Geri git   HAKIKAT DAMLALARI > :: İslamiyet > ALLAH C.C.

ALLAH C.C. Allah (c.c) şöyle buyurmuştur: "Muhakkak ki mü'minler; Allah zikredildiği zaman kalpleri titreyen, ayetleri okunduğunda imanları artan ve yalnız Rab'lerine tevekkül edenlerdir." (Enfal: 2)

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 22-11-10, 12:14
şuayb
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart Tevhid'i Efal....

TEVHİD-İ EFÂL: Tevhid mertebelerinin birincisi ve başlangıcıdır. Tevhid birlemek demektir. Efal kalabalık işlere, fiilde tek bir işe denir. Bizdeki tecellilerine fiil, bizden gayri başkalarındaki fiillerede işler denir. Fiil ve işlerin hepsine Efal denilir.
Tevhidi Efal: Enfûsta (kendi vücudumuzda) Afakta (bizden gayri olanlarda)Sükûn(hareket etmeyen sabit)ve harekette(kuşların uçması, insanların yörümesi, suların akması, rüzgârın esmesi, dünyanın dönmesi gibi) görünen fiiller hakkındır. Bu Âlemde bütün fiiller, iki makam ve iki mertebede tecellisini göstermektedir. ya Enfûs ve Afakta, veya Sukûn ve hareket halinde görülür. İşte bizim bu elimizden işleyen Allahın Kudret elidir, bizim elimiz bir mazhardır. Mazhar demek, Hakkın açığa çıktığı yer demektir, nasıl elimize aldığımız bir Kalem elimiz yazdığı zaman yazar, aynen onun gibi bu Âlemdede, Allahın Kudret eli olmasa hiçbir varlık fiil işleyemez. Onlarda Cenabı Hakkın birer mazharıdırlar, onun için bizi ve bütün Âlemi halk eden Cenabı Hakkın fiili olmuş oluyor. Saffât suresi ayet 96 sizleri ve sizlerin fiillerinide Allah yarattı buyurulmaktadır. Demek oluyorki, kulun kendisine ait bir fiili yoktur, faili muhtar Hakktır. Kulun mazharından tecelli eden ve görünen Hakkın fiilidir, her şey Hakkın dilemesi ve takdiri ile olmaktadır. Amentüde okuduğumuz : Vebil kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teala da gördüğümüz gibi, bize gerek hayır, gerekse şer her ne gelirse Allahın takdiri ile olduğunu kabul edeceğiz.
Salik Enfüsde, Afakta, Sükûn ve hareket halinde bütün fiilleri birleyerek, bunların hepsini Hakka nisbet eder, fiillerin iyilik ve kötülüğü, kula nisbet edildiğinde belirlenir ve o zaman iyi ve kötü diyerek adlandırılır. İyilik ve kötülükler bizler içindir, yoksa Hakka nisbet edildiğinde hepsi hayırdır.
Arifler fiillerin cümlesini Hakka nisbet ederler, kötü fiilleri Hakk yaptı denilmez, zira o fiil, tecelli ettiği mazharın nakısiyetinin bir zuhurudur, suyun girdiği kabın renginde göründüğü gibi.
Bir salikin bu mertebeye gelebilmesi için, her Nefeste zikirle Kalbinin Mutmain olması lazımdır. fecr suresi ayet 27-28 Ey Mutmain olmuş Nefs dön Rabbına hitabına mazhar olması nedeniyle, Tevhidi Efal telkin ve talim edilir.
Alıntı ile Cevapla
kardeşimizin mesajına 4 kişi teşekkür etmiştir.
aysunur (25-11-10), medine (22-11-10), sevginur (22-11-10), vuslat (22-11-10)
  #2  
Alt 22-11-10, 14:37
sevginur sevginur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Banned
 
Üyelik tarihi: Mar 2010
Nerden: “O evveldir, o ahirdir, o zahirdir o bâtındır, ve o her şeyi tüm olarak bilendir” <57-3>
Mesajlar: 970
Teşekkür etmiş: 1.785
819 konudan, toplam 1.632 Teşekkür almış
Standart

Alıntı:
şuayb´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
TEVHİD-İ EFÂL: Tevhid mertebelerinin birincisi ve başlangıcıdır. Tevhid birlemek demektir. Efal kalabalık işlere, fiilde tek bir işe denir. Bizdeki tecellilerine fiil, bizden gayri başkalarındaki fiillerede işler denir. Fiil ve işlerin hepsine Efal denilir.
Onlarda Cenabı Hakkın birer mazharıdırlar, onun için bizi ve bütün Âlemi halk eden Cenabı Hakkın fiili olmuş oluyor. Saffât suresi ayet 96 sizleri ve sizlerin fiillerinide Allah yarattı buyurulmaktadır. Demek oluyorki, kulun kendisine ait bir fiili yoktur, faili muhtar Hakktır. Kulun mazharından tecelli eden ve görünen Hakkın fiilidir, her şey Hakkın dilemesi ve takdiri ile olmaktadır.
Amentüde okuduğumuz : Vebil kaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teala da gördüğümüz gibi, bize gerek hayır, gerekse şer her ne gelirse Allahın takdiri ile olduğunu kabul edeceğiz.[/b][/font][/color][/color]

Salik Enfüsde, Afakta, Sükûn ve hareket halinde bütün fiilleri birleyerek, bunların hepsini Hakka nisbet eder, fiillerin iyilik ve kötülüğü, kula nisbet edildiğinde belirlenir ve o zaman iyi ve kötü diyerek adlandırılır. İyilik ve kötülükler bizler içindir, yoksa Hakka nisbet edildiğinde hepsi hayırdır.
Arifler fiillerin cümlesini Hakka nisbet ederler, kötü fiilleri Hakk yaptı denilmez, zira o fiil, tecelli ettiği mazharın nakısiyetinin bir zuhurudur, suyun girdiği kabın renginde göründüğü gibi.[/b][/font][/color][/color]

ee insanin iradesi nerde yer aliyor? hani nefis kötûyü emreder?
Yusuf 53 - Ben yine de nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis şiddetle kötülüğü emreder. Ancak Rabbimin rahmetiyle yaratdığı müstesna. Muhakkak ki, Rabbim bağışlayıcı ve merhametlidir.
her yerde hak herkesde hak ee kim hakli kim haksiz , ben bunu konuyu hiç anlamiyorum ve de anlacagim yok, zor tuttum kendimi girmiyecektik konuyu gorunce yazmadan geçemedim, kusura bakmayin yine soru sordum, yine anlamiyorum dedim ne yapayim bu da benim

Alıntı:
şuayb´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
[color=Black][color=#000000][font=Tahoma][b] Bir salikin bu mertebeye gelebilmesi için, her Nefeste zikirle Kalbinin Mutmain olması lazımdır. fecr suresi ayet 27-28 Ey Mutmain olmuş Nefs dön Rabbına hitabına mazhar olması nedeniyle, Tevhidi Efal telkin ve talim edilir.
in$allah bu mertebeye ula$iriz

Konu şuayb tarafından (24-11-10 Saat 21:31 ) değiştirilmiştir. Sebep: kelime hatası düzeltildi.
Alıntı ile Cevapla
sevginur kardeşimizin mesajına 1 kişi teşekkür etmiştir.
aysunur (25-11-10)
  #3  
Alt 24-11-10, 22:36
şuayb
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Cevap verelim bakalım anlaşılmayan yerden.Allah'ın varlığı her yeri kaplamış ise onun varlığından gayrı ne olabilir ki,ben yapıyorum sözüne muhatap olalım.Nasıl olabilirizde bunuda biz anlamakta güçlük çekiyoruz.Hakkın yapmış olduğu tüm fiillerin birerhikmeti olduğunu unutmayalım,Allah bizlerden fiillerini çalıştırıp,bizlerden işlerde bizler bunun farkına varmayız.Şimdi nefis yani kendi istek ve arzular nasıl olacak,nefis bir şey emretmez.O işin öyle olması gereklidir öyle olmuştur,bunun neticesi daha sonra anlaşılınca bilinir hep.Zarar görülende kar,kar bilinende zarar olur bazen.Hep neticeleri sonradan çıkar meydana.
Alıntı ile Cevapla
kardeşimizin mesajına 2 kişi teşekkür etmiştir.
aysunur (25-11-10), sevginur (24-11-10)
  #4  
Alt 26-11-10, 23:06
şuayb
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Tevhidi Efal'in devamı ...


Tevhidi Efalin 4 şuhûdu vardır.
1-Tevhidi Efal (Efal birliği)
2-Fenayı Efal (senin ve senden başkalarının kendilerine ait fiillerinin olmamas
3-Tecelli Efal ( Cenabı hakkın ilahi bir kudretiyle sende ve senden başkalarında tecellisinin görünmesi)
4-Cennetül Efal veya irfan Cenneti(bu Şuhutların görünüp zevkine ve kalbin tastik etmesidir)
Bizden ve bütün Âlemden hayır ve şerri işleyen ve halk edenin, Cenabı Hakk olduğunu bilmeye Tevhidi Efal denir. Kendimizin ve bütün Âlemin bir iş işlemeye ve halk etmeye kadir olmadığımızı ve her an kendi fiilimizin fâni, yani yok olduğunu idrak etmeye, fenayı Efal denir. Tecelli Efal, tecelli görmek manasınadır, yani bu Âlemde görünen işlerin iyisi ve kötüsünün tecelli ilahiye olduğunu bilmeye tecelli Efal denir.
Âdeme ve Âleme baktığımız zaman, işlenen iş ve fiillerin failinin Hakk teala Hz.leri olduğunu bilmek ve görmek, bu görmekten hâsıl olan zevkede Cennetül Efal veya Cennetül irfan denilir. Kulaklarımızla duyduğumuzu, gözümüzle gördükten sonra ancaksın kalp tastik eder. Kulağın duyduğunu göz görmemişse onu kalp tastik etmez. Salikin buna çok dikkat etmesi lazımdır.
Tevhidi Efalin Rabıtası LÂ FAİLE İLLALLAHdır. Manâ;sı işlerin iyisini ve kötüsünü halk eden Allahtır. Allahtan başka işleyen ve halk eden yoktur. Kişinin aklına şöyle bir soru gelebilir, mademki fiillerin halk edicisi Cenabı Hakktır. o zaman bizler günahta, sevapta işlemiyeceğimize göre, mesul olmamamız gerekmezmi? Evet, bu mertebede istemek Kul dan halk etmek Allahtandır. Kişi iyiliği Allahtan isterse, Cenabı Hakk iyiliği halk eder. Kötülüğü isterse yine Cenabı Hakk kötülüğü halk eder. Zilzal suresi ayet 7-8 her kimki zerre miktarı hayır işlerse onun mükafatını, kötülük işlerse de onun cezasını çekecektir buyurulmaktadır.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 26-11-10, 23:09
şuayb
Guest
 
Mesajlar: n/a
Standart

Tevhidi Efal'in devamı...

Salik Kalbini saat gibi Zikre kurduktan sonra, Tevhidi Efal Şuhutlarını tefekkür ederek, hissiyle Lâ faile illallah rabıtasını daima kullanmalı, kendisine veya başkalarına fiillerin failini nisbet etmeden, Hakkın olduğunu zevkân Şuhut etmelidir. Şuhut demek, şahid olmak, görmek, müşahede etmek demektir, neyi görecek ve müşahede edecektir. Kendisine telkin edilen, kendisine ve kendisi dışındakilerin fenayı Efal ile yok edip, bunlardaki tecelliyi efali görerek şahitlik yapmasıdır.
Rabıta ise, bağlayan, birleştiren demektir, neyi nereye birleştireceğiz salikin dersi hangi makamda ise, o mertebenin rabıtasını hissiyle kullanmasıdır. Misal vermek gerekirse; Nefimizi dünyadan men edip, Cenabı Hakkın emirlerine bağlandığımız gibi, aklımızı, fikrimizi o mertebenin tecelli idrakına bağlamaktır. Efal mertebesindeki bir salikin, Aklı, fikri ve zikri hep fiillerin failinin Allah olduğunu düşünmesidir.
Yani her şeye o açıdan bakmak ve görmek diyebiliriz, yoksa kişi Nefsiyle olupta kendisine veya başkalarına bu fiillerin failini nisbet ederse, gayriyette kalacağı için vuslat bulamaz.
Hakka nisbet edilen fiiller, Afakî, Enfüsî, Hissi ve Kalbi olarak yapıldığında, faili mutlak olan Hz.Mâşukun olduğu Kalp ile müşahede edilir. Bu zevke sahib olan bir salik, Abdest alırken kendi elleriyle kendisinin Maşuku tarafından nasıl yıkandığını, Namaz kılarken kendi mazharından nasıl müştereken Namaz kıldığını, bir sanatkârın kendi elinden sanatını nasıl meydana getirdiğini Şuhutla zevk eder. Böylece hem kendinde hemde başkalarında tecelli eden fiilleri Şuhutla zevk edince, Cenabı Hakkın bu fiillerle zahir olduğuda zevk edilmiş olur. Hadid suresi ayet 3 de ben zahirim demiyormu. Zahir ne demektir. Görünen zuhura gelmiş demektir.
İşte bütün mazharlardan fiilleriyle zahir olan odur, suyun rengi yoktur girdiği kabın renginde ve şeklinde görünür, kaplara aldanmamak lazımdır.
Bir kişi salike kötü bir söz söylese o salik bu sözü o kişiye değil Hakka nisbet etmelidir. Zira o kişinin kendine ait bir fiili olmadığına göre, salikin bazı eksiklerinden mütevellit o kişiyi imtihan için kendisine musallat olduğunu düşünmelidir. Cenabı Hakk kullarını çok sevdiği için rahmeti ile kullarının hep iyi ve mutlu olmalarını istemektedir, eksiklikler bizde olduğu müddetce, o kişiyi bize musallat etmese başka bir kişiyi, bizdeki eksikliğin düzelmesi için musallat edecektir. Bir Hadisi şerifte: üzüntüler, kederler musibetler, hastalıklar ve bütün ibtilalar kullara Allah tarafından verilmiş bir hediyedir. Ya eski günahlara bir kefalet veya manevi makamın yükselmesine vesiledir buyurulur.
Bu Âlemdeki bütün varlıklar Cenabı Hakkın birer sıfatıdır, sıfatların kendi fiilleri yoktur, onlardan tecelli eden Hakkın fiilleridir. Sıfatların istidat ve kabiliyetlerine göre nerede kullanılması gerekli ise Cenabı Hakkta onları orada kullanmaktadır. Ayeti kerimede, hakikata göre, hayırda, şerde Hakktandır. Şeriata göre, sizden iyi bir fiil sadır olursa onu Hakktan, kötü bir fiil sadır olursa, onu Nefsinizden biliniz buyurulmaktadır.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:32 .

Designed by: vBSkinworks
Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Ad Management plugin by RedTyger