoP8uROSitHJHvpp7J2vtCx7hITBR1NvVTU-0btcz3JpCm8IBdg-JnwmK1bHV4


http://www.islamseli.net/watermark.php?src=http://img296.imageshack.us/img296/319/13573836qx6.jpg


http://www.islamseli.net/watermark.php?src=http://www.yeniasya.com.tr/2007/03/18/resim/01k.jpg


http://www.islamseli.net/watermark.php?src=http://haksever.net/resim_upload/10/uploads/05_Haziran_2008.jpg

http://www.islamseli.net/watermark.php?src=http://haksever.net/resim_upload/10/uploads/06_Haziran_2008.jpg

http://www.islamseli.net/watermark.php?src=http://haksever.net/resim_upload/10/uploads/28_Eylul_2007.jpg

güller
07-11-09, 01:06
http://www.marmarahaber.net/images/word/f.gifhttp://www.marmarahaber.net/images/word/a.gifhttp://www.marmarahaber.net/images/word/z.gifhttp://www.marmarahaber.net/images/word/l.gifhttp://www.marmarahaber.net/images/word/a.gifhttp://www.marmarahaber.net/images/word/bos.gifhttp://www.marmarahaber.net/images/word/s.gifhttp://www.marmarahaber.net/images/word/o2.gifhttp://www.marmarahaber.net/images/word/z.gifhttp://www.marmarahaber.net/images/word/e.gifhttp://www.marmarahaber.net/images/word/bos.gifhttp://www.marmarahaber.net/images/word/n.gifhttp://www.marmarahaber.net/images/word/e.gifhttp://www.marmarahaber.net/images/word/bos.gifhttp://www.marmarahaber.net/images/word/h.gifhttp://www.marmarahaber.net/images/word/a.gifhttp://www.marmarahaber.net/images/word/c.gifhttp://www.marmarahaber.net/images/word/e.gifhttp://www.marmarahaber.net/images/word/t.gifhttp://www.marmarahaber.net/images/word/unlem.gif




http://www.marmarahaber.net/upload/Image/20008/haziran/08.06.2008/01k.jpg

İşte günün karikatürü


İbrahim Özdabak yine kendisini cezaya götürebilecek bir karikatüre imza atmış!

Yeni Asya çizeri İbrahim Özdabak geçtiğimiz günlerde çizdiği bir karikatür nedeniyle cezaya çarptırılmıştı.

Anayasa Mahkemesinin verdiği son başörtüsü kararını herkes eletirdi. Tüm kesimler kendince yorum yaptı.

İbrahim özdabak'ın çizgilerine yansıyan yorum meseleyi bam-telinden yakalmış.

İşte günün karikatürü:

güller
07-11-09, 01:10
http://medya.zaman.com.tr/2008/02/07/memecan.jpg

güller
07-11-09, 01:59
Fransizlarin basortusu ile ilgili karikaturleri...


http://img186.imageshack.us/img186/6820/gateau3ans5anim1.gif

Bunun altindada "dogum gununuz kutlu olsun Kafirler" yaziyordu ama yazi çikmamis burda.


http://img186.imageshack.us/img186/7970/autocollantnivoilenibur.gif

Resimde: Ne ortu, ne çarsaf
Alttaki yazi: Laik cumhuriyeti koruyalim



http://img195.imageshack.us/img195/2918/islamsophieguillemin1.jpg

Benim kocam iyi bir musluman, hiç bir zaman yuzume vurmaz...


http://img195.imageshack.us/img195/818/10062008interdictionduv.jpg

Turkiye: Anayasa mahkemesi universitelerde basortusunu yasakliyor... (constitution= anayasa)

güller
07-11-09, 02:02
Hangisi Başörtüsü!

Ülkemizde birileri türban adı altında başörtüsünü yasaklamak istiyor ve kimse türban nedir? başörtüsü nedir? Bunların farkı nedir? demiyor. İşte türban ve başörtüsü arasındaki fark!!



http://menzil0101.sitemynet.com/mynet_resimlerim/turbanhangisi.jpg
Türkiye'de "türban" takan kadın yok denecek kadar azdır.. Olsa bile başörtülüler kadar ve hatta 10'da biri kadar yoktur. Ama milyonlarca kadın "başörtüsü" takar.. Ve hemen hemen hiç kimse de bilinçliler hariç, "türban" ile "başörtüsü" arasındaki farkı bilmez..

Birilerinin 'yasaklayın' dediği şekil BAŞÖRTÜSÜ ismi altında bulunan örtünme şeklidir.. İslami bir simge olarak gördükleri için TÜRBANI YASAKLAYIN diyorlar..
Ve böylece hedef saptırıyorlar

Bizim burda türban budur dediğimiz resimde bulunan örtünme şekli zaten İslami değildir.. Yani İslamın emrettiği şekil değildir.. Resimdede gördüğünüz gibi boyun kısmı komple açıktır..


http://menzil0101.sitemynet.com/mynet_resimlerim/turban.jpg
Halbu ki başörtüsü olan resim ise İslamın emrettiği şekilde örtünme tarzıdır..

http://menzil0101.sitemynet.com/mynet_resimlerim/basortusu.jpg
Peki sivri güçler ne istiyor?
Hangisini yasaklamak istiyor?
Türbanı mı, Başörtüsünü mü?

Analarımız, bacılarımız, eşlerimiz türban takmazlar, başörtüsü takarlar...

Ve birilerinin yasaklamak istediği türban değil, başörtüsüdür!

Üniversitede, hastanede ve devlet kurumlarında yasaklanmak istenen ve takmasınlar dedikleri BAŞÖRTÜSÜ dür..

Türban ise onları rahatsız etmez..

güller
07-11-09, 02:11
EYLÜL BU SANA KARDEŞİM:)
http://img517.imageshack.us/img517/446/adszzl3.jpg

eylül
07-11-09, 13:35
ay çok güzel olmuş şimdi kızkulesi kimliğini bulmuş :)
çok teşekkür ederim

güller
08-11-09, 00:20
http://www.stargundem.com/thumbnail.php?file=102_291289767.jpg&size=article_medium

Türban takanlardan vergi istiyorlar!
İslam düşmanlığı ile şimşekleri üzerine çeken bir siyaset lideri türban takmak isteyenlerin her yıl izin almaları gerektiğini belirterek, bir de türban vergisi alınmaını istedi.

İslamiyeti hedef alan söylemleriyle tanınan Hollanda'nın aşırı sağcı partisi PVV'nin (Özgürlük Partisi) lideri Geert Wilders, şimdi de türban takanlardan vergi alınmasını istedi
Yeni yasama yılına girilmesi nedeniyle hükümet tarafından hazırlanan 2010 Yılı Bütçe Kanunu Tasarısı'na ilişkin mecliste yapılan görüşmeler sırasında Wilders, "Hollanda'da park ruhsatları, tütün ve alkol vergileri ile ***** vergileri var. O zaman neden türban vergisi olmasın" dedi.
Wilders, türban takmak isteyenlerin her yıl izin almaları gerektiğini belirterek, bunun için yılda bin Euro talep edilmesini savundu. Sosyalist Parti'nin (SP) Meclis Grup Başkanı Agnes Kant isteğe tepki göstererek, "Gülünç duruma düşüyorsunuz" diye tepki gösterdi. Wilders'in saç modeline işaret eden Kant, "Ben de Mozart modeli saçlardan vergi istiyorum" dedi.
Ülkenin en yüksek tirajlı günlük gazetesi De Telegraaf, öneriyi "Utanmazlık" olarak niteledi

AJANSLAR

Hansa
10-11-09, 16:32
diyecek söz bırakmıyor..
sözün bittiği yer olsa gerek.. yürek dağlıyor.....

ELBET HAK YERİNİ BULACAKTIR!!!!!

güller
02-12-09, 18:42
http://photos-b.ak.fbcdn.net/photos-ak-snc1/v994/231/53/1597701016/n1597701016_57723_7489.jpg

http://www.yeniasya.com.tr/2009/10/01/resim/karikatur.jpg

http://www.yeniasya.com.tr/2009/09/30/resim/karikatur.jpg

http://www.yeniasya.com.tr/2009/11/15/resim/karikatur.jpg


http://photos-c.ak.fbcdn.net/photos-ak-snc1/v994/231/53/1597701016/n1597701016_57724_7718.jpg


http://www.moralhaber.net/haberresimleri/liberal.jpg


http://img507.imageshack.us/img507/7148/103163hd2.jpg

http://www.tevhidhaber.com/images/news/7697.jpg

http://img143.imageshack.us/img143/2539/103165wj6.jpg

http://img143.imageshack.us/img143/3497/103166dg8.jpg

güller
02-12-09, 18:55
http://buluc.files.wordpress.com/2009/04/karikatur-krizi.jpg?w=343&h=257

Mynet.com internet sitesinden güncel haberlere bakarken gözüme bir manşet takıldı.Ve aynen şöyle diyordu; ‘ Bir karikatür krizi daha ‘…Tabiki ben de önyargılı davranma eğilimi olmadığı için habere geniş bir şekilde bakayım dedim .Fakat yazıyı okurken manşet ile yazı içeriğinin birbiriyle resmen zıt olduğunu gördüm.İngiltere‘de yayın yapan bir dergide bulunan karikatür, bu haberin ana konusuydu.

Bu sitede bulunan haber aynen şöyleydi;
…boynunda haç bulunan bir çocuk, yanındaki arkadaşına başörtülü Müslüman kızı parmağıyla göstererek, ‘o bir terörist’ diyor.Çocuk daha sonra Müslüman kıza bağırarak, “Hey, ismini bilmiyorum ama, söyle bakim başörtüsünün altında ne saklıyorsun” diye tepki gösteriyor. Müslüman kız ise tepkisini şöyle gösteriyor: “Senin taktığın haç neyi temsil ediyorsa, benim başörtüm de aynı şeyi temsil ediyor” diye karşılık veriyor.
Sizde dikkatlice okursanız burda Müslümanları kötüleme eğilimi değilde,Müslümanlara karşı takınan tavır ( teröristçe yaklaşım ) ele alınıyor.Evet,batılılar bizi ( müslümanları ) terörist olarak görüyor olabilir.Ama onların fikirlerini yıkmak gerekirken,gidipte onların binalarını yıkmak bu düşüncelerin kalıcılığına neden olur.
Sizde bana katılıyor musunuz ?

güller
02-12-09, 19:07
http://www.yeniasya.com.tr/2009/09/21/resim/karikatur.jpg


http://www.yeniasya.com.tr/2007/10/01/resim/01k.jpg

http://img365.imageshack.us/img365/106/kirazgyilinkarikaturusv0.jpg

http://www.yeniasya.com.tr/2007/10/10/resim/01k.jpg

http://www.yeniasya.com.tr/2007/09/28/resim/01k.jpg

http://www.yeniasya.com.tr/2007/09/30/resim/01k.jpg


http://img505.imageshack.us/img505/5504/7127ie0.jpg

http://img03.picoodle.com/img/img03/5/12/7/f_resepsiyonm_acd1b47.jpg

http://img505.imageshack.us/img505/6663/7123ik3.jpg

güller
02-12-09, 19:14
http://www.moralhaber.net/resimler/haberler/35086.jpg
CHP sitesinde çirkin başörtü karikatürü
Ana muhalefet partisi CHP'nin resmi internet sitesindeki başörtülülere hakaret içeren 2 karikatür tepki çekiyor. İşte halkın partisi halka çizgi-hakaret...
Ana muhalefet partisi CHP'nin resmi internet sitesindeki başörtülülere hakaret içeren 2 karikatür tepki çekiyor...

http://www.moralhaber.net/haberresimleri/chpsite.jpg

İşte halkın partisi CHP'nin resmi yayın organında yayınlanan çizgi-hakaret...

İşte CHP'nin başörtülüleri "yanlış kişilikler" olarak gösterdiği karikatürler...





http://www.moralhaber.net/haberresimleri/chpsite1.jpg
Samanyoluhaber.com

güller
02-12-09, 19:19
http://images.habervitrini.com/haber_resim/turhan_selcuk_karikatur.jpg
KARİKATÜRİST TURHAN SELÇUK HAKKINDA SUÇ DUYURUSU
Başörtüsüne Özgürlük İzmir Platformu, 19 Nisan 2006 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanan karikatürünün "Hakaret" içerdiği gerekçesiyle karikatürist Turhan Selçuk hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.

ERGÜL UYSAL
İZMİR - Başörtüsüne Özgürlük İzmir Platformu, 19 Nisan 2006 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanan karikatürünün "Hakaret" içerdiği gerekçesiyle karikatürist Turhan Selçuk hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.
İzmir Adliyesi önünde toplanan platform üyeleri, "Yasakçıların Sesi Cumhuriyet Gazetesi" yazılı bir pankart açarken, ellerinde "İnancımız pazarlık kabul etmez", "Başörtüsüne özgürlük", "Mazeret değil çözüm istiyoruz", "İfade özgürlüğü, hakaret özgürlüğü değildir" yazılı dövizler taşıdı. Suç duyurusunda bulunmadan önce adliye binası önünde basın açıklamasını okuyan Başörtüsüne Özgürlük İzmir Platformu Sözcüsü Sıdıka Çetin, "Bu karikatür; ahlaksızlığı ve ayrımcılığı sergileyen bu iğrençliği çizen ellerle, Danimarka merkezli karikatür krizini oluşturan ve belli bir amaç doğrultusunda yaygınlaşmasını isteyen ellerin aynı olduğunu artık şüphe olmaktan çıkarmıştır. Tüm dünyada yaygınlaştırılmak istenen İslam düşmanlığının ve Müslümanlara karşı hoşgörüsüzlüğün yerel niteliğini ortaya koyması açısından da manidardır. Bu karikatürü bir bilinçaltının dışavurumu olarak algılıyor ve Cumhuriyet Gazetesi'nin son zamanlardaki yaygın çizgisi ve İslami değerler karşısında tecavüzkar tavrının bugünkü konjonktürde ifade ettiği anlamı iyi okuduğumuzun bilinmesini istiyoruz. Zincirleme bir reaksiyonun yeni bir halkasıyla karşı karşıya olduğumuzu biliyor ve asla bu oyuna gelmeyeceğimizi tekrar ifade etmek istiyoruz" dedi.
Adalet ve hukuk içerisinde yaşamak istediklerini söyleyen Çetin, "Bizler bu ülkede kendi inandığı değerlerle varlığımızı sürdürmek, çatışma ve gerginlik değil adalet ve hukuk içerisinde bir arada yaşamak istiyoruz. İnandığımız ve uğruna adandığımız değerlerimizi asla terk etmeyeceğimizin bilinmesini istiyoruz. Bizi karikatürize edenlerin, bizlerin değerlerine saldırarak kendine bir yer edinenlerin seviyesine düşmeyeceğimizin bilinmesini istiyoruz. Bugün basın özgürlüğünün hakaret özgürlüğü olmadığı, fikirlerin fikirle karşılık bulabileceği, saldırı ve tecavüzün hiçbir hak kavramıyla açıklanamayacağı inancımızla buradayız. Turhan Selçuk'un 19 Nisan 2006'da yayınlanan karikatür ve kendisine ulaşan tepkilere cevabı olarak 25 Nisan 2006'da yazdığı yazısında da açıkça hakaretlerini tekrarlaması üzerine suç duyurusunda bulunacağız. Hakkında yasal işlem başlatılması için açacağımız davanın takipçisi olacağız. Başörtümüz onurumuzdur koruyacağız" diye konuştu.
Platform üyeleri, daha sonra adliye binasına girerek İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na karikatürist Turhan Selçuk hakkında suç duyurusunda bulundu.

güller
02-12-09, 19:23
Kenya okullarında başörtü yasağı


http://www.timeturk.com/images/news/241020091901566098223_2.jpgKenya’da Katolik Kilisenin yönetimi altında bulunan okullarda kız çocuklarına başörtü giyme yasağı getirildi. Ülkedeki Müslümanlarsa karar karşısında ayağa kalktı. Yüzde onunu Müslümanların oluşturduğu Kenya’da Müslümanlara yapılan çeşitli baskıların yanısıra okullarda başörtü yasağının getirilmesi ülkedeki Müslüman alimlerin tepkisine yol açtı. Önde gelen alimler Müslümanları en kısa zamanda çocuklarının kayıtlarını bu okullardan almaya çağırdı. Bu çağrıyı yapan alimlerden en ünlüsü olan Muhammed Dor’un şu sözlerine yer verdi; ‘kilisenin başörtüsünü yasaklaması kışkırtıcı bir tavırdır. Başörtüsünün yasaklanması ülkenin dört bir yanındaki Müslümanların öfke patlaması yaşamasına neden olacak.”
‘Zorbalığı kabul etmeyeceğiz’
Bu bağlamda-Kenya parlamentosu üyeliğine aday- Dor, hükümet bu krizi hemen çözmek için müdahale etmezse başörtüsüne ve diğer dini inanç ve prensiplere itiraz edenlerin karşılarında Kenya Müslümanlarının artan öfkesini bulacakları uyarısında bulundu.
Gözlemcilere göre Kenya’da Müslümanlar ayrımcılığa, güvenlik kısıtlamalarına, tutuklamalara ve dışlanmaya maruz kalıyor. Müslüman azınlık ayrıca geniş idari yolsuzlukların görüldüğü hükümet kurumlarında reforma gidilmesini talep ediyor.
Defne Bayrak, Time Türk

güller
02-12-09, 19:25
Başörtüsünü yakanlar yargılanacak




http://www.habereditor.com/images/news/7451.jpgAvusturya’da Müslüman öğrencinin başörtüsünü yakan sınıf arkadaşlarının hapisle yargılanabileceği bildirildi. Austria Times gazetesinin haberine göre, Anayasa Koruma ve Terörizmle Mücadele Bürosu Eyalet Başkanı Alexander Gaisch, geçtiğimiz hafta yaptıkları saldırının ardından okuldan atılan öğrenciler hakkında 6 aya kadar hapis istemiyle dava açılabileceğini dile getirdi. Alexander Gaisch, diğer öğrencilere, 15 yaşındaki bir öğrenciye saldırmanın ‘şaka’ olmadığı mesajını vermek istediğini vurguladı. Avusturyalı kızlar Heike K. ve Sabrina E.’nin, 15 yaşındaki Müslüman sınıf arkadaşları Diana B.’yi önce sıkıştırmışlar, daha sonra da başörtüsünü yakmaya çalışmışlardı.
Öte yandan, Eyalet Eğitim Müdürlüğü, okul idaresinin kızlara disiplin cezası vererek okuldan uzaklaştırması kararını doğru bulduğunu açıkladı. (haber editör)

güller
02-12-09, 19:26
İspanya basını burkalı kadını hedef aldı




http://www.dunyabulteni.net/images_1/other/abc.jpgGeçen Hafta İspanya’da burkasıyla mahkemeye ifade vermeye gelen kadına mahkeme başkanı burkasının göz kısmını ve ağız kısmını açmasını istemişti. İspanya’da yaşanan saldırılarla ilişkisi olduğu iddiasıyla göz altına alınan yakınları için Fatma Hüsnü mahkemenin bu isteğini reddetmişti. Hüsnü, yakınlarının mahkemesini sürdürülmesinin ardından dün mahkemenin isteğini yerine getirerek mahkemede ifade verdi. Ülkenin iki büyük gazetesi El Mundo ve ABC gazeteleri burkalı kadının mahkemeye çıkmayı kabul etmesini ardından okuyucularına ‘alaycı’ başlıklarla duyurdu El Mundo gazetesi, mahkemede burkasının yalnızca yüz kısmını gösteren Müslüman kadını konu edinen haberlerini ’sonunda burkayı çıkardı’ başlığıyla verirken, ABC gazetesi ‘burka şov’ başlıklarıyla verdi.
Fatma Hüsnü, kocasıyla beraber basının sorularını cevap verirken, mahkemenin bu isteğini Müslüman bir insan hakkına tecavüz olduğunu belirtti. Hüsnü, burka konusunda mahkemenin tavrınını ‘cahilce’ bulduğunu belirtti.
Fatma Hüsnü’nün cevabıyla alay eden İspanyol basını haberi muhafazakar parti liderinin ‘hukukumuza saygı gösterin’ cevabıyla beraber verdi.
dünya bülteni

güller
02-12-09, 19:29
Yemini Brüksel’de etti, krizi buradaki yasakçıları vurdu




http://platformhaber.net/wp-content/uploads/2009/06/2009_0621_-mahinur_ozdemir.jpg (http://platformhaber.net/wp-content/uploads/2009/06/2009_0621_-mahinur_ozdemir.jpg)Türkiye’de liberal bir partinin kriz çıkaracağı beklentisine işaret edilirken, başörtülü Mahinur Özdemir Belçika’da hiçbir krizle karşılaşmadan Meclis’teki yerini alarak yemin etti. Federal yapılı Belçika’nın Brüksel Parlamentosu’na, Hristiyan Demokrat Parti (CDH) adayı olarak seçilen Mahinur Özdemir bugün yemin ederek göreve başlamaya hazırlanırken, siyasetçiler, medya ve sivil toplum, farklı yaklaşımlarla ”dini semboller” konusunu gündeme taşıyor. Başta Valon Liberal Parti (MR) olmak üzere bazı gruplar, ”yasal önlem” gereği üzerinde durarak, kamu sektöründe ve siyasi arenada dini sembollerin yasaklanmasını isterken, karşı görüşte olanlar, ”kısıtlamaların kısıtlı kalması” ve ”hoşgörü” unsurlarına ağırlık veriyor.
Avrupa’da bir ilk
Mahinur Özdemir, Habertürk’te canlı yayına bağlanarak,’Yemin törenini gerçekleştirerek, Avrupa’da bir ilki gerçekleştirdim’ dedi. Başörtüsü tartışmalarıyla ilgili olarak Özdemir, ”Gereksiz tartışmalardı, bunu atlattık, Yersiz bir tartışmaydı, işime odaklandım, şimdiden sonra da buna odaklanacağım çevremden de çok destek aldım” diyerek konuştu.
Kaynak: Dünya Bülteni

güller
02-12-09, 19:31
Tacikistan’da başörtülü öğrencilerin zaferi


Perşembe, Haziran 18, 2009,

http://timeturk.com/images/news/29380.jpgTacikistan’da başörtüleri nedeniyle geçtiğimiz ay üniversitelerinden atılan 7 kız öğrenci taviz vermeyince üniversite kızları okula geri alma kararı verdi. Duşanbe’deki Tacikistan Üniversitesi, Mayıs ayında başörtülerini çıkarmamakta ısrar ettikleri için okulla ilişiği kesilen öğrencilerin yeniden okula kabul edildiklerini açıkladı. Üniversite Rektörü Latifut Nezirof, Bubunazarofa’nın okula tekrar kabul edilmesinin sebebinin üniversitenin kadının toplumdaki rolünü anlaması esasına dayandığını belirtti.
Tacikistan Üniversitesi Gülünura Bubunazarofa isimli öğrenciyi geçtiğimiz ay başörtüsü takıyor olması nedeniyle okuldan atmış, sınavlara dahi girme izni vermemişti. Bubunazarofa ile birlikte 7 öğrencinin daha okulla ilişiği kesilmişti. Ancak bu öğrenciler başörtü hususunda herhangi bir taviz vermeyeceklerini, gevşeklik göstermeyeceklerini bildirdi.
Selda Shosa, Time Türk

güller
02-12-09, 19:39
http://img148.imageshack.us/img148/8020/y1paywdesihmcs8bsrzhbmyum9.jpg


http://bp0.blogger.com/_OVelbZyAMbc/R5TQzOb63gI/AAAAAAAAALI/2xuGVc6WzqU/s400/chp.jpg

İşte Tan Oral'ın kovulmasına neden olan karikatür!

Cumhuriyet’in, Yeni Şafak’ta yayınlanan söyleşi ve karikatür nedeniyle yolunu ayırdığı Tan Oral, kovulmasına neden olan karikatür ile yayımlanmayan karikatürünü açıkladı.
http://www.superpoligon.com/img/news/tan_oral01.jpg 28 Şubat’ın yıldönümünde başına gelenler için “Moralimi, zihnimi yıprattı” diyen Tan Oral, ilginç tesadüf, bir başka önemli tarih olan 12 Mart’ta da “Sanatta 50. yıl” sergisini açmaya hazırlanıyor.

Cumhuriyet’le yollarının ayrılmasına neden olan Yeni Şafak gazetesinin “yalan” söylediğini, bunun “suç” olduğunu belirterek “Oyuna getirildim” derken, Cumhuriyet’in kendisine “Git” demediğini, ama gönderdiği iki karikatürü yayınlamayarak kararını gösterdiğini anlattı.

http://www.superpoligon.com/img/news/tan02.jpg

"Yeni Şafak olayı"ndan sonra Cumhuriyet'e gönderdiği ama yayınlanmayan karikatür.



http://www.medyakulisi.com/Images/News/iManset/Penguenbaykal.jpg

güller
06-12-09, 20:14
http://bp1.blogger.com/_Oc1Gplu0PqI/R6iTsDKj6fI/AAAAAAAACb8/u9L02x12b7A/s400/Cihan+Demirci-kara+%C3%A7ar%C5%9Faf+karikat%C3%BCr%C3%BC.JPG

http://bp1.blogger.com/_Oc1Gplu0PqI/R8T7frXJyEI/AAAAAAAACpQ/YE4Nv0Ajymo/s400/ercan27+subat.jpg


http://img.sabah.com.tr/im/2008/01/25/BD0D14672D2F9B408FC03386o.gif

Destina
06-12-09, 21:21
http://minikkelebek.files.wordpress.com/2008/03/1031871fw6.jpghttp://www.baktabulum.com/images/smilies/off.gif

:(

HiRaNuR
18-12-09, 17:02
http://img30.picoodle.com/img/img30/5/12/3/f_01kCAVL63I5m_1a97fb6.jpg
Başörtüsü karikatürü (http://www.tatliaskim.com/dini-konular/325875-basortusu-karikaturu.html)
http://img27.picoodle.com/img/img27/5/12/2/f_01kFFFFFm_f93cbce.jpg



Ey örtüsühttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gif namusumuzun perdesi olan müslüman kadını!

Ey örtüsühttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gif namusumuzun perdesi olan müslüman kadını!

Senin yüzündeki nurhttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gif iman kandilimizin sermayesidir.

Yaratılışındaki safvet; Hak'tan bize rahmettirhttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gif

dinimizin kuvvetihttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gif ümmetimizin varlık esasıdır.

Evladımız sütten kesilir kesilmezhttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gifona kelime-i tevhidi ilk öğreten sensin.

Senin muhabbetinhttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gifbizim halimizihttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.giffikrimizihttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gifsözümüzühttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gifişimizi tanzim eder.

Ey dini nimetlerin kendisine emanet edildiği İSLAM kadını!

Hak dinin kor ateşihttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gifsenin nefesinden alev almıştır.

Bu asır iki yüzlüdürhttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gifhilekardır;dışı süslüdür ancakhttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gifiçi kokuşmuştur.

Bu asrın haramileri din yolundaki kervanların yolunu keser.

Bu asrın basireti kördür; hakkı tanımaz.

Ancak insanlıktan çıkmış kişiler bu asrın nefsani zincirlerine teslim olabilirler.

Asrın gözünühttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gifihtiras ve kan bürümüştür;acımasız bakar.

Kirpikleri adeta pençe kesilmiştir eline geçirdiğini kendine ram eder.

Bu asrın tuzağına düşen kişihttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gifkendisini hür sanır.

Asrın elinden zehir içmiştirde hala kendini diri zanneder.

Toplum fidanının Âb-ı hayatı sensinhttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gif

Ümmetin emanetini koruyan muhafız sensin.

Fıtratındaki ulvi hasletleri aklınla keşfet.

Hazret-i Fatımahttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gif senin için bir nümunedirhttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gifondan gözünü ve gönlünü ayırma.

Ta kihttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gifsenin dalında bir hüsüeyin meyvesi versin; gülistanhttp://www.tatliaskim.com/images/smilies/virgul.gif eski mevsimi getirsin.

Muhammed İKBAL


ALINTI

Nurefsan
18-12-09, 19:45
Rabbim sonumuzu hayr eyleye. :(

nurender
18-12-09, 22:45
Rabbim razı olsun ...
Emeğine sağlık ..
.Rabbim gönüllere insaf versin kardeşlerimize yardım eylesin inşALLAH

güller
05-02-10, 16:20
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2010/02/2010-02-05.jpg

güller
05-02-10, 16:21
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/temp/1caf070e23c466e8ec0c78a72f323674.jpg

http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2007/03/2007-03-28.jpg


http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/temp/1a18c45c9fc4c6ea1e81a9910efdc03c.jpg

güller
05-02-10, 16:22
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2009/03/2009-03-24.jpg

güller
05-02-10, 16:23
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/temp/b6946a18d35e209a7dc654642c715021.jpg

http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2007/04/2007-04-27.jpg

http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2007/08/2007-08-31.jpg

güller
05-02-10, 16:37
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2010/02/2010-02-01.jpg

http://www.yeniasya.com.tr/2010/02/06/resim/karikatur.jpg

http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2010/02/2010-02-02.jpg

güller
05-02-10, 16:55
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2006/12/2006-12-20.jpg


http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2006/12/2006-12-28.jpg

http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2006/12/2006-12-29.jpg

http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2006/11/2006-11-22.jpg


http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2006/10/2006-10-31.jpg


http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2007/07/2007-07-17.jpg


http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2007/07/2007-07-16.jpg


http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2007/07/2007-07-27.jpg

kardelen
06-02-10, 01:33
ELİNE SAĞLIK ABLACIM İNŞAALLAH ÇOCUKLARIMIZ BU KARİKATÜRLERİ YAŞAMAK ZORUNDA KALMAZLAR .BAŞLARI DİK EŞARBIYLA YAŞARLAR HER ALANDA BÖYLE BİR TÜRKİYE GÖRMEK ÜMİDİYLE MEVLAM RAZI OLSUN

güller
06-02-10, 13:23
KEFENDE BAŞÖRTÜSÜNDEN SAYILIRMI......................................... ........


http://www.risalehaber.com/images/caricature/45.jpg

güller
06-02-10, 13:32
http://www.yeniasya.com.tr/2010/02/07/resim/karikatur.jpg

http://www.yeniasya.com.tr/2009/11/15/resim/karikatur.jpg

ŞEKİL-İDEOLOJİ arasında başörtüsü
http://www.sohbeticanan.com/tesettur/ortu27.jpg

http://www.mescere.net/mkportal/modules/gallery/album/a_3561.jpg

Tesettür modası ve bu modanın tanıtılması ve yaygınlaşması için yapılan tesüttür defileleri, başlangıçta modanın teşhirci esprisinin mankenlerin başları örttürülerek bozuma uğratıldığı noktasından eleştiri konusu yapılmıştı.
Tesettür modasının bir kavram olarak gündelik hayatımıza girmiş olması, İslami kesim diye ayrılan insanların modanın yatay hızına bağlı olan bir değişim ile tanımlanmaya ve tanınmaya çalışmasını da izah etmektedir.
Tesettür modası ve bu modanın tanıtılması ve yaygınlaşması için yapılan tesüttür defileleri, başlangıçta modanın teşhirci esprisinin mankenlerin başları örttürülerek bozuma uğratıldığı noktasından eleştiri konusu yapılmıştı. Zamanla tesettür defilelerinde başörtüsü, şov'un bir parçası olarak dinin ilkesi olmaktan uzaklaştıkça eleştiri konusu olmaktan çıktı. Eleştiriler, 'defileler dindar kadın kimliğine uygun değildir, zaten maksat da dini değil siyasidir' noktasında yoğunlaştı. Bu yoğunlaşma ile birlikte, medyada siyasilerin eşlerinin tavır ve davranışları laikçi kalemler tarafından mahremiyete uygun olmadığı noktasından eleştiri konusu yapılmaya başlandı.
Tesettür defilelerini değerlendirme biçimi bakımından laik kesimi iki grup halinde incelemek mümkün.
1-Hayat tarzı ideologları
2-Laikçiliğin hürriyet tanımaz müdafileri
HAYAT TARZI İDEOLOGLARI

Hayat tarzı ideologlarının en en belirgin özelliği defile düzenleyen İslami kesimi çağdaş toplum ile bütünleşmenin yollarını aradığı için "onlar da şık olmak istiyor/onlar da kadın" taltifi ile tüketim ve marka paydasında eşitlenmeye rıza göstermeleridir. Bu gruptakiler için hayat tarzı paylaşımı belli bir markanın cemaati olmak ile eşdeğer tutulduğu için tesettürlü "dahi" olsa dünyaca ünlü markalara dahil olan(postmodern toplumda marka büyük bir ev manasına gelmektedir) tesettürlüleri çağdaşlığın emniyet subabı olarak görmekteler. Bunlara göre Türkiye'de tesettürlü kadınlar şıklıklarını ve ait oldukları markayı kamusal alanda ne kadar gözle görünür biçimde taşırlarsa, Türkiye'nin İran ya da Afganistan olma tehlikesi bertaraf edilmiş olur.
Hayat tarzı ideologları, saçını göstermek istemeyen kadınların saçlarını geleneksel olan başörtüsü ile örtmekten vazgeçmeyerek daha çağdaş stiller denememelerini başörtüsü yasaklarının en önemli sebebi olarak ortaya koymaktalar. Fransa'da yapılmış bir defilede bütün vücudu ve kafayı saran balık adam kıyafetini andıran deri kıyafetin Türkiye'deki tesettürlü kadınlara "modern tesettür" kıyafeti olarak sunulması, tenin ve saçın böyle de gösterilmiyor olması bakımından izah edilmesi dini bir terim olan tesettüre olan mesafenin, kapanmayacak kadar uzak oluşunu tasvir etmesi bakımından dikkat çekici.
Hayat tarzı ideologlarının işlevsel yöntemi kadınlık paydası.

BİRLEŞTİREN PAYDALAR

Gerek Refah dönemi iktidarlarında, gerekse Ak Parti iktidarında medyanın tesettürlülere ilgisi, yoğun bir magazin söylemiyle öne çıkıyor. Siyasilerin tesettürlü eşleri hayat tarzı olarak kah sorgulanıp kah taltif edilerek, başörtüsünün mahremiyetin sınırlarını belirleyici bir unsur olmaması için özel bir çaba sarf ediliyor. Bir taraftan meşhur modacılar siyasilerin tesettürlü eşlerine şıklık ve rükuşluk üzerinden karneler verirken diğer taraftan "yok aslında birbirimizden farkımız" onların tek fazlalığı başörtüsü, bizim tek eksiğimize tekabül ediyor yolunda haber dili tutturuluyor.
'Onlar da kadın' vurgusu aradaki buzları eriten bir formül olarak işleme sokuluyor.
Onlar da kadın: Tercih ettikleri markalar var.
Onlar da kadın: Terzileri var.
Onlar da kadın: Makyaj yapıyorlar.
Onlar da kadın: Kuaförleri var başörtülerini kuaförde bağlatıyorlar.
Onlar da kadın: Dekolte yerine farklı kumaşlar kullanıyorlar.

Onlar da kadın: Kocalarına ön ismiyle hitap ediyorlar. (Emine Erdoğan'ın "Tayyib'i özlüyorum cümlesi hakkında yazılanlardan bir kitap çıkabilir.) Listeyi alabildiğince uzatmak mümkün.
ŞAPKA VE PERUK YASAĞI
<>Üniversitelerdeki başörtüsü yasaklarının baş örtme biçiminin değişmesi ile ortadan kalkabileceğini, uzlaşmanın başörtüsünden vazgeçerek başka bir biçimde saçın gizlenmesi ile sağlanabileceğini söyleyen gruptakiler için temsil gücü en yüksek örnek Hürriyet Gazetesi Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök. Ertuğrul Özkök'ün savunduğu kriterin kendi zevkine uygunluğu noktasından değer kazanması dikkat çekici. Fakat köşe yazarlarının her birinin zevki ayrı olduğu için Ertuğrul Özkök için modern olan Emine Erdoğan'ın Atina'da giymiş olduğu yüksek ökçeli ayakkabı/çizme Ayşe Arman için rükuş olabilmektedir. Burada üzerinde durulması gereken husus tesettürlü kadınlar sözkonusu olduğunda hem erkeklerin hem de feminist / modern / libaral / çağdaş kadınların tesettürlü kadınların zevkini denetleme konusunda kendilerini haklı görmeleri.
'Başörtüsü karşıtlarını memnun edemezsin'
Zeynep Handan Sula. 22 yaşında. Bilgi Üniversitesi Matematik Bölümü mezunu. İstanbul'da Bahçelievler semtinde oturuyor. Çok fazla alışveriş yapmadığını söylüyor. Ama genelde alışveriş için outlet centerlara ve semt pazarlarına gittiğini ifade ediyor.
Geleneksel örtüyü estetik buluyor musun?
Geleneksel örtüyle kasdınız orduya girişin tek yolu olan model ise, maalesef, hiç estetik bulmuyorum. Başta iğnesiz olduğu için çabuk bozuluyor ve kişiyi daha yaşlı gösteriyor.
Başını örterken biçim olarak en fazla neye öncelik veriyorsun?
Başörtümün düzgün olmasına dikkat ederim. Bunun için de uğraşması zor eşarpları pek tercih etmem. Kolay şekil alabilen sade örtüler tercihimdir.
En itici gelen başörtme biçimi hangisi sence?
En itici gelen örtme biçimim tabii ki, deve hörgücü gibi topuz yapıp da örtünme şekli. Sırıtan hiç bir topuza tahammülüm yoktur. Bir ara, "şal" modası yeni çıktığı zamanlarda pek sevmemiştim. Şimdi ben de kullanıyorum.
Başörtüsü reklamlarını nasıl buluyorsun?
Başörtüsü ve reklam bence iki zıt kelimedir. Zira başörtüsü güzel olmak için değil, dikkat çekmemek, bedeni örtmek için var olan bir mefhumdur. Reklam ise insanların hoşuna giden, onları daha güzel, daha çekici vesaire yapan şeyleri tanıtmak için vardır.
Baş örtme biçimi sence başörtüsü karşıtlarını olumlu veya olumsuz etkiliyor mu?
Başörtüsünü çekemeyenler için nasıl örtündüğünüz farketmez. Kafanızı şapkayla dahi örtseniz size sinir olur ve o şapkayı başınızdan çıkarmaya çalışır. Ama gene de şekle göre o kişinin gözündeki statünüz değişebilir. Eğer pardösü giyip büyük başörtü bağlıyorsanız bunların en hoş görülüsü bile sizden rahatsız olabilir. Yok eğer spor bir kıyafet giyinmiş ve başınızı sıkma baş bağlamışsanız ki bu biçimi de bir ara ampul kafa diyerek gene rahatsızlıklarını dile getiriyorlar. Bir de şal versiyonu var, bu sıkma baştan biraz daha hafif bir durum, ama statüleri hemen hemen aynı. Velhasılı kelâm başörtü karşıtları, her zaman karşıttır. Onları olumlu etkilemek çok zordur. Görünüşünüzden çok, sizi biraz tanıma fırsatı edinirlerse kimliğinizden etkilenebilirler. Ki eminim çoğumuzun duyduğu bir cümle sarfederler "Sen diğer örtülülerden farklısın".
Başörtülü birinin tarz/stil sahibi olduğunu gösteren en önemli özellik nedir?
En başta belirtmeliyim ki, tarz/stil görecelidir. Birine göre tarz olan diğerine göre saçmalıktan ibaret olabilir. Mesela özel okul gençliğinin çoğunluğunu oluşturan zengin, çılgın tayfasının tarzı, pahalı şeyleri çok matah bir şeymiş gibi giyinmek ve gösteriş yapmaktır. Bildiğimiz "tiki" olarak adlandırılan ziyan olmuş gençliğin İslami versiyonlarıdır. Laiklerin giydiklerinin biraz daha uzununu, bolunu giyerler. Gerçi artık ona da pek dikkat etmiyorlar ya...
Başörtüsünü alırken en çok nelere dikkat ediyorsun?
Rahat ve kullanışlı olmasına. Yeri geldiğinde marka alsam bile markasını göstererek takmaktan nefret ederim, takanlardan hoşlanmam. Az önce de dediğim gibi günlük hayatta rahat ve sade olanları takmayı yeğlerim.


İDEOLOGLARIN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Hayat tarzı ideologlarının "çözüm" önerilerini ciddiye alarak başına şapka takarak yasaklı alanı aşmaya çalışanlar "ideolojik nedenlerle şapka / peruk takmak yasaktır" cezasına muhatap olmaktan kurtulamadı. Marmara Üniversitesi'nin kampusüne asılmış olan "ideolojik nedenlerle peruk ve şapka takmayı suç" kabul eden ilan "çağdaş Türkiye'nin" gündemine girmedi. Böylece şapka Osmanlı'dan cumhuriyete geçerken baş açma yöntemi olarak belli bir işlevi yerine getirmişken, modern Türkiye Cumhuriyeti'nde başı açık olmak ile başörtülü olmamak arasındaki mesafeyi koruyucu bir işlevi olmadı. Refah Partisi'nin kurucularından Ahmet Tekdal'ın kızı Ayşenur Tekdal'ın başörtüsünün üzerine önünde tül olan bir kep takması, Birikim dergisi yazarlarını makale yazmaya sevk edecek kadar infial yaratmıştı. 2003'te Reyhan Gürtuna'nın yılbaşı etkinliklerine başörtüsü üstüne şapka takıp gelmesi hiçbir haber değeri taşımadı.

güller
06-02-10, 22:58
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2008/03/2008-03-18.jpg


http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2008/06/2008-06-05.jpg

İğneleyici hüküm çıkardılar

http://www.sohbeticanan.com/tesettur/ortu24.jpg Başörtüsüne takılan her bir iğne, başörtüsünden vazgeçilmezlik olarak algılandı. Sadece kemikleşmiş bir karşı duruşu olanlar değil her konuda ilerci ve çağdaş görünenler bile başörtüsü konusundaki uzlaşmayı başörtüsünün vazgeçilebilirliği üzerine bina etti.

Başörtüsü karşıtları dindar kadınların başörtülerine taktıkları iğneden iğneleyici hükümler çıkardılar 90'lı yıllar boyunca. Her konuda ilerici ve çağdaş olanlar söz konusu başörtüsü olduğunda eski kriterleri geçerli ve doğru kriterler olarak kabul etmekten asla vazgeçmedi. Bu bakımdan başörtüsünü onların gözünde "sahih" kılacak yegane ölçü, ya Anadolu kadınının kullandığı iğnesiz yemeni tarzı başörtme şekli idi-ki bu şekil Cumartesi Anneleri'nin eylemleriyle sembolleşti- ya da cumhuriyet döneminin alnı kapatan fakat boynun altından fiyonk yapılmış örtülerine uygunluk. Kadınların başörtülerinin bir ucunu kulak hizasından ya da tepeden iğnelemeleri bir tarikata ya da siyasi partiye mensubiyetin ipuçları olarak değerlendirildi. Hatta zaman zaman medya, TSK'nın sözcülüğünü üstlenerek orduevlerine alınmayan başörtülü kadınlarla ilgili olarak bu yasak/ bu girebilir diyerek, saçı hiç göstermeyen başörtüsünü yasaklı,saçın ve boynun bir kısmını açıkta bırakan, boynun altından bağlanmış örtüye "serbest" statüsünü kazandırdı.
Başörtüsü karşıtları için başörtüsüne takılan her bir iğne başörtüden vazgeçilmezliği simgeliyordu. Başı örtülü tutmak konusundaki kararlılığı dışa vuran eylem planı olarak algılandı iğneler. Başörtüsüne kemikleşmiş bir karşı duruş ve kemikleşmiş bir cumhuriyet vatandaşı kavramından yaklaşanlar değil, liberaller bile başörtüsü konusundaki uzlaşmayı, başörtüsünün vazgeçilebilirliği üzerine bina ediyor. Başörtüsü ve iğne bahsi sadece başörtüsü karşıtlarını değil, başörtüsüne içeriden bakanları da meşgul etti.1980'li yılların ipek eşarpları 1990'lı ve 2000'li yıllarda yerini daha ziyade İtalyan tarzı sentetik eşarplara bıraktı. Bir moda akımı olarak belirlenebilecek olan sentetik başörtülerin yaygınlaşmasının pekçok sebebi var. En önemli sebebi her gün dışarıda olan öğrenciler ve çalışan kadınlar için çeşitliliğe imkan verecek kadar ekonomik açıdan ulaşılabilir olması. Her kıyafetin üzerine takılabilecek sentetik eşarplar, buruşmayan özelliği yüzünden tercih ediliyor. Ne var ki, bu eşarpların kaymaması için sadece boyuna takılan iğne yeterli değil. Tepeye, iki yanlara ve boyna takılan iğnelerle başörtüsündeki iğne sayısı dörde çıkıyor.
Başörtüsü karşıtları, başörtüsündeki iğnelerin sayısı arttıkça durumdan "iğneleyici hükümler" çıkarıyor diğer taraftan 1980'li yılların baş bağlama şeklini koruyanlar, bu yeni tarz küçük ve arkadan bağlanmış başörtülülere ihtiyatla yaklaşmayı seçiyor. Sentetik başörtülerin, arkada bırakılan uçları dik durduğu ve rüzgarda kolaylıkla açıldığı için üzerinden bağlanma işlemini gerektiriyor. Ne var ki bu tarz baş bağlama Hollywood aktrislerine benzetilme riskini taşıyor. Nitekim Türkiye'yi ziyaret eden ABD'li din felsefesi uzmanının "Türbanlıları Hollywood artislerine benzetmesi" manşet yapıldı. Haberin devamında Din Felsefesi Uzmanı Prof.Bruce Matthew'e İstanbul'a neden daha önce gelmediği soruluyor ve şu cevap alınıyor: "Dünyanın başka neresinde bu kadar hoş ve bakımlı türbanlı kadınlar görebilirim bilmiyorum" (16 Ağustos 2003 Milliyet)
Esasında İstanbul'da yapılmakta olan Dünya Felsefe Kongresi'ne katılmak için gelmiş olan Matthew'un yukarıdaki cevabına bakarak din felsefesi uzmanının biricik meşgalesinin hoş ve bakımlı kadınlar üzerine ihtisas yaptığı gibi bir anlam kayması söz konusu olduğu halde; "ciddi" geçmişi olan gazeteyi, bu anlam kayması ilgilendirmiyor, tesettürlü kadın imajının dindar kimliğinden koparılıp yeni tanım alanlarına hapsedilmesi üzerine dil geliştirilmesi öncelik kazanıyor.

Saç bakımı yerine başörtü bakımı
Kumaşın içine dikilmiş sentetik madde ile, başörtülerin önü asla bozulmayacak bir netliğe kavuşurken, aynı zamanda alnı tamamen açık tutan "siperlik" ile şapka havası belirginleşiyor. Önden bebek şapkalarını andıran örtünün arka kısmı başörtüsü kesiminde. Şapka ile kaldırılmış baş kısımdaki saçların görünmesini engellemek üzere aynı kumaştan bere/bone ile saçlar örtülüyor. Başörtüsü yasaklarının ortadan kalkması için modacılardan medet umanlar, iğnesiz başörtüsü tasarımıyla fazla ilgilenmediler. Modern görüntüye eklemlenme biçimi olarak başörtüsündeki iplikler Muharrem Yücel'in daha ziyade alt gelir grubundaki vatandaşlara hitap eden tasarımına karşılık, iplik yardımıyla saç biçimi verilmiş başörtüler "abiye" olarak rağbet gördü. Düğün ve nişan törenleri için iğne- iplik yardımıyle tasarlanmış başörtülere rağbet eden kesimin alt-orta, orta-orta sınıflara mensup olması, kamusal alana ender çıkan kadın kimliğinin yegane kamusallık olarak evlilik törenlerini görmesinin ipuçlarını vermekte.
Başörtüsünden vazgeçilmezliği vurgulayan iğnelere karşılık,ipliklikle birbirine tutturularak oluşturulmuş kıvrımlar, başın üzerinde temsili saç görünümü yakalamaya çalışarak, başı açık kadınların saç bakımını, "başörtü bakımı"yla karşılamaya çalışan bir tavrın ürünü. Bu tavır 2000'li yıllarda belirginlik kazanan popüler kültüre başörtüsüyle eklemlenmenin uç örneklerinden biri. Başörtüsü üzerinden kurgulanmaya çalışılan çatışma teorilerini iğne- iplik yardımıyla geçersizleştiren, saç gibi tasarlanarak bukle ve topuz havası verilmiş başörtüleri en fazla tercih edenler "bizim de başımıza/başörtümüze bakım yaptıracak kadar paramız" var mesajını vermeye çalışıyor.
İĞNENİN YERİNİ İPLİK ALINCA
Laikler ve liberaller başörtüsünün vazgeçilebilirliği üzerinden şapkalı çözümler ürettikçe başörtüsüyle şapka imajını birleştiren yeni modeller ortaya çıktı. 1990'lı yıllarda kar başlıklarının moda olmasından istifade eden öğrenciler kış döneminde okul kampüslerine bu başlıklarla gitmeyi denemişlerdi. İğnesiz başörtülerin mucidi Muharrem Yücel, 70'li yılların unutulmaz dizisi "Küçük Ev"in kadın kahramanlarının başlarına taktıkları başlıklar ile Asya kökenli kadınların başörtme biçimini birleştirerek iğnesiz başörtüler tasarladı. Yücel'in, iğnesiz başörtüleri dar gelirli kesimlerde kısa sürede yaygınlaştı.

Felsefecinin türbanlı yorumu
İstanbul'da 1960'lardan fırlamış gibi güzel, eşarplı kadınlarla karşılaştım. Dünyanın başka neresinde bu kadar hoş ve bakımlı türbanlı kadınlar görebilirim bilmiyorum. Türbanları bağlayış stilleri son derece değişik. Özellikle boynun arkasından çevirerek bağladıkları başörtüleri bana, 60'larda Chevrolet'lerin sürücü koltuğuna oturmuş, havalı Hollywood artislerini hatırlattı. Bu kadar güzel olmayı ve dikkat çekmeyi, saçlarını kapatmaya rağmen başarabilmek bir mucize.
'Pratik eşarp tercih ediliyor'
İğnesiz başörtüsünün mucidi Muharrem Yücel, iğneyle takılan başörtülere alternatif olarak geliştirdiği modelinin kısa sürede büyük ilgi gördüğünü söylüyor. Yücel, hem daha şık hem de iğne yutma sorununa bu baş örtüsü modeliyle çözüm getirdiklerini anlattı. "Çok kumaş denedim ve en sonunda ligralı kumaş kullanarak bedensel ölçüyü de çözdüm. Takılması pratik, kullanımı kolay olduğu için beğenildiğini düşünüyorum. Ayrıca takıldıktan sonra da gün boyu düzeltme derdi olmuyor. Hanımların şikayet ettiği konulardan biri eşarplarının önlerinin bozulması. Bu pratik eşarpla böyle bir dertleri kalmıyor. İğne derdi de olmadığı için takılması kolay. İğne arama ya da iğne yutma olayları gibi vakalar yaşanmıyor. Genç kesim özellikle öğrenci kesimi diğer gruplara nazaran daha çok kullanıyor."



http://www.yeniasya.com.tr/2009/10/01/resim/karikatur.jpg

güller
06-02-10, 23:15
Başörtüsü korkularına estetik biçim kattılar!

http://www.sohbeticanan.com/tesettur/ortu28.jpg
Seküler zihniyete sahip laikçi kesim, başörtüsü korkusunu örtüyü 'ne gereği varbu kadar çeşide diyerek tek tipleştirme', liberal kesim ise 'köylü kuzenini şehirlileştirerek estetik kazandırma' duygularıyla orta koydu

Tesettürlü kadınların baş bağlama biçimleri ve giyim kuşamları hakkında söz sahibi olduğunu düşünen kesimlerin söylemlerindeki farklılık dikkat çekici.
Laikçi kadın kimliğini savunan kadınlar 'neden bu kadar çeşitli tarzlarda baş örtme biçimi olduğunu sorgulayıp tek tip formaya benzer bir kadın giyimi olmasını önerirken, libaraller saçınızı göstermeden de şık olmanız mümkün' dilini kullanıyor.

Bu iki farklı tutumu ortak paydada toplamaya imkan veren, seküler zihniyetteki kadınların dindar kadınlar üzerine ataerkil baskı kurma çabaları.
Katı laikçi kimlik, korkusunu estetik çeşitlilik olarak ifade ederken, liberal kadın kimliği köylü kuzenini şehirlileştirmeye çalışan bir uslup tutturuyor.

Durup durup gündeme oturtulan ve her defasında bir düğüm daha atılan başörtüsünün şekli üzerinde kafa yoranların yorumu tesettür defilelerinin dilini; tesettür defilelerinin 'şov' boyutu da, sokaktaki başörtü biçimlerini etkiliyor. Fakat üniversite gençliğinin baş bağlama şeklini en çok etkileyen, başörtü yasağına karşılık kendi bireysel çözümünü bulma çabası.
KONUMUNA GÖRE BAŞÖRTÜSÜ
http://img1.blogcu.com/images/e/r/d/erdem943/akp_mhp_ed.gif
Başörtü yasaklarının olmadığı dönemde pardesü-başörtüsü ya da başarılı kadın kimliğini temsil eden adeta iş kadını giyimini andıran tayyör- başörtüsü tercih edilirken, yasaklar ile birlikte bu giyim şekli yerini daha salaş kıyafetlere ve saçın tesettürlü olduğunu ele vermeyecek tarzda örtülmesine bıraktı.
Bu kıyafetle sokağa çıkamayacak genç kızlar için bazı aileler otomobil alarak yasağı delme konusunda destek verdi.
Bu yöntem daha ziyade, zihniyet olarak özgürlüklerden korkmayan sosyal demokrat vakıf üniversitelerinde uygulanabilen bir yöntem.
Yasaklar içinde eğitim görmeye çalışan genç kızlar, önce çözüm olarak başın nasıl örtüleceğine karar veriyor, daha sonra bu çözüme uygun kıyafetleri tercih ediyor.

Mesela saçlarını bandana ile örten kızlar bu örtme tarzına uygun kıyafetler tercih ediyor. Bol pantalonlar, bol kazaklar.
BAŞÖRTÜMÜ NASIL SAKLARIM
http://img217.imageshack.us/img217/7416/bartm1.gif
Başını açıp dışarıda örten öğrenciler ise uzun, boyna dolanarak kullanılan örtüleri tercih ediyor. Bu tercih ile, başını açarak okula giren öğrencilerin bile izini süren hocaların soruşturma ve koğuşturmalarından kurtulmuş oluyorlar. Çünkü başını açan bir öğrenci için en büyük sorun başörtüsünü nerede ve nasıl saklayacağı. Uzun başörtüsü baştan çıkarılıp boyna dolandığında; moda olarak, atkı kullanan öğrenci gurubuna dahil olunuyor. Başı açık öğrenciler başörtülü arkadaşlarına destek vermek için, yani iz süren hocaları şaşırtmak için boyun atkısı ve bandana kullanarak kimin kimin olduğunu saklanması konusunda tesettürlü arkadaşlarına stratejik destek veriyor.
Üniversite gençliğinin bulmuş olduğu bireysel çözümler, siyasilerin ağzından çıkıncaya kadar kullanılabilir iken, siyasilerin öneri olarak ortaya koydukları her tarz bir anda geçersizleşerek 'yasak' kapsamına giriyor.
Yasak, kıyafetimi de örtümü de değiştirdi

Zehra Demir 24 yaşında, üniversite mezunu. Okulda başörtüsü yasağı yaşamış ve yasak yüzünden eğitimine bir yıl ara vermiş. İstanbul'a çalışmak için gelmiş. Ailesi Ankara Polatlı'da oturuyor. Annesi örtülü ve kendisi gibi etol başörtüsü takıyor.
Ne zaman örtündün?
İlkokulu bitirdikten sonra örtündüm. O yıl Anadolu lisesini kazanmıştım ancak başörtülü olarak okula gidemem diye kaydımın imam hatip lisesine yaptırılmasını istedim. Okula başladığım gün de başımı örterek okula gittim. Ailem bu kararıma ses çıkarmadı.
İlk taktığın başörtüsü modelini ve şeklini hatırlıyor musunuz?
Okuldaki öğrencilerin örttüğü o zaman tek bir model başörtüsü vardı o da lacivert bir başörtüsüydü. Öğrencilerin kimi iğneleyip boğazdan uçlarını dolayıp sıkıyordu, kimi de başörtüsünün uçlarını omuzlarına iğneliyordu. Ben bir ara başörtümü büyük olarak bağladım ve uçlarını iğneledim. Daha sonra daha rahat hareket etmek için başörtümün uçlarını gömleğimin içine soktum. Lise yıllarında öğrencilerin bir kısmı okula pardesü ve büyük başörtüsü ile geliyordu bir kısmı forma giyiyordu. Ben de ortaokul yıllarında forma giydim ve o dönemde başörtümü küçük bağladım. Pardesü giymeye başladığım zaman ise üzerine başörtümü büyük olarak taktım. Okuldan mezun olduğumda pardesü ve üzerine üçgen ve büyük şekilde başörtüsü takıyordum.
Üniversiteye girdiğinizde başörtüsü yasağı var mıydı?
Evet ben üniversiteye 1999 yılında başladım ve örtülü olarak okula öğrenciler giremiyordu.
Peki bu yasak okula başladığın dönem örtü şeklini etkiledi mi? Örtme modelini değiştirmeyi düşündün mü?
İllaki değişti, üniversiteye girdiğim ilk yıl kendime taktığım başörtüde bir tarz oluşturmaya çalıştım. Başörtümün boyutu biraz küçüldü ama yine üçgen model başörtüsü takıyordum. Giydiğim elbise modellerini değiştirdim, böyle olunca üzerine kombine ettiğim başörtüsünde de değişim doğal olarak oldu. Daha küçük ve daha özgün renkler ve modeller kullanmaya başladım. İlk yıl kaydımı dondurduğum için giyim ve başörtüsü tarzımda küçük değişiklikler oldu. Ancak yasak kalkmayınca ve ikinci yıl okula başlayınca doğal olarak örtü modelimi değiştirdim. Çünkü başörtülü olduğunu okuldaki hocaların bilmesini istemiyorsun. Sınıftan içeri girdiğinde bir başörtülüden çok salaş kıyafetler giymiş bir öğrenci havası verecek kıyafetler kullanmaya başladım. Daha kısa elbiseler ve bunların altına pantolonlar falan giymeye başladım. Bütün okuldaki başörtülüler bu şekilde giyiyorduk. Bu dönemde salaş kıyafetlerimin üzerine dışarıda fular şeklinde etol başörtüler takmaya başladım ve hâlâ aynı şekilde giyiniyorum.
Okul bittiği halde hâlâ aynı şekilde örtündüğüne göre bu örtü şeklini daha çok seviyorsun?
Evet, ben kendimi örtülü biri olarak toplum içinde böyle daha rahat buluyorum.
Girdiğin farklı ortamlarda bu tarz başörtünle seni daha kolay kabul ettiklerini düşünüyor musun?
Evet, büyük boy başörtüsü taksam belki gözler beni örtümden dolayı daha yargılayacak bir tarzda bakacak ama beni bu örtümle daha kolay kabul ettikleri bir gerçek. Ama tabiî olayın bir de şu boyutu var yani iş sadece taktığın başörtüsüyle bitmiyor senin kendini ifade ediş tarzın ve rahatlığın da çok önemli. bitmiyor.Yani ben başörtümü üçgen ve büyük model takıp onu benimseseydim o örtü içinde de kendimi rahat bir şekilde ifade edebilirdim. Ama en başta o örtü modelinin içinde ben kendimi rahat bulmuyorum.

güller
06-02-10, 23:18
Sokakta ferman padişahın, evde kadının


http://www.sohbeticanan.com/tesettur/basortu23.jpg

Osmanlı'nın aristokrat kadınları sokakta fermana uygun ama kapalı mekanlarda aydın erkeklerin beğendiği "yeni kadın" kimliğini giyim-kuşam ve sosyal faaliyet alanlarında inşa etmeye başladı. Vakti zamanında güzelliği için nikahlanmış kadınlar, artık güzel bulunmadıkları eski tarzlarını bırakarak Batılı kadınlar gibi giyinmeye başladılar.

Tanzimat ile birlikte tarz-ı hayat Batılılaşırken, Batılılaşan hayatın aktörü olarak erkek kıyafetleri de devlet zoruyla değişimden nasibini almıştı. Erkek kıyafetlerini, vatandaş kimliği ile eşitleyen Tanzimat aklı; Osmanlı'nın esas unsuru olan müslim- gayri müslim hiyerarşisini fes paydası ile bozarak, imparatorluk erkeklerini dini kimliği ele vermeyecek biçim içinde "bir örnekleştirmişti". Erkekler cephesindeki eşitlenmişlik, kimliğin koruyucu unsuru olarak kabul edilen kadınlar tarafına geçirilmemiş, tam tersi müslim kadınların gayri müslim kadınlardan farklılığının ilk bakışta anlaşılmasını sağlayacak olan özellikler fermanlar yoluyla korunmaya çalışılmıştı. Bir başka deyişle kamusal alanda Müslüman kadınlar Müslüman olduklarını kıyafetleri yoluyla ilan etmek yükümlülüğüne tâbi idiler. Hayatın her cephesi Batılılaşırken, üç İstanbul birbirine bağlanıp bağlantının ana damarı Levanten kültürün beşiği olarak Beyoğlu'nda atarken, evindeki kadının Osmanlı ve Müslüman kalması için çıkarılan fermanların hükmü yoktu. Sokakta fermana uygun ama kapalı mekanlarda aydın erkeklerin beğendiği "yeni kadın" kimliğini, giyim-kuşam ve sosyal faaliyet alanlarında inşa etmeye çalıştı Osmanlı'nın aristokrat kadınları. Gazete ve dergilerde yazan erkek kalemler, imparatorluğun duraklamasını, kadınların sosyal alanda yer almaması ile izah ediyor, eğitimsiz kadınların, eğitimli fertler yetiştiremeyeceğini söylüyordu. Osmanlı kadınları ne eğitimli ne güzeldi artık. Osmanlı'nın müslim kadınlarını beğenmeyen yazıların, kadınlar cephesinde iki karşılığı oldu.

http://img338.imageshack.us/img338/491/bartm11.gif
BATILILAR GİBİ GİYİNMEYE BAŞLADILAR
Güzelliği önceleyen kadınlar artık güzel bulunmadıkları eski tarzlarını bırakarak Batılı kadınlar gibi giyinmeye başladılar. Güzelliği önceleyen kadınlar, vakti zamanında güzelliği için nikahlanılmış kadınlardı. Eğitimli ve kültürlü olanları da vardı eğitimsiz olanları da. Kaderlerinin acı çizgisi, erkeklerini gayri müslim bir Beyoğlu kadınına kaptırmak noktasında birleşiyordu.
NATAŞA'LARIN NİNESİ HAROŞA'LAR
Güzelliği dillere destan, dokuz dil bilen Şair Nigar Hanım bile "kendisini deliler gibi seven" kocasını metres hayatına razı bir Rum dilbere kaptırmıştı. Beyoğlu pastanelerinde garsonluk yapan, iyi bir müzik eğitimine sahip, mazisi aristokrat Beyaz Rus kadınları, Osmanlı aydınlarının yalnız kalemine değil kalbine de girmiş; 1990'larda başlayan Nataşa akınından önce, Haroşa'lar olarak kendilerine saygın bir yer edinmişlerdi 1900'lerin başlarında.
Artık güzel bulunmayan kadınlar, yeniden güzelleşmek uğruna kabuklarını değiştirmeye çalışırken, yürüyüşlerini ve duruşlarını kaybettiler. O kadar ki, Refik Halit Karay, Batılı giysiler içindeki alaturka kadınların, daha kısa ve daha şişman göründüğünü, şiirsel özelliklerini yitirdiklerini yazdı. Muhteva değişmeden kabuk değiştiğinde Refik Halit'in Batılı zevkini inciten görüntüler ortaya çıkıyordu. 2000'lerin Türkiye'sinde bu defa güzel bulunmayan, şık bulunmayan kadınlar tesettürlü kadınlardı. Hem dindar erkekler eleştiriyor, "besleme gibi giyinmek", Fransız tarzını içselleştirememekle, Fransız modacılardan istifade edememek ile suçluyordu, hem de seküler zihniyetteki aydınlar. Onların eleştirileri, saçın şapka ile de kapatılabilirliğine rağmen neden ille de başörtüsünde ısrar edildiği noktasında yoğunlaşıyordu. Bu söylemin sahiplerine göre, başörtülü kadınların kendi tercih ve estetik beğenilerinin, bağlı oldukları dini ilkelerin önemi yoktu. Bu tartışmalar her tesettür defilesinden sonra dindar kadınların özgürlük alanını daraltan bir şiddet diliyle tekrar tekrar yapıldı. Tartışmadan kârlı çıkanlar, tesettür defilesini yapan firmalar ve bu tartışmaların yapıldığı medya organları oldu. İki taraf da bu vesile ile artan satışlardan hoşnuttu. Tesettürlü kadınlar için tarz belirleme çalışmaları o kadar had tanımaz bir cüret ile ortaya konuyordu ki, Fransa'da yapılmış bir defiledeki "balık kadın" giysisini andıran kıyafet dahi tesettürlü kadınlar için önerilebiliyordu. Çoğulculuğun, kimliklerin, kişinin kendisini rahatça ifade edebilmesinin yöntemlerinin konuşulduğu post-modern dönemde tesettürlü kadınlar üzerine yapılan tartışmaları nasıl değerlendireceğiz? Başörtüsü karşıtları şekil üzerine yoğunlaştıkça baş örtme şekilleri çoğalarak yeni tarzlar ortaya çıktı.
http://img262.imageshack.us/img262/2491/bartm4.gif
Manto ve başörtüsü cumhuriyetle başladı
Cumhuriyet ile birlikte modern kıyafetlere bürünmekte acele etmeyen mütedeyyin memur eşleri, bütün vücudu kapatan ferace ve çarşafı terk edip, manto ve başörtüsünü tercih ederek cumhuriyet karşıtı olmadıklarını ispatlama yükümlülüğünü yerine getirmek zorunda kaldılar. Osmanlı bakiyesi ilk kuşak kadınlar, hayatlarını evlerinde sürdürdükleri için, dizin altında biten mantoları, kalın çorapları, alnı kapatan üçgen başörtüleriyle cumhuriyetin ilk mantolu kuşağı olarak tarihe geçip, kendinden birkaç kuşak sonra gelecek dindar genç kızlar ve kadınlar için hizalama cetveli niyetine kullanılacaklarını bilmiyorlardı. Esasında onlar, zihniyet olarak dindar ninelerinden farksız, fakat kıyafetleriyle farklı olmaya mecbur tutulmuş kadınlardı. Zincirin koptuğu yerdeydiler. Ne var ki, konumları ve tutumları, kırılma noktasındaki ek olarak değerlendirilmemiş, geleneğin bizzat kendisi olarak kabul edilmişti: "Benim anneannem de dindardı ama bunlar gibi başını örtmüyordu"
"Benim annem/ninem başını böyle örtmüyordu" noktasından başlatılan başörtü karşıtlığına, savunma, 70'li ve 80'li yıllar boyunca Atatürk'ün eşinin de başının örtülü olduğu üzerinden yapıldı. Modern Türkiye'nin modern kadınları için çarşafı terk etme kampanyalarının düzenlendiği, çekilişlerle mantoluk kumaşlar verildiği dönemlerde, Latife Hanım örneğinde olduğu gibi kadınların başlarıyla birlikte alınları kapalıydı. Hatta Latife Hanım'ın birkaç kareden fazla olmayan bu başörtülü resmi, başörtüsü yasaklarının başladığı dönemlerde başörtüsünün "Atatürkçülüğe" aykırı olmayan ispatı olarak gazetelerde ziyadesiyle yer aldı.
Alnın kapalılığına verilen önem secde edilecek yeri saklamak olarak manalandırılıyordu. Modern tıbbın iki kaşın ortasında, alındaki noktayı, beynin insani özelliklerinin bulunduğu yer olarak tanımlıyor olması bu bakımdan dikkat çekici.

Göktürk başlığından penye 'bone'ye
Onuncu Yıl Marşı'nın "Çıktık açık alınla" dizerine inat 1970'li yıllara kadar mümin kadınlar alınlarını örttüler. Şehirde başörtüsü öne çekilerek yapılan alnı kapatma işlemi, Anadolu'da yöreden yöreye değişen kadın başlıkları ile gerçekleştiriliyordu.
Anadolu'daki kadın başlıklarının çeşitliğini belirleyen temel etken iklim özellikleri ve buna bağlı olarak kadının kırsal kesimde iş gücünü ortaya koyması ile bağlantılandırılabilecek bir durum.
ŞEKİL DEĞİŞİYOR
Yaşmağın altına takılan başlıkların Göktürkler'e kadar uzanan bir sürekliliğe sahip olması dikkat çekici. Bu süreklilik, 1990'ların ortalarından itibaren başörtüsünün içine takılan penye bonelerin alna kadar indirilmesiyle oluşturulmuş yeni biçimiyle yoluna devam ediyor. Batılılaşma macerası ile birlikte kadın giyim kuşamı ve kadın giyim kuşamının en önemli unsuru olan baş bağlama şekilleri de değişiklik gösteriyor.
Fatma Karabıyık BARBAROSOĞLU

güller
06-02-10, 23:20
ELMALI TEFSIRINDE
Tesettür

http://www.sohbeticanan.com/kuran/abese/bismillah.gif

http://www.sohbeticanan.com/mahrem/24_31.gif

"Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz." (Nur Suresi 31)
Müslümanlar, şimdi de kadınlar hakkındaki şu emre dikkat etsinler.

Müminelere de, yani mümin kadınlara da söyle: Gözlerini indirsinler, helal olmayan erkeklere bakmaktan sakınsınlar, zira bakmak, zinanın postacısıdır, derler. Ve avret yerlerini korusunlar, tamamiyle örtüp, zinadan korunsunlar. Ve zinetlerini teşhir etmesinler.

Kadının zineti denince örfte, taç küpe, gerdanlık, bilezik ve benzeri takılar, sürme, kına ve benzerleri ve elbise süsleri gibi şeyler akla geliverir.
A'râf Sûresi'nde :

http://www.sohbeticanan.com/mahrem/7_31.gif

"Ey Adem oğulları! Her mescide gidişinizde zinetli elbiseler giyin"

(A'râf, 7/31) âyetinde zinetin elbise demek olduğu da geçmişti.





O halde bu zinetleri açmak bile yasaklanmış olunca, bunların mahalli olan vücudu açmak öncelikle yasaklanmış olur. Yani vücudlarını açmak şöyle dursun, üzerlerindeki zinetleri bile açmasınlar.
Bununla birlikte bir kısım âlimler, burada zinetten maksadın, zinetin takıldığı, kullanıldığı yer olduğu fikrini kabul etmişlerdir ki, yüz, sürme ve allık yeri; baş, taç yeri; saç, örgü ve büklüm yeri; kulaklar, küpe yeri; boyun ve göğüs, gerdanlık yeri; el, yüzük ve kına yeri; bilekler, bilezik yeri; pazular, pazubent yeri; baldırlar; halhal yeri; ayaklar da, eller gibi kına yeridir. Bunlardan başka vücudun kısımları da aslında açılmaz. Bu âlimlerden bazıları muzaafın hazfi veya zikr-i hâl, irade-i mahal ile "ziynet yeri" takdirinde bir mecaz gözetmiştir. Buna delil olarak da, kadının vücudundan ayrı olduğu zaman o zinetlere normal olarak bakmak ve alıp satmak ittifakla caiz ve mübah olduğunu ifade ve kabul etmişlerdir.
Bazıları da yine bu delil ile, kadının asıl zineti, vücudunun güzel yaratılışı, zinet yapmaktan gaye de vücudun süslenmesi olduğunu kabul ederek bu zinetten maksadın, yalnız vücut olduğunu kabul etmişler ve kadınların birçoğu yapmacık zinetten uzak bulunmakla zaten zinetli oldukları halde yaratılış zinetinin zaten hepsinde bulunması ve her kadın bedeninin özünde bir zinet olması hükmün genelliği hakkını yerine getirme noktasından bu tahsisin bir destekleyicisi olduğunu söylemişler ve buna göre şu mânâyı vermişlerdir: Kadınlar yaratılıştan zinetleri demek olan vücudlarının hiçbir tarafını açmasınlar.
http://www.sohbeticanan.com/mahrem/3_14.gif






Doğrusu, doğal olan güzelliklere, zinet denilmekten çok "cemal" denilmesi daha yaygın ve zinet tabiri yapma şeylerle süslenen takılarda meşhur ise de "Kadınlardan, oğullardan, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşten... aşırı sevgi ile bağlanılan bu gibi şeyler insanlar için bezenip süslendi" (Âl-i İmrân, 3/14) âyetinin delaletiyle zinet kavramının yaratılıştan olana da sonradan yapmaya da şâmil olduğunda şüpheye yer yoktur. Zinet ve güzelliğin hakkı da meydana çıkarılmasını kendi sahiplerine tahsis edip başkalarından gizlenmektir.
Ancak görünen kısımları müstesna, O zinetlerden dışa gelen örtülse bile görünmesi doğal olanı, bu hükümden müstesna ve başka bir hükme tabidir ki, bunlar örtünün dış tarafıyla el ve yüz zinetleridir. Çünkü örtünün kendisi de kadının bir zinetidir. Tabiîdir ki, bunun dışı görünecektir. El ve yüzün de,

namazda görünmesi adettir. Ebu Davud'un Müsned'inde rivayet edildiği üzere,
Peygamber (s.a.v) Hz. Esma'ya
"Ya Esma, kadın bülûğa erince ondan görülebilecek olan ancak şudur." buyurmuş ve kendi mübarek yüzüne ve avuç içlerine işaret etmişlerdir. İş yaparken, gerekli eşyayı tutarken ve hatta örteceğini örterken bile elin açılması gerekli olduğu gibi, zarurî olan bakma ve nefes alma sebebiyle yüzün diğerleri gibi örtülmesinde zorluk vardır. Bir de şahitlikte, mahkemede, bir de nikahta yüzün açılmasına ihtiyaç vardır. Bundan dolayı zaruretler kendi miktarınca takdir olunmak üzere bunların açılmasında sakınca yoktur. Fakat bunlardan geriye kalanlarının açılması, görülmesi, bakılması haramdır ve nâmahremden örtülmesi gerektir.
Buyuruluyor ki ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar, başlarını, saçlarını, kulaklarını, boyunlarını, gerdanlarını, göğüslerini açık tutmayıp bu şekilde sımsıkı örtünsünler ve o halde bu emri yerine getirebilecek baş örtüsü kullansınlar.
Tefsircilerin nakline göre cahiliye kadınları da hiç baş örtüsü kullanmaz değillerdi. Fakat yalnız enselerine bağlar veya arkalarına bırakırlar, yakaları önden açılır, gerdanları ve gerdanlıkları açığa çıkardı, zinetleri görünürdü. Demek ki, son zamanlarda asrîlik sayılan açık saçıklık böyle eski bir cahiliye âdeti idi. İslâm böyle açıklığı yasaklayıp baş örtülerinin yakalar üzerine örtülmesini emir ile tesettürü farz kılmıştır.

Görülüyor ki,

Bu emirde tesettürün yalnız vacib oluşu değil, özel bir şekli de gösterilmiştir ki, kadın edeb ve temizliğinin en güzel ifadesi budur.
Bu emir ev içinde veya dışında diye kayıtlanmamıştır. Bu bakımdan mutlaktır.
Ancak görünen istisna edildiği gibi, gizlenen zinetlere bakmanın helal olanları da istisna ile bu tesettürün, yani örtünmenin vacib oluşunun, nâmahreme karşı olduğunu anlatmak için bu vücubun kuvvetini ve önemini göstermek üzere bir daha tekid ile buyurulmuştur ki, öyle örtsünler ve zinetlerini açmasınlar, açık bırakmasınlar ancak kocalarına veya kendi atalarına, yani babalarına, dedelerine ki amca ile dayı da nikah düşmeyeceğinden bunlara dahildir veya kocalarının atalarına veya kendi oğullarına veya kocalarının oğullarına veya kendi erkek kardeşlerine veya erkek kardeşlerinin oğullarına veya kız kardeşlerinin oğullarına veya kendi kadınlarına; müminlerin kadınları, yani müslüman kadınlar veya hizmet veya sohbetlerinde özel yeri bulunan kadınlardır.
Demek ki, özelliğini bilip tanımadıkları yabancı kadınlara da açılmaları caiz olmayacaktır. Önceki müfessirlerin çoğunluğu demişlerdir ki; müminlerin kendi kadınları demek, kendi dinlerinde olan müslüman kadınlar demektir. Bundan dolayı müslüman kadınları müslüman olmayan kadınlara açılmamalıdırlar. Fakat bazıları da bunu istihsane hamlederek müminlerin kadınları, hizmet veya sohbetlerinde bulunan gerek müslüman, gerek müslüman olmayan kadın cinsi demek olduğunu söylemiştir ki, Fahreddin Râzî buna "mezhep budur" demiştir. Önceki daha ihtiyatlı, bu ise daha uygundur.
Veya ellerinin altında malik oldukları cariyelerine veya erkeklerden ırbe sahibi olmayan hizmetçilere, yani kadına ihtiyaç duymaz olmuş, şehveti kalmamış salihlerden ihtiyarlar veya bunaklar veya kadın işini bilmez, yalnız yemeklerinin fazlasından yemek için şunun bunun arkasına takılır miskinler güruhu veyahut erkekliği yok, yaratılıştan iktidarsız uşaklar; bunda hadım edilmiş ve mecbûbün, yani erkeklik uzvu kesilmiş olanların da dahil olacağını zannedenler olmuş ise de, Keşşâf Tefsiri'nde ve Ebu Hayyan'da zikredildiği üzere İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretlerine göre bunları istihdam etmek, tutmak, alıp satmak helal olmaz. Bunları tutmak selefin hiçbirinden rivayet edilmiş değildir. Çünkü bunda hadım etme gibi bir kötülüğe düşmeye teşvik vardır. Halbuki hadım etmek haramdır.
Veya henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına.
Buraya kadar zikredilen on iki istisnaya da bir dereceye kadar zinetlerini açabilirler.

BİRİNCİSİ: Kocalar için vücutlarının tamamına bakmak helaldir. Çünkü zinetten kasıt onlardır.
İKİNCİSİ: Zikredilen mahremlerine bilinen zinet yerlerinden yüz, el ve ayaklarla, iş ve hizmet anında açılan başını, saçını, kulaklarını, boynunu, kollarını ve inciklerini açabilir. Onların da bunlara bakmaları helaldir. çünkü yakınlıklarından dolayı birarada bulunmaları gerekir. Ve fitne düşünülemez. Fakat karnını ve sırtını göstermek caiz değil, arsızlıktır.
ÜÇÜNCÜSÜ: Erkeğin erkeğe karşı olduğu gibi kadının kadına karşı avreti de göbekten dize kadardır. Geri kalan kısmına bakması caizdir.
DÖRDÜNCÜSÜ: Erkeklerden kadına ihtiyacı kalmamış, cinsi güçten düşmüş hizmetkârların, etkilenmemek ve fitne düşünülmemek itibariyle bakmaları, mahrem olanların bakmasına benzer.
BEŞİNCİSİ: Çocuklar mükellef değildir. Ancak anlayış ve idraklerine göre edeb ve terbiye öğretilmesi gerekir.
ALTINCISI: Bu örtünme emri, esir cariyeler hakkında değil, hür olan müslüman hanımlar hakkındadır.
İşte böyle hür kadınların, bu istisna edilmiş kimselerden başkasına zinetlerini göstermemeleri, kendi iffet ve korunmaları ve güzel geçimleri noktasından gayet önemli olduğu gibi, yabancı erkekleri etkilememek, günaha sokmamak, edeb ve iffet telkin etmek noktasından da çok önemli olduğundan, özellikle bu noktayı da düşündürmek ve tesettür emrinin kuvvet ve şumülünü bir daha hatırlatmak üzere, yürüyüş tavırlarının bile düzeltilmesi için buyuruluyor ki: gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar, yani baştan ayağa örtündükten sonra yürürken de edeb ve vakar ile yürüsünler. Örtüp gizledikleri sunî veya doğal ziynetler bilinsin diye, bacak oynatıp ayak çalmasınlar, çapkın yürüyüşle dikkat nazarları çekmesinler; çünkü erkekleri tahrik eder, şüphe uyandırır. Fakat unutulmaması gerekir ki, kadının bu konuda başarısı daha önce erkeklerin iffeti ve görevlerine dikkati ve toplumda olanların gayreti ve özeni ile mütenasip, bunlar da Allah'ın yardımı ile ayakta durabilir. Onun için bu noktada Resulullah (s.a.v) den bütün müslümanlara hitap ve erkekleri zikredip kadınları da içine alacak bir şekilde

buyuruluyor ki:
Ve ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz. Demek ki bozuk bir toplulukta kurtuluş ümid olunmaz, toplumun bozukluğu da kadınlardan önce erkeklerin kusur ve hatalarındandır. Bundan dolayı başta erkekler olmak üzere erkek dişi bütün müminler imana yaramayan ve cahiliyyet izleri olan kusur ve hatalarından tevbe ile Allah'a dönüp Allah'ın yardımına sığınıp emirlerine özen ve dikkat göstermelidirler ki, topluca kurtuluşa erebilsinler. O halde herkesin kurtuluşu bakımından iş sahipleri ve ilgili şahıslar şu emirlere de özen göstermelidir.

güller
06-02-10, 23:23
TESETTÜR VE ÜNIVERSITE ÖĞRENIMI
http://img17.imageshack.us/img17/3466/bartm13.gif
Bir bayan tesettürlü olarak üniversitelerde okuyabilir mi?
Mahremiyet konusunda kadın için haram olan şey; yabancı bir erkekle halvet halinde bulunması (kapalı bir yerde başbaşa kalmaları), en müsamahalı Hanefi görüşüne göre eli ve yüzü dışında kalan yerlerini açması (Cumhura göre eli ve yüzünü açması da haramdır), sesini cinsel duygular uyandıracak biçimde inceltmesi, yani kadınsı kadınsı konuşması (Azhâb 32) süsünü teşhir etmesi, erkeğin avret yerlerine bakması, yüzüne şehvetle bakması (Nûr 31), dokunması gibi şeylerdir. Bunların hiçbirisinin olmadığı bir yer, üniversite de olsa kadın orada bulunabilir, okuyabilir. Işin en statik yönü budur. Ancak eğitim için de olsa, karma (muhtelit) bir ortamda bunlardan en az birisinin bulunmaması, hemen hemen imkânsiz gibi olduğundan, âlimlerimiz karma eğitime pek cevaz vermemişlerdir. Ne var ki, Türkiye şartlarında mahzurları göz önünde bulundurarak tesettürlü olması halinde bile kızları Üniversitede okutmamak, onları bu mahzurlardan kurtarmak anlamına gelmez. Çünkü toplumumuzda onun bulunabileceği diğer yerler de Üniversitelerimizden pek farklı değil. Kur'ân kurslarında dahi erkek hocalar ders vermekte. Sokakların hali belli, televizyon sayesinde evlerin durumu açık. Demek ki, önce ortamın Islâmî olmadığı görülmeli, işin takvâdan ziyade fetvâya baktığı bilinmelidir. Buna göre mesele genel bir fetvâ meselesi değil, fertlerin durumuna göre değişen özel bir fetvâ meselesidir. Takvâ ortamı gelince mesele yeniden gözden geçirilir.

Kaynak: Sorularla İslamiyet (http://www.sohbeticanan.com/www.sorularlaislamiyet.com/default.htm)


http://img10.imageshack.us/img10/7813/bartm12.gif

güller
06-02-10, 23:24
BAŞI AÇIK RESİM ÇEKTİRMEK CAİZ OLABİLİR Mİ?

http://img43.imageshack.us/img43/9227/bartm14.gif
Bazı resmi işlerimizi yürütmek için yaptığımız müracaatlarda hanımlardan başı açık vesikalık resim istiyorlar. Vermezsek işimiz olmuyor. İstediğimiz kimlik, vesika veya pasaportu alamıyoruz. Başı açık resim çektirmek de caiz olmaz diyorlar. Bir çıkış yolu yok mu bunun? Efendim, bütün medeni ülkelerde insanların istedikleri şekilde resim çektirme hakları vardır. Buna kimsenin mani olmaması gerekir. İlle de başı açık resim çektireceksin diye bir dayatma artık olmamalıdır. Buna hakları yoktur açık resimde ısrar edenlerin. Bununla beraber şayet açık resim verilmeyince işi sürüncemede bırakıyor, istenen evrakı vermiyorlarsa hakkın zayi olmaması için zorlanan açık resim çektirilerek verilip evrak, kimlik veya pasaport alınma yoluna gidilebilir. Çünkü “Zaruretler mahzurları mubah kılar” kaidesinden bu izni çıkarmak mümkün olur.
Zaten resim de insanın canlısını teşkil etmez. Resmin sahibinin açık duruyor hali olarak kabul edilmez. Resim insanın canlı aslı değildir.
Ancak mümkün olsa da başı açık resmi, erkek değil de bir kadın çekse, böylece mahzur hiç söz konusu olmasa. Şu kadarı da vardır ki, günümüzde teknik gelişmiştir. Bilgisayar çalışmasıyla kapalı resme açık görüntüsü vermek de mümkün olmakta, bu da bir çare olarak görünmektedir.
Bu konuda (Prof. Dr. Hamdi Döndüren) değerli eseri (Aile İlmihali’) nde şöyle demektedir:
– “Kadının, din ve vicdan özgürlüğüne saygı duyulan bir beldede örtülü resim vererek istediği belgenin düzenlenmesini isteme hakkı vardır. Ancak kadın açık resim vermedikçe belirtilen belgeyi alamayacağını anlarsa, açık fotoğraf verebilir. Bu durum İslamın terbiye ve edebine uygun olmasa da fotoğraf, gerçek bedeni temsil etmez. Ancak açık resmi bayan fotoğrafçıya çektirmesi de ayrıca gerekir.” (Şayet böyle bir bayan fotoğrafçı varsa tabii ki.)

Kaynak: Yeni Aile İlmihali, Ahmed Şahin, Cihan Yayınları

http://img513.imageshack.us/img513/4062/hak11hak12gif.gif


http://img.blogcu.com/uploads/ihl01_yilbasi.jpg

güller
06-02-10, 23:39
Korkutucu Artış!

http://img.blogcu.com/uploads/ihl01_yilbasi.jpg
Netamiye’den (http://netamiye.blogspot.com/) okuduğum kadarıyla umreye gidenlerin sayısı bilmem kaç kat artmış. (http://netamiye.blogspot.com/2009/02/haydi-milllet-umreye.html)
Artışı görünce şaşırdım, ‘367 sabih’in’ dediği gibi, ‘dinci dikta mı geliyor yoksa’ dedim.
Baya tedirgin oldum.
Hal böyle olunca bir araştrmada ben yapayım, bakalım toplum gericileşiyor mu diye göreyim dedim, ve yaptığım araştırmada enteresan verilere ulaştım.
Böylece netamiye’nin, ‘bu nasıl bir artıştır hacı?’ sorusunun cevabını da bulmuş oluruz diye düşündüm. Araştırma sonuçları şöyle,
1) Eve sağ ayağıyla girip ‘bismillah, ya Allah, subhanallah’ şeklinde gerici nidalarda bulunan insanların yıllara göre dağılımı şöyle,
2001: 786 kişi
2002: 7 bin 85 kişi
2003: 2 bin 184 kişi
2004: 74 bin 714 kişi
2005: 118 bin 768 kişi
2006: 123 bin 808 kişi
2007: 154 bin 763 kişi
2) Başörtüsünü boynunun altına indirip, ‘ninemizin başörtüsü tarzını’ bırakan, ve başörtüsünü türbana dönüştürmek suretiyle ‘laiklik karşıtı eylemlerin odağı’ olanların sayısının dağılımı ise şöyle,
2001: 786 kişi
2002: 7 bin 85 kişi
2003: 2 bin 184 kişi
2004: 74 bin 714 kişi
2005: 118 bin 768 kişi
2006: 123 bin 808 kişi
2007: 154 bin 763 kişi
Araştırma sonuçlarından görüldüğü gibi, akp’nin iktidara geldiği günden sonra ‘gerici faaliyetler’ artmış.


TÜRBAN DESTANI

http://1.bp.blogspot.com/_gfSBVHKDlP4/RvLTZfpXboI/AAAAAAAAAIY/aEMaDcpEodE/S226/ampul+turban+yes.jpg


(http://www.blogger.com/rearrange?blogID=220806082951115073&widgetType=Image&widgetId=Image13&action=editWidget)

TÜRBAN DESTANI

Evren Paşa, çıkıp da taşa
Yarıp da taşı baştanbaşa
Şeriata karşı, hatim indirip
İçdonuna muska diktirip
Çemişgezek’te vaaz verirken
Aklına geldi durup dururken
Fakültelerde kılık kıyafet
Köpeklere âlâ ziyafet
Erkeklerde uzun saçlar; kirli, çember, keçi sakal
Hanımların başörtüsü
Cümlesini yasaklayıp, uymayanı pataklayıp
Ülkemizi kurtaralım
Başörtülü kızlarımız örtülerini sallayarak


http://www.mescere.net/mkportal/modules/gallery/album/a_3532.jpg

Fettullah’ın rüzgârında
“Efendiler buna türban derler” dediler
Evren Paşa şaşaladı,
Demek biliyormuşum yanlış
Başörtüsü dediğim türbanmış
O da mı dert; aldırmadım
Türbanı da yasakladım!
O günden sonra bildiğimiz örtüye
“Türban” dediler…
Köprü altından sular
Akıp geçti uzun süre
Türban hâlâ hassas mevzuu…
Şeriatçı, ***** liboş,
Dönek solcu, aymaz aydın;
Dört kol çengi halay çekip
Kime kısmet, neye niyet
Hoş geldin ikinci Cumhuriyet
Amerika sevdi bizi
Şeriatın simgesini
Bu ne güzel kılıktır
İslam’ımız ılıktır
Türban oldu şimdi moda
O da takıyor bu da
Stilistler atılıyor
Türbanları dizaynlıyor
Sofya Loren, Ödri Hepörn
Kıçı açık yıldızcıklar
Magazinin hatunları
Tekelimin gazetesi;
Beleş türban beş kupona
Başımdaki simge türban
Laikliğim ona kurban
Herkes türbanlı oldu
Sıraları doldurdu
Kına yaksın malum paşa
Türban takıldı başa
Artık tamam, biraz yavaş
Cumhuriyet oldu hoşaf
Gelsin şimdi kara çarşaf…

ATAY SÖZER


http://www.mescere.net/mkportal/modules/gallery/album/a_3538.jpg

güller
06-02-10, 23:45
http://www.mescere.net/mkportal/modules/gallery/album/a_3540.jpg


Buyrun............................................ .................................................

“Kuran'da başörtüsü yok !”
Eski Başbakan Bülent Ecevit'in isteğiyle araştırma yapan yazar İsmet Bozdağ, 'Kuran'a göre, kadınların gizlemesi gereken yerleri saç ve gerdanları değil, göğüsleridir' dedi

Yazdığı tarih kitapları ve araştırmalarıyla tanınan İsmet Bozdağ, 8 yıl önce dönemin başbakanı Bülent Ecevit'in kendisinden "Başörtüsünün Kuran'da yeri olup olmadığı"na ilişkin bir çalışma yapmasını istediğini belirtti.

Özdağ, "Araştırmayı yaptım ve Sayın Ecevit'e sundum. Çalışmayı inceledi ve sonra, 'Tıpkı benim düşündüğüm gibi. Ancak ben bunu açıklayamam. Bence bunu siz yayın yoluyla açıklamalısınız' demişti" dedi.

Toplam 67 kitap yayımlayan 91 yaşındaki Bozdağ, başörtüsüyle ilgili bu çalışmasını yayımlamaya fırsat bulamadığını, ancak bunu kamuoyuna açıklamayı bir borç bildiğini belirterek, İslam dininin başörtüsünü emretmediğini, Nur Suresi'nin 31. ayetinde yer alan örtünme konusunun başla değil, göğüslerin örtülmesiyle ilgili olduğunu ileri sürdü.

KADININ 'ZİYNET YERLERİ'

Bozdağ, "Kuran, 'Dışarı çıkarken başınıza örtü alın" diyor, ama bunu emretmiyor; 'iyi olur' anlamında tavsiye ediyor. Ancak süslerinizi gizleyin dediği yer Diyanet'in dediği gibi 'gerdan' değil, 'göğüsler'dir. Bunu bir tek Yaşar Nuri Öztürk mealinde dile getirdi" diye konuştu.

Bozdağ, konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

"Nur suresinin 31. ayetinde ayrıntıları ile açıklanan örtünme koşullarından anlıyoruz ki, 'örtünme' herkese karşı değildir. Ev içi ilişkilerde örtünme; kadının karşısındaki insanda şehvet duygusunu uyandırmayacak biçimde giyinmesidir. Şehvet duygusunu kamçılayan 'ziynet yerleri'dir. Nur suresinin 31'inci ayetine göre, kadının ziynet yeri, yakadan sonra başlayan yer ya da başka bir yorumla, göğüs çaprazından sonrası.

Nur suresinin 31. ayetinde, 'Gizledikleri süslerinin bilinmemesi için, ayaklarını yere vurmasınlar' deniyor.

Kim ayaklarını yere vurmayacak? Kadınlar. Niye vurmayacaklar? Gizledikleri süslerinin bilinmemesi için. Ayaklarını yere vurdukları zaman, hangi süsleri belli olur? Göğüsleri.

Çünkü ayaklar yere vurulunca, titreyerek varlıklarını belli eden tek kadın uzvu göğüslerdir. Ve bu kadın uzvunu Kuran, aynı ayette, 'gizledikleri süslerinin bilinmemesi için' diye niteliyor."

Milliyet
02-09-2007


http://www.mescere.net/mkportal/modules/gallery/album/a_3546.jpg

güller
06-02-10, 23:51
http://www.mescere.net/mkportal/modules/gallery/album/a_3545.jpg

''CNN Türk'te yayınlanan BeşN birK programına konuk olan istanbul Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Filiz Meriçli, türbanlı öğrencilere ders vermeyeceğini açıkladı.

'Atatürk ilkelerine ve Atatürk cumhuriyetini korumakta kararlıyız. Özgürlük denince bu da benim özgürlüğüm, bentürbanlı bir öğrenciye ders vermek istemiyorum' şeklinde görüşlerini dile getiren Meriçli sözlerini şöyle sürdürdü: "Yasalara saygılıyız, yasalar da anayasamızdır. Anayasamızda Atatürk ve cumhuriyetin ilkeleri mevcuttur.

Burada da Türkiye laiktir. Türkiye cumhuriyeti laik bir cumhuriyet olarak yaşayacaktır. Yasamız budur, biz de bu yasaya saygılı olarak Anayasa'ya aykırı herhangi bir yasanın çıkmasını kabul edemeyiz" ''


http://www.mescere.net/mkportal/modules/gallery/album/a_3557.jpg

güller
06-02-10, 23:55
http://www.mescere.net/mkportal/modules/gallery/album/a_3559.jpg


neden şaşırıyoruz anlamıyorum.
daha önce "gerekirse yüzbin şehit verir alırız" diyenler "isterse yüzde doksanbeşle gelsinler indiririz" diyen rektörler gördük.
kendi ahlakını sorgulamayan bir toplumdan çıkan eğitimciler bunlar.
yani bizden yansıyanlar.
ne denebilir ki şimdi.
amelesinden müdürüne kadar herkesin bir ötekisi var.

bu şahısa verip veriştirsek ne olur. hiçbir şey olmaz. geri kalanların hepsinin bir ötekisi var.

türbanlı türbansız, kürt türk, alevi sunni ve daha bir çok şey.
en iyisi bülent ortaçgil den bir parça söylemek
Biralar soğuk mu?" dedim
Dedi ki, "Normal!"

"Peki ya havalar?"
"Valla gayet normal!"

"işler?" dedim, "Gidişler?" dedim?
"Hepsi normal!"

"Peki..." dedim, "...ya sen, ben?"
Dedi ki, "Normal!"

"Peki biz, ikimiz?"
"Valla gayet normal!"

"Halimiz?" dedim
Ne dese beğenirsin, "Normal!"

Mmm, biri anlatsın hemen
nedir bu normal

Mmm, canım sıkıldı artık,
yoksa ben miyim anormal

"Peki... dedim "...ya Türkiye?"
Dedi, "Normal!"

"Ya AB?" diye sordum
Dedi, "Çok normal!"

"Peki ya ABD?"
Dedi ki, "Normal!"

"Peki..." dedim, "...ya DGM?"
Dedi ki, "Normal!"

"Ya OHAL, o kadar yıl?"
"Bilmem, normal!"

"Peki GAP, ZAP, Hasankeyf?"
"Hepsi normal!"

Mmm, biri anlatsın hemen, nedir bu normal
Mmm, canım sıkıldı artık, yoksa ben miyim anormal

"Peki..." dedim "...ya medya, RTÜK?"
Dedi, "Normal!"

"Ya reklamlar, rating?"
"Valla gayet normal!"

"Yahu hiç mi ikinci yok?" dedim
Dedi ki, "Normal!"

"Peki ya trafik, katliam?"
Dedi, "Normal!"

"Ya Susurluk, kamyon?"
"Valla gayet normal!"

"Yine kaybettik!" dedim
Dedi ki, "Normal!"

Mmm, biri anlatsın hemen, nedir bu normal
Mmm, canım sıkıldı artık, yoksa ben miyim anormal

güller
07-02-10, 08:22
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2007/08/2007-08-22.jpg



ALAN ,SÖYLEYEN,VEREN,NE NİÇİN NEDEN,
kAFAYA TAKMIŞLAR,HADİ SEYRE BİİZİM İÇİN,
UTANMAZ,HAYASIZ,YOLUN YOLMU NİÇİN
GİDİLEÇEK YER BELLİ,OZAMAN TAKARSIN BELLİ.................

güller
07-02-10, 08:26
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2007/05/2007-05-02.jpg


http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2008/10/2008-10-31.jpg

güller
07-02-10, 08:36
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2008/08/2008-08-27.jpg

FİŞLENEMLER AÇIKLANIYOR....................................... ................
ALTIN PORTAKAL ZAMANI BUYRUN SEYRE..............................

güller
08-02-10, 13:19
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/temp/21f5a8eea6aa2cdf3bcc7858a48b1877.jpg

Akıl verilmiş,düşün diye ,aklı gözüne inmiş,görmez ne bile,
Ancak gördüğüne inanır,nazarı olmuş,karanlık zavallı bilmez.



Hadi buyrun,daha neler var neler bu sözlerde.
Anlamak istemiyorlarsa bize göre boş bu sözler



BUYRUN OKUYUN.....

Ayakkabı-Türban denklemi

Üçü de profesör. Biri CHP’li Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, diğeri Dolmabahçe Müdürü İlber Ortaylı, sonuncusu Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu.

CHP’li başkan, GATA’daki “türban” ayıbına şöyle yorum getirmiş: “Camiye ayakkabıyla giriliyor mu ki, GATA’ya da türbanla girilsin.”

Unvanlar “profesör” olsa bile; karşı olmak, muhalefet etmekle akıl ve izan sahibi olmak arasındaki ince çizginin flulaştığı bir noktadayız.

Camiler, birer ibadethanedir. İbadet, inanca tabidir. İnanan insanların secde ettiği mekanın temizliği için ayakkabılar çıkarılır. Ayakkabı çıkarılmasının temel nedeni, pisliktin korunma düşüncesidir.

Bu basit gerçeği, ilkokul çağındaki çocuklar bile bilir. Hele bir profesörün bundan haberdar olmayacağı asla düşünülemez.

O halde problem nedir?

Cami içine ****** taşınmasın diye çıkarılan ayakkabılarla türbanın aynı kefeye konarak GATA yasağının savunulması, bir ideolojik tutumdan da öte, akıl ve izandan yoksun hasmane tavrın tezahürüdür.

Ayakkabı-türban denklemi, ancak böyle bir zihniyetten türer.

Darbeyi meşrulaştırma

Diğer profesör ne diyor? Bakalım; “Siyasetin kendini geliştiremediği ortamda darbe kaçınılmazdır. Türkler asker millettir.”

Dolmabahçe Müdürü ve tarih profesörü olarak, 36 Osmanlı padişahından 12’sinin darbe veya isyanla tahtını kaybettiğini, askerlik tarihinin aslında darbe ve isyan tarihi olduğunu, demokrasinin emekleme çağında sürekli kafası koparılarak siyasetin kısırlaştırıldığını, periyodik olarak siyaset tarlasının sürüldüğünü ve kökleşmesine asla izin verilmediğini bilmesine rağmen, böyle konuşması ilginçtir.

Neden olabilir?

Genelkurmay’daki Kazım Karabekir konferansında topuk selamıyla arz-ı endam eylemesinden dolayı “Karargahın ya huyundan ya suyundan” diyesim geliyor ama o toplantıların bir konuğu olarak bu tezi de inandırıcı bulamıyorum.

Sanıyorum o sorunun cevabı, bilgili olmakla aydın olmak arasındaki nüansta yatıyor. Bilgi hazinedir. Bilgiyi pazarlayıp kişisel ikbaliniz, hırslarınız, hevesleriniz veya hazinenizin aracı haline getirebilirsiniz. Ya da toplumsal yöne kanalize edip aydınlatıcı hüviyete büründürebilirsiniz.

Tercihiniz birinci yolsa, yaşadığınız rejimin mutlaka demokrasi olmasına gerek yoktur. Bilgi arzına talep ha siyasetçiden gelmiş ha ge
neralden fark etmez. Gerekirse darbeden medet umar, postal yalarsınız.

İkinci yola baş koymuşsanız eğer, bilirsiniz ki, sadece özgür ortamda yeşerir serpilirsiniz. Darbelere şiddetle karşı çıkarsınız. Çünkü özgürlük, nefes almak gibi hayatidir.

Hayat bazen ıskalaya da bilir.

Duydum ki, TBMM 2010 yılı Onur Ödülü Dolmabahçe Müdürü’ne verilecekmiş. AK Parti ve MHP arasında uzlaşma sağlanmış.

Meclise de bu yakışır! Darbe olursa belki ödül sahiplerine şefaat eder!

Ekran esaretine hayır

Ne var ki, sonuncusu, bu iki profesör kadar şanslı değil. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, “Akşam yarım saat televizyonu kapatıp Kuran okuyun” dedi diye “deli” ilan edildi.

Gerçi, darbecilerin “baş tacı” edildiği yerde “delilik” yaftası onur ödülüdür, Bardakoğlu’nun incinmesine hiç gerek yoktur.

Hele lafı neresinden anladığı belli olmayan senarist ve aktörlerin “Televizyona karşı çıkmak matbaaya karşı çıkmakla aynıdır” türünden demeçleri ise nasıl bir kokuşmuşluğa dücar olduğumuzun resmidir.

Halkın önemli kısmının televizyon esaretinde yaşadığı bir ülkede “yarım saat” mola istemenin, “delilik” olarak adlandırılması, sadece bize özgü olsa gerek.

Kuran okumak istemeyenler, İncil okusun, Tevrat okusun, başka kitaplar okusun, operaya gitsin, eşine veya çocuğuna zaman ayırsın, spor yapsın, ne yaparsa yapsın. Yeter ki, o sihirli kutunun esaretinden yarım saatliğine kurtulsun.

Radikalleri de var. Bakın Ufuk Uras televizyonu evine hiç sokmuyor. Habertürk’ün Ankara Haber Müdürü Ahmet Dirican, eşine ve çocuklarına daha çok zaman ayırmak için evindeki televizyonları söküp attı. Gıptayla izledim ama onun kadar iradeli çıkamadım.

Farklı bir yol izliyorum. Ekran başında Kurtlar Vadisi gibi 3-4 saat süren dizilere saplanıp kalmıyorum.

Elbette, özgür bir ülkede kimin neyi, ne kadar izlediğine kimse müdahale edemez. Ancak toplumsal hastalıkların teşhisi ve tedavisine ilişkin önerilere de “delilik” diye bakamazsınız. Hepimiz o topluluğun birer parçasıyız.

Bugün birçok ülkede internet bağımlıları, tıpkı uyuşturucu bağımlıları gibi tedavi görüyor. Çünkü, esarete dönüşmüş internet kullanımı düşünceyi yok ediyor ve toplumu için için kemiriyor. Türkiye’de televizyon kullanımı da benzer bir tehlike içeriyor.

Ne var ki, demokratik rejime darbeyi savunmak in, ekran esaretine darbeyi önermek out. Birine Onur Ödülü vermek istiyorlar, diğerine “deli” diyorlar.

Burası Türkiye...

güller
12-02-10, 13:29
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/temp/48dd4c359a15cddde8b95cc22fcef6ec.jpg

Düşünceler kaymış,çere,çöpe,bilmezki,o nerde,
Kaldır kaldırabildiğin yerden,eline gecen ne o nerede,
Klablerden kalkmaz aşkımız.çerçöple uğraşan bilir ozaman nerede:........(

güller
13-02-10, 10:54
Buyrun.....yasak sürsün cahil kalınsın sonra cahillik densin nasıl izan bu????????????*






CHP sitesine göre, örtünmenin sebebi eğitimsizlik
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/temp/30b5476c190e35be05805fa4ded60e0a.jpg

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)'nin, 2004 yılında kadınlara yönelik ilginç bir ankete imza attığı ortaya çıktı.



CHP Bilim Yönetim Kültür Platformu'nun yaptığı anketin ana konusu; 'başörtüsü ve çarşaf takan kadınların tercihleri'. Ancak ankette verilen cevaplar ile yapılan yorumlar arasında büyük çelişkiler söz konusu.

Halen partinin resmi internet sitesinde yayımlanmaya devam eden ankete göre, örtünmeyi tercih eden 2 bin 100 kadına, 'neden türban-başörtüsü-çarşaf kullanmaya başladığı' sorusu yöneltilmiş.

Kadınların büyük çoğunluğu 'İnançlarımdan dolayı' cevabını vermesine rağmen anket yorumcuları kendince bir değerlendirme yaparak örtünmenin sebebinin 'eğitimsizlik ve fakirlik' olduğunu rapor etmiş.


Çarşaflı bayanların yüzde 89'2'si, başörtülü-türbanlı kadınların da yüzde 70'e yakını, inançları gereği örtündüklerini söylemiş.


Araştırmada çarşaflı bayanların sinemaya gitme oranındaki düşüklüğe de alaycı bir yorum getiriliyor: "Başı açık kadınların üçte ikisi sinemaya giderken bu oranın çarşaf kullanan kesimde yüzde 10'un altında olması, çarşafın sadece kadını değil, sinema kültürünü de örttüğünü ortaya koyuyor."


Örtünmeyle ilgili kadınların zorlu şartlarla karşılaştığı belirtilirken, "Bütün bu ağır şartlara rağmen örtünmenin bu seviyelerde kalmış olması, Türk kadınının mevcut değer yargıları ve inançlarında sağduyunun ve cumhuriyete bağlılığının bir sonucudur." yorumu yapılıyor.

ZAMAN

HÜSEYİN KELEŞ İSTANBUL

Hüznün_Yüzü
13-02-10, 12:03
emeğinize sağlık teşekkürler

güller
15-02-10, 22:46
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/temp/c4091a436479bfa7f3a651cedfb3ea6e.jpg

Argüman yanlışı ise üniversiteye giriş sınavının bir avantaj değerlendirmesine konu edilmesidir. Sınav bir başarı sınavıdır ve kimin hangi kökenden geldiğine bakılmaksızın sadece öğrencinin başarısı esas alınmak zorundadır. Aksi takdirde üniversite başarılı olanların girdiği bir yer olmaktan çıkıp ait olduğu çevreyi esas alan bir değerlendirme ölçüsüzlüğüne yakalanmış olur.

Bunun da ilk vurduğu şey bilimin ta kendisidir. Çünkü bilim her şeyden önce bireysel başarı, zekâ ve beyinle yapılan bir faaliyettir. Bilim kendisine lazım olan beynin nereden geldiğine bakmaksızın çalışır. Kendisine lazım olan beyin yakınlarında yoksa bile uzaklara gider, bulur, ithal eder.

Osmanlı bunun adına devşirme demiş, beyne sahip olanın ne ırkına ne sınıfsal konumuna ne de dinine bakmış. İhtiyacı olan beyni bulduğu yerde kapmış. Asırlar süren başarısını da buna borçlu olmuş. Hiç kuşkunuz olmasın, yıkılışı da beyni değerlendirme ölçütlerini yitirmesiyle paralel olmuştur. 28 Şubat döneminde YÖK bütün enerjisini kendi avucunda bulduğu zengin beyin rezervlerini dışlamak için dünyanın en karmaşık sistemini geliştirmiştir. Bu dışlamadan beynin bir kısmı israf bir kısmı da göç etmiştir.

Katsayı ve Başörtüsü yasağı uygulamalarıyla 28 Şubat'çıların bu ülke için beyin ihtiyacı öngörmediklerini, damarlardaki kan ve sınıfsal kökeni daha çok önemsediklerini biliyorduk. Danıştay'ın son kararı da ne yazık ki Türkiye'nin beyne ihtiyacı olmadığını ilan eden akıl-dışı bir karar olmuştur.

Beyni bu kadar dışlamakla akıldan bu kadar uzak düşmek arasında bir ilişki yoktur diyebilir misiniz?
samanyolu haber.

asilNUR
16-02-10, 11:49
HAKİKAT noktasında da "ÇOK KOMİK" olan bu anlamsız dayatmanın, karikatürize edilirken bile ne kadar ACI bir tabloyu gözler önüne serdiği ortada..

Apaçık göründüğü gibi, İDEOLOJİK BİR BASKIDAN başka bir şey değil bu.. İLERİCİ (!) BİR KISIM; KENDİNİ TOPLUMDAN SOYUTLAYAN İNSANLARCA, "EĞİTİMSİZ, GERİ KALMIŞ" olarak nitelendirilen BAŞÖRTÜLÜ KARDEŞLERİMİZ, inançları gereği ALLAHIN BİR EMRİNİ YERİNİ GETİRME gayretindeler.. BÜTÜN ZAMANLARA hitap eden ve ZAMANLAR ÜSTÜ olan KUR'AN-I KERİM'İN hükümleri elbette; sözkonusu İLERİCİLİK olduğunda, bu anlamda da ZİRVEDİR... Bunu akıllarına sığıştıramayan insanlar da ZAVALLILIKLARINA yansınlar..

Bu konuda çok şeyler söylendi. Fazla söze hacet yok elbette..

Ama biz Nur Talebeleri, HADİSÂTI "RİSALE-İ NUR PENCERESİNDEN" DEĞERLENDİRMEMİZ gerektiğinde biliyoruz ki; Madem Rabbimiz bu olaylara izin veriyor, zahiren ŞER gibi görünse de ardından Mutlaka HAYIRLAR vardır.. Bu HAYRI GÖRMEYE ÇALIŞMAK belki de yapılması gereken en doğru mukabele.. Her iki tarafta bu anlamda CİDDİ BİR İMTİHANDALAR elbette.. Belki beri tarafta ALLAHIN BİR EMRİNİ YERİNE GETİRMEKTEKİ SAMİMİYET ve DİRENCİ ile Ebedi saadeti kazanmak noktasında kocaman adımlar atan MAZLUMLAR varken, öbür tarafta ALLAHIN BU EMRİNE MUHALEFET İÇİN VARGÜCÜ İLE ÇALIŞAN ZALİMLER cehenneme doğru koşuyorlar..

RABBİMİZ HERŞEYİN EN İYİSİNİ, EN DOĞRUSUNU BİLİR elbette..

ALLAH (C.C.) bizlerin imtihanlarını kolaylaştırsın, ve EBEDİ HAYATI KAZANMAK İÇİN gönderildiğimiz şu KISACIK DÜNYADA, RIZASI DAİRESİNDE İSTİHDAM ETTİĞİ KULLARDAN eylesin.. AMİN..

Bu ve bunun gibi birbirinden istifadeli paylaşımları için GÜLDOSTU kardeşimize de, bu vesile ile teşekkür ediyorum.. Allah razı olsun AMİN.

Vesselam.

Nurunalanur Sitemizde, GÜLLER ablamızın aynı isimle açtığı güzel başlıkta paylaştığım yorumumu, buradaki şahs-ı maneviyeye da dahil olmak niyeti ile paylaşmak istiyorum izninizle..

Dua ile.. vesselam..

vuslat
28-02-10, 23:36
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/temp/7ecf609e4f81481aae95ff4d353c5c58.jpg


http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/anasayfa/2010-03-01ana.jpg

güller
01-03-10, 14:25
Başörtülülere şok benzetme - Video
Balyoz tutuklusu emekli Tümgeneral Metin Yavuz Yalçın'a ait olduğu iddia edilen ses kaydı Türkiye'yi ayağa kaldırdı.

http://www.samanyoluhaber.com/h_396835_basortululere-sok-benzetme---video.html (http://www.samanyoluhaber.com/h_396835_basortululere-sok-benzetme---video.html)
videoyu izleyebilirsiniz......





http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2006/09/2006-09-27.jpg



Türkiye, Balyoz Soruşturması kapsamında tutuklanan emekli tümgeneral Metin Yavuz Yalçın'a ait olduğu iddia edilen ses kaydının şokunu yaşıyor. Ses kaydındaki kişi adeta Balyoz Darbe Planı'nın neden 5000 sayfa olduğunu anlatıyordu.
Komutan, genç subaylara açıkça şartların olgunlaşması adına OHAL'in önemli olduğunu söylüyordu.


BAŞÖRTÜLÜ İNSANLARA "KENE" YAKIŞTIRMASI
Tümgeneral Yalçın olduğu iddia edilen kişinin başörtülülere yönelik hakareti ise pes dedirtti. Ses kaydında Peygamber Ocağı TSK'nin başörtülü yakınları için "kene" ifadesi kullanılıyor, Ve "hiç acımayın" deniyordu.
Ses kaydı Balyoz Soruşturması'na giren bantlarla paralellik arz ediyor. Ak Parti ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yine hedefte.
BAYKAL VE BAHÇELİ'YE AĞIR SÖZLER
"Bir tek biz varız" diyen sesin sahibi CHP lideri Deniz Baykal ve MHP lideri Devlet Bahçeli'yi de aşağılıyor.
DEVLETE KÜFÜR EDİYOR
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne açıkça küfür eden komutan siyasi iktidara kurtuluş reçetesi sunuyor. "Koltuğumuzun altına girerlerse olur" anlamına gelecek ifadeler kullanıyor.

Atatürk'ün annesi de başörtülü kene miydi generalim? Feride'nin Günlüğü Diğer yazıları için tıklayın 01 Mart 2010 07:166,988 okunma / 25 yorumEsra Elönü / Haber 7A A A A A A Bu haberi yazdır Şimdi balyoza yapışıp indirecek duvar arayan gerilim sempatizanı adamlar mı kene, yoksa indirilmiş balyozun altında bile dimdik durmaya çalışan tabirinizle böcek nizamı verdiğiniz insanlar mı kene?
Baştan çıkartıcı ordu cazibesi…
Bu ülkeye adalet ancak 29 Şubatta gelir..
Bir dönem popüler böcek kıtlığı yaşamış olmalısınız ki, örümcek naralarıyla kafamıza vura vura teçhizatlı ağlarınızı ördünüz şimdi damardan doyurucu müfredat keneleriyle itham olunmamız bizi şereflendirir diyelim peki damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur dediğiniz demokrasi adalet özgürlük gibi atalet pıhtısı olmuş martavallara yapışmaya tenezzül ettiğimizi nerden çıkardınız sayın generalim?
Hayır, madem keneyiz madem öfkenizi belgesel böcekleriyle şahlandıracaksınız bırakın da kene olarak hangi damardan gireceğimize biz karar verelim!
Şunu sormak isterim rütbenizin altında asla ezilmeyecek bir kene olarak hadi diyelim biz keneyiz yapışılacak damar olduğunuzu nerden çıkardınız?
Bir dönem tavan arasındaki gölge etme başka darbe istemez kaşıntısına kılıf olarak gördüğünüz örümcek kafalı vaazcı gençliktik, şimdi ülkemizdeki pek muazzam cuntacıların kan akışını kesiyoruz diye derinliklerdeki çöreklenmelerin ipliğini, olduğundan şüphe duysak da adaletin makam pazarına çıkardık diye kene mi olduk?
Siz olduğunuz yerin tokadını yapıştıracak kudrete sahipsiniz anladık da, bakalım biz o tokada yapışacak onursuz keneler miyiz? Bir düşünmek lazım!
Şimdi balyoza yapışıp indirecek duvar arayan gerilim sempatizanı adamlar mı kene, yoksa indirilmiş balyozun altında bile dimdik durmaya çalışan tabirinizle böcek nizamı verdiğiniz insanlar mı kene? Madem böyle sürüngen literatüre dahil ediyorsunuz biyolojik yaşı derinleşmiş yer altı zihniyetine daha yaraşır bir böcek ismi değil mi bu kene jargonu! Yo yo sakin olunuz örümcekten keneye sınıf atlatıyorsunuz belli ki bırakın biz de bazılarının neyi atlatmaya çalıştıklarını yapışkan halimizle sorgulayalım!
Bırakın da Yüce Komutan Atatürk’ün; "Memleketin genel hayatında orduyu siyasetten tecrit etmek ilkesi, Cumhuriyetin daima sözünü ettiği bir esas noktadır. Kumandanlar, askerlik vazifesi ve icabetini düşünürken ve tatbik ederken dimağını siyasi mülahazaların tesirinde bulundurmaktan kaçınmalıdırlar” sözlerini bilmediğiniz kadar bilelim bırakın da inşa etmeye çalıştıklarınızla ortaya çıkan çelişkinin komik boyutlarını Zübeyde Hanım’ın başına taktığıyla başımıza taktığımızın arasındaki farksızlığa yapışarak gösterelim ve bırakın da aydın keneler olarak sarf ettiğimiz enerjiyi bir gün yakanıza yapışacak hakiki kene olma yolunda harcayalım! Yapışılacak adalet olsa yapışmak adına kene olmayı kabul edebiliriz belki azizim!
Esra ELÖNÜ - Haber 7


SABİR TAŞINI ÇATLATMAK !!!!BU KADAR OLUR....


http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2007/11/2007-11-10.jpg

güller
03-03-10, 02:33
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2006/07/2006-07-06.jpg


http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2006/10/2006-10-05.jpg

güller
07-03-10, 14:34
http://www.habername.com/images/news/16089.jpg http://3.bp.blogspot.com/_Oc1Gplu0PqI/SSa_fxYnq6I/AAAAAAAAGzg/CZvgWT7m-SQ/s400/vahit+akca-+CHP.jpg

http://foto.gazetevatan.com/newpics/news/251220081024595382065_3.jpg

Çarşaf yırtma 'ayini' ve tarihi bir ders
Hilafetin kaldırılmasının 86'ncı yıldönümü Mersin'de farklı kutlandı.
CHP Kadın Kolları, beraberinde getirdikleri "çarşaf" olarak bilinen örtüleri parçaladı.

Bu eylemle ilgili en iyi benzetmelerden birisini yazarımız Gülay Göktürk 5 Mart tarihli köşe yazısında yaptı:

"Kara çarşafları yırtarken, yırttıkları çarşafların üstünde tepinirken nasıl da kendilerinden geçmişlerdi.

17'nci yüzyıl sonlarında Amerika'da Boston'un Salem kasabasında cadı avına çıkan kadınlara ne çok benziyorlardı..."

CHP'li kadınlara CHP içerisinde de tepkiler yükseldi.

Mersin Kadın Kolları'na üye 12 eylemci istifa etti.

'Çarşaf yırtma ayini' birçok açıdan sakıncalar içeriyor.

Birincisi, halen toplumda tercihini çarşaftan yana kullanan kadınlar var.

Kadın Kolları onların yaşam tercihlerine açık hakaret etti.

Eylem, ötekini yok sayma ve mahalle baskısının açık delili.

İkincisi, CHP 29 Mart yerel seçimleri öncesinde "çarşaf açılımı" yaptı.

Varoşlara ve mütedeyyin kesimlere ulaşmak için çarşaflı yeni üyelere törenle rozet taktı.

İstanbul il örgütünün açılımının başarıya ulaştığı, Kemal Kılıçdaroğlu'nun aldığı yüksek oy oranıyla ortaya çıktı.

Kadın Kolları, bu açılımın sindirilmiş bir tavır değişikliği olmadığını, "istismar" amaçlı olduğunu gösterdi.

Yani CHP'nin itibarına ve inandırıcılığına darbe vuruldu.

Üçüncüsü, belki de en önemlisi, CHP'li kadınlar yakın tarihimizi de bilmiyor.

Hilafetin kaldırılması ile kılık-kıyafetin uzaktan yakından ilgisi yok.

CHP'li kadınlara, tarihçi Ali Satan'ın "Son Halife Abdülmecid Efendi" kitabını okumalarını tavsiye ediyorum.

Hiç değilse resimlere baksınlar.

Abdülmecid Efendi'nin kızı da hanımı da çarşaflı değil.

Mersin'de eylem yapan kadınlardan görüntü olarak farkları bulunmuyor.

Saraylı olmaları dışında...

Hatta Abdülmecid Efendi'nin "nü" resim çalışmaları bile var.

CHP'li kadınlara, Atatürk'ün Latife Hanım'la evlilik fotoğraflarına da bakmalarını öneriyorum.

Orada bütün zarafetiyle çarşaf var.

Latife Hanım çarşaf giyiyor.

Yani Atatürk'ün çarşaf, başörtüsü ya da etek şartı, kaba ifadesiyle "takıntısı" bulunmuyor.

Evleneceği kadının çarşaflı olmasına saygı duyuyor.

CHP de Atatürk'ün kurduğu bir parti.

Umarım nasıl bir gaf yaptıklarının farkına varırlar.

Bu ayıbın temizlenmesi için Kadın Kolları'ndan ayrılmaları yeterli değil.

"Ayin" yaptıkları meydanda, özür de dilemeliler.

Hem toplumdan hem de tarihten!

**

Kim kimi kuşatıyor?

Yargı reformu gündeme gelince, bazı çevrelerde kazanımları kaybetme kaygısı başladı.

Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkan Vekili Kadir Özbek, kurul kararlarına yargı yolunun açılmasını desteklediğini ancak referandumda "hayır" oyu kullanacağını açıkladı.

Daha paket bile belli değilken, bu çıkış neden?

Özbek, demokratikleşmeye neden 'hayır' desin ki?

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker bu duruma açıklık getirdi.

"Yürütme, 'yargı reformu' adı altında yargıyı kuşatma altına almak istiyor."

Yargıda kısır döngüyü en iyi bu iki açıklama özetliyor.

Yargıtay mensuplarını HSYK seçiyor. HSYK üyelerini de Yargıtay...

Gerçeker ve Özbek'in aynı düşünce alt yapısından beslendikleri belli.

Başbakan Erdoğan, dün TUSKON'da yaptığı konuşmada Gerçeker'e ağır bir cevap verdi.

"Bu ülkede 411 milletvekilinin verdiği oy yok sayılıyorsa yasama ve yürütmenin yargıyı kuşattığından bahsedemezsiniz."

Erdoğan, ardından tersi bir durumun yaşandığını, yargının yasama ve yürütmeyi kuşattığını dile getirdi.

367, parti kapatma, katsayı düzenlemesi, başörtüsü gibi konularda evrensel standartlardan sapan kararlar halen hafızalarda canlı.

Birileri Türkiye'nin demokratikleşmesini, yargının bağımsız ve tarafsız bir yapıya kavuşmasını istemiyor.

Konumlarını ve kazanımlarını kaybetmekten korkuyorlar.
ERHAN BAŞYURT
SAMANYOLU HABER

http://www.marmarahaber.net/upload/Image/20008/kasim/23.11.2008/karikatur.jpg

güller
07-03-10, 14:39
http://img2.blogcu.com/images/k/e/y/keykubat/woman_holding_crucifix_ha___tutan___ar__afl___kad_ _n.jpg

BÖYLE OLUNCA İRTİCA DEMEZLER.VAH Kİ NE VAH.

güller
07-03-10, 14:41
Çarşaf/tesettür ve CHP'nin niyet okuyuculuğu yada iki yüzlülüğü! (http://cancenk.blogspot.com/2008/11/blog-post.html)


http://4.bp.blogspot.com/_DYZmhhxuGjQ/SSU6WgZ2R-I/AAAAAAAAAVE/EnTGhM2MCZI/s400/6950D910F01E834EB5A4100Co.gif (http://4.bp.blogspot.com/_DYZmhhxuGjQ/SSU6WgZ2R-I/AAAAAAAAAVE/EnTGhM2MCZI/s1600-h/6950D910F01E834EB5A4100Co.gif)
Salih Memecan yine çok anlamlı bir karikatüre imza atmış.CHP zihniyeti bir karikatürle bu kadar iyi özetlenip anlatılabilirdi. Daha düne kadar Anayasa hükmüne itiraz edip, Anayasa mahkemesinde, inançlarından dolayı üniversiteye tesettürlü gitme imkanını sanki kendileri engellemediler. Bugün, Türkiye'de CHP ve medya istese; kavga ve kaos son bulurdu.

güller
07-03-10, 14:54
http://static.flickr.com/94/217083645_c8f456eb94.jpg
Yukarıdaki bayanların giyimleri İslami midir yoksa hurafeye dayalı bilgilerden mi kaynaklanmaktadır?
mÜSLÜMAN KARDEŞLERİMİZİN YAZISI

Peygamberimiz’in vefatından sonra din adına yapılan saptırma ve ilavelerde, kadınlarla ilgili konuların özel bir yeri olduğunu bir evvelki bölümde gördük. Kadınların kapanması ise kadınlarla ilgili uydurulanlar içinde özel bir yere sahiptir. Bu yüzden kitabımızda bu konuyu ayrı bir başlık altında inceliyoruz. İnsan memeli canlılar içinde tek çıplak doğan ve tek giyinendir. 7 Araf suresi 22. ayetten insanların giyinmesinin insanlık tarihi kadar eski olduğunu öğreniyoruz. Kıyafet, zamana, toplumun geleneklerine, iklimin şartlarına, meslek gruplarına, makama, mevkiye, yaşa ve birçok faktöre göre hem toplumlar arası hem de toplum içi çeşitlilik göstermiştir. Bazı toplumlar, Hint-Avrupa ırkında olduğu gibi tarih boyunca kıyafetlerinde birçok kere değişiklikler yapmışlardır. Bazı toplumlar ise, Asya toplumlarında olduğu gibi tarih boyunca kıyafetlerinde çok daha az değişiklikler yapmışlardır. Toplum içi kıyafet farklılıklarınınsa en iyi örneklerinden birisi Osmanlı’dır. Osmanlı’da padişah üç sorguçlu sarık takarken, veziri azam iki sorguçlu, halk ise tek sorguçlu takabilirdi. İki veya üç sorguç halka yasaktı. Saraylının, esnafın, tekkecinin, ayrı din mensubu kadın ve erkeklerin başlıkları, kıyafetleri, renkleri Osmanlı’da hep farklıydı. Bu kıyafetlerin farklılığı kanunlar ile korunurdu. Görüldüğü gibi hem toplumlar arası, hem toplum içi kıyafetlerin farklılığı, gelenek ve şartların bu kıyafetleri oluşturması, zengin malzemeli bir tarih ve sosyoloji konusudur.

SORUN GELENEĞİN DİNSELLEŞMESİDİR

Daha önce değindiğimiz gibi din adına uydurulanları incelersek; toplumun belli bir dönemindeki bakış açısının ve geleneklerinin dinselleştirilmesinin bunlarda önemli bir yeri olduğunu görürüz. Bu gelenekleri dinden ayırmanın yolu Kuran’dan anlaşılan kapanmanın din olduğunu; Kuran’dan çıkmayan kapanma şekillerinin, izahların din adına uydurma, geleneklerin dine sokulması olduğunu bilmektir. Şunu bir daha belirtelim ki geleneklerin bir kıyafet oluşturmasının bir mahsuru yoktur. Yanlış olan, tarihin belli bir anının ihtiyaçlarından doğan ve o toplumu ilgilendiren kıyafetlerin, evrensel olan ve binlerce yıllık zaman dilimine inmiş olan dine maledilmesidir. Örneğin, sarığı belli bir dönemde erkeklerin kıyafetini tamamlayan bir aksesuar, sıcaktan koruyan bir başlık olarak erkeklerin tümüne yakınının giymesi yanlış değildir. Yanlış olan, sarığın dinen kutsal bir giyecek olarak giyilmesi, başkalarına dîni kıyafet diye empoze edilmesi ve Kuran’da hiç bahsedilmeyen bir uygulamanın sevap diye dine sokulmasıdır. Görüldüğü gibi sorun belli bir toplumun geleneği sonucu sarığın takılması değil, o geleneğin din olarak takdimidir. Bu temel mantığı iyice kavramamız çarşaf, peçe, başörtüsünün nasıl dinselleştirildiğini anlamamızda ve bu kıyafet şekillerini gereği gibi değerlendirmemizde faydalı olacaktır. İlk önce yapmamız gerekeni yapalım ve Kuran’da kapanmayla ilgili geçen tüm ayetleri inceleyip Kuran’ın yani dinin istediği ölçüyü bulalım.

Ey ademoğulları! Size çirkin yerlerinizi örtecek giysi ve süs kıyafeti indirdik.

7 Araf Suresi 26

Araf 26’dan ve Araf 22’den avret yerlerini örtmenin ilk insandan beri hem erkek, hem kadın için örtünmenin minimumu olduğunu anlarız. Kadınlara özel giyinme ile ilgili ise Kuran’da 3 ayet
BAŞÖRTÜSÜ VE KAPANMA

vardır. Bu 3 ayeti incelemek kadının kıyafetinin nasıl olması gerektiğini, İslam’ın neyi söyleyip, neyi söylemediğini anlamamızı sağlar.

KURAN’DA BAŞI KAPAMAK GEÇMİYOR

Mümin kadınlara da söyle: Bakışları ölçülü olsun ve cinsel organlarını korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünenler hariç açmasınlar. Örtülerini yaka açıklarına koysunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları, yahut babaları, yahut kocalarının babaları, yahut oğulları, yahut kocalarının oğulları, yahut kardeşleri, yahut kardeşlerinin oğulları, yahut kendi kadınları, yahut ellerinin altında bulunanlar, yahut kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar, yahut kadınların mahrem yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, hepiniz topluca Allah’a tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz.

24 Nur Suresi 31

Kadını kendi zihniyetine göre yaşatmak isteyen zihniyetin çarpıttığı ayetlerin başında bu ayet gelir. Bu ayetteki “hımar” kelimesi geniş manalı bir kelime olup örtü manasına gelir. Eski Arap yazılarına bakılırsa hımarın yere konulan, masaya örtülen veya herhangi bir örtüyü tarif edebileceğini görürüz. Hımar, başı örterse başörtüsü olur, masaya konursa masa örtüsü olur. Allah eğer “hımar” kelimesi ile başın örtülmesini isteseydi “hımarürres” gibi bir vurgulama ile başörtüsü diyebilirdi: Böylece “res” kelimesi ile baş bölgesi vurgulanır ve örtü kelimesi olan “hımar” ile beraber başörtüsü net bir şekilde anlaşılırdı. Nitekim abdest alınmasıyla ilgili ayette başın sıvazlanması söyenirken, baş kelimesi Arapça karşılığı ‘res’ ile vurgulanır.

Üstelik ayette kapatılacak yerin yaka açığı olduğu geçer. Yani hımarın başı kapatması değil, ayette açıkça yaka dekoltesini örtmesi istenir. (Yaka açığı manasına gelen ‘cuub’ kelimesi hem bu ayette kapanılacak bölgeyi belirtmek için, hem Hz. Musa’nın yaka açığına elini soktuğunu belirten ayetlerde geçer.) “Hımar” kelimesi sırf başörtüsü manasına gelse bile bu ayetten başı örtmek değil, yine yaka dekoltesini kapatmak anlaşılacaktı. Üstelik başörtüsünü Kuran’a maletmek isteyen zihniyet, açık bir saptırma yaparak “felyedribne” fiilini “salsınlar” diye tercüme etmeye kalkmıştır. Böylece ayeti okuyan “başörtüsünü yaka açıklarına salsınlar” şeklinde okuyacaktır. Oysa hiçbir şekilde “darabe” kökünden türeyen “felyedribne” fiili “salsınlar” manasına gelmez. Bu fiille örtünün yaka açığına konulması yani kapatılması anlatılır. Kuran’da salsınlar, indirsinler manasında “felyüdnine” kelimesi kullanılır. Allah böyle bir ifade kullanmak isteseydi “felyedribne” fiili yerine “felyüdnine” fiilini kullanabilirdi. Bu örnek bize gelenekçi zihniyetin, kendi fikirlerini doğru çıkartmak uğruna gereğinde Kuran’daki kelimelerin manasını kaydırmaktan çekinmediğini göstermektedir.

Ayette diğer dikkat etmemiz gereken nokta “süsler” kelimesi ile neyin kastedildiğidir. Bizim kanaatimize göre “süsler” kelimesi ile özellikle “göğüsler” kastedilmektedir. Çünkü ayetteki tüm noktalarla mantıklı bir şekilde göğüs bölgesinin uyum sağladığı kanaatindeyiz. Birincisi, ayette yaka açıklarının kapatılması geçiyor, yaka açıklarından ise göğüsler gözükür. İkincisi, ayette gizlenen süslerin belli edilmesi için ayakların yere vurulmaması geçiyor. Ayaklar yere vurulduğunda vücutta belli olacak yer özellikle göğüslerdir. (sütyenin o dönemde icad edilmediğini düşünürsek bu daha da iyi anlaşılır.) Üçüncüsü, ayetten kendiliğinden görünenler hariç süslerin kapanması söylenmektedir. Ne kadar kapatılmaya çalışılırsa çalışılsın özellikle iri göğüsler, çeşitli fiziksel hareketlerde, hatta rüzgarın esmesiyle elbise yapışınca bile kendini belli edebilir. Ayetten bunun doğal olduğu anlaşılır. Dördüncüsü, ayette süslerin kimlerin yanında açılabileceği söylenir. Kuran’daki diğer ayetlerden kadınların bir kısmının iki yıl gibi uzun bir süre çocuklarını emzirdiğini görüyoruz. Kadının, babası gibi yakınlarının yanında, çocuğu acıktığında ve ağladığında onu emzirmesi gerekebilir. Ayetteki bu açıklamanın özellikle bu konuda kadınlara büyük kolaylık sağlayacağı kanaatindeyiz. Tüm bu izahlara göğüs gibi uyan başka bir bölge bulunmadığı için süslerle özellikle göğüslerin kastedildiği sonucuna varabiliriz. Süsler kelimesinden ziynet, takı gibi maddelerin anlaşılamayacağı ayetin bütünsel olarak ele alınmasıyla açığa çıkar. Çünkü ayette kadınların süslerini kendi kadınları yanında açabileceği geçiyor. Takı gibi maddeler tahrik unsurundan daha çok hava atma unsuru olabilir. Eğer bu hava atma olayı engellenilmeye çalışılsaydı, buna ilk karşı cins erkekler yerine, aynı cinsten olan kadınlar dahil edilirdi. Ayrıca ayakları yere vurunca hangi ziynet, takı eşyası belli olur? Kendiliğinden gözüken ziynet, takı ne olabilir? Araf suresi 31’de ziynet eşyalarının mescid yanında giyilebileceğinin söylenmesi, takıların cami yanı gibi en kalabalık yerlerde de teşhir edilebildiğini, yani saklanmasına gerek olmadığını gösterir. Görüldüğü gibi mantıksal bir elemeyle gidildiğinde ayetin özellikle göğüs bölgesinin kapanmasını vurguladığı anlaşılır.

KURAN’DA TESETTÜR KELİMESİ YOK

Günümüzde kadının kapanması için kullanılan “tesettür” ifadesi de Kuran’da geçmez. İslam adına etrafında bu kadar büyük fırtınalar koparılan bir kavramın, yani “tesettür” ifadesinin İslam’ın temel kaynağı olan Kuranı Kerim’de bulunmaması önemlidir. Demek ki “tesettür” kelimesi dîni bir kavram olarak sonradan oluşturulmuştur.

“Ayette geçen “humur” ve onun tekili olan “hımar” kelimesi kadınların başlarına örttükleri beze verilen özel isim değildir. Herhangi bir örtüdür. Bir şeyi örten şeye “hımar” yani o şeyin örtüsü denir.” Arapça sözlükler El Mucem ul Vasıf, El Müncid, Lisanı Arap, Tacul Arus’dan “hımar”ın temel manasının “örtmek” olduğunu göstermektedir. Anlaşılıyor ki mezheplerin yorumundan sonra “hımar” kelimesi ile sırf başörtüsünün anlaşılmaya çalışılması, bu sözlüklerde bu kelimenin bir manasının “başörtüsü” olmasını sağlamıştır. Fakat kelimenin temel manası mezheplerin kelimeleri tahrif etmesine rağmen bu sözlüklerden bile bellidir. Daha evvel açıkladığımız gibi ayette kapatılacak yerin yaka açığı olduğu söylenir, baştan bahsedilmez. “Arapça’da kadınların başlarına örttükleri şeyin özel adı “hımar” değil “mikna” ve “nasıyf”tır. Hangi Arapça sözlüğe bakılırsa bakılsın “mikna(çoğulu mekani)” ve “nasıyfın” hanımların başlarını örttükleri kumaşın adı olduğu yazılıdır.”

KURAN’DA ÜNİFORMA YOK

Kadınların kapanması konusunun daha da iyi anlaşılması için ikinci olarak Ahzab suresinin 59. ayetini de inceleyelim:

Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle cilbablarını(elbiselerini) üzerlerine giysinler. Bilinip incitilmemeleri için bu daha uygundur.

33 Ahzab Suresi 59

Bu ayetin anlaşılmasında kilit kelime “cilbab”dır. “Cilbab” Arapça’da gömlek, elbise gibi üste giyilen giysileri ifade eden bir kelimedir. Fakat hiçbir şekilde cilbab; belli bir yerden belli bir yere kadar örten giysi manasına gelmez. Gelenekçi İslamcıların kimisi kadının yüzü de dahil vücudunun tümünün örtülmesinin farz olduğunu, kimisi iki gözü, kimisi tek gözü dışındaki her yerini örtmesinin farz olduğunu, en ılımlıları ise yüz, eller ve ayaklar dışında her yerini örtmesinin farz olduğunu savunurlar. Oysa kadınların kapanmasıyla ilgili dinin tek kaynağı olan Kuran’da açıklananlar bu iki ayetle sınırlıdır. Yani kadınların başını örtmesi, peçe giymesi ve diğer anlatılan sınırlar Kuran’ın değil geleneklerin ve şahsi görüşlerin dine sokulmasının sonucudur. Eğer Allah böyle katı sınırlar çizmek isteseydi, bir ayette “Cilbabla; yüzünüz ve elleriniz dışında her yerinizi örtün” şeklinde bir sınırla kapanmanın sınırlarını çizebilirdi. Örneğin abdest ile ilgili ayette Allah, yıkanacak yerleri tek tek saymış ve “Dirseklere kadar ellerinizi yıkayın” gibi ifadelerle kesin sınırları koymuştur. Eğer Allah kapanmada da kesin sınırlar koymak isteseydi, bunu en azından bir cümleyle belirtebilirdi. Geçmiş kavimlerin başına gelenleri bile detaylarıyla anlatan Kuran, her şeyi açıkladığını kendisi söyleyen Kuran, eğer kapanmada sınırları belirlenmiş bir ölçü olacaksa ve bu bir tek cümleyle bile açıklanabilecekse, niye bu cümleyi içermesin? Bu açıklamanın olmaması, haşa Allah’ın unutmuş olmasından değil, bilakis bu tarzda kesin bir sınır koymak istememesindendir. Yukarıdaki 33Ahzab suresi 59. ayeti ele alırsak, ayette kesin hatları olmayan esnek bir ölçünün olduğunu görürüz. Ayetten, üzere alınan elbiseyle kadının bilineceğini, böylece incitilmeyeceğini anlarız. Kadın namuslu bilinirse, bilinmemeden dolayı bir incitilmeye uğramaz. Bazı insanlar namussuz, fahişe sandıkları kadınlara takılıp onları incitebilir. Ayet kadının üzerine elbise alıp bunu önlemesini sağlıyor.

Peygamber’in döneminde kadınların bir kısmının çırılçıplağa yakın, göğüsleri açıkta dolaştığı, hatta İslam’ın hakimiyetinden önce putperestlerin Kabe’de haccı çıplak yaptığı söylenir. (Kurtubi, el Camiil Ahkamil Kuran 7/189) 33Ahzab suresi 33. ayetten de İslam’dan önceki cahiliye döneminde kadınların süslerini açığa vurduğunu anlayabiliriz. Kendi dönemindeki ölçüyü ve fahişe kadınların açıklığının derecesini bilen kadınlar, elbiselerini ona göre ayarlayıp bu tacizden kurtulurlar. Günümüzde de eğer böyle bir durum olursa; kadınlar, kendi yörelerini, geleneklerini, şartlarını gözönünde bulundurup, kendilerini fahişe tipli kadınlardan ayırıp tacizden kurtulurlar. Burada şuna dikkat edelim; kadınlar elbise giyip tanınmamaktan dolayı oluşan tacizden korunur. Toplumda kadın nasıl giyinirse giyinsin taciz edecek adamlar da olabilir. Ayet namuslu bilinmemeden dolayı oluşan tacizi önlüyor ve bunu önlerken “daha uygundur” tarzında yumuşak ifadeler kullanıyor. Yoksa bazı erkeklerin beğendiği bir kadını terbiyesizce taciz etmesi bu ayetin konusu değildir. Ayetin esnek ve şartlara göre ayarlanacak ifadesinden anlaşılmaktadır ki kadın cilbabını (elbisesini) öyle giyecektir ki; çıplaklığıyla fahişe mesajı verenlerden ayrılacak, tanınacak ve böylece tacizden korunup, daha uygun bir hareket tarzında bulunacaktır. Kıyafet nasıl olmalıdır sorusu görüldüğü gibi ayetin içinde gizlidir; kıyafet ayetin amacına uygun olmalıdır. Eğer ki amaç yerine sınırlar önemli olsaydı ve bunda katılık gerekseydi, Allah ayeti ona göre indirirdi. Kapanmayı temel olarak bu iki ayet tarif etmektedir. Kapanmayı tarif etmemesine rağmen, kadınların giyimine değinen son ayetse 24Nur suresi 60. ayettir:

Nikah arzuları kalmamış, hayızdan kesilen kadınların süslerini göstermeye çalışmadan siyablarını (giysilerini) çıkarmalarında kendilerine bir günah yoktur. Sakınmak için iffetli davranmaları onlar için daha hayırlıdır. Allah İşitendir, Bilendir.

24 Nur suresi 60

Bu ayette geçen “siyab” kelimesi de hiçbir şekilde belli bir yerden belli bir yere kadar olan bölgeyi kapatan bir elbise manasına gelmez. Bu ayetten, belli bir yaşa gelmiş kadınların, kıyafetlerine daha az dikkat edebileceğini anlıyoruz.

SICAKTA BAŞIN ÖRTÜLMESİ KÜLTÜRELDİR

Görüldüğü gibi Kuran’ın tarif ettiği kapanmada, İslam adına bugün uygulanan kapanma şekillerinin, peçelerin, çarşafların, başörtülerinin tarifi yoktur. Yani bunların temeli dinimiz değil, örflerin, geleneklerin dinselleştirilmesidir. Peygamberimiz’in döneminde erkek, kadın birçok kişinin gelenek olarak başını örttüğü söylenir. Kıyafetlerin giyilişindeki temel sebeplerden birinin sıcaktan korunma olduğunu 16 Nahl suresi 81. ayette söylemektedir. Sıcak yörelerde başı örtmek, böylece güneşin etkilerinden, güneş çarpmalarından korunmak birçok sıcak iklimli bölgenin kültüründe vardır. Fakat ne yazık ki dinimizde kadının başının kapanması geleneği farzlaştırılmış, erkeğin başına sarık takması da sarıklı namaz kılanın 70 kat daha fazla sevap alacağı izahlarıyla dîni bir kıyafete dönüştürülmüştür. Oysa ne erkeğin sarığının, ne kadının başını örtmesinin Kuran’da geçmemesi, bunların dinsel bir nitelikleri olmadığının delilidir. Allah isteseydi “Erkekler sarıkla namaz kılsın” veya “Kadınlar saçlarının tek teli gözükmeyecek şekilde başörtüsü taksın” izahlarıyla konuya açıklık getirirdi.

Günümüzde başörtüsü için yapılan şamatayı ve eylemleri görenler Kuran’da geçmeyen bu hükmün İslam’ın en temel hükümlerinden biri olduğunu, Kuran’da ısrarla üzerinde durulduğunu sanmaktadırlar. Geleneğin savunulması, radikal hareketlerin karşı radikalizmi artırması, başörtüsünü birçok kere gündemin birinci maddesi yapmıştır. Başörtüsünü ısrarla savunup eylemler yapanlara, her eylemin, zıtlaşmanın sonunda, uğrunda bu kadar zahmete katlandıkları şeyin, din değil de gelenek olduğunu anlatmak daha da zorlaşmaktadır. Yapılan her eylem akıllı düşünmeyi, objektifliği kenara bıraktırıp, akılcılık, Kuran’ı samimi değerlendirme yerine örfe sahip çıkmayı, inadı ön plana aldırmaktadır. Başörtüsü yüzünden okulundan ayrılan bir kıza, “Başörtüsü diye, pardesülü kapanma diye bir şey dinde yok, sen din adına Arap örf ve adetlerine, Emevi ve Abbasi döneminin uydurmalarına sahip çıkıyorsun” deyince o kız sizi ne kadar objektif değerlendirebilir? Bu yüzden hepimiz dinci yobazlık kadar, kişisel hak ve özgürlükleri kısıtlayan; başörtüsü, kıyafet yasağı gibi gereksiz uygulamalarla insanları radikal çizgilere iten yasaklamacı kafalarla da mücadele etmek zorundayız. Çünkü bu kafalar ancak dinci yobazlığın ve radikalizmin artmasına sebep olurlar.

KADINLARI POŞETE SOKMA

Kuran’da gerekli malzemeyi bulamayan gelenekçilik , uydurma hadislerle, uydurma yorumlarla, mezhep izahlarıyla kadınları poşete sokulmuş şekilde kapatacak malzemeyi türetmiştir. Kuran’da 33Ahzab suresi 52. ayette Peygamber’in, bu ayetin inişinden itibaren güzelliği hoşuna giden bir kadın dahi olsa, artık evlenmesinin helal olmadığı söylenir. Demek ki Peygamber’in döneminde kadınların kıyafetleri kimin ne kadar güzel olduğunu bilmeyi engellemiyordu. Oysa mezheplerin izahlarındaki çarşaftan, peçeden, başörtüsünden hangi hanımın ne kadar güzel olduğu nasıl anlaşılabilir? Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da Kuran’ın gözardı edildiğini görüyoruz.

Her zaman olduğu gibi uydurma hadislerle dolu kitaplardan ise, işe gelen hadis alınmış, işe gelmeyen hadis görmezlikten gelinmiştir. Oysa hadis külliyatında Peygamber döneminde kadın ve erkeklerin aynı kaptan abdest aldıkları da geçer.(Bakın Buhari, vudu 43Ebu Davud, taharet 39 İbni Mace, taharet 36Nesai, taharet 56) Abdeste konu yerler ayak, dirseklere kadar eller, yüz ve baş olduğuna göre bu hadisten kadınların erkeklerle karışık ve başı açık oldukları anlaşılır. Oysa gelenekçi İslamcılık bu hadisi yorumlayarak atar ve kendi kafasına uygun diğer malzemelere sarılır. Peki madem kadının sizin söylediğiniz şekilde kapanmasının açık bir hüküm olduğunu söylüyorsunuz, niye ayrı ayrı kapanma şekillerini savunuyorsunuz? Neden kiminiz peçe farzdır, kiminiz ise değildir diyor? Neden kiminiz kadınların elleri gözükemez deyip yazkış kadınlara eldiven giydiriyor da, kiminiz kadınların elleri gözükebilir diyor? Neden kiminiz çarşaf dışında hiçbir şeyle kapanılamaz diyor da, kiminiz pardesü ile de olabilir diyor? Hiç şüphesiz kesin sınırlı bir hüküm olsa, böyle ayrı ölçüler çıkmazdı. Tüm bu ayrı ölçüler, hükümler kapanma konusunda geleneklerin, örfün, Emevi, Abbasi döneminin kadına bakış açısının dinselleşmesinin neticeleridir. Her bir ayrı kapanma modeli de “Allah’ın isteği tam budur.” diye savunulup sanki Allah’ın aynı konuda beşon tane ayrı görüşü varmış gibi bir komedi ortaya konulmuştur. Allah’ın kadınların giyinmesi konusundaki hükmü yukarıdaki 3 ayette bellidir ve bunlardan anlaşılan neyse kadının giyim tarzı öyle olmalıdır. Verilen esneklik de, tam bir sınırın olmaması da muhakkak hikmetlidir. Çünkü Kuran’ı indiren hikmetli olan Allah’tır ve Allah bu dini yüzlerce yıllık zaman dilimine, apayrı kültürlere, apayrı adetlere, apayrı iklimlere indirmiştir. Ayetlerdeki esneklikler dinimizin her şart ve zaman dilimine uyumunu sağlayan Allah’ın rahmet ve hikmetleridirler. Emeviler’in, Abbasiler’in kendi görüşlerini dondurup, Allah’ın görüşünü kendi bakış açılarına hapsetmeye çalışmalarından dinimizi kurtarmak hepimizin Allah’a karşı borcudur.

TEK GÖZ İZAHI

Buraya kadar Kuran’ın kapanma ile ilgili ayetlerini gördük. Şimdi de gelenekçilerin vardığı uçuk sonuçları görelim: Şafii ve Hanbeli mezheplerinde kadının istisnasız tüm vücudu her zaman kapanması gereken bölgedir (yüz ve eller de dahil). Hanefi ve Maliki mezheplerinde ise bir tek eller ve yüz, o da fitne olmayan koşullarda açık olabilir.(Sabuni Tefsirul Ayatil Ahkam 2/154,155) Es Suddi: “Kadın gözlerinden birini ve yüzünün açık kalan göz kısmındaki tarafını kapatır. Sadece bir göz açıkta kalır.” Ebu Hayyan: “Endülüs’te adet böyle idi. Kadının bir gözünden başka hiçbir yeri görünmezdi.”( Ebu Hayyan, El Bahrul Muhit) Şafii imamları kadının kesilmiş olan tırnaklarına dahi bakmayı yasaklamışlardır.(İbni Hacer el Heytemi, İslam’da Helal ve Haramlar 2/13) İslam’ın kadına farz kıldığı örtünme kadının yüzünü de içine almaktadır.(Fıkhus siyre sf:240) Kadının, yabancı erkeğin göğsüne, sırtına, bacağına lezzet korkusu olmasa bile bakması caiz değildir. Yüz ise fitne açısından ayaktan, saçtan ve bacaklardan daha ileridedir. Bu kısımlara bakmak ittifakla haram olduğuna göre, yüze bakmak da evveliyetle haram olması gereken bir fiildir. (Sabuni, Revai 2/156)

Gelenekçilikte varılan uçuk sonuçlar saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Yukarıda gördüğümüz gibi bırakın kadının komple kapanması gerektiği, kadının kesilen tırnağının bile görülemeyeceği iddialar arasındadır. Tüm bu izahları yapan gelenekçilerin sanki dinin tek kaynağının Kuran olduğunu kabul ediyorlarmış gibi “hımar” kelimesini ve ayetleri çekiştirip, Kuran’ı kendi kafalarındaki modele örnek gösterme çabaları şaşılacak bir tutumdur. Asıl sorun kadının kalktığı yere oturulamayacağını, hiçbir yönetici vasfı olmadığını, erkeğin kölesi gibi olması gerektiğini, kadınların çoğunun cehennemlik olduğunu zanneden zihniyette olmaktır. Başörtüsü ve diğer kapanma çeşitleri kitabın 21. bölümünde gördüğümüz zihniyetin sonucudur. Fakat günümüzde başörtüsünün özel bir yer kazanması mevcut gösteri ve eylemlerin neticesidir. Yoksa başörtüsünün kadının kalktığı yere oturulamayacağı izahından bir farkı yoktur. Başörtüsünün bu kadar tartışılması çağımıza mahsustur. Çünkü uydurmaların ortaya atıldığı ilk dönemlerde tartışma konusu “Kadının hangi bölgelerinin dışındaki yerler gözükebilir?” şeklindeydi. Tartışma “Tek göz mü, çift göz mü, tamamen peçe ile mi?” şeklindeydi. Bu dönemde kadınları tamamen kapatanların çoğu başörtüsü değil, çarşaf gibi tepeden tırnağa örtüleri kullanıyorlardı. Görüldüğü gibi başörtüsünü “hımar” kelimesiyle açıklamaya kalkmak yeni bir gayrettir. Daha eski yıllarda “hımar”ı peçe şeklinde tanımlama gayretleri, bugünkü başörtüsü gayretlerinin önündeydi! Aslında Kuran bu izahların hiçbirine geçit verecek izahlar içermez. Yoksa Kuran kesilen tırnağınızı göstermeyin mi diyor? Kuran peçe ile yüzünüzü örtün mü diyor? Kuran’da saçınızın tek telini göstermeyin deniyor mu? Saçın kapanmasına dair bir açıklama var mı? Peki, başınızı örtün diye hiçbir ifade var mı? Madem ki Kuran’da tüm bu izahlar yok samimi bir şekilde Kuran dışı kaynakları kullanıp bu uygulamaları çıkardığınızı itiraf edin. Kuran’ın kadınların giyimiyle alakalı 3 ayeti de, diğer izahlar da ortadadır. Hiç olmazsa kendi fikriniz içinde samimi olun, Kuran’ı çekiştirmeyin. Ayrıca şunu da belirtelim ki Kuran’da namaz kıyafeti diye ayrı bir kıyafet yoktur. Başörtüsü, peçe, çarşaf diye dinimizde bir şey olmadığına göre, elbette ki namazda da bunları giymenin bir mecburiyeti yoktur.

FUTBOL OYNAYAN ERKEKLER SEYREDİLEBİLİR Mİ?

Gelenekçiler kadınların kapanması ile ilgili bu izahları yaparken, erkekler için de Kuran’da olmayan birçok zorluk getirmişlerdir. Erkeğin diz ile göbek arasını örtmesinin farz olduğu kimi mezheplerin uydurmasıdır. Gerçi Peygamber’in baldırının gözüktüğüne dair de hadis vardır ama, bazı mezhep imamları öbür hadisi beğenip erkeğin baldırı ile dizinin arası gözükemez demişlerdir. Üstelik erkeklerin birbirinin diz ile göbek arasına bakmasının da haram olduğuna kanaat getirilmiştir. Bu izaha göre futbol, basketbol gibi erkeklerin şortla oynadığı oyunları da seyretmek haram olur. Türkiye’de yaygın olan Hanefi mezhebinin koyu savunucusu televizyonlar, kendi mezheplerine göre haram olmasına rağmen; futbol, basketbol gibi sporların maçlarını hiç çekinmeden göstermektedirler. Bu da bizce bu grupların kendi inançlarında ne kadar samimi olduklarının bir göstergesidir! Erkeklerin sarı ve kırmızı giyemeyeceği de yine mezheplerin İslam’ının uydurmalarından birisidir.(Bakın Müslim libas 27 ve Mişkat 2/1247) Erkeklerin parlak olanlarının peçe giymesi gerektiği izahı da gelenekçi eserlerdeki bir izahtır. Sakal konusunda yapılan izahlar ise tam bir felakettir. Diyebiliriz ki kadında nasıl başörtüsü uydurma bir dîni sembole dönüştürülmüşse, erkekte bu sembolün bir karşılığı varsa o da sakaldır.

Sakal bırakmak sünnet, başörtüsü farzdır izahları yapılabilir, ama sakalı bırakmaya sünnet diyenler garip bir mantıkla kesmeye haram demişlerdir. Türkiye’ye hakim olan en büyük mezhep Hanefiliğe ve diğer mezhepler Maliki’ye, Hanbeli’ye göre sakalı kesmek haram görülmüştür. (Halil Günenç, İslam’da Kılık Kıyafet ve Örtünme sf:177) Tabi ki diğer uydurmalar gibi erkeklerin sakal bırakması gerektiğine dair bir izah Kuran’da yer almaz. Fakat mezheplerin İslam’ını savunanlar: “Allah sakal çıkarıyor, sen kesiyorsun. Sonra Allah yine sakal çıkarıyor, sen Allah’la savaşıp bir daha kesiyorsun...” gibi enteresan açıklamalarla sakalı kesmenin, Allah’la savaşmak anlamına geldiğini halka anlatmaktadırlar. Allah’a şükür ki Allah kitabı Kuran’da her türlü detayı verdi ve böyle saçma uygulamaları savunan fıkıh ve hadis kitaplarına bizi muhtaç etmedi. Ne mutlu Kuran’ın yeterliliğini anlayanlara. Ne mutlu Kuran’a güvenenlere.

Kendilerine okunmakta olan kitabı sana indirmemiz onlara yetmiyor mu?

29 Ankebut Suresi 51

Dine yapılan ilaveler şu ya da bu kesim tarafından veya halktaki batıl inançlar yüzünden din sanılmış veya din olarak gösterilmiştir. Bu ilavelerin birçoğu toplum hayatını zorlaştırıcı mantıksız ilavelerdir. Fakat bu ilavelerin arasında topluma, sağlığa yararlı ifadeler de olabilir. örneğin dişleri misvakla temizlemek sağlık açısından çok yararlı bir uygulama olabilir. Fakat Kuran'da olmayan bir şeyi(bu örnekte misvağı) bir sevap kaynağı, dinin makbul tuttuğu bir ibadet gibi göstermek de hatadır. Bu yüzden bu listede gördüğünüz her şeyin yapılmaması gerektiğini sanmayın. Kişiler misvak kullanabilir, cübbe giyebilir, karides yemeyebilir, ama yeter ki bunların dinle bir ilgisi olduğunu iddia etmesinler. Kuran din adına her türlü detayı verir. Bunun dışında yapılan her ilave din açısından bir hatadır. Kendimizce sağlığa yararlı bir çok uygulama sayabiliriz. Fakat bunları din yapmaya kalkarsak o zaman dine kendisinde olmayan ilaveler yapıp dini dejenere etmiş oluruz.

Kuran tek kaynaktır. Yalnız ve yalnız Kuran diye niye ısrarla tekrarladığımızı, dine ilavelerin bir kısmını kapsayan 200 örnekli bu listeyi okuyunca daha da iyi anlayacaksınız. Bunun dışındaki dine ilaveleri bulmada yöntemimiz bellidir. Kuran'dan delillendirilmeyip sünnet, sevap, günah, mekruh, haram tipi izahlarla dinle ilişkilendirilmeye çalışılan her şey ilavedir. Şimdi listemizi görelim.

BUNLAR KURAN'DA = DİN'DE YOK

1 Kuran'ın tek başına yetersiz olduğu iddiası

2Hadislerin dinin kaynağı olması

3Mezhep alimlerinin fetvalarıyla helal haram belirlenmesi

4Mezhep çıkarımlarına göre dini uygulamaların yapılması

5Mezhepleri dinle eşitlemek 6Kuran'ı musiki kitabı gibi anlamadan okumak

7Kuran'ı ölüler için okunan bir kitaba çevirmek

8Peygamber'in hadislerle Kuran dışı hükümler oluşturması

9Tüm canlıların Peygamberimiz sayesinde yaratılmış olması

10Peygamberler'i yarıştırma, Peygamberimiz'i en üstün Pey gamber ilan etmek

11Peygamberimiz'in, Peygamberlik öncesi hayatını bile taklide kalkmak

12Kuran eksiktir, detaylar başka kitaplardadır demek

13Bazı kimseleri evliya kabul edip Cennetlik ilan etmek ve mezarlarında anormal saygı gösterileri yapmak

14Tarikat şeyhlerini ilahlaştırmak

15Tarikatlardaki rabıta gibi uygulamalar

16Bir tek Sünniler'in veya bir tek Şiiler'in Cennetlik olduğunu iddia etmek

17Yahudi ve Hıristiyanlar'ın hepsini Cehennemlik ilan etmek

18Dine Arap geleneklerini sokmak

19Şahsi görüşlerine uydurmak için dini reformla değiştirmeye kalkışmak

20Kuran dışında Peygamber’in sünneti başlığıyla ayrı hükümler oluşturmak

21çoğunluğun her zaman doğru olduğunu savunmak

22Mezheplerin tarihsel sürecini mezheplerin doğruluğuna delil saymak

23Hanefilik diye bir mezhep

24Şafilik diye bir mezhep

25Hanbelilik diye bir mezhep

26Malikilik diye bir mezhep

27Caferilik diye bir mezhep

28Sünnilik, Şiilik veya herhangi başlıklı bir mezhep

29Maturudiye, Eşariye veya itikadi herhangi bir mezhep 30Mecelle diye bir kaynak

31Aklı inkar etmek, taklitçiliği üstün tutmak

32Bilim düşmanlığı 33Sanat düşmanlığı

34Buhari diye bir hadis kitabına uymak

35Müslim diye bir hadis kitabına uymak

36Kütübü Sitte veya başka hadis kitaplarına uymak

37Peygamberimiz'in dışında dinimizin kutsal kişileri

38Sahabelerin (Peygamberimiz'i gören herhangi bir Müslüman) hangisine uyarsak uyalım doğruya erişeceğimiz iddiası

39Başörtüsü takmak

40Peçe takmak

41Haremlikselamlık uygulaması

42Kadının tek başına seyahat edememesi

43Kadının, erkeğin tüm vücudu irinle kaplı olsa, o vücudu yalayarak temizlese, yine de erkeğin hakkını ödeyemeyeceği düşüncesi

44Allah'tan başkasına secde edilseydi, kadının kocasına secde etmesinin gerekeceği iddiası

45Kadının yönetici, devlet başkanı olamayacağı

46Kadının yöneticileri seçme hakkının olmadığı

47Kadının sesinin erkek tarafından duyulmaması gerektiği

48Kadının Cuma namazını kılmaması

49Kadının aybaşılıyken namaz kılmaması, oruç tutmaması, Kuran okumaması, camiye girmemesi

50Kadınları çarşaf, pardesü gibi üniformalarla örtmek

51Kadınla erkeğin el sıkışma yasağı

52Kadının kalktığı yere soğumadan oturulamayacağı

53Kadının kapalı bir yerde, erkekle baş başa kalmasının haram olması

54Kadının, ***** ve domuzla beraber namazı bozan unsurlardan olması

55Kadınların çoğunun Cehennemlik olması 56Kadınların şerli olması

57Kadınların eksik akıllı olması 58Kadınlara evde hapisvari hayat yaşatmak

59Kadınların kocası dışında erkeklerin duyacağı koku sıkmasının haram olduğu 60Kadınların makyaj yapamayacağı

61Kadının kocasına her işte itaatinin farzlaştırılması

62Kadının kocasının cinsel çağrısına her seferinde cevap vermesinin mecburi olması

63Şahitlikte, bir erkek eşittir iki kadın ilkesinin uygulanması

64Kadının ailesinden izin almadan evlenmesinin yasaklanması

65Zina edenin taşlanarak öldürülmesi

66Zina ayetinin bir keçinin yemesiyle yok olduğu

67Maymunların bile zina edenleri öldürdüğüne dair izahlar

68Erkeklerin altın takmasının haram olması

69Erkeklerin ipekli giysiler giymesinin haram olması

70Yemekte altın, gümüş takımların kullanılmasının yasak oluşu

71Heykel yasağı

72Resim yasağı

73Satrancın yasak oluşu

74Müzik enstrümanları ve müzik ile ilgili yasaklar

75Midye, karides gibi deniz ürünlerinin haramlaştırılması 76At, eşek, vahşi hayvan etlerinin haramlaştırılması

77Böbrek ve koç yumurtasının mekruh sınıfına sokulup, yenmesinin çirkin gösterilmesi

78Sigaranın mekruh olması veya haramlaştırılması

79Mekruh diye haramlardan ayrı yasaklar listesi ve üç mekruh eşittir bir haram izahı 80Cinsel ilişkinin örtü altında olmasının gerekliliği

81Eşlerin cinsel ilişki esnasında bile birbirlerinin cinsel organlarına bakamayacağı 82Mastürbasyonun yasaklanması

83Doğum kontrolünün yasaklanması

84Yıkanırken bile kişinin cinsel organının açıkta olmaması gerektiği, meleklerden utanması gerektiği, peştemalle yıkanmak gerektiği

85Erkeklerin sünnet olması

86Kadınların sünnet olması

87Sakal bırakmanın sevaplığı

88Sakal kesmenin haram olması

89Saçları ortadan ayırmada sünnet sevabı arama

90Saçları yağlamanın sevaplığı

91Saçlara, sakala kına yakmanın sevaplığı

92Erkeklerin sürme çekmesinin sevaplığı

93Yüzü koyun yatmanın şeytan işi olması

94Yer yatağında yatmak

95Sağ ayakla evden çıkmak, eve girmek, yatağa girmek

96Sol ayakla tuvalet gibi pis yerlere girmek

97Tuvalet temizliğinin suyla olmasını farzlaştırmak

98Oturarak küçük tuvalet yapmak

99Tuvaletin kıbleye karşı yapılmasının haram olması

100Sol elle yenenleri şeytanın yemesi

101Sarık sarmak

102Misvak kullanmak

103Cübbe giymek

104Entari giymek

105Şalvar giymek

106Beyaz, yeşil, siyah renkli giysilerde sevap aramak

107Sarı, kırmızı renkler giymemek

108Hurma, kabak gibi yiyeceklerde sünnet sevabı aramak

109Yemeği yer sofrasında yemek

110Yemeği aynı kaptan yemek

111Elle, üç parmakla yemek

112Suyu üç yudumda içmek

113Suyu oturarak içmek

114Yemeğin bitiminde parmakları yalayarak temizlemede sünnet sevabı aramak

115Alkollü koku sürmemek

116Kolonya kullanmamak

117Kara köpekleri öldürmek

118Köpekleri eve sokmayı yasaklamak

119Geceleri aynaları kapamak

120Kuran'la veya Kuran'sız büyü yapmak

121Muska yazmak, taşımak

122Kuran'ı üfürük kitabı gibi kullanmak

123Islık çalmanın şeytan işi olması

124Tahtaya vurmaktan, nazar boncuğundan hayır beklemek

125Falcıları, cincileri dindar hoca sanmak 126Ramazan ve Kurban bayramları

127Merdiven altından geçmemek, kara kediyi, kara köpeği uğursuz saymak, kurşun dökmek

128çamaşırı belli günlerde yıkamanın, cinsel ilişkiye belli günlerde girmenin gerekliliğini iddia etmek

129Mevlit

130ölünün 7., 40., 52. günlerinde törenler yapmak

131Kabir azabı ile ilgili hikayeler, kabir azabının kendisi

132Sırat köprüsünün kıldan ince olduğu, kesilen kurban üzerinde sıratın geçileceği izahları

133üzerine idrar sıçratanın en çok kabir azabı çekecek kişi olması 134ölünün yerine oruç tutmak

135ölünün yerine Hacca gitmek, birisini göndermek

136ölünün arkasından ağlayınca ölüye azap olması

137Kıyametin saati hakkında açıklamalar

138Mehdi

139Deccal

140Dabbenin fil kulaklı, hınzır gözlü, öküz başlı olduğu

141İsa'nın yeniden yeryüzüne geleceği 142Yecüc ve Mecüc'ün Türkler olması 143Irkçılık, Arap ırkını üstün görmek

144Yecüc ve Mecüc'ün yerin altında bir karışlık adamlar olması

145Kuran'da belirtilmeyen namaz vakitlerini farzlaştırmak

146Kuran'da geçmeyen rekat sayılarını farzlaştırmak

147Namazın yalnız Arapça kılınması gerektiğini iddia etmek

148Namazı kadının kıldıramaması

149Rüku ve secdede hep aynı şeyleri söylemenin gerekliliği

150Fatiha Suresi'ni her rekatta okumayı farzlaştırmak

151Namazdaki son oturuşu farzlaştırmak

152Namazın farzı, sünneti, vacibi gibi ayrımlar listesi

153Namazda el bağlama şeklini, ayakların kaç santim araklıklarla duracağını belirlemek

154Orucu kasten bozanın iki ay kesintisiz oruç tutması gerektiğini söylemek

155Teravih namazı, bayram namazı

156Haccı birkaç güne sıkıştırıp insanları perişan etmek

157Hacda şeytan taşlamak

158Kurban bayramında kurban kesmek

159Belli haramların Hacdan sonra başladığı düşüncesi

160Zemzem suyunda, okunmuş şeker, tuz gibi maddelerde sevap aramak

161Zekata 1/40'lık ölçü getirmek

162Deveye, koyuna tarım ürünlerinin her birine ayrı ayrı zekat ölçüsü getirme

163Abdesti, tuvaleti yapma dışında başka şeylerin de bozduğu iddiası

164Boy abdestini cinsel ilişki dışında başka şeylerin bozduğu iddiası

165Abdestin sırasını farzlaştırma

166Abdestte ve boy abdestinde ağız burun çalkalamayı farzlaştırma

167Abdestte ayağın topuklarla beraber yıkanması gerektiği

168Boy abdestinde önce sağ, sonra sol tarafa üçer defa su dökmek gibi teferruatlar getirmek

169Abdestin, boy abdestinin namaz dışında Kuran okumak için de mecbur tutulması

170Boy abdestsiz atılan her adımda günah olması

171Diş dolgusu olanların abdest ve boy abdestinin geçersiz olması

172Dövmesi olanların abdestinin ve boy abdestinin geçersiz olması

173Deprem ve selde ölenlerin şehit olması

174Karın ağrısından ölenlerin şehit olması

175Dünya'nın öküz ve balık üstünde olduğu

176Depremin bu balığın sallanması sonucu olduğu

177Ay'a gidilemeyeceği

178Güneş'in batışının, Güneş’in secde etmek için kaybolması olarak açıklanması

179Güneş ve Ay tutulmalarının, Güneş ve Ay'ın kulplu arabalarla çekilmeleri olarak tanımlanması

180Boğa, aslan, kartal suretinde meleklerin var olduğu iddiası

181Cebrail'in 600 kanadına ilişkin açıklamalar

182Allah'ın Cennette baldırını açması

183Allah'ın Peygamber'in sırtına dokunması

184Allah'ın özel günlerde yeryüzüne inip, insanlarla tokalaşması

185Allah'ın Peygamber'le sıkı bir pazarlık sonucu namazı elli vakitten, beş vakite indirmeye razı olduğu

186Halifelik müessesesi

187Saltanat, halkın siyasi otoriteye kullaştırılması

188Cami imamı, müezzini gibi sınıflar

189Arap dilini Cennet dili, harflerini Cennet harfi diyerek kutsallaştırmak

190Darül harp iddiasıyla terör yapmak

191Darül harp iddiasıyla kendi dışındakileri soymak,haklarını çiğnemek

192Namaz kılmayanı öldürmek veya dövmek

193Orucu zorla tutturma, tutmayanı dövme

194Makyajlı açık kadınları dövmek, makyajı yasaklamak

195Müslümanlığı bırakanları öldürmek

196Mezhebini değiştirenlere, bırakanlara sopa cezası uygulamak

197Sırf ganimet için fetihlere kalkışmak

198İçki içenleri dövmek

199Baskıyla dini yaşatmak

200Dinimize İslam dışında şeriat gibi, mezhep isimleri gibi isimler takmak
www.ozgurpencere.org/forum/viewtopic.php?p=16... (http://www.ozgurpencere.org/forum/viewtopic.php?p=164203&sid=07031ebbdd4a0581d11ef09f575b7ff5)

nEREDEN NEREYE GELDİK......
ANLATSAN GÜNAHKARLIĞI ÇOĞALIR ,NASİPSİZ.......

http://www.sanliosman.com/resimler/carsaf.jpg

güller
09-03-10, 19:45
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2010/03/2010-03-08.jpg


Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Hukuk Müşavirliği'nin imzasını taşıyan yasa teklifinde, ancak Stalin rejiminde rastlanabilecek maddeler yer alıyor.


Kanun paketine göre cami dışında kalan kamu ve özel bütün mekânlarda başörtüsü yasaklanıyor.

Din eğitimi için bireysel faaliyette bulunanlar için 8 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Demokrasiye, insan haklarına büyük darbe vuran 28 Şubat sürecinde, akıllara durgunluk veren bir yasa hazırlığı yapıldığı ortaya çıktı.

Yasa paketine göre, sokakta bile başörtüsü yasaklanacaktı.

Dinî telkinde bulunanlar, dinî kitap satanlar yurt ve okul yapımı için bağışta bulunanlar hapisle cezalandırılacaktı.

28 Şubatçılar tek parti dönemini mumla aratacak, örneğine ancak Stalin rejiminde rastlanabilecek tedbir paketi hazırlamış.

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Hukuk Müşavirliği'nin imzasını taşıyan 10 maddelik teklifte cami dışında kalan kamu ve özel bütün mekanlarda başörtüsünün yasaklanması isteniyor.

Başörtüsü, hastaneler, işyerleri ve siyasi parti faaliyetlerinde yasaklanıyor.

Yasak bununla da sınırlı değil.

"Herkese açık genel yerler"in de yasak olacağı yazılmış.

Bu hüküm, otobüs, kafe hatta sokakta bile başörtüsünün yasak olacağı anlamına geliyor.

Din eğitimi yapanlar için de ağır cezalar öngörülüyor.

Din eğitimi için bireysel faaliyette bulunanlar için 8 yıla kadar hapis cezası düşünülüyor.

Aradan 13 yıl geçmiş olmasına rağmen 28 Şubat darbesinin izleri sürüyor.
Demokrasinin karanlık dönemine ilişkin her geçen gün yeni bilgi ve belge ortaya çıkıyor.
MGK'nın asker kanadı, Refahyol hükümetine 28 Şubat kararları olarak bilinen 18 maddelik dayatmada bulunmuştu.

Darbecilerin talepleri bu maddelerle sınırlı kalmadı.

Bir kısmı kamuoyundan gizlendi.
Bunlardan birisi de mütedeyyin insanları cendere altına alacak yasa değişikliği.
28 Şubat'ın taslak halinde kalan talepleri komünist rejimlerini aratmıyor.
Dinini öğrenmek ve öğretmek isteyenlere veya başörtüsü kullananlara ağır hapis cezaları getiriyor.

28 Şubat'ın Anayasa'nın 14'üncü maddesine dayanak yapılarak hazırlanan "gizli" damgalı paketi "Din ve Vicdan Hürriyetinin Korunması ve Kötüye Kullanılmamasının Önlenmesi Hakkında Kanun Taslağı" adını taşıyor.

Toplam 10 maddeden oluşan taslak "hürriyetlerin devlet ve kişiler aleyhine kullanılması" ile "dinlerin simgesel giysi ve başlıklarla temsili" başlıklarını taşıyor.

Refahyol hükümetince kabul edilmediği ve Meclis zeminine gelmediği öğrenilen taslakta skandal maddeler yer alıyor.

TEKLİFTEKİ ŞOK MADDELER

EV, CAMİ DIŞINDA BAŞÖRTÜSÜ YASAK:
Belli bir dinin kurallarını veya din inancının gereğini ileri sürerek kamu kurum ve kuruluşlarında her derecedeki eğitim ve öğretim kurumlarında, sağlık kuruluşları, sanayi kuruluşları ve diğer işyerlerinde dernek, vakıf ve siyasi parti faaliyetlerinde ibadethaneler dışında herkese açık genel yerlerde belli dinleri simgeleyen özel nitelikli giysileri giyenlere veya başlarına çeşitli başlıklar takanlara bir seneden üç seneye kadar hapis cezası verilir. Varsa işyeri veya öğrencilik ile ilişkileri kesilir.


BİREYSEL DİNİ FAALİYETE CEZA:
Her ne nam altında olursa olsun örgüt kuranlara veya kurmaya teşebbüs edenlere veya bunların faaliyetlerini düzenleyen ve yöneten veya bu hususlarda yol gösterenler veya bu konuda bireysel faaliyette bulunanlara beş yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası; bu nevi örgütlerin iki veya daha fazlasını kuran veya yönetenlere on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası, her ne surette olursa olsun propaganda yapanlara üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası, bu fiilleri övenlere bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

VELİLERE DE CEZA:
Din eğitimi vermek üzere örgüt kuranlar veya bireysel teşebbüslerde ve faaliyetlerde bulunanlar ile yol gösterenlere beş yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası, bu şekilde yapılan eğitime katılan reşit öğrencilerin kendilerine, reşit olmayanların velilerine bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

DİNİ KİTAP SATANLAR KAPSAMDA:
Bu şekilde din eğitimi veren ve bu eğitimi alanlara kitap vesair ders araçlarını hazırlayanlara, satanlara ve alanlara bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

OKUL, YURT YAPTIRANA 3 YIL:
Din eğitimi vermek üzere okul, derslik veya diğer adlarla taşınmaz inşa edenlere, tahsis edenlere, yurt kuranlara bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

DİNİ TELKİN ETMEK BİLE 5 YIL:
Belli bir dini öğrenmeleri veya kabul etmeleri için telkin ve zorlamada bulunanlara, dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınayan ve suçlayanlara üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. ZAMAN

vuslat
09-03-10, 21:13
BU KARİKATÜR OKADAR HERŞEYİ ÖZETLİYOR Kİ! NE OLURSAN OL AMA YETER Kİ MÜSLÜMAN OLMA DİYORLAR BİZE..AMA İNANIYORUM İNŞAALLAH ALLAH NURUNU TAMAMLAYACAK.
http://img365.imageshack.us/img365/106/kirazgyilinkarikaturusv0.jpg (http://img365.imageshack.us/img365/106/kirazgyilinkarikaturusv0.jpg)

aysunur
10-03-10, 02:30
Cok anlamli ve bir o kadar da üzücü ve düsündürücü bir karikatür gercekten ,Allah razi olsun kardesim bizlerle paylastigin icin...

güller
17-03-10, 15:28
İZMİRİN KAVAKLARI ESER DELİ DELİ BİLMEM NE YAPMALI,
ALIP BALTAYI KESMELİ,YADA RÜZGARI N YÖNÜNÜ AYARLAMALI. http://islamgezginleri.to-relax.net/users/1311/13/80/69/smiles/260724.gif

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal (http://www.sondakika.com/deniz-baykal/)'ın CHP'lilerin, hiç kimsenin giyim-kuşamına müdahale hakkının olmadığı yönündeki açıklamalarına rağmen İzmir'de başörtüsüne yönelik belediye ilginç bir yasak uyguluyor. CHP'li İzmir Büyükşehir Belediyesi, kılık kıyafet yönetmeliklerini bahane ederek başörtülü fotoğrafla belediyeden kişiye özel elektronik öğrenci kartı almak için müracaat edenlere engel çıkardı. Belediyenin paso yasağına, toplumun birçok kesiminden tepki geldi. Belediyeye, "Otobüsler sınıf değil ortak kullanım alanıdır. Statükodan vazgeçilip özgürlükler genişletilsin" çağrısı yapıldı.


http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2010/03/2010-03-15.jpg

HiRaNuR
17-03-10, 16:37
Allah razı olsun

aysunur
17-03-10, 20:47
Basim kapali olarak egitimimi sürdürdügüm ve hamdolsun bu sekilde bitirdigim Marmara Üniversitesinde ,yillar sonra diplomami almaya gittigimde basimi acmami istemisler,ben kesinlikle kabul etmeyince beni sanki bir suclu imisim gibi polis esliginde ögrenci islerine götürmüslerdi. Bu karikatürü görünce ilk o geldi aklima ,sonrasinda da ne yazik ki daha bir sürü bilindik hatira...Rab´bim tüm basörtülü kardeslerimizin tüm dünyada yar ve yardimcisi olsun insaAllah...AMIN

güller
18-03-10, 19:25
http://www.sumeyyediyari.com/Karikatur/basortusu69.jpg
CHP Resmi Sitesinde Yayınlanan Karikatür

http://www.sumeyyediyari.com/Karikatur/basortusu75.jpg

http://www.sumeyyediyari.com/Karikatur/basortusu77.jpg




http://www.sumeyyediyari.com/Karikatur/basortusu73.jpg

güller
18-03-10, 19:28
http://bartinolay.com/resim/karikat%C3%BCr2(1).jpg
chp abartı üzerine abartıya devammmmmmmmmmmmmmmmmmmmm


http://www.gicir.net/dosya/1752/6.jpg

güller
18-03-10, 19:32
http://www.cihaderi.net/images/gallery/57.jpg
UNUTMADIKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKK KKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKK


http://images.habervitrini.com/haber_resim/turhan_selcuk_karikatur.jpg
http://www.karikakultur.de/a/turyalcin.jpg

TURHAN SELÇUK
ÖLSEDE YAZILANLAR..VE YAPILANLARIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIII

http://www.sumeyyediyari.com/Karikatur/basortusu27.jpg

http://www.sumeyyediyari.com/Karikatur/basortusu31.jpg

http://www.sumeyyediyari.com/Karikatur/basortusu35.jpg

güller
18-03-10, 19:33
http://www.sumeyyediyari.com/Karikatur/basortusu51.jpg

http://www.sumeyyediyari.com/Karikatur/basortusu61.jpg

güller
18-03-10, 19:34
http://www.sumeyyediyari.com/Karikatur/basortusu62.gif

http://www.sumeyyediyari.com/Karikatur/basortusu66.jpg

güller
18-03-10, 19:36
http://www.sumeyyediyari.com/Karikatur/basortusu72.jpg

http://www.sumeyyediyari.com/Karikatur/basortusu79.jpg

Yandaki karikatür 11/08/2007 tarihinde Milliyet Gazetesi'nden Ercan Akyol’un karikatürü.
Onlar tarafından bakıldığında Tesettür Mayo gerçekten komik görünebilir, nasıl ki sıcakta baş örtmek farklı düşünceler için anlamsız bir işkence niteliğinde görünüyorsa, "Tesettür Mayo" ‘da aynı şekilde görülebilir ama “Yok biz evrim geçirdik normal insana döndük, bunlar tesettür mayo vs. giyince evrim önceki haline dönüşüyor, insanlıktan çıkıp tekrar hayvan oluyorlar” diyorsa, burada dur iki dakika... dememiz gerekir...

güller
18-03-10, 19:37
http://www.sumeyyediyari.com/Karikatur/basortusu82.jpg


http://www.sumeyyediyari.com/Karikatur/basortusu84.jpg
Türkiye AB Yolunda (Birleşik Arap Emirliğinden) Bir Karikatür - Çantada Türkiye yazıyor. Deyim haline gelmiş bir söz var: "Üstü Mekke, altı Paris" diye tam bu karikatür bu sözü anlatıyor.

güller
18-03-10, 19:42
http://img195.imageshack.us/img195/818/10062008interdictionduv.jpg
Turkiye: Anayasa mahkemesi universitelerde basortusunu yasakliyor... (constitution= anayasa)


http://img195.imageshack.us/img195/2918/islamsophieguillemin1.jpg
Benim kocam iyi bir musluman, hiç bir zaman yuzume vurmaz

http://img186.imageshack.us/img186/6820/gateau3ans5anim1.gif

Bunun altindada "dogum gununuz kutlu olsun Kafirler" yaziyordu ama yazi çikmamis burda.

güller
22-03-10, 18:06
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2010/03/2010-03-22.jpg


MÂNÂSIZ YASAKLAR SONA ERSİN
http://www.yeniasya.com.tr/2010/03/22/resim/manset.jpg
Başörtüsü yasağı başta olmak üzere düşünce ve inançlar üzerinde bütün baskı ve yasakların kaldırılması için faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşları, hafta sonu yaptıkları eylemlerle açıklamalarını sürdürdüler. Dernekler yaptıkları basın toplantılarında, hükümetin yürüttüğü anayasa değişikliği paketine başörtüsü yasağını kaldıran maddenin eklenmesini istediler.
KATSAYI ENGELİ KALDIRILMALI
Meslek liselerine uygulanan katsayı bariyerini de eleştiren dernekler, YÖK’ün son aldığı kararın adaletsizliği devam ettireceğini dile getirdiler. Yapılan basın açıklamalarında Belçika Danıştay’ının başörtüsü yasağını askıya alan kararına değinilerek, ülkemizde de ayrımcılığın sona ermesi ve insan haklarına uygun kararların alınması istendi.


Gündemin nabzını tutmak için tıklayın!
www.sentezhaber.com (http://www.sentezhaber.com/)

güller
26-03-10, 12:04
Başörtülü velileri müzeye almadılar

http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2010/03/2010-03-22.jpg

Mevlüt Karabulut'un haberi:
Çocuklarının eğitimi için her zorluğa katlanan annelerin, eğitim fakültesi bünyesinde faaliyet gösteren Oyuncak Müzesi'ne başörtülü oldukları gerekçesiyle alınmadığı ortaya çıktı. Müze yetkilileri, telefonla randevu alan annelere 'müzenin kampüs içinde yer aldığını ve resmi bir kurum olan üniversitenin kurallarını uygulamak zorunda olduklarını' söyledi. Annelerinden ayrı olarak müzeye gitmek zorunda kalan küçüklerin tedirginliği yüzlerinden okunurken başörtülü veliler duruma tepki gösterdi. Anaokulu öğretmenleri de durumun çocuklar üzerinde olumsuz etki oluşturduğuna dikkat çekerek hiçbir müzede böyle bir uygulamayla karşılaşmadıklarını ifade etti.
Üniversitenin Cebeci kampüsünde geçen hafta yaşanan olayda Yenimahalle Yunus Emre İlköğretim Okulu ana sınıfı öğrencileri, eğitim fakültesi binası içinde yer alan Oyuncak Müzesi'ni gezmek istedi. Gitmeden önce randevu alındı. Müzeyi ailelerin de gezmek istediği yöneticilere iletildi. Ancak müzenin müdür yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Müge Artar, yerleşke dahilinde oldukları için üniversitenin koyduğu kuralları yerine getirdiklerini, başörtülü velileri alamayacaklarını söyledi. Bir öğretmen, yaşananları şöyle anlattı: "Bazı çocukların orada rahat durmayacağı ihtimalini göz önüne alarak annelerini de götürmek istedik. Ancak yetkililer, müzenin kampüs içinde olmasını gerekçe göstererek başörtülü ziyaretçileri alamayacaklarını söyledi."
Zaman

güller
27-03-10, 21:08
http://img146.imageshack.us/img146/6600/01kpc5.jpg

Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun
KADINLARIMIZ

Toprak öyle bitip tükenmez, /dağlar öyle uzakta,
sanki gidenler hiçbir zaman
hiçbir menzile erişemeyecekti.
Kağnılar yürüyordu yekpare meşaleden tekerlekleriyle
Ve onlar
ayın altında dönen ilk tekerlekti.
Ayın altında öküzler
başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi
ufacık kısacıktılar
ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında
ve ayakları altından akan
toprak,
toprak,
ve topraktı.
Gece aydınlık ve sıcak
ve kağnılarda tahta yataklarında
oyu mavi humbaralar çırılçıplaktı.
Ve kadınlar
birbirlerinden gizleyerek
bakıyorlardı ayın altında
geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.
Ve kadınlar
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız
şimdi ayın altında
kağnıların ve hartuçların peşinde
harman yerine kehriban başlı sap çeker gibi
aynı yürek ferahlığı,
aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.
Ve onbeşlik şaraplenin çeliğinde
ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
Ve ayın altında kağnılar
yürüyordu Akşehir üzerinden Afyon`a doğru.

NAZIM HİKMET
ŞİMDİ BUYRUN BU YAZIYA GÜLERİM ACIRIM YAZANA:(

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

"8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun" Kainatın en güzel diğer yarısıdır kadın Dünya döndükçe sonsuz semada güneştir kadın Üç şey güzeldir;para,su ve kadının sesi "Dünya Kadınlar Gününüz Kutlu ve Mutlu Olsun!.." Narin,güzel ve özeldir;kadınsız tad olmaz Tüm sevgilerin sembolü çiçektir;erkek böcektir Çiçek açar,gönüllere güzellik,neşe saçar "Dünya Kadınlar Gününüz Kutlu ve Mutlu Olsun!.." Kadının doğasında mevcuttur,ortam yönetmek Karanın ak yüzü kadındır;bu düzen tadındır Türban,kadın güzelliğini hapseden yasaktır "Dünya Kadınlar Gününüz Kutlu ve Mutlu Olsun!.." Her güzel kadınım diyen,yaşar özgür ve özel Kadın bir güneştir;karanlıktır güneşsiz dünya Kara çarşaf bir çöl modasısır;bize hiç uymaz "Dünya Kadınlar Gününüz Kutlu ve Mutlu Olsun!.." ******** Kararmış Güzel Bir Baş;Sıkmabaş Sımabaş ile yasaklanmasın en güzel kadın başı Kadın açık olarak haykırmalı;olmasın gözyaşı Türban özgürlük değil;resmen kara başlı bir yasaktır "Dünya Kadınlar Günü"nüz kutlu,mutlu ve güzel olsun Tüm inançlara eşit mesafede duruyor,Atatürk Bir çöl yasasıdır,kara türban; her güzele yasaktır Dünyanın en güzeli kadındır,özgürlük baş adındır "Dünya Kadınlar Günü"nüz kutlu,mutlu ve güzel olsun

Kayıtsız yazar ( Selim Temiz )

http://img210.imageshack.us/img210/5971/01kkkkgf2.jpg

güller
31-03-10, 14:24
http://www.porttakal.com/galerikimg/1419.jpg


http://img1.blogcu.com/images/k/a/y/kayalik/1132257005turban.gif


BU BİR TÜRBANDIR...
Arkadaşlar, benim bayılmam geliyor...Kendimi bir tuhaf hissediyorum.
Çünkü, beynim fena halde karışmış durumda.
Hani, Sayın Baykallar falan ‘Annelerimizin başörtüsü tarzı bir örtünmeye sözümüz yok.’ dedilerdi ya.
‘Türban bir siyasi simgedir itirazımız ona’ dedilerdi ya.
Hani, türban takan kızlarımıza ‘Çene altından, annemizin başörtüsü gibi bağlasınlar. O zaman ‘simge’ olarak algılanmaz’ denilerekten bi çözüm bulunduydu ya.
E, pekii... Zaten bu ‘Annelerimizin başörtüsü’ tarzı bir örtünme, üniversitelerde 1984 yılına kadar yok muydu?
Vardı.
Yani, kızlarımız o zamana kadar okullarına, bugün önerilen ‘Annelerimizin başörtüsü’ ile girmiyorlar mıydı?
Giriyorlardı.
Sonradan, zamanın YÖK başkanı İhsan Doğramacı, başörtüsünü yasak edip, ‘BAŞÖRTÜSÜ DEûİL AMA İSTEYEN TÜRBAN TAKSIN.’ çözümünü üretmemiş miydi?
Üretmişti.
Yani, bugün ‘simge’ denilen, ilkel bulunan örtünme biçimi türban, bizzat YÖK’ün bir parlak buluşu olarak hayatımızdaki yerini almamış mıydı?
Almıştı.
Hatta o dönem, okullara girilebilecek ‘TÜRBAN’ ÖZEL OLARAKTAN VAKKO TARAFINDAN ÜRETİLMEMİŞMİYDİ?
Üretilmişti.
Hani, kız öğrenciler, başlarına taktıkları şeyin başörtüsü değil de ‘türban’ olduğunu ispatlamak için, Vakko’dan ‘Bu bir türbandır.’ yazısı alıp, okul yöneticilerine göstererek okullarına girmiyorlar mıydı?
Giriyorlardı.
Şimdi, nasıl oluyor da oluyor?.. Ben anlamıyor?
Yani ‘Seksendört’ öncesine mi dönüyoruz?...
Ki, o zaman ‘Annelerimizin başörtüsü’ biçimi yasaklandıydı.
O halde, Sayın Baykallar falan niyçün YÖK’ün ‘modern türban’ına hayır deyip, yasakladığı biçimine ‘evet’ der görünüyor?
Şimdiki niyçün sakıncalı oluyor?...
Ki, 1984’lerde ‘modern’ diye türetildiydi bugünkü türban.
VAllaha anlamıyor ben. Badem bıyıklı herifler okula gidiyor ‘simgeci’ olmuyor, zavallı kızlar ‘simgeci’ oluyor.
Bunlar keriz mi, yoksa öyle mi görünüyorlar?
Ellerinde bayrak, yürüyen korkmuş kadınlar, meclistekilerin, okuyamayan kızlar değil de, okuyan badem bıyıklılar olduğunu görmüyorlar mı?
Benim başım dönüyor babacım.
Birileri bu defa da, ‘Cambaza bak cambaza’ diye bizi türbanla mı korkutuyor yoksa, başka bir alengir çevirirkene?
Arkadaşlaar, benim bayılmam geliyor!

güller
31-03-10, 14:26
'Türban takanlardan vergi alınsın'

http://www.bugun.com.tr/newsFiles/1/0/0/1/1/0/0/1/0/1/0/1/1/0/1/1/file/78519.jpg (http://www.bugun.com.tr/newsFiles/1/0/0/1/1/0/0/1/0/1/0/1/1/0/1/1/file/78519.jpg)


'Sokakları, kamusal alanları temizlemenin zamanı geldi...'


Özgürlük Partisi Lideri Geert Wilders öneriyi Hollanda parlamentosundaki bütçe görüşmeleri sırasında dile getirdi.

"Sokakları, kamusal alanları temizlemenin zamanı geldi. Baskının sembolüne karşı birşeyler yapalım" diyen Wilders, alkol, tütün gibi türbandan da vergi alınması gerektiğini savundu.

Türban takanlardan yılda bin Euro alınmasını isteyen Wilders, buradan gelecek paranın tahrip olmuş evlerin onarımında kullanılmasını önerdi.





Bugün Gazetesi (http://www.bugun.com.tr/haber-detay/78519-turban-takanlardan-vergi-alinsin-haberi.aspx)

güller
31-03-10, 14:32
Vesikalık Türban
EŞARPA GEREK YOK!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
SEÇ YETER.:)



http://img337.imageshack.us/img337/3189/sshot1ha5.jpg

güller
31-03-10, 14:34
Kamuda türbana asla ASLA ASLA ASLA..HAYDİ İNECEK VAR..............

http://img1.blogcu.com/images/k/a/y/kayalik/1132257005turban.gif


TÜRBAN yasasına destek veren MHP Lideri Devlet Bahçeli, çok tartışılan AKP-MHP protokolünü çekmeceden çıkarıp uyardı: Üniversiteye sokulmak istenen kılık kıyafetler laikliği zedeleyebilir. Çarşafı, peçeyi önlemek için YÖK Yasası'nın ek 17'nci maddesi düzenlenmeli. İmzalanan protokol, bu maddenin de Meclis'e getirilmesini söylüyor
Bahçeli partileri de, üniversiteleri de, medyayı da uyardı:
Cepheleştirmeyin, germeyin. Kimse türbanı zafer, rövanş gibi sunmaya kalkmasın. Türkiye’de TV seyreden, gazete okuyan adam sabah evden korku, endişe içinde çıkıyor. Felaket tellallığı yapılıyor. Kamuda asla serbest olmayacak
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, anayasa değişikliği nedeniyle tansiyonun yükseldiği bu günlerde, siyasi partilere, üniversitelere, medyaya “Cepheleştirmeyin, germeyin” uyarısında bulundu. Bahçeli, AKP ile türban konusunda imzaladıkları tek sayfalık protokol metnini de ilk kez AKŞAM’a açıkladı. AKP’den protokole uymasını, peçe ve çarşafı önlemek için gerekli gördükleri ek 17. maddenin mutlaka hayata geçirilmesini isteyen Bahçeli türbanın kamuda ve liselerde takılabilmesi konusunda ise “Asla ve hiçbir zaman” diyerek tavrını koydu.
Devlet Bahçeli’nin açıklamaları şöyle:
# ARA REJİM DÖNEMİ YAŞATMAK İSTİYORLAR: Ana muhalefet partisi, medyanın önemli bir kesimi, bazı köşe yazarları, üniversiteler, rektörler, Üniversitelerarası Kurul, sanki laikliğin ortadan kalkacağı bir karanlık güne geliniyor gibi, bir takım korkulara kapılan insanları aşırı derecede tahrik edebilecek yaklaşımlar ortaya koydu. Meclis’in büyük çoğunluğundan böyle bir karar çıkıyorsa, ana muhalefet olarak durdurma şansı görmüyorlarsa, durdurmanın yolu olarak, bir ara rejim dönemi yaşatmak gibi bir yolu tercih ediyorlarsa, bu çok yanlış bir tercihtir.
# ZAMAN GÖSTERECEK: Sabırlı ve soğukkanlı olmak lazım. Biraz zaman geçince halk kendi kendine bunu görmeye başlayacak. Acaba tesettürlü genç kızla başı açık genç kızın okula kardeşçe gittiğini mi göreceğiz, yoksa kopmuş, kırılmış, küsmüş, çatışmaya hazır psikolojiyle mi gidecekler. Zaman gösterecek. Bugünden bunu kestirip şöyle bir davranış modeli ortaya çıkacak demek, çok şık olmaz.
# TÜRKİYE YASAYLA MI BÖLÜNDÜ: Bazı siyasiler, geçmişte ülke yönetiminde bulunanlar, medyamız, sanki Meclis’ten böyle bir yasa çıkar çıkmaz Türkiye’nin bölünmeye gittiği iddiasını ortaya atıyorlar. Bu tespit doğruysa, 40 yıla yaklaşan süreçte başörtüsü tartışması ne amaca yönelik yapıldı. O zaman da bu yazarların makalelerine bakınca, Türkiye’deki cepheleşmeden bahsedilir, anti laik-laik çatışması, inananlar-inanmayanlar çatışması, buna benzer kamplaşma tanımları yapılarak Türkiye’nin bölünmeye gittiği söylenirdi. O günden bugüne bölünmedi de, toplumsal uzlaşmayla çıkmış olan bu yasa çıktığı gün mü Türkiye’yi böldü?
# KORKU VE ENDİŞE YAŞANIYOR: Başörtüsü meselesi artık sonuçlandırılmalıdır. 9-10 yıldır tartışılıyor. Bu konu üzerinde partiler doğru veya yanlışı konuşabilir ama sonucu çözmeye yönelik de hareket edebilir. Şu an TV’leri, büyük gazeteleri sabahleyin izleyen bir kişi, korku ve endişeye kapılarak evden çıkıyor. Bu kadar felaket telallağı üzerine yayın politikası olmaz. Bu endişeyi ortadan kaldıracak olanlar siyasi iktidarlar, kurumlar, medya ve üniversite yönetimleri. Bunlar, tansiyonu düşürmeye dönük proje uygulayacakları yerde, karşılıklı sertleşmeyle, sanki Türkiye çok büyük bir endişenin eşiğindeymiş gibi göstermeye çalışıyor. Türkiye’yi böyle tehlikeli eşiğe getiren, bu yaklaşımlardır.
# TEHLİKEDEN NASIL KORUNACAûIZ: Laikliği zorlayıcı, anayasanın ilk üç maddesini delmeye yönelik aşamalar gelebilir mi şeklinde düşünen insanlar olabilir. Önemli olan bunların endişeli yaklaşımlarını ortadan kaldıracak netlik ve berraklığı kamuoyuna sunmaktır. Bunu başarabilirsek, Türkiye bazı tehlikelerden kendisini korumuş olur.
Mutabakat protokolü
AKP-MHP mutabakatının protokole dönüştürüldüğü belgelendi. Bahçeli’nin İsmail Küçükkaya’ya “Gizli mutabakat diyorlar. İşte burada” diyerek gösterdiği zaptın altında AKP’li Bekir Bozdağ ve Burhan Kuzu ile MHP’li Oktay Vural ve Faruk Bal’ın imzaları var. Protokol metni şöyle: “29.01.2008 tarihinde AKP ve MHP temsilcileri arasında yapılan görüşmeler sonucunda varılan metinde bulunan Anayasa’nın 42’nci maddesi ile ilgili değişiklik teklifi yeniden düzenlenmiştir. Mutabakat belgesi müştereken imza altına alınmıştır. ‘Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanılmasının sınırları kanunla belirlenir.’”
MHP bedelini ödemeye hazır
TÜRKİYE’de bazı odaklar, dış odakların etkisi altında. Neyi söyleyecekse, yapacaksa ya söylendiği şekilde hareket edecekler veya yapacaklarını önceden haber vermiş olacaklar. MHP kendisini bu grubun içinde görmüyor. Kendi inandıklarını yapmakla kendisini görevli görür, bedeli neyse onu ödemeye hazırdır.
# AKP’Yİ NİYE DESTEKLEDİK: Seçimlerin birinci konusu cumhurbaşkanlığıydı. MHP tek başına iktidar olsa da ajandasında önceliğe bunu koyacaktı. Haksız yere ülke gündemine taşınıp, yüce mahkemenin de kararıyla tıkanıklığın sebebi haline dönüşmüş 367 rakamı vardı. Bu adım, 367 rakamının ne derece önemli olup olmadığını, halen bir tıkaç görevi yapıp yapmayacağını ifade eden bir adım olmalıydı. Bu, ‘Biz o gün Meclis’te olacağız’ demekti.
Türkiye, Sıhhiye’de toplanan 15 bin kişi değil
Büyükanıt’ın daha Kara Kuvvetleri Komutanı’yken Erzurum’da verdiği demeçler var. Cepheleşmeyi, gerilimi artırmanın kime ne faydası var? Bu kavgayı körüklerseniz sonucu ne olacak. Türkiye dediğiniz Sıhhiye’ye toplanmış 15 bin kişi değil, istersen rakama 130 bin de.
# BAŞBAKAN TABİİ Kİ SERTLEŞİYOR: Argo siyasi kültürümüze egemen oldu. Çirkin şeyler söyleniyor. Doğan Grubu’nun gazeteleri üç gündür, ‘Türkiye bölündü’ diyor. Başbakan tabii sertleşiyor. Yapısında var. Üslubu bu.
Hâlâ darbe konuşan var emekli zevat tahrik ediyor
Maalesef bu çağda darbe konuşanlar var. Asker kökenli derneklerden mektup gönderiliyor: “Geniş halk kesimlerinin sesine kulak vermeye, devrim kanunlarını uygulamaya davet ediyoruz” diye. TBMM’ye böyle bir şey emekli subaylar adıyla sunulabilir mi? ‘Emekli zevattır’ diye yaptığım açıklamanın gerçeği bu. ‘MHP’nin önüne siyah çelenk koyacağım’ diyorlar. Tamamen tahrik.
Rövanş, zafer gibi şımarıklıklara kapılmadan, yılların sorununu kardeşçe çözüme kavuşturmaktan başka yol yok.
CHP’nin mahkemeye dikte etme hakkı yok
ANAYASA değişikliği kapsamında AKP ve MHP’nin mutabakata varmış olduğu bir metin daha var. O da, YÖK Kanunu ek 17’nci madde. Bunun da Milli Eğitim Komisyonu’na gelmesiyle yasalaşma sürecinin tamamlanması lazım. Bu arada Anayasa Mahkemesi’ne ana muhalefet partisi gitmeyi düşünürse, ikinci bir aşama başlar. Ama daha başvuruyu yapmadan Anayasa Mahkemesi’nin alacağı kararı topluma dikte etmeye hakları yok. Bu, hukuka ve yüce mahkemeye saygısızlık.
# ÇARŞAFI ÖNLEMEK İÇİN: Ek 17. madde, yüksek öğretimde ‘Kılık kıyafet serbesttir’ diyor. Bu şekilde muhafaza ederseniz, içerisine nelerin gireceği tartışılır. Belki de buraya sokulmak istenen bazı kılık kıyafet biçimleri, Anayasa’daki laikliği de zedeleyecek boyuta gelebilir. Bunu ortadan kaldırmak için bir sınırlama getiriyorsunuz. Peçe, çarşaf gibi olaylar olmayacak.
# İFADEDEN ACİZ MİYİZ: Türkiye’nin bir bataklıkta sürünmesini isteyen o zihniyet, bunu saptırıyor. Sanki başörtüsü meselesi çözülürse, ilk, ortaöğretim, lise ve mezuniyet sonrası kamu kesiminde olacak. Böyle bir şey olmuş olsa bunları niye isteyelim. Öyle istesek bugünden söyleriz. İfadeden aciz bir hareket miyiz?
# ÜNİVERSİTE KAPILARINDA EZİYET: Bir öğrenci geliyor, içeriye giriyor, öbür öğrenci bir kulübeye alınıyor. Bu eziyete kimsenin hakkı yok.
# MARJİNALLERİ SUSTURMUŞ OLURSUNUZ: Kamuya türbanla girme talebinde bulunanlar şimdi de var. Türkiye’yi belli aşamaya getirmek isteyen marjinal gruplar. Makul çözümleri toplumsal uzlaşma ile yaparsanız, bu marjinal taleplerin destekçisi azalmış olur.
Akşam

sevginur
31-03-10, 16:47
hem gûzel hem ilginç hem tuhaf hem gerçekçi, ba$ka bir alem olmu$, bu ba$ örtü bu kadar sorun olmasi neden acaba? anlamis degiliz...
tesekkur ederiz paylasim için, Allah razi ve memnun olsun

şuayb
31-03-10, 21:21
Kardeşim basiret,baştaki örtüde sorun yoktur bizim buralarda,örtünün içindeki bilgilerde sorun vardır.Nedense örtülü olanlar yada şöyle diyelim,örtünün altındaki bilgiler fazla olunca ve bu bilgilerde bilindiği için yasaklama vardır hep.Örtünün altındaki hakikat olanların dışa çıkmasından korkulur,bir anlatılsa hakikat kimse duramaz karşılarda,herkez gelecek birliğe,cem olmaya.Zuhur,zahir,şehid,zahir olacak hak.İşte hanımlardaki örtünmenin hak'tan oluşu ve bizimde bey olduğumuz ve bazen,bazı yerlerde örtülü tesettürlü olmamız zahir olmuştur.Fakat bazı yerler vardır ki buraları hak olan yani helal daireler olunca bizde örtülü,daha doğrusu tesettürlü olmuyoruz.Allah tesettür yani örtünün dediği ayeti hakikat olanı örtün,her yerde konuşmayın ehil olan kimler ise onlar ile paylaşın diyor.Şimdi bu ayetin hakikat penceresine yaklaşan biri,sizi hemen tanıyıp size düşman olacaktır.Şiddet ve söz ile rahatsız edecektir.Fakat beyler için bu hal belli değildir,onlarında kuralları vardır,onlarda tesettür ayetini o yönde kullanırlar.Yoksa hak ile batıl'ın kavgası hiç bitmez devam eder durur hala...Selamlar...

sevginur
01-04-10, 11:20
yaw abi bildigimizden örtünmüyoruz ki zaten, ya baskidan ba$ örtü kullaniliyor ya örtünmüyoruz sonrada vicdan sesi sizlayinca hakikatlari ariyorsunuz ama bilen olmayinca hurafelere dayaniyoruz, ba$ örtünün manasi kalmami$, sonra gel de ba$ örtuyu savunalim!!
erkeklere de gelince onlarda te$etture uymasalar sakincasi olmuyor nedense, onlara her $ey serbest sanki, ne gûnlere geldik ....

abi yazdiklarinizi tam anliyamadik bazi yerlerde sirlar var gibi, i$te hayatta böyle degil mi, anlasilmadigi için dogruluktan uzak ya$iyoruz...saygilar sevgiler selamlar bizden abi

güller
13-04-10, 17:59
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2010/04/2010-04-11.jpg

Belediyenin biri baş örtülü oldukları gerekçesiyle bazı öğrencilere paso vermiyor. Sütçü İmam'ın Fransızlara karşı verdiği mücadelede kimden yanadır bu adamlar? Her zaman olduğu gibi yine fransızlardır!
Adamların zihniyetini örümcek kaplamış onun için kimden yana olduğunu şaşırmışlar...


http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2010/04/2010-4-14.jpg

şuayb
13-04-10, 20:56
Paso olayı bizim şehrimizde oluyor ne diyem,iyisiyle kötüsüyle güzel İzmir'dir yinede.

güller
18-04-10, 16:13
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2010/04/2010-04-19.jpg

BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI HUKUK AYIBI
Hukukçu-yazar Sami Gören`le yeni çıkan kitabı `Türkiye`de İnsan Hakları, Sorunlar ve Çözüm Yolları` adlı kitabını ve insan haklarının dünyada ve Türkiye`de geldiği son noktayı konuştuk. Gören, insan hakları alanında yaşanan çifte standardın çok bariz
Hukukçu-yazar Sami Gören`le yeni çıkan kitabı `Türkiye`de İnsan Hakları, Sorunlar ve Çözüm Yolları` adlı kitabını ve insan haklarının dünyada ve Türkiye`de geldiği son noktayı konuştuk. Gören, insan hakları alanında yaşanan çifte standardın çok bariz olduğunu ve bu konuda ahlaki sorumluluğun temel belirleyici konumda bulunduğunu kaydetti. Hukuk ve insan hakları konularında yayınlanan kitap ve makaleleri bulunan Sami Gören, değişik sivil toplum kuruluşlarında da görev alıyor. Sami Gören ile, yazdığı kitap çerçevesinde bütün yönleriyle `insan hakları`nı konuştuk. İNSAN HAKLARI KUL HAKKIDIR-Genel anlamda insan haklarından ne anlaşılır? `İnsan, Allah`ın yarattığı, akıl ve irade gibi iki büyük nimeti bahşettiği en mukaddes canlı, eşref?i mahlukat. Bu iki büyük nimet, insana Yaratan`a kul olma ve O`nun emrettiği doğrultuda yaşama özelliği kazandırır. İslam`da insan hakları kavramının karşılığı `kul hakkı` olup, muhtevası daha geniş, tarihi temelleri daha köklüdür. İnsan hakları kavramı Batı kaynaklı olup iki asırlık bir maziye sahiptir. Yaygın bir tabir olduğu için, insan hakları kavramı kullanılmaktadır. 1993 Viyana Bildirisi`nin 1/3. maddesine göre; `İnsan hakları ve temel hürriyetler, bütün insanların doğumla sahip oldukları haklardır. Bu hakların korunması ve geliştirilmesi hükümetlerin ilk sorumluluğudur.` İnsan hakları, anayasa ve kanunlarla ve 1948 Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, 1953 İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi vb. hukuk metinleri ile güvence altına alınmıştır. İNSAN HAKLARI EVRENSELDİR

-Dünyada kabul gören başlıca hak ve hürriyetler nelerdir? İnsan haklarının öznesi insandır. İnsanın, bedensel ? ruhsal, maddi ? manevi, ferdi ? sosyal boyutları insan hakları kavramının içindedir. Hukuki güvence altına alınan bu hak ve hürriyetleri şöyle sıralayabiliriz: Hayat hakkı, hürriyet ve kişi güvenliği hakkı, adil yargılanma hakkı, özel hayata ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, konut hakkı, haberleşme hakkı, düşünce hürriyeti, din ve vicdan hürriyeti, basın hürriyeti, toplantı ve gösteri hürriyeti, dernek kurma ve üye olma hürriyeti, sendika kurma ve üye olma hürriyeti, mülkiyet hakkı, eğitim ve öğretim hakkı, bilim ve sanat hürriyeti, seçme ve seçilme hakkı, dilekçe hakkı, seyahat hürriyeti, ayrımcılık yapılması yasağı, işkence/zalimane ceza/insanlık dışı muamele/insanlık dışı ceza/aşağılayıcı muamele/aşağılayıcı ceza yasağı, hak arama hürriyeti, kamu hizmetlerine girme hakkı, çalışma hakkı, işsizliğe karşı korunma hakkı, adil ücret hakkı, sosyal güvenlik ile insan onuru ve kişiliğine uygun yaşama hakkı, anne ve çocuğa özel bakım ve yardım hakkı, tüketicinin korunması kuralı, kadın hakları, çocuk hakları, azınlık hakları. 1993 Viyana Bildirisi`nin 5/a maddesinde belirtildiği gibi, `Bütün insan hakları; evrenseldir, bölünmezdir, birbirine bağlıdır ve birbiriyle ilişkilidir.` Yine 1993 Viyana Bildirisi`nin 8. maddesinde açıkça belirtildiği gibi; `Demokrasi, kalkınma ve insan haklarına ve temel hürriyetlere saygı; birbirine bağlıdır ve birbirini karşılıklı olarak güçlendirir. ANAYASA`DA İNSAN HAKLARI-Bu tanımlar ışığında Türkiye`de insan haklarının durumu nedir? Türkiye Cumhuriyeti Anayasası`nın birçok maddesinde insan haklarının ne olduğu tarif edilmiştir. Anayasa`nın 2. kısmı temel haklar ve ödevler başlığını taşımakta olup 62 maddeden müteşekkildir. Anayasa`nın 13. maddesine göre; `Temel haklar ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet`in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.` Diğer yandan Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi`ni ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi`ni imzalamıştır. Ki, bu sözleşme hükümleri, milli kanunların üstündedir. Yine Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`ne (AİHM) başvuru hakkını, yargı yetkisini ve bu kararların iade-i muhakeme etkisini kabul etmiştir. 58. ve 59. AK Parti döneminde, AB Uyum Kanunları çıkarılmış, çok önemli adımlar atılmıştır.

ZİHNİYET DEĞİŞMELİ

-Türkiye`de yaşanan insan hakları sorunlarının çözüm yolları nelerdir? Türkiye`de insan hakları sorunlarının/ihlallerinin giderilmesi imkansız değilse de oldukça zordur. Bu her şeyden önce; `zihniyet meselesidir.` Kendisi gibi olmayana, hayat hakkı tanıyıp tanımama meselesidir. İlk başta `insan haklarına saygı ve hukukun üstünlüğüne/egemenliğine inanma` zihinlerde yerini almalı, bir davranış haline gelmelidir. Bunu kanunlarla sağlayamazsınız. Kanun değiştirmekle, zihniyet değişmiyor ki? İnsan hakları sorunları konusunda hukuken neler yapılması gerektiğini ana başlıkları ile açıklamak istiyorum: İnsan hakları sorunlarını gidermek için, mevcut kanunlar uygulanmalı, sorumlular teşhir edilip cezalandırılmalı, mevcut anayasa ve kanunlarda gerekli değişiklikler yapılmalıdır.`

EŞİTLİK İLKESİ İHLAL EDİLİYOR

-Anayasa değişikliğinin gerekli olduğunu söylediniz. Değişikliğini gerekli gördüğünüz maddeler hangileridir? Anayasa`nın 125/2, 159/4 maddeleri iptal edilmelidir; Bu maddelere göre; Yüksek Askeri Şura ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararlarına karşı yargı yolu kapalıdır. Bu, hukuk ayıbıdır. Türkiye bu hukuk ayıbını daha fazla taşıyamaz. Kaldı ki, her iki kurulda mahkeme olmayıp, idari kurullardır. İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olması, asıldır. Yüksek Askeri Şura kararları ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararlarına karşı yargı yolu açılmalıdır. Memur ve Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun çıkarılmalıdır: Hükümet tarafından hazırlanan Kanun Tasarısı, 10 Mart 2005`te TBMM`ye sunulmuştur. Tasarı TBMM Adalet Komisyonu`nda kabul edilmiştir. Tasarıya göre; `Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla; zimmet, rüşvet, irtikap, hırsızlık, dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma, kaçakçılık suçları hariç bütün disiplin cezaları affedilmektedir. Ancak haklarında yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezası verilen hakim-savcılar tamamen kapsam dışı bırakılmaktadır. Hakim-savcılar aleyhindeki bu düzenlemeyi izah edebilmek mümkün değildir. Bu, eşitlik ilkesini ihlal etmektedir. Kaldı ki, 1999`da çıkarılan 4455 sayılı Af Kanununda hakim-savcılar aleyhinde bir hüküm yoktu. Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, yukarıda belirtilen yüz kızartıcı suçlar hariç, haklarında yer değiştirme veya meslekten çıkarma kararı verilen hakim-savcılar da kanun kapsamına alınmalıdır. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 5/a maddesine göre; `yüz kızartıcı suçlardan mahkum olan memur ve diğer kamu görevlileri avukatlık yapamaz.` 5/b maddesine göre; `Hakkında meslekten çıkarma kararı verilen hakim-savcılar avukatlık yapamaz.` Meslekten çıkarılan, yargı yoluna dahi başvuramayan hakim-savcı, avukatlık da yapamaz ise, ne yapabilir? Bahsi geçen 5/a ve b fıkraları birleştirilerek; `Yüz kızartıcı suçlar nedeniyle mahkum olan hakim savcı, memur ve diğer kamu görevlileri avukatlık yapamaz` şeklinde değiştirilmelidir. MESLEK LİSELERİNE UYGULANAN PUAN ADALETSİZLİĞİ SON BULMALI

-Meslek liseleriyle ilgili YÖK`ün aldığı kararların hukuk boyutundan görünümü nedir? Üniversite sınavlarında uygulanan lise?meslek lisesi puan adaletsizliğine derhal son verilmelidir. Üniversitelerden hangi nedenle olursa olsun ilişikleri kesilen öğrenciler için af kanunu çıkarılmalıdır. Düşünce ya da inançları sebebi ile mahkum edilenler hakkında af kanunu çıkarılmalıdır. -Bütün bunlar çerçevesinde sonuç olarak ne söylersiniz? Türkiye insan haklarının ihlal edilmediği, AB üyesi, demokratik hukuk devleti olmak istiyorsa; mağdurlara sahip çıkmak, onların ihlal edilen/gaspedilen haklarını iade etmek: geniş kapsamlı Memur ve Diğer Kamu Görevlileri Disiplin Cezaları Sicil Affı, öğrenci affı, düşünce?inanç mahkumları af kanunlarını çıkarmak; HSYK ve YAŞ kararlarına karşı yargı yolunu açmak; YÖK`ü kaldırmak; başörtüsü yasağı ile üniversite sınavlarındaki puan adaletsizliğine son vermek; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu`nun 5/b maddesini değiştirmek; 5237 sayılı TCK ve diğer mevzuatta gerekli değişiklikleri yapmak zorundadır. HÜKÜMETİ VE MECLİS`İ GÖREVE ÇAĞIRIYORUZ

-Kamuoyuna ve hükümete bir çağrınız var mı? AK Parti ve TBMM`yi göreve çağırıyoruz: Seçim meydanlarındaki sözlerinizi, sizi oylarıyla oraya çıkarmış, size umut bağlamış milyonları unutmayınız! Unutursanız, sizler de unutulursunuz. Unutulmakla da kalmaz, bol bol beddua alırsınız; bir daha da iflah olmazsınız. AB`den de tarih alamazsınız. Yalnızca`Hak`tan ve halktan korkunuz. Mutabakat 3 Kasım 2002`de belli olmuştu. -Nasıl bir mutabakat arıyorsunuz?

Size oy versin vermesin halkın % 90`ı bu konularda mutabakata varmış. Geri kalan % 10 mu; isteseniz de onların mutabakatını asla alamazsınız. Kamuoyunu, siyasi partileri, sivil toplum kuruluşlarını, medyayı, kısacası vicdan sahibi herkesi bu çağrıya, bu taleplere destek olmaya çağırıyorum. Unutmayınız; zulme mani olmamak, zulme ortak olmaktır. İnsanlarının mutlu olduğu, barışın, adaletin, saygı, sevgi ve kardeşliğin egemen olduğu, müreffeh ülke, insan haklarına saygılı, demokratik hukuk devleti olmamızı diliyorum.

Başörtüsü yasağına biran

önce son verilmelidir

-Başörtüsü yasağını bir hukukçu olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye`nin son yıllardaki en büyük insan hakkı ihlali olarak kabul edilen başörtüsü yasağı var. İnanç özgürlükleri konusundaki ihlaller ile ilgili neler yapılmalıdır? Türkiye`de şu anda uygulanan başörtüsü yasağına bir an önce son verilmelidir. Anayasa`nın 24. maddesi din, vicdan ve kanaat hürriyetini, 70. maddesi kamu hizmetine girme hakkını düzenlemiştir. Başörtüsü yasağı, halkımızın büyük ekseriyetinin karşı çıktığı, hukuk ayıplarındandır. Başörtüsü konusunda, anayasa ve kanunlarda herhangi bir yasak olmamasına rağmen; yönetmeliklerle yasak konulmuştur. Yönetmeliklerle yasak konulması, ilk başta Anayasa nın 13. maddesinin ihlalidir. Devlet kurumlarında da başörtüsü yasağı uygulanmaktadır. 21 Ocak 1982 tarih ve 8/4219 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile `Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personelin kılık-kıyafetlerine dair yönetmelik` yürürlüğe konulmuştur. Bu yönetmelik hükümlerine dayanılarak, 4 bin 810 başörtülü memur ve diğer kamu görevlisi mesleklerinden çıkarılmış, çalışma hakları gasbedilmiştir. YASAK HUKUKA VE ANAYASA`YA AYKIRI

-Devlet memurlarının sırf başörtülü oldukları için işten atılmaları hukuki midir? Yönetmeliklerde öngörülen başörtüsü yasağı, normlar hiyerarşisine aykırıdır. Yazılı hukukun tepesinde anayasa yer alır. Anayasa`dan sonra sırası ile, kanun, tüzük, yönetmelik gelir. Hiçbir hukuk normu, kendinden önceki norma aykırı olamaz. Başörtüsü yasağına ilişkin ne anayasada, ne kanunlarda, ne de tüzüklerde hiçbir kayıt yoktur. Yönetmeliklerle ve genelgelerle yasak konulması, hukuka ve anayasaya aykırıdır. Zira hak ve özgürlükler, ancak anayasada belirtilen hallerde demokratik toplum düzenine aykırı olmamak kaydı ile, kanunla sınırlanabilir. Yüksek Öğretim Öğrenci Disiplin Yönetmeliği, Milli Eğitim Bakanlığı İle Diğer Bakanlıklara Bağlı Okullardaki Görevliler İle Öğrencilerin Kılık?Kıyafetlerine Dair Yönetmelik, Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık?Kıyafetlerine Dair Yönetmelik iptal edilmelidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlüğe girdi. Ancak içinde öyle hükümler var ki, eskisine rahmet okutur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu`nda; suç ve suçluyu övme başlıklı 215. maddesi, kanunlara uymamaya tahrik başlıklı 217., 218. maddesi, görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma başlıklı 219. maddesi, kanuna aykırı eğitim kurumu başlıklı 263. maddesi yeniden düzenlenmeli; resmi evlilikten önce dini nikah yaptırmayı düzenleyen 230/5. maddesi iptal edilmelidir. (Ki zina suç olmadığına göre; dini nikahın suç sayılmasını savunabilmek mümkün değildir.)

28 Şubat sürecinde 12 bin memur atıldı

-Türkiye`nin son yıllarda insan hakları `karnesi` nedir? Türkiye, adı insan hakları ihlalleri ile birlikte anılan bir ülkedir. Türkiye`de insan hakları sorunlarının/ihlallerinin neler olduğunu bilmek için, günlük basını takip etmek yeterlidir. 28 Şubat 1997 (ve halen devam eden) süreçte; toplam 12 bin memur ve diğer kamu görevlisi `haksız ve mesnetsiz` şekilde meslekten çıkarılmıştır. Bunlardan 96`sı hakim- savcı, bin 200`ü ordu mensubu olup Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile Yüksek Askeri Şura kararlarına karşı yargı yolu kapalıdır. Yine bunlardan yaklaşık 4 bin 200`ü üniversite öğretim elemanı olup, YÖK mağdurudur. İhraç edilenlerden, 4 bin 810 kişi başörtüsü yasağı nedeniyle ihraç edilmiştir. 6 bin 300`ü başörtüsü yasağı nedeniyle olmak üzere, toplam 10 bin 800 yüksek öğrenim öğrencisinin eğitim hakkı ellerinden alınmıştır. 17 bin kişi inanç ya da düşünceleri nedeniyle mahkeme kararı ile mahkum olmuştur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi`nde, Türkiye aleyhine açılan dava sayısı 12 bin 645`tir. Bu tablo, muhakkak ki, iç açıcı değil? Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk halkı, bunu hiç de hak etmiyor. Herkesi vicdan muhasebesine davet ediyorum. Lütfen, bir an olsun, kendinizi insan hakları mağdurlarının yerine koyunuz.`

YÖK kaldırılmalıdır

- YÖK`ün insan hakları karnesi nasıl?

Yüksek Öğretim Kurulu(YÖK) kaldırılmalıdır: YÖK, insan haklarının ihlal edildiği; üniversitelerin akademik, idari, mali özerkliğini ortadan kaldıran bir yapıdır. YÖK`ü kuran zihniyet, üniversitelerin özerkliğine son vermek, üniversiteleri depolitize etmek, tek tip insan yetiştirmek amacıyla YÖK`ü kurdu. YÖK kuruluş amacı doğrultusunda hizmetler verdi. Ancak YÖK`ün verdiği hizmetler, asla ülkemizin hayrına olmadı. Dolayısı ile YÖK`ün başındaki kişinin kim olduğu, neye inanıp-inanmadığı, dünya görüşünün ne olduğu önemli değildir. Bizatihi YÖK`ün kendisi bir ucubedir. YÖK kaldırılmalı, Anayasa`nın 131. maddesi, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile 2914 sayılı Personel Kanunu değiştirilmelidir.

güller
24-04-10, 09:38
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2010/04/2010-04-24.jpg

NE GÜZEL AKIL BAŞÖRTÜNÜN İÇİNDE ÖRTÜDEMİ.......EMİR ALLAH TAN SİZDENMİ?????
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2007/02/2007-02-28.jpg

güller
07-05-10, 18:49
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2010/05/2010-05-06.jpg

NERDEYDİK...NEOLDU DESEMMİ:)
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2007/07/2007-07-01.jpg

BAKALIM GELEN NE DAĞITACAK:)

http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2007/07/2007-07-17.jpg


http://fotogaleri.haber7.com/inner//284220081119082901147.jpg


http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/12/Hesaba-Katılmayan-Seçim.jpg

güller
09-05-10, 14:35
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2010/05/2010-05-09.jpg

güller
16-05-10, 16:06
Taş MI TuĞlamı NE DüŞER BaŞlarına acep:)

http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2006/12/2006-12-29.jpg

http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2007/09/2007-09-21.jpg

Ne oldu şimdiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii:)hadi davet etmeyin....
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2007/08/2007-08-31.jpg

güller
17-05-10, 14:16
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2007/04/2007-04-27.jpg


http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2007/03/2007-03-18.jpg

Rahmet
18-05-10, 12:51
üzülerek izledim. Hayatımızın gerçekleri bunlar malesef

güller
23-05-10, 15:45
hadi yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa


http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2006/12/2006-12-20.jpg

güller
24-05-10, 15:45
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2010/05/2010-05-24.jpg

goolede yasak başladııııııııııııııı biline.....

güller
27-05-10, 19:53
MÜJDE KADIN AÇILIMINDA GELİŞME MANŞETİ VAR...


http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2010/05/Elbise-Biçmek-560x379.jpg

AÇILIM ÇALIŞMALARI HIZLANDI.....ELLERİNDE OLSA....
http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/12/Beraber.jpg

PARA HERŞEYİ NASIL ÇÖZÜYOR AÇILIMDA...
http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/10/Zıt-Renkler.jpg

güller
27-05-10, 20:44
BU MEDENİYET..............................

http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2010/04/Kadın-Yükü-Moda-560x387.jpg

BUDA İNSAN HAKLARI..............................

http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2010/01/Doğmadan-Ölen-Mücahit.jpg


görünenVEGÖRÜNMEYEN PENCERELER VAR KİLİTLİ''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''''' '''!!!!!!!!
http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/12/Deliler-Hastanesinde-Televizyonu-Kafeslemek.jpg

güller
30-05-10, 13:01
http://www.mescere.net/mkportal/modules/gallery/album/a_3536.jpg

http://www.mescere.net/mkportal/modules/gallery/album/a_3545.jpg


Orta yaşlı bir hanım,şehrin en lüks mağazasında beğendiği döpiyesi giyip ayna karşısında birkaç defa döndükten sonra:
-Ben üniversitede öğretim üyesiyim,dedi.Modern bir kıyafet almak ve özgürce giyinmenin tadına varmak istiyorum.
Kadınla ilgilenen tezgahtar kız:
-Sizi iyi tanıyorum efendim, dedi, Çok şık giyindiğinizi de biliyorum.Fakat Fransız modasına göre elbisenizi bir eşarpla tamamlamalısınız.
Kadın:
-Eşarp mı? diye burun kıvırdı.Demek güncel ha!...
Ama Fransa gibi bir moda merkezinden geliyorsa,dedikleri doğrudur.
Tezgahtar kız,raftaki eşarpları müşterinin önüne sedikten sonra:
-Pahalı olmasına rağmen en modern mallarımız bunlar, dedi.Size yakışacaktır.
Kadın,eşarpları tek tek incelerken:
-Hepsi de birbirinden güzel ama ben sizin başınızdakini beğendim,dedi.Şimdi hatırlamıyorum ama,geçen gün aynı eşarbı birinde daha görmüştüm.
Genç kız,saygılı bir ifadeyle:
-O gördüğünüz bendim hocam,diye gülümsedi.sizin öğrencinizim.kıyafetimden dolayı beni dersinizden atarken,basımda bu esarp vardı !!!

güller
30-05-10, 13:05
http://www.mescere.net/mkportal/modules/gallery/album/a_3546.jpg

NEDEN ÖRTÜNMEK ZORDUR..?
Nefse ağır gelir...

Örtünmek isterim, ama ikna olmam lazım
“KURANDA KESİN HÜKÜM VAR YETMEZMİ İKNA OLMANA”

Örtünmem gerekiyor, ama geleceğimi düşünmek zorundayım
“GELECEK ÖLÜM ONU DÜŞÜNDÜNMÜ”

ALLAH(c.c.) beni başı açık olarak da sever
“AMA GÜNAHKAR KULUM DER”

Kapalıyım, ama ailem okul için başımı açmamı istiyor
“AİLEN SENİ CEHEMMEN ATEŞİNDEN KURTARMAYACAK”

Fazla açık olmadığım için, günah olduğunu zannetmiyorum
“GÖRÜNEN HER TEL ZİNA AZMI GÜNAH ACABA”

Genç yaşta da kapanmak olmaz ki, yaşlanınca inşa ALLAH(c.c.)
“YAŞLANACAĞIN GARANTİ Mİ YA YARIN ÖLÜRSEN”

Tekrar açılırım düşüncesiyle, kapanmıyorum
“HELE Bİ KAPAN ONU SONRA DÜŞÜN”

Bazı özgürlüklerimin kısıtlanacağı düşüncesiyle kapanmak istemiyorum
“ALLAHIN KARŞISINDADA ÖZGÜR OLABİLECEKMİSİN”

Kapanmak önemli değil, önemli olan kalbinin temizliği
“KALBİN TEMİZLİĞİ GÜNAHA ENGEL DEĞİL”

Evlenince kapanırım, ;kızım evlenince kapanr;
“EVLENECEĞİN GARANTİMİ”

Güzelliğimi sergilemek istediğimden dolayı kapanmamıştım
“GÜZELLİĞİNİ SADECE EŞİNE SERGİLESEN NE GÜZEL OLUR”

Kapanırsam, diğer dini vecibelerimi de yerine getirmem gerekecek
“EE Bİ YERDEN BAŞLAMAK LAZIM”

Dinden çıkmadığıma göre başımı açmamda problem yok
“DİNDEN ÇIKMADIN AMA GÜNAHKARSIN”

Başörtü için kendimi henüz hazır hissetmiyorum
“ÖLÜNCEMİ HAZIR OLACAKSIN”

Bu zamanda da başörtü olmaz ki! Hangi çağdayız?
” GÜNAHIN BU ZAMANI O ZAMANI YOK KURAN HER ÇAĞ İÇİN İNDİ”

Kısmet, bir bakarsın kapanırız inşa ALLAH(c.c.)
“İNŞALLAH AMA ACELE ET YAŞLANDIKTAN SONRA OLECEĞİNE DAİR SENEDİN VARMI?

Önemli olan, saç dışındaki vücudun teşhir edilmemesi
“YANİ GÜNAH SADECE VUCUDAMI VAR”

Denedim, ama boğulacak gibi oldum
“AMA İTİKAT GEREKİYOR”

Evlenememe korkusu
“SAÇIN AÇIK DİYE SENİNLE EVLENEN ERKEKTEN NE BEKLERSİNKİ”

Lise ve üniversitedeki başı açık öğrencilere dinimi anlatacağım için başımı açacağım, yani hizmet için
“KENDİNE HİZMET EDEMEYECEKSİN”

Kapanmak içimden gelmiyor
“NEDEN GÜNAH İŞLEMEK HOŞUNAMI GİDİYOR”

Başörtülülerin yeterince örnek olamamaları
“SEN ÖRTÜN VE ÖRNEK OL ONLARA”

Nefsime yenik düştüğümden, kapanamıyorum….
“NEFİS ŞEYTANDIR SEN ŞEYTANA YENİKSİN GELECEĞİNİ DÜŞÜN YENİLME”


http://www.mescere.net/mkportal/modules/gallery/album/a_3514.jpg

güller
30-05-10, 13:10
http://www18.gazetevatan.com/fotogaleri/act/3368_8302_07052008_3.jpg

Gazi Üniversitesi ile TÜTAV tarafından G.Ü. Rektörlük binasında düzenlenen ve Kültür ve Turizm Bakanı Günay'ın da katıldığı sempozyumu izlemek isteyen türbanlı bir öğrenci, peruk takarak içeriye girdi.

http://www.mescere.net/mkportal/modules/gallery/album/a_3535.jpg

güller
30-05-10, 13:13
http://www.mescere.net/mkportal/modules/gallery/album/a_3537.jpg

güller
03-07-10, 07:41
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2010/07/2010-07-01.jpg

güller
03-07-10, 07:42
SÖYLESEMDE TESİRİ YOK!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

http://i.milliyet.com.tr/HaberAnaResmi/2009/03/30/fft17_mf209656.Jpeg
Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) sandık bölgesini “kamusal alan” ilan ederek kılık kıyafet kurallarına uyulmasının zorunlu olduğunu açıklamasına rağmen bazı sandık görevlilerinin türbanlı olması dikkat çekti. Seçimde ajanslara yansıyan türban vakaları özetle şunlar:
- 158 bin 479 seçmene sahip Zonguldak merkezdeki Bahçelievler Mahallesi’nde üç sandığın kurulduğu kahvede (1119 numaralı sandık) türbanıyla görev yapan Şennur Çekiç, görüntü alındığını görünce dışarıya çıktı. Bir süre türbanını çıkarmadan dışarıda bekleyen Çekiç, daha sonra yeniden içeriye girdi. Çekiç, diğer görevlilerin uyarısı üzerine türbanını çıkarıp görevine devam etti. Gazi İlköğretim Okulu’nda da bir kadın sandık başında türbanlı olarak görev yaptı.

2 kadın geri çevrildi
- Tekirdağ Kentin Ertuğrul Mahallesi’nde bulunan Namık Kemal İlköğretim Okulu’ndaki 1107 no’lu sandıkta görev yapan türbanlı bir partili de görüntüsünün alınmasına tepki gösterdi. Türbanını çıkarmadan görevini sürdüren kadının AKP’li olduğu belirtildi.
- Samsun’da, oyunu erken kullanmak için sandık başına gelenler uzun kuyruklar oluşturdu. Oy kullanma işlemleri başlamadan önce görevli oldukları Atatürk Anadolu Lisesi’ne gelen iki kadın, türbanlı oldukları gerekçesiyle sandık başkanı tarafından geri çevrildi. İki kadının yerine yedek kişiler görevlendirildi.
- Yalova Cumhuriyet ve Gazi Osmanpaşa İlköğretim Okulu’nda türbanlı üç görevli sandık başında bulundu. Şikâyet üzerine türbanlı bir görevli hakkında tutanak tutuldu.

Vali: Ben görmedim
- Antakya Erol Bilecik Endüstri Meslek Lisesi’ ndeki 1237 numaralı sandıkta türbanlı kadının AKP adına kurulda görev yapması dikkat çekti. Bu sandıkta AKP Hatay Milletvekili ve AKP Grup Başkanvekili Sadullah Ergin de oy kullandı. Ergin ’in oy kullanmaya geldiği anda salonu terk edip geri gelmesi dikkat çeken kadın görevli, gazetecilerin fotoğraf ve görüntü çekmesine de aldırmadı. Aynı okulda oy kullanan Hatay valisi Nusret Miroğlu, “Ben görmedim ancak YSK (http://www.milliyet.com.tr/index/YSK) “ yasak” demiş ise buna herkes uyacak ” dediyse de türbanlı görevliye müdahale olmadı.
- Adana Çobanoğlu Ticaret Lisesi’nde bulunan 1019 sayılı sandıkta görev yapan türbanlı görevli de fotoğrafının çekilmesi üzerine sandık başından uzaklaştı. Görevlilerin türbanlı kadına herhangi bir müdahalesi olmadı. Adana Valisi İlhan Atış da aynı okulda 1023 no’lu sandıkta oy kullandı.
- Konya Selçuklu İlçesi Mareşal Mustafa Kemal İlköğretim Okulu’daki 1087 no’lu sandıkta görevli iki kadın partili, türbanlarıyla görevlerini sürdürdü. Sandık Kurulu Başkanı ya da seçim kurulu görevlileri türbanlı partililere müdahale etmedi. Bazı sandıklarda türbanlılar uyarılar üzerine türbanlarını çıkardı ya da peruk taktı.
- Sivas ve Batman’da da bazı siyasi parti müşahitlerinin türbanlı olduğu görüldü

güller
05-07-10, 16:51
http://www.risalehaber.com/images/caricature/135.jpg
BAŞKA SÖZÜ OOLANA YER KALMADI DUYRULUR.........

güller
07-07-10, 13:29
AĞLANACAK HALİMİZE GÜLER DURUMA GELDİK............!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2010/07/2010-07-05.jpg


Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak fakat arkana bakma...
Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de...
Unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez. Yolcuya bakıp yolu tanıma. Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki hükmünü ona göre ver.
Vahim olan, yolun yolcusuz olması değil, asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır;

M.İSLAMOĞLU

güller
07-07-10, 13:37
http://www.senaidemirci.net/kucukler/gozhapsindekadin%281%29.jpg

Tesettür önce erkeklere farzdır:

Nur suresi'nde önce "mümin erkeklere", sonra "mümin kadınlara" hitap edilir. Sûrenin 30. ayeti, "Mümin erkeklere söyle..." diye başlar,

31. ayeti ise "mümin kadınlara söyle..." diye başlar.

Erkeklerin tesettürü ile kadınların tesettürü arasında bir ayetlik öncelik farkı var demek ki...

Tesettür önce bakışla ilgilenir, bakılan şeyle değil:

Nûr suresinde "mümin erkeklere de mümin kadınlara da öncelikle "bakışlarını haramdan kısma"ları söylenir.
"Mü'min erkeklere söyle: gözlerini sakınsınlar...

" "Mümin kadınlara söyle gözlerini sakınsınlar..."

Tesettür sadece başını örtmek değildir:

Nûr suresinde başörtüsü sorumluluğu olmayan erkeklere de, başörtüsü sorumluluğu olan kadınlara da "ırzlarını korumaları" söylenir ki, ırzı korumak başı açık erkeklere de başı kapalı kadınlara da farzdır, başını kapatmış olsa da kadınlar ırzını korumuyor olabilir, başını ört(e)mese de kadınlar ırzını koruyor olabilir.

Başının açıklığı dert edilmeyen bir erkek de "ırzını korumayarak" tesettürsüzlük yapabilir. Tesettür önce iman etmektir: Nûr sûresinde "iman eden" erkeklere ve "iman eden" kadınlara tesettür emredilir. Örtmek anlamına gelen "tesettür", görmesini Allah'ın görmesine açık, sözünü Allah'ın işitmesine açık, niyetini Allah'ın bilmesine açık bilmektir ki bilinçli bir kapalılığı besler. Yine örtmek anlamına gelen "küfür" de, kendini Allah'tan gizlediğini sanmaktır ki sorumsuz bir açık saçıklığı doğurur.

güller
07-07-10, 13:40
http://www.yeniasya.com.tr/2009/07/07/resim/karikatur.jpg


çÖLDE BÜYÜYEN GÜLLER ,GONCALARI BESLER.......

güller
07-07-10, 13:42
http://itesettur.files.wordpress.com/2006/11/karikatur.gif

aysunur
07-07-10, 15:14
Sevgili güller hocam, mecca sayfasinda metin renginden dolayi okunmuyor,bildirmek istedim...Selamlar..

güller
15-07-10, 20:39
http://img156.imageshack.us/img156/904/resim302zu1.jpg



Daha geçen sene başörtülüleri fişlemişler!
15 Temmuz 2010 / 11:00
Erzincan'daki Ergenekon davasının bir numaralı sanığı Org. Saldıray Berk'e bağlı lojmanlardaki fişlemeler


http://www.vindir.org/video/fimage/img-262050245.jpg

Kamil Maman'ın haberi:
Erzincan'daki Ergenekon davasının bir numaralı sanığı 3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk'e bağlı 9. Kolordu Komutanlığı lojmanlarına gelen ziyaretçi ve çocuk bakıcısı kadınların tek tek fişlendiği ortaya çıktı. Askeri istihbarat raporuna göre, ziyaretçilerle birlikte ev sahibi subay ve astsubayların kişisel bilgileri de belgeye işlendi.
Askeri istihbarat tarafından 9. Kolordu Komutanı Korgeneral Tevfik Özkılıç'a iletilen belge, askeri personelin kaldığı Erzurum'un Gez Mahallesi'ndeki lojmana giriş çıkış yapan ziyaretçi ve çocuk bakıcısı kadınların 'başörtülü-türbanlı' diye tek tek fişlendiğini ortaya koydu.
20-27 Ocak 2009 tarihleri arasında İstihbarat Yüzbaşı A.E. ve Binbaşı A.Y. tarafından hazırlandığı bilgisi yer alan belgenin "Lojmanlara bakıcı olarak gelen" başlıklı bölümünde başörtülü ve türbanlı 5 bakıcının ismi, hangi subay ya da astsubayın evine geldiğine ilişkin bilgilerin detaylı bir şekilde yer aldığı tespit edildi.
İĞNELİ DUR, İĞNESİZ GEÇ
Lojmana ziyaretçi ve bakıcı olarak giren bazı kadınların başörtü bağlama şekilleri konusunda uyarıldığı da belgede yer alan bilgiler arasında. Fişleme belgesinde Üsteğmen E.U'ya gelen bakıcı Z.A ve Uzman Çavuş E.Ö'ye gelen bakıcı B.B. için şu ifadeler yazılı: "Türban takmakta. Nizamiyedeki personelin ikazıyla türbanını, başörtüsü bağlama şekline çevirmektedir." 9. Kolordu Komutanı Korgeneral Tevfik Özkılıç'a sunulan fişleme notunda "lojmanda oturan personele ziyaretçi olarak gelenler" bölümdeyse 4 kişinin başörtülü ve türbanlı olarak lojmandaki askeri personeli ziyarete geldikleri bilgisine yer veriliyor. Lojmana başörtüsüyle gelen kişilerin isimlerinin karşısında ise ziyaret ettikleri askeri personelin isim ve ev adresleri yer alıyor.
GİZLİ: KAPICININ KIZI ÖRTÜLÜ!
'Gizli' ibareli fişleme bilgisinde "lojmanda çalışan kapıcılar' bölümünde, "B.A'nın kızının türbanlı, Y.K'nın eşinin türbanlı olduğu tespit edilmiştir" ifadeleri yer alıyor. Belgede "Bir hafta boyunca değişik saatlerde icra edilen gözetleme faaliyetiyle türbanla içeriye girenler" bölümünde ise yapılan fişleme sonuçları aktarılıyor. Bu bölüme 'bakıcı, temizlikçi, kapıcı eş ve çocukları, lojmanda ikamet eden personelin ve kapıcıların ziyaretçileri ile bir uzman çavuşun eşinin türbanlı olduğu tespit edilmiştir' notu düşülmüş.
Darbe taraftarına bir artı
Emekli Org. Çetin Doğan, tutuklanmasının ardından kendini savunmak için yazdığı 16 sayfalık mektubunda Plan Semineri'ne, Genelkurmay ve Kara Kuvvetleri'ni temsilen iki ayrı heyetin katıldığını ve başındaki komutanlardan birinin Orgeneral, diğerinin de Korgeneral olarak halen görevde olduğunu ifade etmişti. Bu komutanların Orgeneral Bekir Kalyoncu ve Korgeneral Tevfik Özkılıç olduğu ortaya çıktı. Halen 9. Kolordu Komutanı olan Korgeneral Tevfik Özkılıç'ın ismi de, Balyoz'cular tarafından hazırlandığı iddia edilen listede darbeyi destekleyen bölümünde geçiyor. Bütün Generallerin fişlendiği listede o dönemde Tuğgeneral olan Tevfik Özkılıç'a artı verilmiş.
Yeni Şafak

güller
21-08-10, 02:32
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2010/08/2010-08-18.jpg


YÖK Kanunun Ek madde 17.’nci göre; “Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydı ile; yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir.”

Anayasa Mahkemesinin 9.4.1991 tarih ve 1990/36 E, 1991/8 K sayılı kararı’na göre; “Ek 17. madde Anayasa’ya aykırı olmamakla birlikte, Atatürk ilke ve devrimlerine, laikliğe aykırıdır.”
KALKACAK BACIM..........KALKACAKKKKKKKKKKKKKKKK
ÇÜNKÜ RABBİMİN EMRİ

güller
23-08-10, 17:09
VAH VAH KENDİNE HAYRI OLMAYAN NEYİ ÇÖZER DERSİNİZ..................

http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2010/08/2010-08-24.jpg

vuslat
23-08-10, 23:10
VAH VAH KENDİNE HAYRI OLMAYAN NEYİ ÇÖZER DERSİNİZ..................

http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2010/08/2010-08-24.jpg


Allah'ım bukadar mı güzel anlatır bi karikatür olayı..:cool:

şuayb
23-08-10, 23:45
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2010/08/2010-08-24.jpg


Biz çözebileceğine biz inanıyoruz.:D
Ama önce bağlamasını öğrenmesi gerekir,sonrada bağladığı türbanı çözer tabiii !!!:D

sevginur
25-08-10, 21:08
http://www.yeniasya.com.tr/2009/07/07/resim/karikatur.jpg


çÖLDE BÜYÜYEN GÜLLER ,GONCALARI BESLER.......


http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2010/08/2010-08-24.jpg

Biz çözebileceğine biz inanıyoruz.:D
Ama önce bağlamasını öğrenmesi gerekir,sonrada bağladığı türbanı çözer tabiii !!!:D


burdaki resimler gôrûnmuyor bizde:cool:

güller
25-08-10, 22:22
sEVGİNURUM BAZEN GİDİYOR RESİMLER..
Bizde düzeltip duruyoruz.
http://www.ibrahimozdabak.com/anasayfa
aldığım yer burası ama neden gider bilmem?

sevginur
26-08-10, 06:49
http://a.imageshack.us/img829/7551/20100826ana.jpg (http://img829.imageshack.us/i/20100826ana.jpg/)

gözûkmeyen resmiyi ekledim simdi

bende bilmiyorum abla, resimleri gônderen site kisitlama mi yapiyor bilmiyorum, photobucket sitesinden resimleri upload ederdim ônceden orda da ayni sorunu ya$adik bir mûddet sonra resimleri gôstermiyor, nedenini bilmiyoruz, bizde artik resimleri imageshack.us sitesinden upload ediyoruz, simdilik sorun gôzûkmüyor.....

sevginur
26-08-10, 06:53
konuya gelince tûrban olayi hiç çôzûlmez, çeliski içinde ya$iyoruz, din ile devlet çeliskide uyum olmayinca nasil düzelir hiç inanmiyoruz ...

güller
28-08-10, 18:28
http://medya.zaman.com.tr/2010/08/28/karikatur.jpg
çözüm bulundu:)

güller
29-08-10, 17:01
http://haber.nur.tc/resimler/haberler/20342.jpg

http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2006/08/2006-08-28.jpg

İngiliz kadın bakan:Çarşaf özgürlüktür 19/07/2010 Başta Fransa olmak üzere Avrupa'nın birçok ülkesinde çarşafın yasaklanması yönünde tartışmalar sürerken, İngiltere'den dikkat çeken bir çıkış geldi.

Muhafazakâr Parti'nin çevre bakanı Caroline Spelman, çarşaf giymenin bir özgürlük olduğunu ve çarşafın kadının gücünü sembolize ettiğini savundu.

Çarşafın kamusal alanda giyilmesinin yasaklanmasına karşı çıkan bakan, çarşaf giyen kadınların daha güçlü olduklarını savundu.

BİR KADININ NEDEN ÇARŞAF GİYEBİLECEĞİNİ ANLIYORUM Spelman şöyle konuştu:

“Bu ülkede yaşayan bir kadın olarak, ne giyip ne giyemeyeceğimin bana söylenmesini istemiyorum.

Ben Afganistan’a gittim ve bir kadının neden çarşaf giymek isteyebileceğini sanırım artık daha iyi anlıyorum.

Bu onların kültürünün bir parçası.

Onların dışarı çıkarken çarşaf giymek istediklerini kabul etmek, anlayış göstermenin bir gereğidir.

Burası özgür bir ülke, biz insanların özgürlüklerine önem veririz.

Bir kadın için de her sabah kalktığında ne giyeceğine karar verebilmek onu gücünü gösterir.”

dunyabulteni.nt

güller
01-09-10, 02:24
http://www.mescere.net/mkportal/modules/gallery/album/a_3494.jpg


Başörtüsü kimin hakkı?
30 senedir Türkiye'deki "başörtüsü yasağı" gibi İran'daki başaçıklıkla ilgili yasağın da yanlış olduğunu savundum.

Benim Kur'an'dan ve Sünnet'ten anladığıma göre, başörtüsü kesin ve amir dinî bir vecibedir, büluğ çağına eren her kız ve kadın "el, yüz ve ayakları hariç" bedenini örtmelidir. İslam anlayışına göre örtülmesi gereken beden avrettir. (Pantolon üzeri dar bluz ve kafada örtünün İslami giyimle uzaktan yakından ilgisi yoktur, bu kıyafet haramdır; çünkü Hz. Peygamber (sas), kadının giyimiyle ilgili ölçüleri sayarken "elbisenin vücut hatlarını göstermemesi ve şeffaf olmaması gerektiği"ni buyurmuştur, bu bireysel tercihlere bırakılmış değildir.) Başını örtmeyen kadın günah işler, cezası uhrevidir; ama dinden çıkmaz, onu affetme yetkisi Allah'a aittir. Kur'an ve Sünnet'te başını örtmeyenler için tayin ve tespit edilmiş maddi ve dünyevi bir müeyyide yer almamıştır.


CHP'ye katılan Prof. Sencer Ayata -ki ülkemizin önde gelen saygın sosyologlarından biridir- "Bu işi ulemaya soralım." dedi.
Kime soracağız?
Bir Alman İslamolog'a
"Ben, kendime Hıristiyanlık içinde Protestanlığı başlatan reformist Martin Luther misyonu biçtim." diyen malum ilahiyatçıya ve onu takip eden reformist ilahiyatçılara sorulacaksa, onlar zaten yasağa "teolojik destek" sağlayanlardır. Bu ilahiyatçıların dindar insanlar nezdinde ne meşruiyetleri vardır ne itibarları.

Diyanet İşleri Başkanlığı Yüksek Din Kurulu "başörtüsünün kesin ve tartışmasız dinî bir vecibe olduğunu" açıklamıştır.
Sayın Ayata'nın bir bilim adamı olarak şu hususu göz önüne almasını bekleriz:

Bu öylesine bariz bir dini vecibedir ki, hakkında "icma" vardır

. Reformist ilahiyatçılar dışında buna itiraz tek bir alim gösterilemez.

1.400 senedir Sünni, Şii, Zeydi, İbadi bütün bilginler bu görüşü tekrar edegelmişlerdir.

Hatta bu konuda semavi dinler arasında da görüş ayrılığı yoktur.

Yahudilikte de Hıristiyanlıkta da -eğer dinî hükümleri kaale alacak olurlarsa- kadınlar başlarını örter, nitekim örtenler vardır. Beşeriyet tarihinde kadim ve asıl olan kadınların örtünmesidir. Bedenin açılıp teşhiri ve başaçıklık geçen yüzyılda Avrupa'da başlayan türedi bir şeydir. (Afrika'da 'ilkel' kabileler hariç, ama orada erkekler de çıplak gezmektedir).

Sayın Ayata'nın "belki bir uzlaşma zemini bulunur, saçın bir kısmı açık bırakılır" teklifi dinî hükümlere ve bireysel fıkhî tercihlere müdahalenin ta kendisi olur.

Bence bu konuda dinî hükmünün ötesinde, bir kadının vicdani kanaati ve tercih ettiği fıkhî görüş esas alınmalıdır. Kişi önce "fetvayı kalbine sorar." Bir kadın tesettüre girip saçlarının tamamını örtüyorsa, dinî vecibeyi pardösü, çarşaf, abiye ya da tek veya iki-üç parçalı elbise ile yerine getireceğine inanıyorsa ona karışamayız.

İnsanlar bu konuda hangi alimi, fakihi veya görüşü takip ediyorlarsa onları kendi tercihlerinde serbest bırakmak lazım.

Bir kadını dinî vecibesini yerine getirmekten alıkoymak büyük bir zulümdür.

Kim, "Benimle uzlaş, benim onayımı al da öyle örtün" diyebilir veya bunu deme hakkını kendinde bulabilir?

Kim bir başkasının eğitim hakkını gasbedebilir?

Kim birini, eğitimini aldığı bir mesleği yerine getirmekten mahrum edebilir?

Kim bir başkasının ekmeğine, rızkını emeğiyle-namusuyla kazanmasına mani olabilir?

Kim bir kadını, inancına aykırı kıyafet giymeye zorlayabilir, onun ruhunun zedelenmesine sebebiyet verir?

Bu yasağı koyanlar, başörtüsünü ve çarşafı ayaklarının altına alıp gösteri yapanlar kendilerinde bu hakkı nasıl görüyorlar?

Zulme uğrattıkları insanlar da kendileri gibi bu ülkenin 'eşit vatandaşları' değil mi, kamu bütçesini vergileriyle oluşturmuyorlar mı?

Belirtmek gerekir ki, başörtüsü davası hakikatte "bir insan hakları veya kadın hakları" sorunu değildir.

Yukarıda belirttiğimiz üzere kadınların başlarını örtmesini emreden Allah'tır.

Bu Kur'an, Sünnet ve icma ile sabittir.
Dolayısıyla bir kadını başını örtmekten engellemek, esasta Allah'ın hakkına tecavüzdür, çünkü başörtüsü Allah'ın hakkıdır.

a.bulac@zaman.com.tr (a.bulac@zaman.com.tr)

güller
03-09-10, 06:15
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/temp/b7521d1fd31cc8931fb3c87cb93ac606.jpg
CHP'li belediyenin düzenlediği panelde başörtülülere ağıza alınmayacak hakaretler edildi


CHP'de, başörtülülerin tepkisini çeken bir diğer olay İzmir'de yaşandı. CHP'li Çiğli Belediyesi'nin düzenlediği ve CHP Grup Başkan Vekili Muharrem İnce'nin de konuşmacı olarak katıldığı "Demokrasi ve anayasa" isimli panelde, başörtülü kadınlara ağır hakaretler edildi. Başörtülü bayanlar salonu terk ederek olaya tepki gösterdi.



Panele konuşmacı olarak katılan ve Cumhuriyet Gazetesi'nde yazıları yayımlanan Vecihi Timuroğlu, "Şu an benim karşımda güzel bayanlar oturuyor, onlar da benim gibi insan. Türbanlı bir bayan görünce erkekliğimi hissediyorum." şeklinde sözler sarf etti.

Bunun üzerine, aralarında başörtülü kadınların da bulunduğu bir grup, konuşmaya tepki göstererek salonu terk etti.

Bu sırada sözlü sataşma yaşandı.

Hakarete uğrayan başörtülü kadınların, "Biz buraya sizi, fikirlerinizi dinlemeye geldik, siz hakaret ediyorsunuz.

Ayıp ettiniz. Bunlar ne biçim sözler?" demesi üzerine salondan, "Türkiye laiktir, laik kalacak'' şeklinde sloganlar yükselmeye başladı.

Başı açık bir kadının ise "Bu bayanları ben buraya getirdim. Sizlerin yüzünden ben mahcup oldum." sözleriyle yaşananlara tepki gösterdi.


Muharrem İNCE, başörtülülerden özür diledi


Olay üzerine söz alan CHP Grup Başkan Vekili İnce, "Katı anlayış içinde olup insanları incitirseniz, taraftar kazanmaz, kaybedersiniz.

Yanlış bir olay oldu.

Slogan atmaya gerek yok.

Bence bayanlar incindiler.

Konuya dahil olmamama rağmen onlardan özür diliyorum." diyerek ortalığı yatıştırmaya çalıştı

. Salonu terk eden kadınlardan bazıları, İnce'nin özür dilemesinden sonra yeniden içeriye girdi.

İnce, CHP olarak, 'Türkiye laiktir, laik kalacak' sloganının ötesine geçmeleri gerektiğini belirterek, "30 yıl aynı nakaratı söyleyemeyiz." dedi.

Panele katılan CHP'lilerden halkı cahil görmemelerini isteyen İnce, bir zamanlar "Ordu göreve" pankartlarının açıldığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Ordu göreve, yok sen göreve geleceksin. Askerden medet uman, şeriatçılardan daha tehlikelidir.

Eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın yaptığını, bu ülkeye şeriatçılar yapmamıştır.

Sana kim e-muhtıra yap dedi? Hükümet Büyükanıt'a bir zırhlı araç aldı, bir de şeref madalyası verdi. E-muhtıra olduğu zaman bazı arkadaşlarımız, 'Oh olsun' dedi ama buna halk tepki gösterdi."


ZAMAN
AZANI NE PAKLAR İHVANLAR COK AZDILAR:)

sifirem
03-09-10, 10:48
AZANI NE PAKLAR İHVANLAR COK AZDILAR:)

TENEŞİR derler büyüklerimiz ve dahi biz

güller
03-09-10, 15:59
kalbi kırık başörtülüler?

Yetti ARTIK BU ZULUM VE HAKARET!!!!!!
GELECEK VAR BAŞINIZA............
LAİKSİZ,ŞEREFSİZ,KÜSTAH UZAYLILAR !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!


http://www.marmarahaber.net/upload/Image/20008/kasim/23.11.2008/karikatur.jpg

Türkiye’de yaşayan insanların psikolojisiyle ilgili ciddi araştırmalar yapılmasını çok istiyorum.

Bu toplum, bir psikiyatrın kanepesine uzansa da anlatmaya bir başlasa.

Sorunların nereden kaynaklandığını bir anlasak.

Bir toplumun içinde “çıkar çatışmalarının” olması anlaşılır bir şeydir, sınıflar ya da zümreler kendi çıkarları için birbirleriyle çatışırlar.

Ama Türkiye’deki ciddi sorunların hiçbiri bildiğimiz “çıkar çatışmalarıyla” açıklanamaz.

Alın şu başörtüsü meselesini.

Beş on bin genç kızın üniversiteye başörtüsüyle gitmesinin engellenmesini hangi somut “çıkar çatışmasıyla” açıklayacaksınız?

Kızlar üniversiteye başörtüsüyle gitse kimin “somut” çıkarı zedelenecek ya da kim bundan somut çıkar sağlayacak?

“Laik bir düzen isteyenlerin çıkarları zedelenecek” derseniz, beş on bin kız öğrencinin başörtüsü takmasıyla “zedelenecek” laiklik zaten gerçek değildir, gerçek laiklik öyle kolayından zedelenmez.

Anadolu’da milyonlarca kadın başörtüsüyle dolaşıyor “laiklik zedelenmiyor” ama birkaç bin öğrenci başörtüsü takınca zedeleniyor, öyle mi?

Buna inanıyor musunuz?

Kemal Kılıçdaroğlu bile inanmıyor buna ki “başörtüsü sorununu biz çözeceğiz” diyor.

Bunu söylerken o kızların başörtülerini “zorla çıkartarak” sorunu çözmeyi düşünmediğine göre, bunu “laiklikle ilgili bir sorun olarak” değerlendirmediği için çözmeye talip oluyor.

Gerçi daha sonra kendi partisinden korkup sustu ama bunu laiklikle ilgili bir sorun olarak görmediği anlaşıldı.

Zaten başörtülü kızların derslere istedikleri kıyafetle girmesinin de laikliğe bir zararı yok.

Niye olsun?

Diyanet İşleri diye bir kurumun olması, bütün imamların vaazlarının resmî devlet kurumu tarafından belirlenmesi “laikliği zedeler” ama başörtüsü takmak zedelemez.

Laiklik konusunda hassas olanların başörtüsüyle değil Diyanet’le uğraşması gerekir ama hiçbir “laiklik takıntılı” insanın Diyanet’i eleştirdiğini duymazsınız.

Çünkü sorun “laiklik” değil, sorun psikolojik.

Kendini “gelişmiş ve modern” sanan insanlar, “beğenmedikleri” halka kendi “efendiliklerini” bu tür anlamsız jestlerle kanıtlamaya çalışıyorlar.

Başörtüsünü yasaklayabildikleri sürece kendilerini “güçlü” hissedecekler.

Ama bu “hastalık”, sadece bu “modernlik” meselesini bir obsesyona döndürenlerde bulunmuyor.

“Modernlerin” ezmeye uğraştığı Sünni dindarlar da aynı baskıyı Alevilere yapıyorlar.

Alevilerin cemevlerini “ibadethane” olarak kabul etmiyorlar.
Somut bir çıkar çatışması değil bu.

Tümüyle psikolojik, “kim daha güçlü” çatışması.

Kürt meselesinde de aynı psikolojik takıntıyı bulursunuz.

Türkler, Kürtlerin kendileriyle “eşit” olmasını bir türlü kabullenemezler.

Eşit olsalar ne olacak?

Türklerin bundan dolayı uğrayacakları hiçbir “somut” zarar yok.

Ama “eşit” olurlarsa, “buranın efendisi benim” duygusunu” yitirecekler.

Geliyoruz, geliyoruz hep aynı yere takılıyoruz.

“Ben senden daha güçlüyüm.”

Aslında işin acıklı yanı, “daha güçlü olduğunu kanıtlamak” için hayatı birbirlerine zehir eden bu insanların hiçbiri gerçekten güçlü değil.

Tam aksine.

Kendi aralarında girdikleri bu “güç kavgasından” dolayı “güçsüzleşen” bir ülkede, mutsuz ve güvensiz, kan revan içinde yaşıyorlar.

Birbirlerine “güçlerini kanıtlamaya” çalışmaktan vazgeçtiklerinde, bu toplum gürbüzleşip gelişecek ve hep birlikte gerçekten “güçlü” olacaklar ama bunu istemiyorlar, “tek başlarına güçlü olmak” takıntısı yüzünden hep birlikte güçsüz oluyorlar.

Bana, başörtüsü meselesinde, cemevi meselesinde, Kürt meselesinde, birbirimizi parçalamamızı “anlaşılır” kılacak bir neden söyleyin.

Daha mı zengin olacaklar dövüşerek? Hayır.

Daha mı mutlu olacaklar? Hayır.

Daha mı güçlü olacaklar? Hayır.

Bu toplumda güçlü olan kimse yok ki, bu toplum güç kavgasına giren güçsüzlerin toplumu.

Peki, niye bunca yıldır birbirlerine böylesine acı çektirip duruyorlar?

Bunun cevabını bilmiyorum işte.

Onun için biri alıp bu toplumu bir kanepeye yatırıp, derdini dinlesin istiyorum.

Çocukluğu mu kötü geçti bu toplumun, sevgisiz mi kaldı, nedir?
Ahmet altan

güller
06-09-10, 22:05
http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc1/hs234.snc1/8134_156015392316_134060527316_3957237_6520558_n.j pg

http://www.risalehaber.com/images/news/58627.jpg
Başörtülü veliyi de üniversiteye almadılar

Oğlunun kayıt işlemlerini yaptırmak için giden Selma Güvendik, başörtülü olduğu için üniversitenin kapısından içeri alınmadı

Emre Çakır'ın haberi:
Üniversiteyi kazanan oğlunun kayıt işlemlerini yaptırmak için Zonguldak Karaelmas Üniversitesi’ne giden Selma Güvendik, başörtülü olduğu için üniversitenin kapısından içeri alınmadı. İçeri girmekte ısrar eden Güvendik’e görevliler, “Rektörün talimatı var, başörtüsünü tavşan kulak şeklinde bağlayacaksın” dayatmasında bulundu. Oğlunu bu mutlu gününde yalnız bırakmak istemeyen anne Selma Güvendik başını tavşan kulağı şeklinde bağlayarak kampuse girebildi.
Ahmet Necdet Sezer’in atadığı Rektör Bektaş Açıkgöz’ün başörtüsü dayatması, akıllara, yemin törenine giden başörtülü annelerin kışlaya ancak ve ancak başörtülerini “tavşan kulak” şeklinde bağlayarak alınmasını getirdi. Bursa’da yaşayan Güvendik ailesi çocuklarının Zonguldak Karaelmas Üniversitesi’ni kazanması üzerine 3 Eylül günü ailece Zonguldak’a gitti. Anne Selma Güvendik de eşi ve çocuğu ile birlikteydi. Ailece Karaelmas Üniversitesi’ne giden Güvendik ailesi bir şok yaşadı. Anne Selma Güvendik, çocuğunu kayıt ettirmek üzere geldiği Karaelmas Üniversitesi’nde başörtüsü pardesünün içinde olduğu için kapıdan geri çevrildi. Güvenlik görevlisi, Selma Güvendik’e, “Rektörün talimatı var, başörtüsünü pardesünün içerisinden çıkartıp tavşan kulağı şeklinde bağlayacaksın” dedi. Eşinin başörtüsü sebebiyle üniversiteye sokulmaması üzerine sinirlenen İbrahim Güvendik ise güvenlik görevlileri ile tartıştı. Güvenlik görevlileri de rektörün talimatı sebebiyle kendilerinin de zor durumda kaldıklarını belirttiler.
İbrahim Güvendik Vakit’e yaptığı açıklamada üniversiteye gittiklerinde güvenlik görevlilerinin eşinin başörtüsüne müdahalesine çok şaşırdıklarını belirtti. Kendilerine rektörün belirlediği bir örtü modeli bulunduğunu bu şekilde bağlamayanların içeri alınmayacağını söyleyen Güvendik, “Eşimin başörtüsünü pardesünün içerisinden çıkartarak tavşan kulağı şeklinde bağlamasını istediler. Ben de güvenlik amiri ile görüştüm. Kendisi de rektörün kesin talimatından bahsetti. Bursa’dan geldiğimiz için kayıt yaptırmak zorundaydık. Eşim başörtüsünü pardesünün içerisinden çıkardı tavşan kulağı şeklinde bağladı ve kayıt yaptırabildik. Böyle bir olay yaşamamız bizi çok üzdü. Resmen dışlandık” dedi. Karaelmas Üniversitesi Rektörü Bektaş Açıkgöz 2006 yılında Ahmet Necdet Sezer tarafından üniversiteye atanmıştı. Üniversitede son günlerini yaşayan Açıkgöz’ün tavrı tepki çekti.
Vakit

güller
25-10-10, 07:56
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2010/10/2010-10-24.jpg

güller
25-10-10, 07:57
http://www.ibrahimozdabak.com/images/stories/karikaturler/2010/10/2010-10-16.jpg

güller
22-01-11, 11:13
http://www.ibrahimozdabak.com/plugins/content/jw_sigpro/sigpro.transparent.gif (http://www.ibrahimozdabak.com//images/stories/karikaturler//2011/01/2011-01-21.jpg)
http://www.ibrahimozdabak.com/plugins/content/jw_sigpro/sigpro.transparent.gif
http://www.tarafsizhaber.com/resim/36968535.jpg

Ağlanacak halimize güler olduk???

güller
16-03-11, 09:52
http://s47.radikal.ru/i117/0811/a6/615940a67425.jpg

güller
21-03-11, 10:15
Kutlamadık kadın ihvanların Kadınlar gününü :) kutlu olsun çilekeşler ihvanlar.


http://medya.zaman.com.tr/2011/03/08/karikatur1.jpg



http://medya.zaman.com.tr/2011/01/20/cizgiyorum1.jpg

güller
21-03-11, 10:17
Gülmeden geçmiyelim,yoksa ne olur halimiz.......hem düşünelim,hem gülelim......
Vah halimizeki vah!!!!!!!


http://medya.zaman.com.tr/2010/10/29/karikatur.jpg


http://medya.zaman.com.tr/2011/01/19/karikatur.jpg

güller
31-03-11, 09:29
http://i033.radikal.ru/0805/8b/62deb8c5abb0.jpg





Başörtüsü zulmüne suç duyurusu
30 Mart 2011 / 19:00
Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi'nde YGS'ye giren başörtülüler, başlarını zorla açtıran MYO öğretim üyesi Doç. Dr. Hüseyin Güral Ünal hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu

Milyonlarca öğrencinin üniversiteye girmek için ter döktüğü Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı'nda (YGS) görevli olmadığı halde böşörtülü adaylara zorla başlarının açtırılması skandalı Ankara Batıkent Lisesi'yle sınırlı kalmadığı ortaya çıktı. Başörtülü öğrencilerin küçük düşürülmesine neden olan olayın bir benzerini Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi'nde sınava giren başörtülü öğrenciler de yaşadı.
GÖREVLİYİM DEMİŞ
İddiaya göre başörtüleriyle sınıflara kadar giren adaylar, sınava 10 dakika kala salona giren ve kendisini 'görevli' olarak tanıtan Doç. Dr. Hüseyin Güral Ünal'ın, başörtülerini çıkarmalarını söylemesiyle büyük şaşkınlık yaşadı. Bir anda neye uğradıklarını şaşıran başörtülü adaylar Ünal'a 'ÖSYM'nin kendilerine başörtüsü ile sınava girebilme hakkı' tanıdığını söyledi. Ancak iddiaya göre kendisini ÖSYM yetkilisi olarak tanıtan Doç. Dr. Ünal, öğrencilerin zorla başörtülerini çıkarttırdı.
AÇMASANIZ SINAVINIZ GEÇERSİZ SAYILIR
YGS sınavında zorla başörtüsü çıkartılan Esra Seher Yüksel de sınava girdiği Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi'nde yaşadıklarını Yeni Şafak'a anlattı. Sınava giren ve kendisini ÖSYM görevlisi olarak tanıtan şahsın başımızı açmamamız halinde sınavımızın geçersiz sayılacağını belirterek kendilerini tehdit ettiğini anlatan Yüksel şunları söyledi:
"Başörtümü çıkarmak için lavobaya giderken diğer sınıflarda başı kapalı olan pek çok öğrencinin başını açtığını gördüm. Bu durum bizlerin moral ve motivasyonunu olumsuz yönde etkiledi. Sınav bittiğinde başımı örtmek için ikinci kez lavobaya gittiğimde üzgün ve ağlayan 10 kadar kız öğrenci ile karşılaştım. Hepsi de yaşadıklarına anlam veremiyordu."
SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSU
YGS mağduru Esra Seher Yüksel, sınav sonrası yaptıkları araştırmada kendisini ÖSYM görevlisi gibi tanıtan ve başörtülerini zorla çıkartan şahsın Kastamonu Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu'nda görevli Doç. Dr. Hüseyin Güral Ünal olduğunu öğrendiklerini söyledi. Yüksel, "Başörtüsü mağduru öğrenciler olarak geleceğimizle fütursuzca oynayan Doç Dr. Hüseyin Güral Ünal hakkında Kastamonu Savcılığı'na suç duyurusunda bulunduk. Sınav günü bize yapılan bu çirkin davranışın hesabını soracağız" şeklinde konuştu.
İNCELEME BAŞLATILACAK
Kızlarının yaşadığı olay karşısında şaşkına döndüklerini söyleyen anne Saadet Yüksel ise hemen durumu ÖSYM'ye bildirdiklerini söyledi. İlk etapta ÖSYM'ye telefonla aradıklarını ifade eden anne Yüksel, "Buradaki görevli bizden olayın detaylarını öğrendi. Ancak kendilerine bu şikayetimizi yazılı olarak bildirmemiz halinde inceleme ve işlem başlatabileceklerini söylediler. Biz de Doç. Dr. Hüseyin Güral Ünal hakkında ve sınavda yaşadıklarımızla ilgili olarak ÖSYM'ye yazılı bir şikayette bulunacağız" dedi.
ÖSYM'ye şikayetler artıyor
YGS'de salon görevlilerinin keyfi muamelesine maruz kalan başörtülü öğrencilerden biri de Merve Nur Özdem oldu.
Öğrencinin babası Ünal Özdem, Gazi Çiftliği Lisesi'nde sınava giren kızının sınav günü biri bayan iki salon görevlisi tarafından başını açmaya zorlandığını söyledi. Baba Özdem, benzer keyfiliklerin yaşanmaması için ÖSYM'ye, Milli Eğitim Bakanlığı'na ve Başbakanlığa başvurarak, ilgili kişiler hakkında idari soruşturma talebinde bulunduklarını söyledi. Merve Nur Özdem, babasıyla birlikte Eğitim-Bir-Sen'i ziyaret ederek, başlattıkları hak arama mücadelesinde destek istedi. Merve Nur Özdem, diğer öğrencilerden farklı olarak ikinci kez aranmasının ve başını açmaya zorlanmasının sınavı psikolojisi bozulmuş bir şekilde tamamlamasına neden olduğunu ifade etti.
Yeni şafak


http://www.risalehaber.com/images/news/74442.jpg

Ağla bacım boşa gitmiyor o gözyaşın unutma.........bekle ve gör inşaAllah....

güller
01-04-11, 07:54
Ege Üniversitesi'nde skandal duyuru: Türbanlılar giremez!

EÜ'de başörtülülere Nazi uygulaması


http://medya.zaman.com.tr/2011/04/01/ege2.jpg


http://www.tevhidhaber.com/images/news/24984.jpg

Türkiye'nin en köklü eğitim kurumlarından Ege Üniversitesi (EÜ), başörtüsü ile ilgili bir skandalla gündemde.

Öğrenciler, üniversitenin fen fakültesi girişine asılan dekanlık onaylı, "Öğrenciler, fakültemiz binalarına türban ile giremeyeceklerdir." yazının şokunu yaşıyor. Fakültede, başlarını açarak derse giren öğrencilerin bazı öğretim üyeleri ve asistanlar tarafından, fotoğraflarının çekilerek fişlendiği ayrıca sözlü tacize uğradığı öne sürülüyor. Bu duruma itiraz edenlere ise zorla tutanak tutturulup imzalatıldığı belirtiliyor.
Fişleme ve taciz iddialarının odağındaki yer, üniversitenin fen fakültesi astronomi ve uzay bilimleri bölümü. Buradaki başörtülü öğrenciler, göz hapsinde tutuldukları ve hocalara yaranmak isteyen bazı asistanlar tarafından psikolojik baskı altına alındıklarından şikâyetçi. Bölüm Başkanı Prof. Dr. Serdar Evren, yaşananları doğrulayarak rektörlük ve dekanlığın bilgisi dahilinde hareket ettiklerini söylüyor. Dekanlık yetkilileri ise, "Bilgimiz yok. Böyle bir şeye izin vermeyiz." şeklinde açıklama yapıyor.
İsimlerinin açıklanmasını istemeyen bazı öğrenciler, astrofizik anabilim dalında görevli öğretim üyeleri R.P. ve Z.T. ile araştırma görevlisi O.Ö.'nün, kendilerine baskı uyguladığını ileri sürdü. İddialar hakkında konuşmayacaklarını açıklayan öğretim üyeleri, konunun muhatabının bölüm başkanlığı olduğunu söyledi. Bölüm Başkanı Evren ise utanç veren uygulama karşısında kendisini savundu: "Türbanlı öğrencilerin içeriye girmesi önceden beri yasak. Kapılarda bu yazılar yazıyor. Öğrenciler, bunlara rağmen içeri girmeye çalışıyor. Arkadaşımız veya öğretim üyelerimiz bu durumdan huzursuz. Üst yönetimlerle konuştuğumuzda, 'O öğrencileri bir tutanak tutup bildirirseniz biz de gerekli işlemleri yaparız.' diyorlar. Yapılan işlemler bunlar, başka bir şey değil." Evren, fotoğrafla fişlemenin öğretim üyelerinin görevi olup olmadığı sorusuna karşılık da şunları söyledi: "Bizden kanıt istiyorlar, onun için yapılıyor. Böyle bir durumla karşı karşıya kalındığı zaman 'öğretim üyelerinin sorumluluğundadır' deniyor. O zaman öğretim üyeleri de gerekeni yapmak zorunda kalıyor. Bizden ziyade üst yönetimlerimizin sorunu, onların dediklerini yapıyoruz. Ben dekanlığımıza sordum, dekanlık da rektörlüğe sormuştur." Fotoğrafla fişleme iddialarını reddeden EÜ Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nadide Kazancı, böyle bir uygulamanın söz konusu olamayacağını belirtti. "Rektörlük adına konuşmuyorum ama dekanlık olarak biz kendilerine böyle bir şey söylemedik." diyen Kazancı şaşkınlığını şu sözlerle ifade etti: "Hiç böyle bir şey mümkün müdür ki bir öğrencinin fotoğrafını çekin bana gönderin diyeyim? Söz konusu bile olamaz. Ben söylemedim, rektörlüğümüz de böyle bir istekte bulunmadı."
ÖMER ORUÇ İZMİR
Zaman gazetesi

güller
06-04-11, 10:45
KTÜ'de başörtüsü nefreti karelendi
Karadeniz Teknik Üniversitesi gezi otobüsünde bile başörtüsü yasak!

http://www.ajans5.com/photos/arsiv/10/10819.jpg
Pardüsüsünü bile cıkarttırmış......nefrete bakın....

http://img217.imageshack.us/img217/7416/bartm1.gif

güller
19-04-11, 09:07
http://img405.imageshack.us/img405/9826/bartm15.gif

Bugünleri unutmayacağız.........bunlat yaşananlara dedilil
zulmün ,merhametsizliğin, insanlık dışı canavarlaşması...........
Hesap var unutmayın!!!!!!!




http://www.risalehaber.com/images/news/75513.jpg
Bunlardan biri de Trakya Üniversitesi. Yasağa direnen üniversitede başörtüsü konusunda tam bir kafa karışıklığı yaşanıyor. Üniversitenin mühendislik bölümünde herhangi bir engelle karşılaşmayan öğrenciler aynı fakültenin mimarlık bölümünde derslere alınmıyor. Uygulama bununla da sınırlı değil. Kampüs içinde yasak-serbest sınırları çizilmiş. Tıp fakültesi hastanesinin sınırlarında serbest olan başörtüsü diğer fakülte sınırlarının başladığı alanda yasak. Öğrenciler, bu çelişkiye bir an önce son verilmesini ve utanç veren yasağın tamamen kaldırılmasını istiyor.
Trakya Üniversitesi, yasağın denetlenmesine farklı bir boyut da kazandırmış. Başörtülüler, motorize güvenlik elemanları tarafından takip ediliyor. Güvenlik, yasak sınırına giren öğrencilerin yanına yaklaşarak başörtülerini çıkarmaları konusunda uyarıda bulunuyor. Uygulama, üniversitenin kendi öğrencileri ile dışarıdan gelenler arasında da farklılık gösteriyor. Başörtülü öğrenciye kongre merkezindeki bir sosyal etkinliğe katılmasına izin verilmezken başka bir üniversitenin öğrencisi içeri alınabiliyor.
Üniversitedeki çelişkili uygulamaya tepki gösteren mühendislik öğrencisi Esra Zeynep Karakoç, mart ayından bu yana derslere girmeye başladıklarını ancak yasağın mimarlık bölümünde devam ettiğini söyledi. 19 Nisan'da okul panolarında asılan talimatla yasağın başladığını anlatan Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencileri Elanur Ertekin ve Merve Fatma Şimşek de kendi fakültelerinde derslere girebildiklerini belirtti ancak tıp fakültesine alınmadıklarından yakındı. Öğrenciler, ilgili yerlere şikâyet dilekçesi yolladıklarını ifade etti.
Zaman

güller
28-04-11, 11:43
http://img10.imageshack.us/img10/7813/bartm12.gif

Tarihe tanık olun !!!!!!! yaşanan zulumler elbet cezalanacak ve biz bunu göreceğiz UNUTMAYIN!!!!!!!

http://www.mescere.net/mkportal/modules/gallery/album/a_3559.jpg

nASIL BİR UYGULAMA BU AYNI ÜNİVERSİTE BİR BÖLÜMDE SERBEST BİR BÖLÜMDE GİRİLEMEZ....
AĞLANACAK HALİMİZE GÜLÜYORLAR DÜŞMANLAR...
VİCDANSIZLAR KENDİ DİNİNİZE, DEĞERLERİNİZE VE VATANINIZA YAPTIĞINIZ DÜŞMANLIĞIN NE ZAMAN FARKINA VARACAKSINIZ??

güller
04-05-11, 11:27
BİR YER VARDIR ARTIK YETER DİYE BAĞIRMAK VE RABBİM BAHTINA DÜŞTÜK NE OLUR SON VER DİYE YÜREKTEN DUA EDİLİR. İŞTE SONLAR....


http://img74.imageshack.us/img74/9671/azkaldi2008cs4.gif

güller
24-06-11, 14:02
http://img691.imageshack.us/img691/9826/bartm2.gif

http://img1.blogcu.com/images/e/r/d/erdem943/akp_mhp_ed.gif

Başörtüsü bağlama şekliyle fişlemişler


Askeri Casusluk soruşturması kapsamında Gölcük Donanma'da ele geçirilen harddisklerle ilgili Askeri Bilirkişi raporunda, harddisk içinden çıkan ve fişlemeler için hazırlanan dökümanlara da yer verildi.



24.Haziran.2011,08:09:52


http://static.samanyoluhaber.com/Images/News/2011624/187559_fisleme.jpg






Özel Yetkiliİstanbul (http://www.samanyoluhaber.com/İstanbul-haberleri.html)Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği'nin ‘Askeri casusluk ve şantaj çetesi' soruşturması kapsamında Gölcük Donanma Komutanlığı'nda yaptığı aramalarda ele geçirilen video kasetleri, ses bantları ve belgelerle ilgili Askeri Savcılık tarafından hazırlatılan bilirkişi raporu tüm ekleriyle birlikte Balyoz Mahkemesi'ne ulaştı. Askeri Savcılık raporunda askeri personelin ailesine yönelik “fişleme formları” ile “hangi cemaatin kadınları nasıl giyinir”i anlatan canlı mankenlerle çekilmişbaşörtüsü (http://www.samanyoluhaber.com/başörtüsü-haberleri.html)anlatımları dikkat çekti.

Tuğamiral başkanlığında 5 bilirkişi

Gölcük Donanma Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından Tuğamiral Sinan Azmi Tosun başkanlığında 5 personele hazırlatılan 30 sayfalık raporda, Gölcük Donanma'da ele geçirilen 5 harddiskle ilgili detaylı tespitlere yer verdi. Harddisklerin imajını alan bilirkişiler, bu harddisklerdeki incelemeye konu olan belgeleri de bilirkişi raporuna ekledi. Dava dosyasına giren bilirkişi raporunda, ilginç belgelere yer verildi. Bilirkişi raporunda 3 ve 5 nolu harddisklerde yer alan ‘jpeg' formatındaki fotoğraflara dikkat çekildi.

http://static.samanyoluhaber.com/Images/Resim/Images/News/2011624/belge.jpg

Hangi cemaat nasıl örtünüyor?

28 Şubat (http://www.samanyoluhaber.com/28-Şubat-haberleri.html) sürecinden kaldığı anlaşılan bu fotoğraflarla askeri istihbarat elemanlarına “türban bağlama şekilleri”nin detaylı bir şekilde anlatıldığı görüldü. Başörtülü kadınların değişik tarikat grupları adı altında fişlendiği anlaşıldı. “Radikal İslamcı gruplara mensup kadın üyelerin türban bağlama şekilleri” başlığıyla hazırlanan fotoğraflarda başörtülü kadınlar, “Acz-i Mendi tarikatı ve Hizbullah”, “Fethullah Gülen (http://www.samanyoluhaber.com/Fethullah-Gülen-haberleri.html) Grubu”, “Milli Görüş (Fazilet Partisi)”, “Nakşibendi Tarikatı” olmak üzere 4 grupta gösteriliyor. Kadınların ön ve yan cepheden çekilmiş fotoğraflarının altında başörtüsünü bağlama şekilleri detaylı bir şekilde anlatılıyor.

3 ve 5 nolu harddisklerde yer alan “005_A_Ev Ziyareti Formu” isimli word dosyasında da “Takip ve kontrol altında tutulan personelin birlik dışı faaliyetlerinin takibinde dikkat edilecek hususlar” maddeler halinde anlatılıyor. Birlik dışında takip edilmesi istenen askeri personellele ilgili fişleme sırasında dikkat edilmesi gereken noktalar şöyle:

Eş veya kız çocuklarından peruk kullandığı izlenimi edinilen var mıdır?

Aileye ait fotoğraf albümünün incelenmesi sonucu tespit edilen menfi hususlar var mıdır?

Evde hangi markalar kullanılıyor?

Evde alkollü içki bulunmakta mıdır?

Kolonya / gülsuyu ikram edilmekte midir?

Kütüphanede / evde bulunan yayın ve dokümanların (kitap, dergi, gazete (http://www.samanyoluhaber.com/gazete-haberleri.html), kaset, CD v.s.) adı, yazarı, konusu nedir?

Ev ve gıda amaçlı kullanılan malzemelerin markaları nelerdir? (Deterjan, tuz, bisküvi, beyaz eşyalar v.s.)

TV'de hangi kanal izlenmektedir?

Aile yakınları arasından siyasetle aktif olarak ilgilenen var mıdır? Hangi siyasi görüşe mensuptur? KEMAL GÜMÜŞ İSTANBUL

Akademisyenlere ‘türban' takibi

Asker eşlerini ve ailelerini garnizonların içinde ve dışında takip etmek için fişleme formları hazırlayan şüphelilerin, başörtüsü özgürlüğüne destek veren akademisyenleri de yakın takibe aldıkları ortaya çıktı. Gölcük Donanma Komutanlığı'ndaki zilada ele geçirilen 5 nolu hardiskte yer alan bir word belgesinde ise 1 Şubat 2008 tarihinde üniversitelerde kılık kıyafetin serbest bırakılmasını destekleyen bildiriyi (Türbana Destek Bildirisi) imzalayan 3 bin 600 akademisyenden 32'sinin Kocaeli Üniversitesi'ne mensup olduğu belirtilerek bu akademisyenlerle ilgili istihbari çalışma yapıldığı görülüyor. Hazırlanan listede Türbana Destek Bildirisi'ni imzalayan akademisyenlerin isimlerine ve görev yerleri tek tek belirtiliyor.



STAR GAZETESİ

güller
03-09-11, 13:23
http://sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc4/hs387.snc4/45014_124327487614801_110547962326087_139861_80530 83_n.jpg


http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSwoULOVoCzXRQij8QgVc8f9fegAFtmP uqldjXxyJiMzh82TBdh

http://img03.blogcu.com/images/m/u/t/mutluegitim/babac_m_1249134731.jpg


http://www.arkaplanlar.com/data/media/282/8.jpg
http://www.evrensel.net/fotolar/20090416/karikb.jpg

http://kafa.bobiler.org/upload/photographs/171347362b.jpg


http://img9.imageshack.us/img9/3160/12795232bfe1.jpg


http://img705.imageshack.us/img705/659/21572116173617563615947.jpg
işte böyle giyinmeyeni bizim okula almıyorlar duyrulur....
http://1.bp.blogspot.com/_JeMLxsjI63M/S7OIO8G8jJI/AAAAAAAAAPk/UfHqtzMBIsc/s320/STH74808.JPG

güller
13-03-12, 18:34
http://medya.zaman.com.tr/2011/01/19/karikatur.jpg



http://medya.zaman.com.tr/2011/01/20/cizgiyorum1.jpg

güller
27-03-12, 12:22
http://medya.zaman.com.tr/2010/10/09/karikatur.jpg


Gelde gülme Ya Hu!!!!

güller
18-05-12, 11:47
http://medya.zaman.com.tr/2012/05/18/cizgiyorum.jpg






http://img23.imageshack.us/img23/8839/bartm7.gif
Başörtülüleri fişleyen profesöre soruşturma

Ömer Oruç, Tekin Gürbulak İzmir - 18.05.2012
http://img1.zaman.com.tr/2012/05/18/fisci.jpg

YÖK, başörtülü üniversite öğrencilerinin fotoğrafını çekerek fişleyen ve derse almayan Prof. Dr. Esat Rennan Pekünlü hakkında disiplin ve ceza soruşturması başlattı. Suçlu bulunursa, Pekünlü görevden alınabilir. Bir grup vatandaş da baskı ve tehditleri protesto etti.

YÖK, başörtülü öğrencileri okulun girişinde fotoğraflayarak fişleyen Prof. Dr. Esat Pekünlü hakkında soruşturma başlattı. YÖK'ten yapılan yazılı açıklamada, "Kurulumuzun soruşturma talebi sonucunda, Ege Üniversitesi Rektörlüğü 'Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği' uyarınca ilgili öğretim üyesi hakkında çeşitli cezalar vermiştir. Ancak mevcut sıkıntının devam ettiği yönünde fotoğraflarıyla basına yansıyan haberler ve öğrenci şikâyetleri üzerine YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya'nın imzasıyla konu YÖK Denetleme Kurulu'na inceleme ve soruşturma için sevk edilmiştir." denildi. Kanuna göre, suçlu bulunursa Esat Pekünlü görevden alınabilir.
İzmir'de, derslere başörtüsü ile girdiği için baskıya maruz kalan arkadaşlarını savunan üniversite öğrencileri eylem yaptı. Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Rektörlüğü önünde toplanan grup, "Özgür eğitim, özgür üniversite" sloganı attı. Eğitim Bir-Sen ve Memur-Sen İl Başkanı Abdürrahim Şenocak, Türkiye'de birçok üniversitede başörtüsü problemi çözülmüşken İzmir'de yakıcı şekilde devam ettiği belirtti. Şenocak, "28 Şubat iklimi, İzmir'deki üniversitelerde devam ediyor. DEÜ Tıp Fakültesi, Hemşirelik Fakültesi ve Fizik Tedavi Rehabilitasyon Meslek Yüksekokulu'nda başörtülü öğrencilere yönelik not tehdidi, sınıfta bırakma, tutanak tutma, ikna odaları gibi baskılar uygulanıyor. Türkiye çağdaşlaşma yolunda adımlar atarken üniversitelerde bilim yerine başörtüsüyle uğraşanlar var."

http://img262.imageshack.us/img262/2491/bartm4.gif
'İkna odası' uygulaması İzmir'de
DEÜ 4. sınıf öğrencisi Tuğba Dişiçürük de 2. sınıfta derslere şapka ile girdiği için yok yazıldığını ve iki dersten bırakıldığını belirterek, bu yıl derslere başörtüsüyle girdiklerini, hocaların farklı tutumları olduğunu söyledi. Bazı hocaların başörtülüleri derse almadığını, bazılarının da tepki göstermek için derslere girmediğini kaydetti. Derste öğrencilere söz hakkı verilmediğini, sınav notlarının düşürüldüğünü, hocaların odalarına çağırarak kendilerini ikna etmeye çalıştığını öne sürdü. Mazlum-Der İzmir Şube Başkanı Jülide Tunakan, Pekünlü'nün, Batı Çalışma Grubu anlayışını sürdürdüğünü söyledi. Özgür-Der İzmir Şube Başkanı Nurcan Büyük de başörtülü öğrencileri okula almayan profesörün durumunun 'kliniklik' olduğunu söyledi.

güller
16-07-12, 00:23
Tesettür, bir inanç eylemidir.

Fıtrî bir davranış biçimidir.

Moda, marka, özenti, gösteriş gibi kalıplar içinde sunulan bir giyim tarzı değildir.

Tesettürü sadece bedenin örtünmesi olarak algılamak ve uygulamak da yanlıştır.

Tesettürün insanın ruhunu, kalbini, batınî duygularını da kapsayan bir boyutu vardır

. İnsanlar dünyevîleştikçe, inanç yapılarında da bir takım yozlaşmalar ve merkezden sapmalar meydana geliyor.

Çağdaşlaşma, liberalleşme ve özgürleşme anlayışı, dinî hayatı da etkiliyor.

Diğer taraftan, dinî hayat üzerine dışardan yapılan baskılar var ki, bunlara gösterilen tepkiler de bazen kontrolden çıkarak amacı aşan noktalara ulaşıyor

. İnsanların inanç ve hayat tarzı üzerine yapılan baskılar da, buna karşı direnme ve karşı koyma refleksini ortaya çıkartıyor.

İstinat noktası Kur’an, sünnet ve icmaa olmadığı sürece, refleksleri kontrol etmek mümkün olmuyor. İfratla tefrit arasında savrulmalar meydana geliyor. Vasat kayboluyor.
Mehtap yıldırım




Modern Tesettür Anlayışı


http://a3.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc7/424395_3334702654786_1485163517_3225891_1568752320 _n.jpg

Tesettür özüne dönmeli.Dönermi dersiniz?

güller
05-08-12, 10:47
http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2012/10/Biz-Dostuz.jpg

güller
13-11-12, 13:13
http://img117.imageshack.us/img117/2081/103189gt5.jpg
AYRAÇ RESİMLİ.,
http://www.dunyabizim.com/images/news/24814.jpg

güller
08-12-12, 11:24
http://www.ibrahimozdabak.com/plugins/content/plugin_sige/showthumb.php?img=/images/stories/karikaturler//2012/11/2012-11-07.jpg&width=200&height=160&quality=80&ratio=0&crop=1&crop_factor=0&thumbdetail=0


http://www.ibrahimozdabak.com/plugins/content/plugin_sige/showthumb.php?img=/images/stories/karikaturler//2012/11/2012-11-28.jpg&width=200&height=160&quality=80&ratio=0&crop=1&crop_factor=0&thumbdetail=0

güller
28-01-13, 17:31
http://www.ibrahimozdabak.com//images/stories/karikaturler//2013/01/2013-01-25.jpg