Geri git   HAKIKAT DAMLALARI > :: Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri > Bediüzzaman Talebeleri

Bediüzzaman Talebeleri Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Döneminde Hizmetteki Ağabeylere dair hayatları,yaşananlar,kıssalar.

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 28-03-09, 13:56
güller - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
güller güller isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Bu zaman imanı kurtarma zamanıdır.
Mesajlar: 12.028
Teşekkür etmiş: 8.331
5.245 konudan, toplam 8.903 Teşekkür almış
Standart Dr. TAHSİN TOLA

Click the image to open in full size.Dr. TAHSİN TOLA
Halim-selim, melekler gibi temiz bir şahsiyet. Senirkent'te kendisine "Kara Melek" diyorlar.
Türkiye'de demokrasi mücadelesinde, vatan, millet ve İslâmiyete hizmetleri büyük olmuştur.
Halk Partisi istibdadına karşı büyük mücadele vermiş, Senirkent faciasında ve Milliyetçiler Derneği çalışmalarında da yine ön saflarda yer almıştır.
Nihayet masum ve mazlum Nur Talebelerinin yardımına koşarken görüyoruz onu.
Dr. Tahsin Tola'dan bahsetmek istiyorum.
Nureddin Topçu, Yarınki Türkiye isimli eserinde "Zafer" isimli yazısında ondan bahseder:
"Zaferimiz ebedi olmalıdır ve iyi araştırılırsa her zaferin gayesi ebediliği kazanmak, ebedîlik âleminde bir ülkeyi ele geçirmektir.
"Siz çok istiyorsunuz ve sanki iradenizle bir şey istemiyorsunuz. Sizin elinizden bir ekmeğiniz alınmış. Onun yerine iki ekmek istiyorsunuz. Çok bir şey isteyebilmiş değilsiniz.
"Ve iradenin sonsuzluğa giden hareketini bu noktada durdurup bitiriyorsunuz. Halbuki bir ekmeğinizi elinizden alana siz bir ekmek daha verseniz, hem ruh inceliğiyle, hem de güleryüzle verseniz, iradeniz sonsuzluğa doğru gidişinde yol alacaktır.
"Senirkent köylüleri gibi olunuz. Size zulmeden jandarmaları doyurunuz. Muvaffak olursunuz. Böyle yaparsanız kaynağı aynı olan iradelerimiz çatışmaz. Aynı âhenkte birleşir ve kendinden geldiği Allah'a doğru ilerler.
"Gandi dünyaya, Dr. Tola Anadolu insanın ruhunu tanıtmak istedi."
Büyük bir fedakârlıkla, Senirkent köylülerinin yardımına koştuğu gibi, aynı fedakârlıkla Bediüzzaman'ın ve Nur Talebelerinin de yardımına koşmuştu.
Click the image to open in full size.
"Üstadı ilk ziyaretim"
Bediüzzaman ile tanışmasını, ziyaretini o tatlı diliyle sakin sakin şöyle anlatıyor:
"Hz. Üstad ilk görüşüm ve ziyaret edişim şöyle olmuştu:
"Senirkent'ten Isparta'ya gitmiştim. Milletvekili olduğum için, içimde bir endişe vardı. Gazeteciler görmesin diye düşünüyordum. Onların görüp de yaygara yapmalarından çekiniyordum.
"Isparta'da Bey Mahallesindeki evine gittim. Her zaman kullanmadığım halde, o gün hilaf-ı âdet olarak, başımda bir şapka vardı. Evine gidince şapkayı salona asarak abdest aldım.
"Üstad Bediüzzaman'ın huzuruna abdestli olarak, hürmet ve edep içinde çıktım.
"Elini öperek gösterdiği yere oturdum. Hatırımda kalan Üstadın bana ilk sözleri şöyle olmuştu:
"Şapkaya fetva verdim"
"Kardeşim size şunu söyleyeyim; şapka için ben fetva verdim: Şapkayı giyen kâfir olmaz. Eğer ben o fetvayı vermeseydim, yirmi Şeyh Said daha çıkardı, isyan ederdi. Binlerce masumun kanı dökülürdü. Otuz sene eziyet ve sıkıntı çektim, helâl olsun... Şeyhülislâm Zenbilli Ali Cemâli Efendinin şapka hakkındaki fetvasını bildiğim halde, mukabil fetva verdim. Bu şapka için sevap kazanayım diye, yirmi Şeyh Said çıkar isyan ederdi. Bu yüzden yüz bin insan öldürüldü. Benim çektiğim eziyetler helâl olsun. Pişman değilim."
"Menderes'e söyle: Risale-i Nurları neşretsin"
Tahsin Tola, daha sonraki hatıraların şöyle anlatıyor:
"Afyon mahkemesi neticelenmesi ve temyizin beraet kararını tasdiki üzerine, Üstad beni Adnan Menderes'e gönderdi. Selâmlarını mektup ve medrese ehlini birleştiren şarkta uhuvvet-i İslâmiyeyi temin eden aklen ve kalben İslamiyeti ders veren Risale-i Nur'un neşrini söylememizi istedi.
"Isparta milletvekili İrfan Aksu ile birlikte rahmetli Adnan Menderes'e gittik. Üstadın selâmını tebliğ ettik. Adnan Bey bu selâmı hürmetle aldı. Daha sonra Risale-i Nur'un mahiyetini anlattım.
"Ayrıca Nur'ların neşredilmesi, hariçte, İslâm âleminin bu vatan ahalisine kardeşlik ve alâkasını celbedecek, dahilde ise umumî bir hoşnutluk meydana getirecek. Adnan Menderes'e bütün bunları söyleyince, merhum Menderes hiç itiraz etmedi. Daha bir iki cümle söylemeden , 'Tamam' dedi.
"Sizi vazifelendiriyorum. Hemen faaliyete geçin. Diyanet İşlerine gidin... Eyüb Sabri Efendi (Hayırlıoğlu) ile görüşün... Risale-i Nur'ları neşretsin!' dedi.
"Mebus maaşlarına zam"
"Millevekili maaşlarına zam yapılmıştı. Bu duruma Üstad üzülmüştü.
"Kırk kişi çıkmayacak mı? Bu parayı kabul etmeyecek, çıkmayacak mı? Kırk kişi fedakârlık edin, bu parayı kabul etmeyin' dedi.
"Bediüzzaman'ın bu sözlerini bir işaret olarak kabul ettim. Millevekili olan arkadaşlarım Gazi Yiğitbaşı'na söyledim. O da cevaben, 'Nerede kardeşim o fedakâr insanlar? Bizim dindarlar bu parayı istiyorlar. Maaşlarının artmasını talep ediyorlar' diye cevap verdi.
"Ben Gazi Yiğitbaşı ile konuştuktan sonra, belki kırk kişi bulabilirim ümidiyle çalışmaya başladım. Maalesef muvaffak olamadım.
"Ben Tahsin'i alıyorum"
"1957 seçimlerinde Senirkent ile Eğirdir arasında ihtilâf vardı. Ben ihtilâflar büyümesin diye, adaylığımı koymadım. Sonra benim haberim olmadan merkezden, beni Bingöl adayı olarak koymuşlardı.
"Bingöl'e giderken Isparta'da Üstadı ziyaret ettim. Üstad Hazretleri:
"Bingöl'de çok şehit var. Mübarek bir beldedir' diye konuştu. Ayrıca Hulusi Beye, Mehmed Kayalar'a selâm gönderdi, bizi desteklemelerini söyledi.
"Ben Bingöl'e gittikten sonra Üstad Hazretleri bizim çocuklara:
"Ben Tahsin'i alıyorum içlerinden demiş.
"Kazanamadığınızı tebrik ederim"
"Eğirdir'de Nur Risalelerine dost olan Ali Çetin isminde maliyede memur bir arkadaş vardı.
"1957 seçimlerinde aday olamamıştı. Üstadı ziyaret ederek dert yanmıştı.
"Efendim nasıl olur. Tevfik Tığlı kazandı. Ben kazanamadım?'
"Üstad ise, 'Tebrik ederim, tebrik ederim... ' diyordu.
"Ali Çetin, Üstad herhalde anlamadı diye, yine kazanamadığından bahsediyor, Üstad yine,
"Tebrik ederim, tebrik ederim...' diyor. Bu şekilde tam üç sefer Ali Çetin söyleyince, nihayet Üstad,
"Tebrik ederim, kazanamadığınızı tebrik ederim' diye kazanmadığını açıkça tebrik ediyordu.
"Biz 1957'de kazanamadık. Böylece ileride gelen ihtilâl hapishanelerinden, Yassıada'dan da, Üstadın himmet ve duasıyla kurtulmuştuk.
"Adnan Bey kardeşime selâm söyle"
"Ankara'ya gideceğim zaman Isparta'da Üstada uğradım. Üstad daima,
"Adnan Bey kardeşime selâm söyle... O bizim himayemizdedir. Eğer biz onu himaye etmezsek (eliyle işaret ederek) bir anda altı üstüne gelir. Bizi âlem-i İslâmdan, Pakistan'dan çağırıyorlar. Eğer burayı bırakıp gitsek, bir anda altı üstüne gelir. Burayı biz muhafaza ediyoruz' diye dersler verirdi.
"Adnan Menderes'in Londra seyahati sırasında, Üstad çok telaşlanmıştı. Ali İhsan Tola ile Atıf Ural'ı Menderes'e göndermişti. Seyahatini tehir etmesini istiyordu. Arkadaşlar Menderes İstanbul'a gittiği için görüşemediler. Üstadın çok mühim bir arzusunu Menderes'e ulaştıramadık. Daha sonra Üstadın bu derece telaş sebebi ortaya çıktı. Menderes uçak kazası geçirdi, fakat inayet-i İlâhî ile kurtuldu.
"Üstadın son Ankara seyahati"
"Üstad son Ankara seyahatinde, beni Ankara Valisine gönderdi, görüşmek istedi.
"Ben kendisinin makamına gitmek isterdim, fakat çok hastayım. Çok mühim bir meseleyi görüşeceğim kendisiyle, selâmımı söyle, buraya gelsin' diye haber gönderdi.
"Valiye gittiğimde yerinde yoktu. Tekrar dönerek Üstada bulamadığımı söyledim. Bu sefer de Üstad beni savcıya gönderdi. Mutlaka bir devlet adamıyla görüşmek istiyordu.
"Savcıyı yerinde bularak durumu arzettim. Savcı gelmek istemedi:
"Biz onun kitaplarını iade ettik' dedi. O günlerde Sikke-i Tasdik-i Gaybi'nın davası vardı.
"Üstad:
"Yok... Yok... Ben onun için, kitaplar için çağırmadım. Başka çok mühim bir mesele için çağırdım' diyerek tekrar savcıyı çağırmamı istedi. Hattâ hiç unutmam aynen şöyle dedi:
"Git çağır gelsin... Yoksa o demokrat değil mi?'
"Tekrar acele ile savcıya gittim. Bu sefer savcı daha da evhamlandı. Korktu ve telaşlandı. Gelmek istemedi.
"Üstad çok telaşlı idi. Gelen bir musibeti, bir felâketi önlemek istiyordu. Daha sonra şu haberi gönderdi:
"Ayasofya'yı tekrar camiye çeviriniz. Risale-i Nur'un serbestiyetini resmen ilân ediniz. 'Eğer bunları yaparsanız, biz de sizlere resmen dua etmeye karar vereceğiz.'
"Bizi başka yerlerden, âlem-i İslâmdan, Pakistandan çağırıyorlar. Ben gitmiyorum. Eğer ben gitsem böyle böyle olur burası.' (Eliyle Türkiye'nin karışacağını, hükümetin yuvarlanacağını, tepe taklak olacağını işaret ediyordu.)
"Yine Ankara'da Üstad bana bir Gençlik Rehberi verdi, arkasına bir dua yazdı. Bu kitabı Demokrat Partinin Adliye Bakanlığını yapan, daha sonra da Millî Emniyet Başkanı olan Prof. Hüseyin Avni Göktürk'e vermemi söyledi.
"Kitabı alarak Ali İhsan Tola ile birlikte, Hüseyin Avni Beye gittik. Kitabı kendisine Üstad Hazretlerinin gönderdiğini ifade ettik. Hüseyin Avni Bey çok memnun oldu.
"Kendisinin dindar bir Müslüman olduğunu söyleyerek, cebinden bir Kur'ân-ı Kerim çıkarıp gösterdi.
"Üstadın son günleri"
"Üstadın son günleriydi. Yine yanına ziyarete gittim. O zaman içimden, emr-i Hak vuku bulduğu zaman 'Üstada Isparta'da bir türbe yaptırırız' diye düşünüyordum.
"Üstadın elini öpüp oturunca, Hazret-i Üstad,
"Gel kardeşim... ' diye yanına çağırdı, yer gösterdi. Bana şunları ifade etti:
"Ben şimdi vasiyetnamemi yazdırdım. Ben sağlığımda olduğu gibi, vefatımda da kimsenin ziyaret etmesini, türbe vesaire gibi şeyler istemiyorum... "
Dr. Tahsin Tola, Isparta gülistanının, mübarek bir meleğidir. Üstad Bediüzzaman'a ve onun kudsî dâvasına yaptığı hizmetler genç nesillerin şükranını celbetmiştir. Isparta'nın bu "Kara Meleği" bir tevazu burcudur.
Arif Nihat Asya'nın şu mısralarını, Dr. Tola'nın Anadolu insanının ruhunu kurtarmak dâvasındaki erenlerden birisi olarak takdim ediyorum:

Isparta
Koru koru, bahçe bahçe
Kuşlar ses verir, ses alır...
Parkında çiçek tarhları,
Halılarından ders alır;
Isparta'nın erenleri
Gülsuyuyla abdest alır...
Çiçekten, yemişten, aşktan
Muradını herkes alır...
Isparta'da göğüsler, gül
Kokusundan nefes alır...
Isparta'nın erenleri,
Gülsuyuyla abdest alır...
Arif Nihat ASYA
__________________
Kur’an, gerçek iyileri,
“ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler”
ifadesiyle tarif eder.
Vefa, bir mümin özelliği, vefasızlık ise münafık özelliğidir. Peygamberimiz (sav), münafıkların özelliklerinden söz ederken onların üç özelliğini şöyle sıralar:
“Konuştuğu zaman yalan söyler. Söz verdiği zaman sözünü tutmaz. Emanete ihanet eder.”
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 28-03-09, 13:58
güller - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
güller güller isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Bu zaman imanı kurtarma zamanıdır.
Mesajlar: 12.028
Teşekkür etmiş: 8.331
5.245 konudan, toplam 8.903 Teşekkür almış
Standart Ali İhsan Tola Ağabeyle Nurlu Saatler…



Click the image to open in full size.
Ali İhsan Tola Ağabeyle Nurlu Saatler…
Geçtiğimiz günlerde Barla turuna çıkmıştık. Yeni Asya Sosyal Tesislerinde Mehmet Kutlular ağabeyin sohbetiyle “Esma-ül Hüsna”nın sırlarını 24. Söz’de aramış, geriye nurlu anekdotlar bırakmıştık.
Barla’nın manevi havasından kabiliyetimiz nisbetinde istifade edip, Senirkent’te ikamet eden Bediüzzaman Hazretlerinin talebelerinden olan Ali İhsan Tola ağabeyle görüşmeye karar verdik. Senirkent’e vardığımızda Tola Eczanesine uğrayarak Ali İhsan Ağabeyi ziyaret edip edemeyeceğimizi sorduk. Ali İhsan abi sadece rahatsız olduğu zamanlar kapıyı açmıyormuş. “Eğer 1-2 dk. İçerisinde kapıyı açmazsa fazla da ısrar etmeyin” cevabını aldık.
Ali İhsan ağabeyin evi sesten rahatsız olmayacağı bir yerde mütevazi bir görünüşe sahip… Eve vardığımızda kapı sonuna kadar açıktı. Ali İhsan ağabey evin sokağa bakan penceresinin kenarında oturuyordu. Bir şeyler yazıyordu(sonradan anladık ki Risale-i Nur yazıyormuş). Bizi görünce yazdığı kağıdı bir yere koymuş olacak ki hattını göremedik. Selamımızı verip içeri girdik. Kimsenin soru sormadığını görünce bir soruyla konuşturmak istedim. “Bediüzzaman hazretleriyle bire bir görüştünüz. Görüşmelerinizden bize tavsiye olarak aktarabileceğiniz hatıralarınız var. Bunlardan biraz bahseder misiniz?” Diye sordum. Ali abinin sesini duyabilmek için yanına kadar gelmeniz ve pür dikkat dinlemeniz gerekiyor. Sorduğum soruyla çok muhatap olmuş ki hafif, celalli bir ifadeyle “Ne keyfiyetsiz bir soru… Hatıra! Hatıra! Hatıra!” şeklinde içlendikten sonra “Bediüzzaman’dan hatıra isteyen Risale-i Nur okusun. Bediüzzaman’ın en büyük hatırası Risale-i Nur’dur.” Şeklinde cevap verdi. Bir anda neye uğradığımı şaşırmış. Neler soracağımı düşünmeye başlamıştım. Sanki beynim bir anda durmuştu…
Kimseden ses çıkmayınca Ali ağabey devam etti “Risale-i Nur’da her meseleyi hallettiniz. Aklınıza takılan bir yer kalmadı. Hatıra mı istiyorsunuz?” şeklinde hafif ama celalli bir tepki daha verdi. Bizde bunun mümkün olmadığını belirttik. Bize “Bir mesele de takıldıysanız ona yardımcı oluyum” şeklinde mukabele etti. Hepimiz zihnimizde Risale-i Nur konularını taramaya koyulduk.
İlk soru babamdan geldi. “İmam-ı Mübin - Kitab-ı Mübin - Kur’an kitabı - Kainat kitabı tariflerini” açıklamasını istedi. Cevap birçok konuyu beraberinde getirmişti. Konudan konuya atlıyor, temaşa alemimizde yeni ufuklar açılıyordu. “Bir dut ağacı(evinin önünde duruyor)… Sana altmış fakülteyi bitirmiş desem, bana ne dersin?” şeklinde sordu(Sohbetimiz boyunca bütün soruları bana yöneltiyordu. Gerek en yakınında olmamdan, gerek de içlerinde en küçük yaşta bulunduğumdan dolayı olsa gerek). Sorulara pek cevap vermiyor, kendisinin cevaplamasını istediğimi belirtmek mahiyetinde kafamı öne eğiyordum. “Benim bulduğum altmış fakülte bunlar… ” diyerek ilave etti. Tam olarak yazamasam da mana itibariyle şöyle cevap verdi “Bakın, bir dut ağacı çamur yiyiyor, güneşten gelen ışığı emiyor, ayırıyor, sudan gelen mineralleri alıyor. Şeker gibi bir meyve veriyor. Şimdi, bunları ayrı ayrı alırken protonlarını, nötronlarını, elektronlarını birbirinden ayırıyor, kendisinin işine yarayacak atomlar haline getirmiyor mu? Şimdi desem ki, bu dut ağacı çok iyi bir Atom Mühendisidir. Ne dersin?”
Sohbet koyulaşmıştı. Ali İhsan abi ilmi bilgileri de vermeyi ihmal etmiyordu. “Tanımadığı insanların vücuduna göre yiyecek veriyor. O zaman Gıda Mühendisliği fakültesini de bitirmiş…” Daha yazamadığım birçok bölümü de beraberinde açıklamıştı. Kimya, biyoloji, fizik, jeoloji vs…
Tabiat risalesini adeta bir dut ağacına sıkıştırmıştı. “İşte, bu saydığım bütün olayları yapması için bunların programlanması gerekiyor. Yani çok iyi bir programcı gerekiyor… Bunların programlanması, yazılması, önceden belirlenmesi yani kader programı İmam-ı Mübin’dir. “Dünya da en iyi programın, en iyi tohumun insan tohumu olan sperm olduğunu belirterek, “kat kat büyülterek ancak görülen bir tohumda neler yazdığına bakın…” Şeklindeki cevabıyla Kainat kitabını okumaya ve okutturmaya başladı.
Diğer tarifleri de bir dut ağacı üzerinden verdikten sonra bana dönerek hangi Risaleleri bitirdiğimi sordu. Bende külliyatta belli bir sayıya ulaştığımı söylediğim de “tamam… en çok okuduğun yeri aç ve oku” diyerek karşılık verdi. Bir anda heyecanlanmıştım. Çünkü ne kadar basit görünen bir yeri de açsam, derin bir soruyla karşı karşıya kalabilirdim. Nitekim elime bir kitap aldımsa da okumaya vakit kalmadı. Çünkü bu esnada bir soru yöneltmiştim “Bediüzzaman’dan sonra bir zat gelmeyecek. Fakat “benden sonraki zat” diyerek sık sık tekrarlamasının hikmeti nedir?” Cevap olarak uzun bir açıklama veya en azından bir hatıra bekliyordum. Yalnız “Teşvik makamındadır kardeşim onlar. O büyük makama mazhar olmak için.” Demesi soruma cevap olmuştu.
Bu sefer Risale-i Nur eserlerinde Hatt-ı Kur’an’dan Latin harflerine geçişte hataların olup, olmadığını sorduk. Çünkü bazı neşriyatlarda bazı kelimeler değişiklik arz ediyordu. Soruyu üstüne alınmış olacak ki, kafasını bir müddet sağa sola salladıktan sonra “Hayır kardeşim. Ben on sene Hatt-ı Kur’an hizmetinde çalıştım. Bize temize çekilmesi için Risaleler gelir. Biz temize çeker, Üstada gönderir ve Üstad da eğer doğruysa tashih işaretini koyardı. Tashih işareti olmayanın bir keyfiyeti yoktur.” Şeklinde açıklamalar getirmişti.
Hatta bir keresinde Üstad, Hüsrev ağabeyin Risale-i Nur’da bir sayfanın yerini değiştirdiğini öğrenir… Bunu haber alınca Hüsrev ağabeyin evine giderler. Üstad, Hüsrev ağabeye misvağının yanında olmadığını söyleyerek Hüsrev ağabeyin misvağını ister. Hüsrev ağabey misvağını getirip Üstad’a verdiğinde Bediüzzaman Hazretleri “Benim misvağım olsaydı daha iyi olurdu kardeşim” der. Bunun üzerine Hüsrev ağabey hatasını anlayarak “Eyvah” der. Netice de risalenin Ali İhsan Tola ağabeylere gönderilmesiyle tekrar tashih edilmesi sağlanır.
Sohbet artık neşir hizmetinin serencamıyla süslenmişti. Risale-i Nur Külliyatını elli sefer yazdığını belirten Ali abi, risalenin bir yerinde bir harfin değiştiği takdirde bunu anlayacağını ifade etmişti. Bir yandan dinliyor, bir yandan da kütüphanesini incelemeye koyuluyordum. Her neşriyat vardı hemen hemen… Kütub-u Sitte, Ansiklopediler ve diğer birçok kitap… Tam bir araştırma merkeziydi. İslamiyetle ilgili her türlü bilginin alınabilecek kaynaklarını koymuş Ali ağabey.
Yakın tarihimizden bahis açılmıştı. İlk emrin “Oku!” olduğunu söylerken, bizde ilkokula başlayanlara “Oku-ma kitabı” verildiğinden, muallimlerin adının “Öğret-me-n” olarak değiştirildiğinden bahsetti. “Profesör” kelimesinin aslında “papaz” manasına geldiği, “dekan” kelimesinin “roman-katolik papaz”, “rektör” kelimesinin de “mıntıka papazı” anlamına geldiğine değindi. Bunların hepsine “üniversite” denilmesinin yanlış olduğu, İslamiyette bu yerlere “Dar’ül Fünun(fenlerin birleştiği yer)” kelimesinin ne kadar uygun olduğunu belirtti.
Osmanlıca Risale-i Nur’u hala yazdığını söylemişti. Zaten dikkatimizi çeken en önemli faktörde sürekli bir şeylerle meşgul olmasıydı. Dinlenme ihtiyacını başka bir faaliyetle yerine getiriyordu. Yanımızda bulunan vakıf abinin “Yazdığınız Risalelerden yanınızda varsa görebilir miyiz?” şeklindeki sorusuna “Yayınlanınca görürsün!” cevabı simalarda tebessüme yol açtı. Hatta sohbetin bir yerinde “Kainatta kaç element var?” şeklinde yönelttiği soruya “bilinen en az 114″ diyerek cevap verdiğim sırada “Kur’an’da…” şeklinde başlayıp, “neyse 114 olsun” diyerek devam etmişti. Kur’an’da kaç element geçtiğini sormak aklımızdan geçti ama her şeyi keyfiyetle ölçtüğünden dolayı “Ne yapacaksınız?” sorusuyla muhatap olmaktan çekinmiştik. Zira her sorduğumuz soruya keyfiyet değerini vermeyi ihmal etmiyordu.
Sohbetimizin sonuna yaklaşmıştık. Anlatamadığım birçok soruya cevaplar almış, Senirkent’ten yavaş yavaş ayrılıyorduk. Mola verdiğimizde bir durum değerlenmesi yapıp, yorumlarda bulunduk.
Bir gün yolunuz Senirkent’ten geçerse, Ali İhsan Tola Ağabeyin hoş sohbetine katılmayı, tatlı simasını görmeyi ihmal etmeyin. Üstad’ın talebelerine uğrayacağınız zaman soracağınız soruları hazır tutmayı, hatta mümkünse imani bahislerden olmasına dikkat etmeyi ihmal etmeyin.
__________________
Kur’an, gerçek iyileri,
“ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler”
ifadesiyle tarif eder.
Vefa, bir mümin özelliği, vefasızlık ise münafık özelliğidir. Peygamberimiz (sav), münafıkların özelliklerinden söz ederken onların üç özelliğini şöyle sıralar:
“Konuştuğu zaman yalan söyler. Söz verdiği zaman sözünü tutmaz. Emanete ihanet eder.”
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 13-05-09, 13:03
güller - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
güller güller isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Bu zaman imanı kurtarma zamanıdır.
Mesajlar: 12.028
Teşekkür etmiş: 8.331
5.245 konudan, toplam 8.903 Teşekkür almış
Standart Ali İhsan Tola vefat etti

Click the image to open in full size.

Bediüzzaman Hazretleri'nin sağlığında hizmetinde bulunmuş, Kur'an
Hizmetkarları//ndan, Ali İhsan Tola'nın vefatını haber aldık. Kendisne
Allah'tan rahmet, yakınlarına sabırlar diliyoruz. Cenazesi 14 Mayıs
2009, Perşembe günü Isparta Senirkent Camiinden öğle namazından sonra
kalkacaktır. Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın


*Risale-i Nur'a ayna oldu
"Bediüzzaman Said Nursi'nin vefat eden talebesi Ali İhsan Tola'yı
yakından tanıyan Muhsin Demirel, Tola'yı Risale Haber'e anlattı:
"Ali İhsan Ağabey'e Allah rahmet eylesin. Üstad'ın tarz-ı hizmetini,
tarz-ı tefekkürünü zamanımızda belki de en iyi temsil eden zattı. Şimdi
pergelin iki ayağı vardır. Birisi saplanır, diğeri döner. Mustafa
Sungur, Abdullah Yeğin Ağabeyler gibi Üstad'ın bugün hayatta olan
talebeleri pergelin dönen ayağı gibiydi. Ali İhsan Ağabey de pergelin
sabit ayağı idi. Bulunduğu yerden hadisat-ı âlemi tefekkür eden, takip
eden Risale-i Nur'un meslek ve meşrebine, tarz-ı telakkisine uygun
tefsir eden bir ehl-i kalp idi...


"Ali İhsan Ağabey, fevkalade takva içerisinde yaşayan, dünyanın
geldisine, gittisine, parlak tecellilerine fazla ehemmiyet vermeyen bir
zattır. Kilo meselesi bünyeyle ilgili bir durum... Ali İhsan Abinin
yemekle, içmekle ilgisi yoktu, buna ben şahidim. Uzun süreler,
haftalarca riyazet yaparak yaşamaya alışkın bir kimseydi. Kalp gözü açık
bir insandı. Veliullah'dan olduğu sarihtir. Cenab-ı Hak, bir kısım bitki
ve tabiatta mevcut olan bir kısım taş, su gibi cisimlerin esrarını ona
açmıştı. Kendisi söylemişti, Sav Köyünde Risale-i Nur'lar teksir
edilirken, Sungur Ağabeylere, "bitkilerin esrarı bana açıldı" diyor. Bu
nasıl bir tecellidir bilemiyoruz ama hakikaten Ali İhsan Abi öyleydi.
Kendisi zaten Orman Yüksek Mühendisiydi. Ömrü tabiatla haşir neşir
halinde geçmişti. Zaten bitkilerin fiziki özelliklerini tanıyordu,
manevi özellikleri de kendisine açılmıştı.


"Yıllarca Cenab-ı Hakk'ın Şafi ismine mazhar olarak şifa dağıttı. Yeri
çok zor doldurulabilecek, hatta doldurulamayacak zatlardan biridir.


"Cenab-ı Hak mekânını cennet etsin. Bizi şefaatine nail etsin. Üstad
Hazretleriyle, Ali İhsan Ağabey'le beraber haşrolursak, bununla mutluluk
duyarız."

__________________
Kur’an, gerçek iyileri,
“ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler”
ifadesiyle tarif eder.
Vefa, bir mümin özelliği, vefasızlık ise münafık özelliğidir. Peygamberimiz (sav), münafıkların özelliklerinden söz ederken onların üç özelliğini şöyle sıralar:
“Konuştuğu zaman yalan söyler. Söz verdiği zaman sözünü tutmaz. Emanete ihanet eder.”
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 13-05-09, 13:06
güller - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
güller güller isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Bu zaman imanı kurtarma zamanıdır.
Mesajlar: 12.028
Teşekkür etmiş: 8.331
5.245 konudan, toplam 8.903 Teşekkür almış
Standart hatıralar

Tola: Bediüzzaman bana dedi ki
Bugün vefat eden Bediüzzaman Said Nursi'nin talebesi Ali İhsan Tola'nın hatırası
Senirkentli Ali İhsan Tola ağabey anlatıyor:

“Hazret-i Üstadı, bir kaç kişi ile ilk def’a ziyarete gidiyordum. O sırada İmam-ı Gazali’nin İhya’sını okuyordum. Üstadın yanına vardığımızda arkadaşlar, benim için “Bu İhya’yı okuyor!” dediler.
Üstad, o zaman çoraplarını çıkararak diz üstüne geldi ve dedi ki:
“Ben, İmam-ı Gazali’nin yanında bu çorab da olamam. Fakat onlar da bu zamanda olsalardı, vallahi de billahi de imana hizmet edeceklerdi.”
__________________
Kur’an, gerçek iyileri,
“ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler”
ifadesiyle tarif eder.
Vefa, bir mümin özelliği, vefasızlık ise münafık özelliğidir. Peygamberimiz (sav), münafıkların özelliklerinden söz ederken onların üç özelliğini şöyle sıralar:
“Konuştuğu zaman yalan söyler. Söz verdiği zaman sözünü tutmaz. Emanete ihanet eder.”
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 13-05-09, 13:08
güller - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
güller güller isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Bu zaman imanı kurtarma zamanıdır.
Mesajlar: 12.028
Teşekkür etmiş: 8.331
5.245 konudan, toplam 8.903 Teşekkür almış
Standart Tola, hayatını hizmete adamıştı

Tola, hayatını hizmete adamıştı
Bediüzzaman Beşlemesi yazarı İslam Yaşar, Risale Haber'e konuştu
Kemal Benek-Risale Haber

Bediüzzaman Beşlemesi yazarı İslam Yaşar, Risale Haber'e konuştu:
Allah Ali İhsan Tola'yı gani gani rahmet eylesin. Onlara rahmet dileyecek bir çok insan var. Risale-i Nur'un bizlere yetişmesinde, yeni nesle ulaşmasında gayreti çok fazla oldu. Ölüm istenmez ama bazı ölümler güzeldir. Tola ağbeyin vefatı gibi.
Zira Ali İhsan ağabey gideceği yerin hazırlığını çok iyi yapmıştı. İlmini, gayretini, sağlığını hizmete harcadı. Tıpkı abisi Tahsin Tola gibi.
Şahıslarını öne çıkarmamak adına mütevazi kaldılar. Siyasi ve her türlü baskıya karşı müsbet hareket ölçüleri içinde karşı durmayı bildiler. Onlar örnek alınacak insanların başında geliyor. Böyle büyük insanları özellikle bu yönleriyle genç kuşaklara, yeni nesle anlatmak gerekiyor.
Tekrar Allah rahmet eylesin. Yanlız ailesine değil bütün ehl-i imana başsağlığı diliyorum.
__________________
Kur’an, gerçek iyileri,
“ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler”
ifadesiyle tarif eder.
Vefa, bir mümin özelliği, vefasızlık ise münafık özelliğidir. Peygamberimiz (sav), münafıkların özelliklerinden söz ederken onların üç özelliğini şöyle sıralar:
“Konuştuğu zaman yalan söyler. Söz verdiği zaman sözünü tutmaz. Emanete ihanet eder.”
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 13-05-09, 13:12
güller - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
güller güller isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Bu zaman imanı kurtarma zamanıdır.
Mesajlar: 12.028
Teşekkür etmiş: 8.331
5.245 konudan, toplam 8.903 Teşekkür almış
Standart Ali İhsan Tola, Muayeneye Gelen Doktorlara Dahi İman Hakikatlerini Anlattı

Ali İhsan Tola, Muayeneye Gelen Doktorlara Dahi İman Hakikatlerini AnlattıBediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin talebelerinden Ali İhsan Tola'nın (82) vefat haberi yakınları ve sevenlerince üzüntüyle karşılandı.
İlerlemiş yaşına ve hastalığına rağmen Türkiye'nin dört bir yanından gelen ziyaretçilerini evinde kabul eden Tola'nın, gelenlere hep müspet hareket ve sabrı tavsiye ettiği öğrenildi.
Tola'nın vefat haberini alan talebeleri ve sevenleri ilçeye akın etti.
Ali İhsan Tola'nın kızı Handan Tola, babasının hayatı boyunca bir dakika bile nefsi için yaşamadığına şahit olduğunu belirtti. Babasının ömrünün son dakikalarına kadar hep hakkı anlatma gayreti içinde olduğunu ifade eden Tola, "Son saatlerinde dahi bütün gücünü toplayıp kendisini muayene etmeye gelen doktorlara bile bir şeyler anlamaya çalışıyordu. Hayatı da hep öyle geçti zaten." dedi.
Tola, babasının bütün kesimleri kucaklama, birleştirme gayreti içinde olduğunu, kapısının herkese açık olduğunu anlattı. Handan Tola, babasının hizmetlerini hep evde yaptığını, başka bir yere ayrılmadığını ifade ederek, bunun sebebini şu şekilde açıkladı: "Bediüzzaman Hazretleri, babamı annesinden talebeliğe istemiş. 'Gelsin hizmet etsin' demiş. Ancak annesi izin vermemiş. Üstad, bu isteğini değişik zamanlarda tam 4 kez dile getirmiş. Yine izin alamayınca, 'Benim hizmetim senin evinde olacak' diye dua etmiş. Babam da 1953 yılından bu yana evimizde hiçbir yere ayrılmadan hizmet etmekteydi. Allah hizmeti onu ayağına getirdi adeta."
Ali İhsan Tola'nın torunu eczacı Ömer Tola da dedesinin gelenlere hep müspet hareket ve sabrı tavsiye ettiğini gördüğünü söyledi.
Tola, dedesinin Türkiye'nin her tarafından ziyarete gelenlere sohbetler ettiğini, hasta olmasına rağmen onları dinleyerek sorularına cevap vermeye çalıştığını anlattı.
Ali Tola'nın yeğenlerinden Abdullah Tola ise şunları anlattı: "Amcam ilmi ve tıbbi alanda da ciddi çalışmalar yaptı. Kendisi aynı zamanda orman mühendisiydi. Organik tarım, ekolojik dengenin korunması adına bir takım projeleri vardı. Bitkilerden elde ettiği ilaçları ve terkipleri hastalara ücretsiz dağıtırdı. Hangi bitkinin hangi hastalığa ve kaç gram kullanılması gerektiğini bilirdi. Bir çok insan yanına girer kafasındaki soruyu soramadan cevabını alır çıkardı. Buna bir çok kez şahit olmuşumdur."
1927 yılında Senirkent ilçesinde doğan Tola'nın 3 kız ve 1 erkek olmak üzere 4 evladı bulunuyor. Tola, yarın Isparta'nın Senirkent ilçe merkezinde bulunan Pazarcık Camii'nde öğlen vakti kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek.
__________________
Kur’an, gerçek iyileri,
“ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler”
ifadesiyle tarif eder.
Vefa, bir mümin özelliği, vefasızlık ise münafık özelliğidir. Peygamberimiz (sav), münafıkların özelliklerinden söz ederken onların üç özelliğini şöyle sıralar:
“Konuştuğu zaman yalan söyler. Söz verdiği zaman sözünü tutmaz. Emanete ihanet eder.”
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 13-05-09, 17:24
aysunur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aysunur aysunur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Mesajlar: 989
Teşekkür etmiş: 4.631
777 konudan, toplam 1.213 Teşekkür almış
Standart Kabri Nur Olsun


Click the image to open in full size.

Mekani cennet , kabri nur olsun...AMIN
Alıntı ile Cevapla
aysunur kardeşimizin mesajına 1 kişi teşekkür etmiştir.
güller (13-05-09)
  #8  
Alt 13-05-09, 23:18
sifirem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sifirem sifirem isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Sadık Dostumuz.
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Mesajlar: 6.378
Teşekkür etmiş: 2.766
2.178 konudan, toplam 3.737 Teşekkür almış
Standart

Allah gani gani rahmet eylesin,güzel şahsiyet,örnek insan..mekanı nur dolsun,Allah ondan razı olsun
__________________
Click the image to open in full size.



Click the image to open in full size.
Alıntı ile Cevapla
sifirem kardeşimizin mesajına 2 kişi teşekkür etmiştir.
güller (13-05-09), Hakgüzar (14-05-09)
  #9  
Alt 14-05-09, 00:35
nurender - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
nurender nurender isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Şevkli üye
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Mesajlar: 178
Teşekkür etmiş: 139
134 konudan, toplam 213 Teşekkür almış
Standart

Rabbim şefaatlerine nail etsin...Mevlam gani gani rahmet eylesin..
Alıntı ile Cevapla
nurender kardeşimizin mesajına 1 kişi teşekkür etmiştir.
güller (14-05-09)
  #10  
Alt 14-05-09, 14:17
Hakgüzar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Hakgüzar Hakgüzar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Member
 
Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 428
Teşekkür etmiş: 916
273 konudan, toplam 413 Teşekkür almış
Standart Tola, Bediüzaman'ın akrabasıydı


İhsan Atasoy, Bediüzzaman’dan ‘Bitkilerden yansıyan havadaki iyonlar’ üzerine aldığı dersten ve 70 gün aç kaldıktan sonra bitkilerin sırrıyla Lokman Hekim gibi tanınan merhum Ali İhsan Tola ile ilgili hatıralarını anlattı

Hadis-i şeriflerde, “Yaşadığınız gibi ölürsünüz, öldüğünüz gibi dirilirsiniz” diye aktarılır diyen, Mehmet Paksu’nun Moral FM’de hazırlayıp sunduğu ‘Moral Kuşağı’ programına konuk olan İhsan Atasoy, “Ali İhsan Tola abi de Allah ile yaşadı, son sözü de Allah oldu” dedi. İhsan Atasoy, Ali İhsan Tola’nın ziyaretçilerini hiç reddetmediğini, misafir ederek dertlerini dinlediğini ve nasihatlerde bulunduğunu söyledi.

Programa telefonla katılan Ali İhsan Tola’nın kızı Handan Tola, Mehmet Paksu’nun “Babanızın son günleri nasıl geçti?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Babam şuurunu hiçbir zaman kaybetmedi. Sık sık abdest aldı. Günde 30–40 defa yattığı yerden abdest aldı. Sürekli namaz vakitlerini sordu, gelen tüm misafirlere “Daima okuyun, okuyun, okuyun” dedi. En son bana ‘oku’ dedi. “Fatiha mı?” dedim. “Evet” dedi. Sabaha kadar “Fatiha” okuduk. Son sözleri “Allah” oldu.”

Tola ailesinin Ehl-i Beytten olduğunu söyleyen İhsan Atasoy, Ali İhsan Tola’dan dinlediği Bediüzzaman Said Nursi ile arasında geçen bir hatırayı şöyle anlattı:

“1950’li yıllarda, Ali İhsan Tola’nın Emirdağ’daki ilk ziyaretinde Bediüzzaman hazretleri, ‘Ben sizinle akrabayım kardeşim’ diyor. Ali İhsan Abi ise itiraz ederek ‘Hayır efendim. Siz doğudan (şarktan) gelmişsiniz, ben Isparta’dan. Akrabalık bunun neresinde?’ diye sormuş. İkinci kez Bediüzzaman hazretleri ‘Akrabayız’ dediğinde susmuş ama içinden itiraz etmeyi de bırakmamış. Bediüzzaman Hazretleri, üçüncü kez ‘Hayır kardeşim, biz seninle akrabayız’ demesi üzerine yıllar sonra bir sırrı anladığını söyleyerek, nüfus müdürlüğünde çalışan bir yiğeninin aile şeceresini çıkardığında ‘Evlad-ı Âl-i Resûl’den geldiğini öğrenince, Bediüzzaman hazretlerinin niçin öyle söylediğini anlıyor.”

Ali İhsan Tola’nun karşısındaki herkese ‘Bu farklı bir insan’ dedirttiğini söyleyen İhsan Atasoy, ziyaretleri sırasında gözlemlediği şu anısını kaydetti:

“Hali bir kere insana ders verirdi. Sesi çok az çıkardı. Onunla görüşmelerimde saatler geçmesine rağmen sanki dakikalar geçmiş gibi olurdu. Ufak çocuklar, pencerenin önünde ‘Ali İhsan amca dut yiyebilir miyiz?’ diye sık sık soruyorlar, röportaj esnasında bile daima ‘Bismillah deyip yiyin’ demesi, O’nun ne kadar öfkesiz, sabırlı ve cömert olduğunu gösterebilir” dedi.

Mehmet Paksu’nun, ‘Ali İhsan Tola’nun imani hizmetlerde bizler için örnek olacak dertleri ve ülkenin gelecekle ilgili önemli tespitleri nasıldı?’ sorusunu İhsan Atasoy şöyle yorumladı:

“Küçük odasında yaşamasına rağmen sanki tüm kâinatı seyrediyor gibiydi. Dünyadaki hadiseleri duyar, uhrevi yönleriyle, ahirete bakan hususlarını çok ilginç ipuçlarıyla yorumlardı. Gelecekle ilgili hakikaten ehli keramet olduğuna hiçbir şüphe yok.”

En çok neyi anlatırdı?

Ali İhsan Tola’nın ziyaretine gelenlere önemli dersler verdiğine değinen İhsan Atasoy, bitkilerle ilgili çok önemli şifa reçetelerini paylaştığını söyledi. Adeta bir Lokman Hekim gibi hizmet gördüğünü de belirten Atasoy, “Bitkileri ve sırlarını çok iyi biliyordu. Bitkilerin esrarları ona açılmış” diyerek şu hatırasını ekledi:

“Ali İhsan Tola’nın bitkilerle ilgili sırları, Bediüzzaman hazretlerini ziyareti sırasında, Bediüzzaman’ın bitkiler âleminden bir profesör gibi kendisine teknik bilgiler vermesiyle başlar. Bitkilerdeki, madenlerdeki ve sulardaki özellikleri kendisine anlatır. Bediüzzaman, bitkilerden havaya yansıyan iyonlardan bahsederek, teneffüs yoluyla alınan iyonların gıda olabileceğini söyler. Gıda, sadece yiyecek ve içecekten ibaret değildir der. Hatta çoğu hastalığa iyonların şifa olabileceğine dikkat çeker. Bunun üzerine Ali İhsan Tola abi, öyleyse gıdasız da yaşayabilirim diyerek, yiyecek ve içecekleri reddeder. 1, 2, 50 ve 70 gün aç kalır. Etrafındakilerin ısrarına rağmen bir lokma yemez. En sonunda Ali İhsan Tola abiyi Bediüzzaman hazretlerine şikâyet ederler. Üstad hazretleri, ‘Dokunmayın ona’ der. Bir süre sonra Bediüzzaman’ı ziyarete giderler. O sıra, Medine-i Münevvere’den hurma gelir. Bediüzzaman, ‘Ali İhsan, al şu orucunu boz’ der. Ali İhsan Tola’nın ilk defa ‘Bismillah’ diyerek hurmayı ağzına götürüşünü görenler, sevinçten yerlere yatar. O aç kaldığı günlerde, kendisine önemli sırlar açılır.”
MoralHaber
__________________
Click the image to open in full size.


Alıntı ile Cevapla
Hakgüzar kardeşimizin mesajına 2 kişi teşekkür etmiştir.
aysunur (14-05-09), nurender (21-07-09)
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:17 .

Designed by: vBSkinworks
Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Ad Management plugin by RedTyger