Geri git   HAKIKAT DAMLALARI > :: Mizah & Eğlence > Karikatürler ve Komik Resimler

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #51  
Alt 06-02-10, 13:32
güller - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
güller güller isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Bu zaman imanı kurtarma zamanıdır.
Mesajlar: 12.028
Teşekkür etmiş: 8.331
5.245 konudan, toplam 8.903 Teşekkür almış
Standart

Click the image to open in full size.

Click the image to open in full size.

ŞEKİL-İDEOLOJİ arasında başörtüsü
Click the image to open in full size.

Click the image to open in full size.

Tesettür modası ve bu modanın tanıtılması ve yaygınlaşması için yapılan tesüttür defileleri, başlangıçta modanın teşhirci esprisinin mankenlerin başları örttürülerek bozuma uğratıldığı noktasından eleştiri konusu yapılmıştı.
Tesettür modasının bir kavram olarak gündelik hayatımıza girmiş olması, İslami kesim diye ayrılan insanların modanın yatay hızına bağlı olan bir değişim ile tanımlanmaya ve tanınmaya çalışmasını da izah etmektedir.
Tesettür modası ve bu modanın tanıtılması ve yaygınlaşması için yapılan tesüttür defileleri, başlangıçta modanın teşhirci esprisinin mankenlerin başları örttürülerek bozuma uğratıldığı noktasından eleştiri konusu yapılmıştı. Zamanla tesettür defilelerinde başörtüsü, şov'un bir parçası olarak dinin ilkesi olmaktan uzaklaştıkça eleştiri konusu olmaktan çıktı. Eleştiriler, 'defileler dindar kadın kimliğine uygun değildir, zaten maksat da dini değil siyasidir' noktasında yoğunlaştı. Bu yoğunlaşma ile birlikte, medyada siyasilerin eşlerinin tavır ve davranışları laikçi kalemler tarafından mahremiyete uygun olmadığı noktasından eleştiri konusu yapılmaya başlandı.
Tesettür defilelerini değerlendirme biçimi bakımından laik kesimi iki grup halinde incelemek mümkün.
1-Hayat tarzı ideologları
2-Laikçiliğin hürriyet tanımaz müdafileri
HAYAT TARZI İDEOLOGLARI

Hayat tarzı ideologlarının en en belirgin özelliği defile düzenleyen İslami kesimi çağdaş toplum ile bütünleşmenin yollarını aradığı için "onlar da şık olmak istiyor/onlar da kadın" taltifi ile tüketim ve marka paydasında eşitlenmeye rıza göstermeleridir. Bu gruptakiler için hayat tarzı paylaşımı belli bir markanın cemaati olmak ile eşdeğer tutulduğu için tesettürlü "dahi" olsa dünyaca ünlü markalara dahil olan(postmodern toplumda marka büyük bir ev manasına gelmektedir) tesettürlüleri çağdaşlığın emniyet subabı olarak görmekteler. Bunlara göre Türkiye'de tesettürlü kadınlar şıklıklarını ve ait oldukları markayı kamusal alanda ne kadar gözle görünür biçimde taşırlarsa, Türkiye'nin İran ya da Afganistan olma tehlikesi bertaraf edilmiş olur.
Hayat tarzı ideologları, saçını göstermek istemeyen kadınların saçlarını geleneksel olan başörtüsü ile örtmekten vazgeçmeyerek daha çağdaş stiller denememelerini başörtüsü yasaklarının en önemli sebebi olarak ortaya koymaktalar. Fransa'da yapılmış bir defilede bütün vücudu ve kafayı saran balık adam kıyafetini andıran deri kıyafetin Türkiye'deki tesettürlü kadınlara "modern tesettür" kıyafeti olarak sunulması, tenin ve saçın böyle de gösterilmiyor olması bakımından izah edilmesi dini bir terim olan tesettüre olan mesafenin, kapanmayacak kadar uzak oluşunu tasvir etmesi bakımından dikkat çekici.
Hayat tarzı ideologlarının işlevsel yöntemi kadınlık paydası.

BİRLEŞTİREN PAYDALAR

Gerek Refah dönemi iktidarlarında, gerekse Ak Parti iktidarında medyanın tesettürlülere ilgisi, yoğun bir magazin söylemiyle öne çıkıyor. Siyasilerin tesettürlü eşleri hayat tarzı olarak kah sorgulanıp kah taltif edilerek, başörtüsünün mahremiyetin sınırlarını belirleyici bir unsur olmaması için özel bir çaba sarf ediliyor. Bir taraftan meşhur modacılar siyasilerin tesettürlü eşlerine şıklık ve rükuşluk üzerinden karneler verirken diğer taraftan "yok aslında birbirimizden farkımız" onların tek fazlalığı başörtüsü, bizim tek eksiğimize tekabül ediyor yolunda haber dili tutturuluyor.
'Onlar da kadın' vurgusu aradaki buzları eriten bir formül olarak işleme sokuluyor.
Onlar da kadın: Tercih ettikleri markalar var.
Onlar da kadın: Terzileri var.
Onlar da kadın: Makyaj yapıyorlar.
Onlar da kadın: Kuaförleri var başörtülerini kuaförde bağlatıyorlar.
Onlar da kadın: Dekolte yerine farklı kumaşlar kullanıyorlar.

Onlar da kadın: Kocalarına ön ismiyle hitap ediyorlar. (Emine Erdoğan'ın "Tayyib'i özlüyorum cümlesi hakkında yazılanlardan bir kitap çıkabilir.) Listeyi alabildiğince uzatmak mümkün.
ŞAPKA VE PERUK YASAĞI
<>Üniversitelerdeki başörtüsü yasaklarının baş örtme biçiminin değişmesi ile ortadan kalkabileceğini, uzlaşmanın başörtüsünden vazgeçerek başka bir biçimde saçın gizlenmesi ile sağlanabileceğini söyleyen gruptakiler için temsil gücü en yüksek örnek Hürriyet Gazetesi Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök. Ertuğrul Özkök'ün savunduğu kriterin kendi zevkine uygunluğu noktasından değer kazanması dikkat çekici. Fakat köşe yazarlarının her birinin zevki ayrı olduğu için Ertuğrul Özkök için modern olan Emine Erdoğan'ın Atina'da giymiş olduğu yüksek ökçeli ayakkabı/çizme Ayşe Arman için rükuş olabilmektedir. Burada üzerinde durulması gereken husus tesettürlü kadınlar sözkonusu olduğunda hem erkeklerin hem de feminist / modern / libaral / çağdaş kadınların tesettürlü kadınların zevkini denetleme konusunda kendilerini haklı görmeleri.
'Başörtüsü karşıtlarını memnun edemezsin'
Zeynep Handan Sula. 22 yaşında. Bilgi Üniversitesi Matematik Bölümü mezunu. İstanbul'da Bahçelievler semtinde oturuyor. Çok fazla alışveriş yapmadığını söylüyor. Ama genelde alışveriş için outlet centerlara ve semt pazarlarına gittiğini ifade ediyor.
Geleneksel örtüyü estetik buluyor musun?
Geleneksel örtüyle kasdınız orduya girişin tek yolu olan model ise, maalesef, hiç estetik bulmuyorum. Başta iğnesiz olduğu için çabuk bozuluyor ve kişiyi daha yaşlı gösteriyor.
Başını örterken biçim olarak en fazla neye öncelik veriyorsun?
Başörtümün düzgün olmasına dikkat ederim. Bunun için de uğraşması zor eşarpları pek tercih etmem. Kolay şekil alabilen sade örtüler tercihimdir.
En itici gelen başörtme biçimi hangisi sence?
En itici gelen örtme biçimim tabii ki, deve hörgücü gibi topuz yapıp da örtünme şekli. Sırıtan hiç bir topuza tahammülüm yoktur. Bir ara, "şal" modası yeni çıktığı zamanlarda pek sevmemiştim. Şimdi ben de kullanıyorum.
Başörtüsü reklamlarını nasıl buluyorsun?
Başörtüsü ve reklam bence iki zıt kelimedir. Zira başörtüsü güzel olmak için değil, dikkat çekmemek, bedeni örtmek için var olan bir mefhumdur. Reklam ise insanların hoşuna giden, onları daha güzel, daha çekici vesaire yapan şeyleri tanıtmak için vardır.
Baş örtme biçimi sence başörtüsü karşıtlarını olumlu veya olumsuz etkiliyor mu?
Başörtüsünü çekemeyenler için nasıl örtündüğünüz farketmez. Kafanızı şapkayla dahi örtseniz size sinir olur ve o şapkayı başınızdan çıkarmaya çalışır. Ama gene de şekle göre o kişinin gözündeki statünüz değişebilir. Eğer pardösü giyip büyük başörtü bağlıyorsanız bunların en hoş görülüsü bile sizden rahatsız olabilir. Yok eğer spor bir kıyafet giyinmiş ve başınızı sıkma baş bağlamışsanız ki bu biçimi de bir ara ampul kafa diyerek gene rahatsızlıklarını dile getiriyorlar. Bir de şal versiyonu var, bu sıkma baştan biraz daha hafif bir durum, ama statüleri hemen hemen aynı. Velhasılı kelâm başörtü karşıtları, her zaman karşıttır. Onları olumlu etkilemek çok zordur. Görünüşünüzden çok, sizi biraz tanıma fırsatı edinirlerse kimliğinizden etkilenebilirler. Ki eminim çoğumuzun duyduğu bir cümle sarfederler "Sen diğer örtülülerden farklısın".
Başörtülü birinin tarz/stil sahibi olduğunu gösteren en önemli özellik nedir?
En başta belirtmeliyim ki, tarz/stil görecelidir. Birine göre tarz olan diğerine göre saçmalıktan ibaret olabilir. Mesela özel okul gençliğinin çoğunluğunu oluşturan zengin, çılgın tayfasının tarzı, pahalı şeyleri çok matah bir şeymiş gibi giyinmek ve gösteriş yapmaktır. Bildiğimiz "tiki" olarak adlandırılan ziyan olmuş gençliğin İslami versiyonlarıdır. Laiklerin giydiklerinin biraz daha uzununu, bolunu giyerler. Gerçi artık ona da pek dikkat etmiyorlar ya...
Başörtüsünü alırken en çok nelere dikkat ediyorsun?
Rahat ve kullanışlı olmasına. Yeri geldiğinde marka alsam bile markasını göstererek takmaktan nefret ederim, takanlardan hoşlanmam. Az önce de dediğim gibi günlük hayatta rahat ve sade olanları takmayı yeğlerim.


İDEOLOGLARIN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Hayat tarzı ideologlarının "çözüm" önerilerini ciddiye alarak başına şapka takarak yasaklı alanı aşmaya çalışanlar "ideolojik nedenlerle şapka / peruk takmak yasaktır" cezasına muhatap olmaktan kurtulamadı. Marmara Üniversitesi'nin kampusüne asılmış olan "ideolojik nedenlerle peruk ve şapka takmayı suç" kabul eden ilan "çağdaş Türkiye'nin" gündemine girmedi. Böylece şapka Osmanlı'dan cumhuriyete geçerken baş açma yöntemi olarak belli bir işlevi yerine getirmişken, modern Türkiye Cumhuriyeti'nde başı açık olmak ile başörtülü olmamak arasındaki mesafeyi koruyucu bir işlevi olmadı. Refah Partisi'nin kurucularından Ahmet Tekdal'ın kızı Ayşenur Tekdal'ın başörtüsünün üzerine önünde tül olan bir kep takması, Birikim dergisi yazarlarını makale yazmaya sevk edecek kadar infial yaratmıştı. 2003'te Reyhan Gürtuna'nın yılbaşı etkinliklerine başörtüsü üstüne şapka takıp gelmesi hiçbir haber değeri taşımadı.
__________________
Kur’an, gerçek iyileri,
“ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler”
ifadesiyle tarif eder.
Vefa, bir mümin özelliği, vefasızlık ise münafık özelliğidir. Peygamberimiz (sav), münafıkların özelliklerinden söz ederken onların üç özelliğini şöyle sıralar:
“Konuştuğu zaman yalan söyler. Söz verdiği zaman sözünü tutmaz. Emanete ihanet eder.”
Alıntı ile Cevapla
  #52  
Alt 06-02-10, 22:58
güller - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
güller güller isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Bu zaman imanı kurtarma zamanıdır.
Mesajlar: 12.028
Teşekkür etmiş: 8.331
5.245 konudan, toplam 8.903 Teşekkür almış
Standart

Click the image to open in full size.


Click the image to open in full size.

İğneleyici hüküm çıkardılar

Click the image to open in full size. Başörtüsüne takılan her bir iğne, başörtüsünden vazgeçilmezlik olarak algılandı. Sadece kemikleşmiş bir karşı duruşu olanlar değil her konuda ilerci ve çağdaş görünenler bile başörtüsü konusundaki uzlaşmayı başörtüsünün vazgeçilebilirliği üzerine bina etti.

Başörtüsü karşıtları dindar kadınların başörtülerine taktıkları iğneden iğneleyici hükümler çıkardılar 90'lı yıllar boyunca. Her konuda ilerici ve çağdaş olanlar söz konusu başörtüsü olduğunda eski kriterleri geçerli ve doğru kriterler olarak kabul etmekten asla vazgeçmedi. Bu bakımdan başörtüsünü onların gözünde "sahih" kılacak yegane ölçü, ya Anadolu kadınının kullandığı iğnesiz yemeni tarzı başörtme şekli idi-ki bu şekil Cumartesi Anneleri'nin eylemleriyle sembolleşti- ya da cumhuriyet döneminin alnı kapatan fakat boynun altından fiyonk yapılmış örtülerine uygunluk. Kadınların başörtülerinin bir ucunu kulak hizasından ya da tepeden iğnelemeleri bir tarikata ya da siyasi partiye mensubiyetin ipuçları olarak değerlendirildi. Hatta zaman zaman medya, TSK'nın sözcülüğünü üstlenerek orduevlerine alınmayan başörtülü kadınlarla ilgili olarak bu yasak/ bu girebilir diyerek, saçı hiç göstermeyen başörtüsünü yasaklı,saçın ve boynun bir kısmını açıkta bırakan, boynun altından bağlanmış örtüye "serbest" statüsünü kazandırdı.
Başörtüsü karşıtları için başörtüsüne takılan her bir iğne başörtüden vazgeçilmezliği simgeliyordu. Başı örtülü tutmak konusundaki kararlılığı dışa vuran eylem planı olarak algılandı iğneler. Başörtüsüne kemikleşmiş bir karşı duruş ve kemikleşmiş bir cumhuriyet vatandaşı kavramından yaklaşanlar değil, liberaller bile başörtüsü konusundaki uzlaşmayı, başörtüsünün vazgeçilebilirliği üzerine bina ediyor. Başörtüsü ve iğne bahsi sadece başörtüsü karşıtlarını değil, başörtüsüne içeriden bakanları da meşgul etti.1980'li yılların ipek eşarpları 1990'lı ve 2000'li yıllarda yerini daha ziyade İtalyan tarzı sentetik eşarplara bıraktı. Bir moda akımı olarak belirlenebilecek olan sentetik başörtülerin yaygınlaşmasının pekçok sebebi var. En önemli sebebi her gün dışarıda olan öğrenciler ve çalışan kadınlar için çeşitliliğe imkan verecek kadar ekonomik açıdan ulaşılabilir olması. Her kıyafetin üzerine takılabilecek sentetik eşarplar, buruşmayan özelliği yüzünden tercih ediliyor. Ne var ki, bu eşarpların kaymaması için sadece boyuna takılan iğne yeterli değil. Tepeye, iki yanlara ve boyna takılan iğnelerle başörtüsündeki iğne sayısı dörde çıkıyor.
Başörtüsü karşıtları, başörtüsündeki iğnelerin sayısı arttıkça durumdan "iğneleyici hükümler" çıkarıyor diğer taraftan 1980'li yılların baş bağlama şeklini koruyanlar, bu yeni tarz küçük ve arkadan bağlanmış başörtülülere ihtiyatla yaklaşmayı seçiyor. Sentetik başörtülerin, arkada bırakılan uçları dik durduğu ve rüzgarda kolaylıkla açıldığı için üzerinden bağlanma işlemini gerektiriyor. Ne var ki bu tarz baş bağlama Hollywood aktrislerine benzetilme riskini taşıyor. Nitekim Türkiye'yi ziyaret eden ABD'li din felsefesi uzmanının "Türbanlıları Hollywood artislerine benzetmesi" manşet yapıldı. Haberin devamında Din Felsefesi Uzmanı Prof.Bruce Matthew'e İstanbul'a neden daha önce gelmediği soruluyor ve şu cevap alınıyor: "Dünyanın başka neresinde bu kadar hoş ve bakımlı türbanlı kadınlar görebilirim bilmiyorum" (16 Ağustos 2003 Milliyet)
Esasında İstanbul'da yapılmakta olan Dünya Felsefe Kongresi'ne katılmak için gelmiş olan Matthew'un yukarıdaki cevabına bakarak din felsefesi uzmanının biricik meşgalesinin hoş ve bakımlı kadınlar üzerine ihtisas yaptığı gibi bir anlam kayması söz konusu olduğu halde; "ciddi" geçmişi olan gazeteyi, bu anlam kayması ilgilendirmiyor, tesettürlü kadın imajının dindar kimliğinden koparılıp yeni tanım alanlarına hapsedilmesi üzerine dil geliştirilmesi öncelik kazanıyor.

Saç bakımı yerine başörtü bakımı
Kumaşın içine dikilmiş sentetik madde ile, başörtülerin önü asla bozulmayacak bir netliğe kavuşurken, aynı zamanda alnı tamamen açık tutan "siperlik" ile şapka havası belirginleşiyor. Önden bebek şapkalarını andıran örtünün arka kısmı başörtüsü kesiminde. Şapka ile kaldırılmış baş kısımdaki saçların görünmesini engellemek üzere aynı kumaştan bere/bone ile saçlar örtülüyor. Başörtüsü yasaklarının ortadan kalkması için modacılardan medet umanlar, iğnesiz başörtüsü tasarımıyla fazla ilgilenmediler. Modern görüntüye eklemlenme biçimi olarak başörtüsündeki iplikler Muharrem Yücel'in daha ziyade alt gelir grubundaki vatandaşlara hitap eden tasarımına karşılık, iplik yardımıyla saç biçimi verilmiş başörtüler "abiye" olarak rağbet gördü. Düğün ve nişan törenleri için iğne- iplik yardımıyle tasarlanmış başörtülere rağbet eden kesimin alt-orta, orta-orta sınıflara mensup olması, kamusal alana ender çıkan kadın kimliğinin yegane kamusallık olarak evlilik törenlerini görmesinin ipuçlarını vermekte.
Başörtüsünden vazgeçilmezliği vurgulayan iğnelere karşılık,ipliklikle birbirine tutturularak oluşturulmuş kıvrımlar, başın üzerinde temsili saç görünümü yakalamaya çalışarak, başı açık kadınların saç bakımını, "başörtü bakımı"yla karşılamaya çalışan bir tavrın ürünü. Bu tavır 2000'li yıllarda belirginlik kazanan popüler kültüre başörtüsüyle eklemlenmenin uç örneklerinden biri. Başörtüsü üzerinden kurgulanmaya çalışılan çatışma teorilerini iğne- iplik yardımıyla geçersizleştiren, saç gibi tasarlanarak bukle ve topuz havası verilmiş başörtüleri en fazla tercih edenler "bizim de başımıza/başörtümüze bakım yaptıracak kadar paramız" var mesajını vermeye çalışıyor.
İĞNENİN YERİNİ İPLİK ALINCA
Laikler ve liberaller başörtüsünün vazgeçilebilirliği üzerinden şapkalı çözümler ürettikçe başörtüsüyle şapka imajını birleştiren yeni modeller ortaya çıktı. 1990'lı yıllarda kar başlıklarının moda olmasından istifade eden öğrenciler kış döneminde okul kampüslerine bu başlıklarla gitmeyi denemişlerdi. İğnesiz başörtülerin mucidi Muharrem Yücel, 70'li yılların unutulmaz dizisi "Küçük Ev"in kadın kahramanlarının başlarına taktıkları başlıklar ile Asya kökenli kadınların başörtme biçimini birleştirerek iğnesiz başörtüler tasarladı. Yücel'in, iğnesiz başörtüleri dar gelirli kesimlerde kısa sürede yaygınlaştı.

Felsefecinin türbanlı yorumu
İstanbul'da 1960'lardan fırlamış gibi güzel, eşarplı kadınlarla karşılaştım. Dünyanın başka neresinde bu kadar hoş ve bakımlı türbanlı kadınlar görebilirim bilmiyorum. Türbanları bağlayış stilleri son derece değişik. Özellikle boynun arkasından çevirerek bağladıkları başörtüleri bana, 60'larda Chevrolet'lerin sürücü koltuğuna oturmuş, havalı Hollywood artislerini hatırlattı. Bu kadar güzel olmayı ve dikkat çekmeyi, saçlarını kapatmaya rağmen başarabilmek bir mucize.
'Pratik eşarp tercih ediliyor'
İğnesiz başörtüsünün mucidi Muharrem Yücel, iğneyle takılan başörtülere alternatif olarak geliştirdiği modelinin kısa sürede büyük ilgi gördüğünü söylüyor. Yücel, hem daha şık hem de iğne yutma sorununa bu baş örtüsü modeliyle çözüm getirdiklerini anlattı. "Çok kumaş denedim ve en sonunda ligralı kumaş kullanarak bedensel ölçüyü de çözdüm. Takılması pratik, kullanımı kolay olduğu için beğenildiğini düşünüyorum. Ayrıca takıldıktan sonra da gün boyu düzeltme derdi olmuyor. Hanımların şikayet ettiği konulardan biri eşarplarının önlerinin bozulması. Bu pratik eşarpla böyle bir dertleri kalmıyor. İğne derdi de olmadığı için takılması kolay. İğne arama ya da iğne yutma olayları gibi vakalar yaşanmıyor. Genç kesim özellikle öğrenci kesimi diğer gruplara nazaran daha çok kullanıyor."



Click the image to open in full size.
__________________
Kur’an, gerçek iyileri,
“ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler”
ifadesiyle tarif eder.
Vefa, bir mümin özelliği, vefasızlık ise münafık özelliğidir. Peygamberimiz (sav), münafıkların özelliklerinden söz ederken onların üç özelliğini şöyle sıralar:
“Konuştuğu zaman yalan söyler. Söz verdiği zaman sözünü tutmaz. Emanete ihanet eder.”
Alıntı ile Cevapla
  #53  
Alt 06-02-10, 23:15
güller - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
güller güller isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Bu zaman imanı kurtarma zamanıdır.
Mesajlar: 12.028
Teşekkür etmiş: 8.331
5.245 konudan, toplam 8.903 Teşekkür almış
Standart

Başörtüsü korkularına estetik biçim kattılar!

Click the image to open in full size.
Seküler zihniyete sahip laikçi kesim, başörtüsü korkusunu örtüyü 'ne gereği varbu kadar çeşide diyerek tek tipleştirme', liberal kesim ise 'köylü kuzenini şehirlileştirerek estetik kazandırma' duygularıyla orta koydu

Tesettürlü kadınların baş bağlama biçimleri ve giyim kuşamları hakkında söz sahibi olduğunu düşünen kesimlerin söylemlerindeki farklılık dikkat çekici.
Laikçi kadın kimliğini savunan kadınlar 'neden bu kadar çeşitli tarzlarda baş örtme biçimi olduğunu sorgulayıp tek tip formaya benzer bir kadın giyimi olmasını önerirken, libaraller saçınızı göstermeden de şık olmanız mümkün' dilini kullanıyor.

Bu iki farklı tutumu ortak paydada toplamaya imkan veren, seküler zihniyetteki kadınların dindar kadınlar üzerine ataerkil baskı kurma çabaları.
Katı laikçi kimlik, korkusunu estetik çeşitlilik olarak ifade ederken, liberal kadın kimliği köylü kuzenini şehirlileştirmeye çalışan bir uslup tutturuyor.

Durup durup gündeme oturtulan ve her defasında bir düğüm daha atılan başörtüsünün şekli üzerinde kafa yoranların yorumu tesettür defilelerinin dilini; tesettür defilelerinin 'şov' boyutu da, sokaktaki başörtü biçimlerini etkiliyor. Fakat üniversite gençliğinin baş bağlama şeklini en çok etkileyen, başörtü yasağına karşılık kendi bireysel çözümünü bulma çabası.
KONUMUNA GÖRE BAŞÖRTÜSÜ
Click the image to open in full size.
Başörtü yasaklarının olmadığı dönemde pardesü-başörtüsü ya da başarılı kadın kimliğini temsil eden adeta iş kadını giyimini andıran tayyör- başörtüsü tercih edilirken, yasaklar ile birlikte bu giyim şekli yerini daha salaş kıyafetlere ve saçın tesettürlü olduğunu ele vermeyecek tarzda örtülmesine bıraktı.
Bu kıyafetle sokağa çıkamayacak genç kızlar için bazı aileler otomobil alarak yasağı delme konusunda destek verdi.
Bu yöntem daha ziyade, zihniyet olarak özgürlüklerden korkmayan sosyal demokrat vakıf üniversitelerinde uygulanabilen bir yöntem.
Yasaklar içinde eğitim görmeye çalışan genç kızlar, önce çözüm olarak başın nasıl örtüleceğine karar veriyor, daha sonra bu çözüme uygun kıyafetleri tercih ediyor.

Mesela saçlarını bandana ile örten kızlar bu örtme tarzına uygun kıyafetler tercih ediyor. Bol pantalonlar, bol kazaklar.
BAŞÖRTÜMÜ NASIL SAKLARIM
Click the image to open in full size.
Başını açıp dışarıda örten öğrenciler ise uzun, boyna dolanarak kullanılan örtüleri tercih ediyor. Bu tercih ile, başını açarak okula giren öğrencilerin bile izini süren hocaların soruşturma ve koğuşturmalarından kurtulmuş oluyorlar. Çünkü başını açan bir öğrenci için en büyük sorun başörtüsünü nerede ve nasıl saklayacağı. Uzun başörtüsü baştan çıkarılıp boyna dolandığında; moda olarak, atkı kullanan öğrenci gurubuna dahil olunuyor. Başı açık öğrenciler başörtülü arkadaşlarına destek vermek için, yani iz süren hocaları şaşırtmak için boyun atkısı ve bandana kullanarak kimin kimin olduğunu saklanması konusunda tesettürlü arkadaşlarına stratejik destek veriyor.
Üniversite gençliğinin bulmuş olduğu bireysel çözümler, siyasilerin ağzından çıkıncaya kadar kullanılabilir iken, siyasilerin öneri olarak ortaya koydukları her tarz bir anda geçersizleşerek 'yasak' kapsamına giriyor.
Yasak, kıyafetimi de örtümü de değiştirdi

Zehra Demir 24 yaşında, üniversite mezunu. Okulda başörtüsü yasağı yaşamış ve yasak yüzünden eğitimine bir yıl ara vermiş. İstanbul'a çalışmak için gelmiş. Ailesi Ankara Polatlı'da oturuyor. Annesi örtülü ve kendisi gibi etol başörtüsü takıyor.
Ne zaman örtündün?
İlkokulu bitirdikten sonra örtündüm. O yıl Anadolu lisesini kazanmıştım ancak başörtülü olarak okula gidemem diye kaydımın imam hatip lisesine yaptırılmasını istedim. Okula başladığım gün de başımı örterek okula gittim. Ailem bu kararıma ses çıkarmadı.
İlk taktığın başörtüsü modelini ve şeklini hatırlıyor musunuz?
Okuldaki öğrencilerin örttüğü o zaman tek bir model başörtüsü vardı o da lacivert bir başörtüsüydü. Öğrencilerin kimi iğneleyip boğazdan uçlarını dolayıp sıkıyordu, kimi de başörtüsünün uçlarını omuzlarına iğneliyordu. Ben bir ara başörtümü büyük olarak bağladım ve uçlarını iğneledim. Daha sonra daha rahat hareket etmek için başörtümün uçlarını gömleğimin içine soktum. Lise yıllarında öğrencilerin bir kısmı okula pardesü ve büyük başörtüsü ile geliyordu bir kısmı forma giyiyordu. Ben de ortaokul yıllarında forma giydim ve o dönemde başörtümü küçük bağladım. Pardesü giymeye başladığım zaman ise üzerine başörtümü büyük olarak taktım. Okuldan mezun olduğumda pardesü ve üzerine üçgen ve büyük şekilde başörtüsü takıyordum.
Üniversiteye girdiğinizde başörtüsü yasağı var mıydı?
Evet ben üniversiteye 1999 yılında başladım ve örtülü olarak okula öğrenciler giremiyordu.
Peki bu yasak okula başladığın dönem örtü şeklini etkiledi mi? Örtme modelini değiştirmeyi düşündün mü?
İllaki değişti, üniversiteye girdiğim ilk yıl kendime taktığım başörtüde bir tarz oluşturmaya çalıştım. Başörtümün boyutu biraz küçüldü ama yine üçgen model başörtüsü takıyordum. Giydiğim elbise modellerini değiştirdim, böyle olunca üzerine kombine ettiğim başörtüsünde de değişim doğal olarak oldu. Daha küçük ve daha özgün renkler ve modeller kullanmaya başladım. İlk yıl kaydımı dondurduğum için giyim ve başörtüsü tarzımda küçük değişiklikler oldu. Ancak yasak kalkmayınca ve ikinci yıl okula başlayınca doğal olarak örtü modelimi değiştirdim. Çünkü başörtülü olduğunu okuldaki hocaların bilmesini istemiyorsun. Sınıftan içeri girdiğinde bir başörtülüden çok salaş kıyafetler giymiş bir öğrenci havası verecek kıyafetler kullanmaya başladım. Daha kısa elbiseler ve bunların altına pantolonlar falan giymeye başladım. Bütün okuldaki başörtülüler bu şekilde giyiyorduk. Bu dönemde salaş kıyafetlerimin üzerine dışarıda fular şeklinde etol başörtüler takmaya başladım ve hâlâ aynı şekilde giyiniyorum.
Okul bittiği halde hâlâ aynı şekilde örtündüğüne göre bu örtü şeklini daha çok seviyorsun?
Evet, ben kendimi örtülü biri olarak toplum içinde böyle daha rahat buluyorum.
Girdiğin farklı ortamlarda bu tarz başörtünle seni daha kolay kabul ettiklerini düşünüyor musun?
Evet, büyük boy başörtüsü taksam belki gözler beni örtümden dolayı daha yargılayacak bir tarzda bakacak ama beni bu örtümle daha kolay kabul ettikleri bir gerçek. Ama tabiî olayın bir de şu boyutu var yani iş sadece taktığın başörtüsüyle bitmiyor senin kendini ifade ediş tarzın ve rahatlığın da çok önemli. bitmiyor.Yani ben başörtümü üçgen ve büyük model takıp onu benimseseydim o örtü içinde de kendimi rahat bir şekilde ifade edebilirdim. Ama en başta o örtü modelinin içinde ben kendimi rahat bulmuyorum.
__________________
Kur’an, gerçek iyileri,
“ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler”
ifadesiyle tarif eder.
Vefa, bir mümin özelliği, vefasızlık ise münafık özelliğidir. Peygamberimiz (sav), münafıkların özelliklerinden söz ederken onların üç özelliğini şöyle sıralar:
“Konuştuğu zaman yalan söyler. Söz verdiği zaman sözünü tutmaz. Emanete ihanet eder.”
Alıntı ile Cevapla
  #54  
Alt 06-02-10, 23:18
güller - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
güller güller isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Bu zaman imanı kurtarma zamanıdır.
Mesajlar: 12.028
Teşekkür etmiş: 8.331
5.245 konudan, toplam 8.903 Teşekkür almış
Standart

Sokakta ferman padişahın, evde kadının


Click the image to open in full size.

Osmanlı'nın aristokrat kadınları sokakta fermana uygun ama kapalı mekanlarda aydın erkeklerin beğendiği "yeni kadın" kimliğini giyim-kuşam ve sosyal faaliyet alanlarında inşa etmeye başladı. Vakti zamanında güzelliği için nikahlanmış kadınlar, artık güzel bulunmadıkları eski tarzlarını bırakarak Batılı kadınlar gibi giyinmeye başladılar.

Tanzimat ile birlikte tarz-ı hayat Batılılaşırken, Batılılaşan hayatın aktörü olarak erkek kıyafetleri de devlet zoruyla değişimden nasibini almıştı. Erkek kıyafetlerini, vatandaş kimliği ile eşitleyen Tanzimat aklı; Osmanlı'nın esas unsuru olan müslim- gayri müslim hiyerarşisini fes paydası ile bozarak, imparatorluk erkeklerini dini kimliği ele vermeyecek biçim içinde "bir örnekleştirmişti". Erkekler cephesindeki eşitlenmişlik, kimliğin koruyucu unsuru olarak kabul edilen kadınlar tarafına geçirilmemiş, tam tersi müslim kadınların gayri müslim kadınlardan farklılığının ilk bakışta anlaşılmasını sağlayacak olan özellikler fermanlar yoluyla korunmaya çalışılmıştı. Bir başka deyişle kamusal alanda Müslüman kadınlar Müslüman olduklarını kıyafetleri yoluyla ilan etmek yükümlülüğüne tâbi idiler. Hayatın her cephesi Batılılaşırken, üç İstanbul birbirine bağlanıp bağlantının ana damarı Levanten kültürün beşiği olarak Beyoğlu'nda atarken, evindeki kadının Osmanlı ve Müslüman kalması için çıkarılan fermanların hükmü yoktu. Sokakta fermana uygun ama kapalı mekanlarda aydın erkeklerin beğendiği "yeni kadın" kimliğini, giyim-kuşam ve sosyal faaliyet alanlarında inşa etmeye çalıştı Osmanlı'nın aristokrat kadınları. Gazete ve dergilerde yazan erkek kalemler, imparatorluğun duraklamasını, kadınların sosyal alanda yer almaması ile izah ediyor, eğitimsiz kadınların, eğitimli fertler yetiştiremeyeceğini söylüyordu. Osmanlı kadınları ne eğitimli ne güzeldi artık. Osmanlı'nın müslim kadınlarını beğenmeyen yazıların, kadınlar cephesinde iki karşılığı oldu.

Click the image to open in full size.
BATILILAR GİBİ GİYİNMEYE BAŞLADILAR
Güzelliği önceleyen kadınlar artık güzel bulunmadıkları eski tarzlarını bırakarak Batılı kadınlar gibi giyinmeye başladılar. Güzelliği önceleyen kadınlar, vakti zamanında güzelliği için nikahlanılmış kadınlardı. Eğitimli ve kültürlü olanları da vardı eğitimsiz olanları da. Kaderlerinin acı çizgisi, erkeklerini gayri müslim bir Beyoğlu kadınına kaptırmak noktasında birleşiyordu.
NATAŞA'LARIN NİNESİ HAROŞA'LAR
Güzelliği dillere destan, dokuz dil bilen Şair Nigar Hanım bile "kendisini deliler gibi seven" kocasını metres hayatına razı bir Rum dilbere kaptırmıştı. Beyoğlu pastanelerinde garsonluk yapan, iyi bir müzik eğitimine sahip, mazisi aristokrat Beyaz Rus kadınları, Osmanlı aydınlarının yalnız kalemine değil kalbine de girmiş; 1990'larda başlayan Nataşa akınından önce, Haroşa'lar olarak kendilerine saygın bir yer edinmişlerdi 1900'lerin başlarında.
Artık güzel bulunmayan kadınlar, yeniden güzelleşmek uğruna kabuklarını değiştirmeye çalışırken, yürüyüşlerini ve duruşlarını kaybettiler. O kadar ki, Refik Halit Karay, Batılı giysiler içindeki alaturka kadınların, daha kısa ve daha şişman göründüğünü, şiirsel özelliklerini yitirdiklerini yazdı. Muhteva değişmeden kabuk değiştiğinde Refik Halit'in Batılı zevkini inciten görüntüler ortaya çıkıyordu. 2000'lerin Türkiye'sinde bu defa güzel bulunmayan, şık bulunmayan kadınlar tesettürlü kadınlardı. Hem dindar erkekler eleştiriyor, "besleme gibi giyinmek", Fransız tarzını içselleştirememekle, Fransız modacılardan istifade edememek ile suçluyordu, hem de seküler zihniyetteki aydınlar. Onların eleştirileri, saçın şapka ile de kapatılabilirliğine rağmen neden ille de başörtüsünde ısrar edildiği noktasında yoğunlaşıyordu. Bu söylemin sahiplerine göre, başörtülü kadınların kendi tercih ve estetik beğenilerinin, bağlı oldukları dini ilkelerin önemi yoktu. Bu tartışmalar her tesettür defilesinden sonra dindar kadınların özgürlük alanını daraltan bir şiddet diliyle tekrar tekrar yapıldı. Tartışmadan kârlı çıkanlar, tesettür defilesini yapan firmalar ve bu tartışmaların yapıldığı medya organları oldu. İki taraf da bu vesile ile artan satışlardan hoşnuttu. Tesettürlü kadınlar için tarz belirleme çalışmaları o kadar had tanımaz bir cüret ile ortaya konuyordu ki, Fransa'da yapılmış bir defiledeki "balık kadın" giysisini andıran kıyafet dahi tesettürlü kadınlar için önerilebiliyordu. Çoğulculuğun, kimliklerin, kişinin kendisini rahatça ifade edebilmesinin yöntemlerinin konuşulduğu post-modern dönemde tesettürlü kadınlar üzerine yapılan tartışmaları nasıl değerlendireceğiz? Başörtüsü karşıtları şekil üzerine yoğunlaştıkça baş örtme şekilleri çoğalarak yeni tarzlar ortaya çıktı.
Click the image to open in full size.
Manto ve başörtüsü cumhuriyetle başladı
Cumhuriyet ile birlikte modern kıyafetlere bürünmekte acele etmeyen mütedeyyin memur eşleri, bütün vücudu kapatan ferace ve çarşafı terk edip, manto ve başörtüsünü tercih ederek cumhuriyet karşıtı olmadıklarını ispatlama yükümlülüğünü yerine getirmek zorunda kaldılar. Osmanlı bakiyesi ilk kuşak kadınlar, hayatlarını evlerinde sürdürdükleri için, dizin altında biten mantoları, kalın çorapları, alnı kapatan üçgen başörtüleriyle cumhuriyetin ilk mantolu kuşağı olarak tarihe geçip, kendinden birkaç kuşak sonra gelecek dindar genç kızlar ve kadınlar için hizalama cetveli niyetine kullanılacaklarını bilmiyorlardı. Esasında onlar, zihniyet olarak dindar ninelerinden farksız, fakat kıyafetleriyle farklı olmaya mecbur tutulmuş kadınlardı. Zincirin koptuğu yerdeydiler. Ne var ki, konumları ve tutumları, kırılma noktasındaki ek olarak değerlendirilmemiş, geleneğin bizzat kendisi olarak kabul edilmişti: "Benim anneannem de dindardı ama bunlar gibi başını örtmüyordu"
"Benim annem/ninem başını böyle örtmüyordu" noktasından başlatılan başörtü karşıtlığına, savunma, 70'li ve 80'li yıllar boyunca Atatürk'ün eşinin de başının örtülü olduğu üzerinden yapıldı. Modern Türkiye'nin modern kadınları için çarşafı terk etme kampanyalarının düzenlendiği, çekilişlerle mantoluk kumaşlar verildiği dönemlerde, Latife Hanım örneğinde olduğu gibi kadınların başlarıyla birlikte alınları kapalıydı. Hatta Latife Hanım'ın birkaç kareden fazla olmayan bu başörtülü resmi, başörtüsü yasaklarının başladığı dönemlerde başörtüsünün "Atatürkçülüğe" aykırı olmayan ispatı olarak gazetelerde ziyadesiyle yer aldı.
Alnın kapalılığına verilen önem secde edilecek yeri saklamak olarak manalandırılıyordu. Modern tıbbın iki kaşın ortasında, alındaki noktayı, beynin insani özelliklerinin bulunduğu yer olarak tanımlıyor olması bu bakımdan dikkat çekici.

Göktürk başlığından penye 'bone'ye
Onuncu Yıl Marşı'nın "Çıktık açık alınla" dizerine inat 1970'li yıllara kadar mümin kadınlar alınlarını örttüler. Şehirde başörtüsü öne çekilerek yapılan alnı kapatma işlemi, Anadolu'da yöreden yöreye değişen kadın başlıkları ile gerçekleştiriliyordu.
Anadolu'daki kadın başlıklarının çeşitliğini belirleyen temel etken iklim özellikleri ve buna bağlı olarak kadının kırsal kesimde iş gücünü ortaya koyması ile bağlantılandırılabilecek bir durum.
ŞEKİL DEĞİŞİYOR
Yaşmağın altına takılan başlıkların Göktürkler'e kadar uzanan bir sürekliliğe sahip olması dikkat çekici. Bu süreklilik, 1990'ların ortalarından itibaren başörtüsünün içine takılan penye bonelerin alna kadar indirilmesiyle oluşturulmuş yeni biçimiyle yoluna devam ediyor. Batılılaşma macerası ile birlikte kadın giyim kuşamı ve kadın giyim kuşamının en önemli unsuru olan baş bağlama şekilleri de değişiklik gösteriyor.
Fatma Karabıyık BARBAROSOĞLU
__________________
Kur’an, gerçek iyileri,
“ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler”
ifadesiyle tarif eder.
Vefa, bir mümin özelliği, vefasızlık ise münafık özelliğidir. Peygamberimiz (sav), münafıkların özelliklerinden söz ederken onların üç özelliğini şöyle sıralar:
“Konuştuğu zaman yalan söyler. Söz verdiği zaman sözünü tutmaz. Emanete ihanet eder.”
Alıntı ile Cevapla
  #55  
Alt 06-02-10, 23:20
güller - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
güller güller isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Bu zaman imanı kurtarma zamanıdır.
Mesajlar: 12.028
Teşekkür etmiş: 8.331
5.245 konudan, toplam 8.903 Teşekkür almış
Standart ELMALI TEFSIRINDE ,tesettür.

ELMALI TEFSIRINDE
Tesettür

Click the image to open in full size.

Click the image to open in full size.

"Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz." (Nur Suresi 31)
Müslümanlar, şimdi de kadınlar hakkındaki şu emre dikkat etsinler.

Müminelere de, yani mümin kadınlara da söyle: Gözlerini indirsinler, helal olmayan erkeklere bakmaktan sakınsınlar, zira bakmak, zinanın postacısıdır, derler. Ve avret yerlerini korusunlar, tamamiyle örtüp, zinadan korunsunlar. Ve zinetlerini teşhir etmesinler.
  • Kadının zineti denince örfte, taç küpe, gerdanlık, bilezik ve benzeri takılar, sürme, kına ve benzerleri ve elbise süsleri gibi şeyler akla geliverir.
A'râf Sûresi'nde :

Click the image to open in full size.

"Ey Adem oğulları! Her mescide gidişinizde zinetli elbiseler giyin"

(A'râf, 7/31) âyetinde zinetin elbise demek olduğu da geçmişti.



  • O halde bu zinetleri açmak bile yasaklanmış olunca, bunların mahalli olan vücudu açmak öncelikle yasaklanmış olur. Yani vücudlarını açmak şöyle dursun, üzerlerindeki zinetleri bile açmasınlar.
  • Bununla birlikte bir kısım âlimler, burada zinetten maksadın, zinetin takıldığı, kullanıldığı yer olduğu fikrini kabul etmişlerdir ki, yüz, sürme ve allık yeri; baş, taç yeri; saç, örgü ve büklüm yeri; kulaklar, küpe yeri; boyun ve göğüs, gerdanlık yeri; el, yüzük ve kına yeri; bilekler, bilezik yeri; pazular, pazubent yeri; baldırlar; halhal yeri; ayaklar da, eller gibi kına yeridir. Bunlardan başka vücudun kısımları da aslında açılmaz. Bu âlimlerden bazıları muzaafın hazfi veya zikr-i hâl, irade-i mahal ile "ziynet yeri" takdirinde bir mecaz gözetmiştir. Buna delil olarak da, kadının vücudundan ayrı olduğu zaman o zinetlere normal olarak bakmak ve alıp satmak ittifakla caiz ve mübah olduğunu ifade ve kabul etmişlerdir.
  • Bazıları da yine bu delil ile, kadının asıl zineti, vücudunun güzel yaratılışı, zinet yapmaktan gaye de vücudun süslenmesi olduğunu kabul ederek bu zinetten maksadın, yalnız vücut olduğunu kabul etmişler ve kadınların birçoğu yapmacık zinetten uzak bulunmakla zaten zinetli oldukları halde yaratılış zinetinin zaten hepsinde bulunması ve her kadın bedeninin özünde bir zinet olması hükmün genelliği hakkını yerine getirme noktasından bu tahsisin bir destekleyicisi olduğunu söylemişler ve buna göre şu mânâyı vermişlerdir: Kadınlar yaratılıştan zinetleri demek olan vücudlarının hiçbir tarafını açmasınlar.
Click the image to open in full size.



  • Doğrusu, doğal olan güzelliklere, zinet denilmekten çok "cemal" denilmesi daha yaygın ve zinet tabiri yapma şeylerle süslenen takılarda meşhur ise de "Kadınlardan, oğullardan, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşten... aşırı sevgi ile bağlanılan bu gibi şeyler insanlar için bezenip süslendi" (Âl-i İmrân, 3/14) âyetinin delaletiyle zinet kavramının yaratılıştan olana da sonradan yapmaya da şâmil olduğunda şüpheye yer yoktur. Zinet ve güzelliğin hakkı da meydana çıkarılmasını kendi sahiplerine tahsis edip başkalarından gizlenmektir.
Ancak görünen kısımları müstesna, O zinetlerden dışa gelen örtülse bile görünmesi doğal olanı, bu hükümden müstesna ve başka bir hükme tabidir ki, bunlar örtünün dış tarafıyla el ve yüz zinetleridir. Çünkü örtünün kendisi de kadının bir zinetidir. Tabiîdir ki, bunun dışı görünecektir. El ve yüzün de,

namazda görünmesi adettir. Ebu Davud'un Müsned'inde rivayet edildiği üzere,
Peygamber (s.a.v) Hz. Esma'ya
"Ya Esma, kadın bülûğa erince ondan görülebilecek olan ancak şudur." buyurmuş ve kendi mübarek yüzüne ve avuç içlerine işaret etmişlerdir. İş yaparken, gerekli eşyayı tutarken ve hatta örteceğini örterken bile elin açılması gerekli olduğu gibi, zarurî olan bakma ve nefes alma sebebiyle yüzün diğerleri gibi örtülmesinde zorluk vardır. Bir de şahitlikte, mahkemede, bir de nikahta yüzün açılmasına ihtiyaç vardır. Bundan dolayı zaruretler kendi miktarınca takdir olunmak üzere bunların açılmasında sakınca yoktur. Fakat bunlardan geriye kalanlarının açılması, görülmesi, bakılması haramdır ve nâmahremden örtülmesi gerektir.
Buyuruluyor ki ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar, başlarını, saçlarını, kulaklarını, boyunlarını, gerdanlarını, göğüslerini açık tutmayıp bu şekilde sımsıkı örtünsünler ve o halde bu emri yerine getirebilecek baş örtüsü kullansınlar.
Tefsircilerin nakline göre cahiliye kadınları da hiç baş örtüsü kullanmaz değillerdi. Fakat yalnız enselerine bağlar veya arkalarına bırakırlar, yakaları önden açılır, gerdanları ve gerdanlıkları açığa çıkardı, zinetleri görünürdü. Demek ki, son zamanlarda asrîlik sayılan açık saçıklık böyle eski bir cahiliye âdeti idi. İslâm böyle açıklığı yasaklayıp baş örtülerinin yakalar üzerine örtülmesini emir ile tesettürü farz kılmıştır.

Görülüyor ki,
  • Bu emirde tesettürün yalnız vacib oluşu değil, özel bir şekli de gösterilmiştir ki, kadın edeb ve temizliğinin en güzel ifadesi budur.
  • Bu emir ev içinde veya dışında diye kayıtlanmamıştır. Bu bakımdan mutlaktır.
  • Ancak görünen istisna edildiği gibi, gizlenen zinetlere bakmanın helal olanları da istisna ile bu tesettürün, yani örtünmenin vacib oluşunun, nâmahreme karşı olduğunu anlatmak için bu vücubun kuvvetini ve önemini göstermek üzere bir daha tekid ile buyurulmuştur ki, öyle örtsünler ve zinetlerini açmasınlar, açık bırakmasınlar ancak kocalarına veya kendi atalarına, yani babalarına, dedelerine ki amca ile dayı da nikah düşmeyeceğinden bunlara dahildir veya kocalarının atalarına veya kendi oğullarına veya kocalarının oğullarına veya kendi erkek kardeşlerine veya erkek kardeşlerinin oğullarına veya kız kardeşlerinin oğullarına veya kendi kadınlarına; müminlerin kadınları, yani müslüman kadınlar veya hizmet veya sohbetlerinde özel yeri bulunan kadınlardır.
  • Demek ki, özelliğini bilip tanımadıkları yabancı kadınlara da açılmaları caiz olmayacaktır. Önceki müfessirlerin çoğunluğu demişlerdir ki; müminlerin kendi kadınları demek, kendi dinlerinde olan müslüman kadınlar demektir. Bundan dolayı müslüman kadınları müslüman olmayan kadınlara açılmamalıdırlar. Fakat bazıları da bunu istihsane hamlederek müminlerin kadınları, hizmet veya sohbetlerinde bulunan gerek müslüman, gerek müslüman olmayan kadın cinsi demek olduğunu söylemiştir ki, Fahreddin Râzî buna "mezhep budur" demiştir. Önceki daha ihtiyatlı, bu ise daha uygundur.
  • Veya ellerinin altında malik oldukları cariyelerine veya erkeklerden ırbe sahibi olmayan hizmetçilere, yani kadına ihtiyaç duymaz olmuş, şehveti kalmamış salihlerden ihtiyarlar veya bunaklar veya kadın işini bilmez, yalnız yemeklerinin fazlasından yemek için şunun bunun arkasına takılır miskinler güruhu veyahut erkekliği yok, yaratılıştan iktidarsız uşaklar; bunda hadım edilmiş ve mecbûbün, yani erkeklik uzvu kesilmiş olanların da dahil olacağını zannedenler olmuş ise de, Keşşâf Tefsiri'nde ve Ebu Hayyan'da zikredildiği üzere İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretlerine göre bunları istihdam etmek, tutmak, alıp satmak helal olmaz. Bunları tutmak selefin hiçbirinden rivayet edilmiş değildir. Çünkü bunda hadım etme gibi bir kötülüğe düşmeye teşvik vardır. Halbuki hadım etmek haramdır.
  • Veya henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına.
Buraya kadar zikredilen on iki istisnaya da bir dereceye kadar zinetlerini açabilirler.
  • BİRİNCİSİ: Kocalar için vücutlarının tamamına bakmak helaldir. Çünkü zinetten kasıt onlardır.
  • İKİNCİSİ: Zikredilen mahremlerine bilinen zinet yerlerinden yüz, el ve ayaklarla, iş ve hizmet anında açılan başını, saçını, kulaklarını, boynunu, kollarını ve inciklerini açabilir. Onların da bunlara bakmaları helaldir. çünkü yakınlıklarından dolayı birarada bulunmaları gerekir. Ve fitne düşünülemez. Fakat karnını ve sırtını göstermek caiz değil, arsızlıktır.
  • ÜÇÜNCÜSÜ: Erkeğin erkeğe karşı olduğu gibi kadının kadına karşı avreti de göbekten dize kadardır. Geri kalan kısmına bakması caizdir.
  • DÖRDÜNCÜSÜ: Erkeklerden kadına ihtiyacı kalmamış, cinsi güçten düşmüş hizmetkârların, etkilenmemek ve fitne düşünülmemek itibariyle bakmaları, mahrem olanların bakmasına benzer.
  • BEŞİNCİSİ: Çocuklar mükellef değildir. Ancak anlayış ve idraklerine göre edeb ve terbiye öğretilmesi gerekir.
  • ALTINCISI: Bu örtünme emri, esir cariyeler hakkında değil, hür olan müslüman hanımlar hakkındadır.
İşte böyle hür kadınların, bu istisna edilmiş kimselerden başkasına zinetlerini göstermemeleri, kendi iffet ve korunmaları ve güzel geçimleri noktasından gayet önemli olduğu gibi, yabancı erkekleri etkilememek, günaha sokmamak, edeb ve iffet telkin etmek noktasından da çok önemli olduğundan, özellikle bu noktayı da düşündürmek ve tesettür emrinin kuvvet ve şumülünü bir daha hatırlatmak üzere, yürüyüş tavırlarının bile düzeltilmesi için buyuruluyor ki: gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar, yani baştan ayağa örtündükten sonra yürürken de edeb ve vakar ile yürüsünler. Örtüp gizledikleri sunî veya doğal ziynetler bilinsin diye, bacak oynatıp ayak çalmasınlar, çapkın yürüyüşle dikkat nazarları çekmesinler; çünkü erkekleri tahrik eder, şüphe uyandırır. Fakat unutulmaması gerekir ki, kadının bu konuda başarısı daha önce erkeklerin iffeti ve görevlerine dikkati ve toplumda olanların gayreti ve özeni ile mütenasip, bunlar da Allah'ın yardımı ile ayakta durabilir. Onun için bu noktada Resulullah (s.a.v) den bütün müslümanlara hitap ve erkekleri zikredip kadınları da içine alacak bir şekilde

buyuruluyor ki:
Ve ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz. Demek ki bozuk bir toplulukta kurtuluş ümid olunmaz, toplumun bozukluğu da kadınlardan önce erkeklerin kusur ve hatalarındandır. Bundan dolayı başta erkekler olmak üzere erkek dişi bütün müminler imana yaramayan ve cahiliyyet izleri olan kusur ve hatalarından tevbe ile Allah'a dönüp Allah'ın yardımına sığınıp emirlerine özen ve dikkat göstermelidirler ki, topluca kurtuluşa erebilsinler. O halde herkesin kurtuluşu bakımından iş sahipleri ve ilgili şahıslar şu emirlere de özen göstermelidir.
__________________
Kur’an, gerçek iyileri,
“ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler”
ifadesiyle tarif eder.
Vefa, bir mümin özelliği, vefasızlık ise münafık özelliğidir. Peygamberimiz (sav), münafıkların özelliklerinden söz ederken onların üç özelliğini şöyle sıralar:
“Konuştuğu zaman yalan söyler. Söz verdiği zaman sözünü tutmaz. Emanete ihanet eder.”
Alıntı ile Cevapla
  #56  
Alt 06-02-10, 23:23
güller - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
güller güller isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Bu zaman imanı kurtarma zamanıdır.
Mesajlar: 12.028
Teşekkür etmiş: 8.331
5.245 konudan, toplam 8.903 Teşekkür almış
Standart

TESETTÜR VE ÜNIVERSITE ÖĞRENIMI
Click the image to open in full size.
Bir bayan tesettürlü olarak üniversitelerde okuyabilir mi?
Mahremiyet konusunda kadın için haram olan şey; yabancı bir erkekle halvet halinde bulunması (kapalı bir yerde başbaşa kalmaları), en müsamahalı Hanefi görüşüne göre eli ve yüzü dışında kalan yerlerini açması (Cumhura göre eli ve yüzünü açması da haramdır), sesini cinsel duygular uyandıracak biçimde inceltmesi, yani kadınsı kadınsı konuşması (Azhâb 32) süsünü teşhir etmesi, erkeğin avret yerlerine bakması, yüzüne şehvetle bakması (Nûr 31), dokunması gibi şeylerdir. Bunların hiçbirisinin olmadığı bir yer, üniversite de olsa kadın orada bulunabilir, okuyabilir. Işin en statik yönü budur. Ancak eğitim için de olsa, karma (muhtelit) bir ortamda bunlardan en az birisinin bulunmaması, hemen hemen imkânsiz gibi olduğundan, âlimlerimiz karma eğitime pek cevaz vermemişlerdir. Ne var ki, Türkiye şartlarında mahzurları göz önünde bulundurarak tesettürlü olması halinde bile kızları Üniversitede okutmamak, onları bu mahzurlardan kurtarmak anlamına gelmez. Çünkü toplumumuzda onun bulunabileceği diğer yerler de Üniversitelerimizden pek farklı değil. Kur'ân kurslarında dahi erkek hocalar ders vermekte. Sokakların hali belli, televizyon sayesinde evlerin durumu açık. Demek ki, önce ortamın Islâmî olmadığı görülmeli, işin takvâdan ziyade fetvâya baktığı bilinmelidir. Buna göre mesele genel bir fetvâ meselesi değil, fertlerin durumuna göre değişen özel bir fetvâ meselesidir. Takvâ ortamı gelince mesele yeniden gözden geçirilir.

Kaynak: Sorularla İslamiyet


Click the image to open in full size.
__________________
Kur’an, gerçek iyileri,
“ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler”
ifadesiyle tarif eder.
Vefa, bir mümin özelliği, vefasızlık ise münafık özelliğidir. Peygamberimiz (sav), münafıkların özelliklerinden söz ederken onların üç özelliğini şöyle sıralar:
“Konuştuğu zaman yalan söyler. Söz verdiği zaman sözünü tutmaz. Emanete ihanet eder.”
Alıntı ile Cevapla
  #57  
Alt 06-02-10, 23:24
güller - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
güller güller isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Bu zaman imanı kurtarma zamanıdır.
Mesajlar: 12.028
Teşekkür etmiş: 8.331
5.245 konudan, toplam 8.903 Teşekkür almış
Standart

BAŞI AÇIK RESİM ÇEKTİRMEK CAİZ OLABİLİR Mİ?

Click the image to open in full size.
Bazı resmi işlerimizi yürütmek için yaptığımız müracaatlarda hanımlardan başı açık vesikalık resim istiyorlar. Vermezsek işimiz olmuyor. İstediğimiz kimlik, vesika veya pasaportu alamıyoruz. Başı açık resim çektirmek de caiz olmaz diyorlar. Bir çıkış yolu yok mu bunun? Efendim, bütün medeni ülkelerde insanların istedikleri şekilde resim çektirme hakları vardır. Buna kimsenin mani olmaması gerekir. İlle de başı açık resim çektireceksin diye bir dayatma artık olmamalıdır. Buna hakları yoktur açık resimde ısrar edenlerin. Bununla beraber şayet açık resim verilmeyince işi sürüncemede bırakıyor, istenen evrakı vermiyorlarsa hakkın zayi olmaması için zorlanan açık resim çektirilerek verilip evrak, kimlik veya pasaport alınma yoluna gidilebilir. Çünkü “Zaruretler mahzurları mubah kılar” kaidesinden bu izni çıkarmak mümkün olur.
Zaten resim de insanın canlısını teşkil etmez. Resmin sahibinin açık duruyor hali olarak kabul edilmez. Resim insanın canlı aslı değildir.
Ancak mümkün olsa da başı açık resmi, erkek değil de bir kadın çekse, böylece mahzur hiç söz konusu olmasa. Şu kadarı da vardır ki, günümüzde teknik gelişmiştir. Bilgisayar çalışmasıyla kapalı resme açık görüntüsü vermek de mümkün olmakta, bu da bir çare olarak görünmektedir.
Bu konuda (Prof. Dr. Hamdi Döndüren) değerli eseri (Aile İlmihali’) nde şöyle demektedir:
– “Kadının, din ve vicdan özgürlüğüne saygı duyulan bir beldede örtülü resim vererek istediği belgenin düzenlenmesini isteme hakkı vardır. Ancak kadın açık resim vermedikçe belirtilen belgeyi alamayacağını anlarsa, açık fotoğraf verebilir. Bu durum İslamın terbiye ve edebine uygun olmasa da fotoğraf, gerçek bedeni temsil etmez. Ancak açık resmi bayan fotoğrafçıya çektirmesi de ayrıca gerekir.” (Şayet böyle bir bayan fotoğrafçı varsa tabii ki.)

Kaynak: Yeni Aile İlmihali, Ahmed Şahin, Cihan Yayınları

Click the image to open in full size.


Click the image to open in full size.
__________________
Kur’an, gerçek iyileri,
“ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler”
ifadesiyle tarif eder.
Vefa, bir mümin özelliği, vefasızlık ise münafık özelliğidir. Peygamberimiz (sav), münafıkların özelliklerinden söz ederken onların üç özelliğini şöyle sıralar:
“Konuştuğu zaman yalan söyler. Söz verdiği zaman sözünü tutmaz. Emanete ihanet eder.”
Alıntı ile Cevapla
  #58  
Alt 06-02-10, 23:39
güller - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
güller güller isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Bu zaman imanı kurtarma zamanıdır.
Mesajlar: 12.028
Teşekkür etmiş: 8.331
5.245 konudan, toplam 8.903 Teşekkür almış
Standart

Korkutucu Artış!

Click the image to open in full size.
Netamiye’den okuduğum kadarıyla umreye gidenlerin sayısı bilmem kaç kat artmış.
Artışı görünce şaşırdım, ‘367 sabih’in’ dediği gibi, ‘dinci dikta mı geliyor yoksa’ dedim.
Baya tedirgin oldum.
Hal böyle olunca bir araştrmada ben yapayım, bakalım toplum gericileşiyor mu diye göreyim dedim, ve yaptığım araştırmada enteresan verilere ulaştım.
Böylece netamiye’nin, ‘bu nasıl bir artıştır hacı?’ sorusunun cevabını da bulmuş oluruz diye düşündüm. Araştırma sonuçları şöyle,
1) Eve sağ ayağıyla girip ‘bismillah, ya Allah, subhanallah’ şeklinde gerici nidalarda bulunan insanların yıllara göre dağılımı şöyle,
2001: 786 kişi
2002: 7 bin 85 kişi
2003: 2 bin 184 kişi
2004: 74 bin 714 kişi
2005: 118 bin 768 kişi
2006: 123 bin 808 kişi
2007: 154 bin 763 kişi
2) Başörtüsünü boynunun altına indirip, ‘ninemizin başörtüsü tarzını’ bırakan, ve başörtüsünü türbana dönüştürmek suretiyle ‘laiklik karşıtı eylemlerin odağı’ olanların sayısının dağılımı ise şöyle,
2001: 786 kişi
2002: 7 bin 85 kişi
2003: 2 bin 184 kişi
2004: 74 bin 714 kişi
2005: 118 bin 768 kişi
2006: 123 bin 808 kişi
2007: 154 bin 763 kişi
Araştırma sonuçlarından görüldüğü gibi, akp’nin iktidara geldiği günden sonra ‘gerici faaliyetler’ artmış.

TÜRBAN DESTANI

Click the image to open in full size.




TÜRBAN DESTANI

Evren Paşa, çıkıp da taşa
Yarıp da taşı baştanbaşa
Şeriata karşı, hatim indirip
İçdonuna muska diktirip
Çemişgezek’te vaaz verirken
Aklına geldi durup dururken
Fakültelerde kılık kıyafet
Köpeklere âlâ ziyafet
Erkeklerde uzun saçlar; kirli, çember, keçi sakal
Hanımların başörtüsü
Cümlesini yasaklayıp, uymayanı pataklayıp
Ülkemizi kurtaralım
Başörtülü kızlarımız örtülerini sallayarak


Click the image to open in full size.

Fettullah’ın rüzgârında
“Efendiler buna türban derler” dediler
Evren Paşa şaşaladı,
Demek biliyormuşum yanlış
Başörtüsü dediğim türbanmış
O da mı dert; aldırmadım
Türbanı da yasakladım!
O günden sonra bildiğimiz örtüye
“Türban” dediler…
Köprü altından sular
Akıp geçti uzun süre
Türban hâlâ hassas mevzuu…
Şeriatçı, ***** liboş,
Dönek solcu, aymaz aydın;
Dört kol çengi halay çekip
Kime kısmet, neye niyet
Hoş geldin ikinci Cumhuriyet
Amerika sevdi bizi
Şeriatın simgesini
Bu ne güzel kılıktır
İslam’ımız ılıktır
Türban oldu şimdi moda
O da takıyor bu da
Stilistler atılıyor
Türbanları dizaynlıyor
Sofya Loren, Ödri Hepörn
Kıçı açık yıldızcıklar
Magazinin hatunları
Tekelimin gazetesi;
Beleş türban beş kupona
Başımdaki simge türban
Laikliğim ona kurban
Herkes türbanlı oldu
Sıraları doldurdu
Kına yaksın malum paşa
Türban takıldı başa
Artık tamam, biraz yavaş
Cumhuriyet oldu hoşaf
Gelsin şimdi kara çarşaf…

ATAY SÖZER


Click the image to open in full size.
__________________
Kur’an, gerçek iyileri,
“ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler”
ifadesiyle tarif eder.
Vefa, bir mümin özelliği, vefasızlık ise münafık özelliğidir. Peygamberimiz (sav), münafıkların özelliklerinden söz ederken onların üç özelliğini şöyle sıralar:
“Konuştuğu zaman yalan söyler. Söz verdiği zaman sözünü tutmaz. Emanete ihanet eder.”
Alıntı ile Cevapla
  #59  
Alt 06-02-10, 23:45
güller - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
güller güller isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Bu zaman imanı kurtarma zamanıdır.
Mesajlar: 12.028
Teşekkür etmiş: 8.331
5.245 konudan, toplam 8.903 Teşekkür almış
Standart

Click the image to open in full size.


Buyrun............................................ .................................................

“Kuran'da başörtüsü yok !”
Eski Başbakan Bülent Ecevit'in isteğiyle araştırma yapan yazar İsmet Bozdağ, 'Kuran'a göre, kadınların gizlemesi gereken yerleri saç ve gerdanları değil, göğüsleridir' dedi

Yazdığı tarih kitapları ve araştırmalarıyla tanınan İsmet Bozdağ, 8 yıl önce dönemin başbakanı Bülent Ecevit'in kendisinden "Başörtüsünün Kuran'da yeri olup olmadığı"na ilişkin bir çalışma yapmasını istediğini belirtti.

Özdağ, "Araştırmayı yaptım ve Sayın Ecevit'e sundum. Çalışmayı inceledi ve sonra, 'Tıpkı benim düşündüğüm gibi. Ancak ben bunu açıklayamam. Bence bunu siz yayın yoluyla açıklamalısınız' demişti" dedi.

Toplam 67 kitap yayımlayan 91 yaşındaki Bozdağ, başörtüsüyle ilgili bu çalışmasını yayımlamaya fırsat bulamadığını, ancak bunu kamuoyuna açıklamayı bir borç bildiğini belirterek, İslam dininin başörtüsünü emretmediğini, Nur Suresi'nin 31. ayetinde yer alan örtünme konusunun başla değil, göğüslerin örtülmesiyle ilgili olduğunu ileri sürdü.

KADININ 'ZİYNET YERLERİ'

Bozdağ, "Kuran, 'Dışarı çıkarken başınıza örtü alın" diyor, ama bunu emretmiyor; 'iyi olur' anlamında tavsiye ediyor. Ancak süslerinizi gizleyin dediği yer Diyanet'in dediği gibi 'gerdan' değil, 'göğüsler'dir. Bunu bir tek Yaşar Nuri Öztürk mealinde dile getirdi" diye konuştu.

Bozdağ, konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

"Nur suresinin 31. ayetinde ayrıntıları ile açıklanan örtünme koşullarından anlıyoruz ki, 'örtünme' herkese karşı değildir. Ev içi ilişkilerde örtünme; kadının karşısındaki insanda şehvet duygusunu uyandırmayacak biçimde giyinmesidir. Şehvet duygusunu kamçılayan 'ziynet yerleri'dir. Nur suresinin 31'inci ayetine göre, kadının ziynet yeri, yakadan sonra başlayan yer ya da başka bir yorumla, göğüs çaprazından sonrası.

Nur suresinin 31. ayetinde, 'Gizledikleri süslerinin bilinmemesi için, ayaklarını yere vurmasınlar' deniyor.

Kim ayaklarını yere vurmayacak? Kadınlar. Niye vurmayacaklar? Gizledikleri süslerinin bilinmemesi için. Ayaklarını yere vurdukları zaman, hangi süsleri belli olur? Göğüsleri.

Çünkü ayaklar yere vurulunca, titreyerek varlıklarını belli eden tek kadın uzvu göğüslerdir. Ve bu kadın uzvunu Kuran, aynı ayette, 'gizledikleri süslerinin bilinmemesi için' diye niteliyor."

Milliyet
02-09-2007


Click the image to open in full size.
__________________
Kur’an, gerçek iyileri,
“ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler”
ifadesiyle tarif eder.
Vefa, bir mümin özelliği, vefasızlık ise münafık özelliğidir. Peygamberimiz (sav), münafıkların özelliklerinden söz ederken onların üç özelliğini şöyle sıralar:
“Konuştuğu zaman yalan söyler. Söz verdiği zaman sözünü tutmaz. Emanete ihanet eder.”
Alıntı ile Cevapla
  #60  
Alt 06-02-10, 23:51
güller - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
güller güller isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Bu zaman imanı kurtarma zamanıdır.
Mesajlar: 12.028
Teşekkür etmiş: 8.331
5.245 konudan, toplam 8.903 Teşekkür almış
Standart

Click the image to open in full size.

''CNN Türk'te yayınlanan BeşN birK programına konuk olan istanbul Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Filiz Meriçli, türbanlı öğrencilere ders vermeyeceğini açıkladı.

'Atatürk ilkelerine ve Atatürk cumhuriyetini korumakta kararlıyız. Özgürlük denince bu da benim özgürlüğüm, bentürbanlı bir öğrenciye ders vermek istemiyorum' şeklinde görüşlerini dile getiren Meriçli sözlerini şöyle sürdürdü: "Yasalara saygılıyız, yasalar da anayasamızdır. Anayasamızda Atatürk ve cumhuriyetin ilkeleri mevcuttur.

Burada da Türkiye laiktir. Türkiye cumhuriyeti laik bir cumhuriyet olarak yaşayacaktır. Yasamız budur, biz de bu yasaya saygılı olarak Anayasa'ya aykırı herhangi bir yasanın çıkmasını kabul edemeyiz" ''


Click the image to open in full size.
__________________
Kur’an, gerçek iyileri,
“ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler”
ifadesiyle tarif eder.
Vefa, bir mümin özelliği, vefasızlık ise münafık özelliğidir. Peygamberimiz (sav), münafıkların özelliklerinden söz ederken onların üç özelliğini şöyle sıralar:
“Konuştuğu zaman yalan söyler. Söz verdiği zaman sözünü tutmaz. Emanete ihanet eder.”
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
başörtü, karar, karikatür, kızım, yaz

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:39 .

Designed by: vBSkinworks
Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Ad Management plugin by RedTyger