Geri git   HAKIKAT DAMLALARI > :: İslamiyet > Namaz

Namaz Namaz dinin direğidir ve mü'minin miracıdır....

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 04-08-09, 00:59
eylül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
eylül eylül isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Hakikatdamlalar Emektarı
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: istanbul
Mesajlar: 921
Teşekkür etmiş: 3.116
731 konudan, toplam 1.345 Teşekkür almış
Standart Vaktinde kılınmayan namaz

Kıyamet kopmuştu Olağan üstü bir kalabalık vardı Her yer insanlarla doluydu
Kimi şaşırıp kalmış, hareketsiz bir şekilde etrafına bakınıyor; kimi sağa sola koşturuyor; kimisi de diz çökmüş, başı ellerinin arasında bekliyordu Yüreği yerinden fırlayacak gibiydi Soğuk soğuk terler döküyordu Dünyadayken kıyamet, sorgusual ve mizan hakkında çok şey duymuştu Ama mahşer meydanındaki ürperti, korku ve bekleyişin bu denli dehşet vereceğini hiç düşünmemişti Herkes sırasını bekliyor ve sırası gelen hesabını vermek üzere çağırılıyordu Bu arada onun ismini de okudular Hayretle bir sağa, bir sola baktı ’’Beni mi çağırdınız?’’ dedi dudakları titreyerek
Kalabalık birden yarılmış, bir yol açılmıştı önünde iki kişi kollarına girdi Bunların mahşer meydanının görevlileri oldukları belliydi Kalabalığın arasından şaşkın bakışlarla yürüdü Merkezi bir yere gelmişlerdi Görevliler yanından uzaklaştılar Başı önündeydi Bütün hayatı, gözlerinin önünden geçiyordu ’’şükürler olsun’’ dedi, kendi kendine ve devam etti:
’’Gözlerimi dünyaya açtığım evde, hep dinini en güzel şekilde yaşamaya çalışan insanları gördüm Babam ibadetlerine azami dikkat ediyor, arkadaşlarıyla dini sohbetleri kaçırmıyor, malını islam yolunda harcıyordu Annem de onun gibiydi Ben de hep onlar gibi oldum insanlara hizmete çalıştım Onlara Allah’ı anlattım Namazımı kıldım Orucumu tuttum Farz olan ne varsa yerine getirdim Haramlardan kaçındım’’
Yanaklarından gözyaşı süzülürken, ’’Rabbimi seviyorum, en azından sevdiğimi zannediyorum’’ diyordu Ama bir taraftan da ’’O’nun için ne yapsam az, cenneti kazanmama yetmez Tek sığınağım Allah’ın bağışlaması ve rahmeti’’ diye düşünmeden edemiyordu
Hesap sürdükçe sürdü Boncuk boncuk ter döküyordu Sırılsıklam olmuştu, müthiş bir şekilde titriyordu Gözleri terazinin ibresine takılmış, neticeyi bekliyordu Sonunda hüküm verilecekti Oradan çıkarıldı Eski yerine getirildi Biraz sonra görevli melekler, mahşer meydanındaki kalabalığa döndüler önce ismi okundu Artık ayakları tutmaz olmuştu Neredeyse yığılıp kalacaktı Heyecandan gözlerini kapamış, okunacak hükme kula kesilmişti
Mahşeri kalabalıktan bir uğultu yükseldi Kulakları yanlış mı duyuyordu? ismi ’’cehennemlikler’’ listesinde geçmişti Dizlerinin üstüne yığıldı şaşkınlıktan dona kalmıştı ’’Olamaaaazzzz!’’ diye bağırdı Sağa sola koşturdu ’’Ben nasıl cehennemlik olurum? Hayatım boyunca Allah yolunda hizmet eden insanlarla birlikte oldum Onlarla beraber koşturdum Hep rabbimi anlattım’’ diyordu
Gözleri sağanak olmuş, titrek vücudunu ıslatıyordu Görevliler, kollarından tuttular ve kalabalığı yararak onu alevleri göklere yükselen cehenneme doğru götürmeye başladılar
çırpınıyordu Bir kurtuluş yok muydu? Bir yardım eden çıkmayacakmıydı? Dudaklarından kelimeler kırık dökük, yalvarmayla karışık döküldü ’’Oruçlarım Okuduğum Kur’anlar Namazım Hiçbiri beni kurtarmayacak mı?’’ diyordu Bağıra bağıra yalvarıyordu Alevlere çok yaklaşmışlardı Başını geriye çevirdi Son çırpınışlarıydı
Resulullah, ’’Birinizin kapısının önünden bir nehir aksa ve o, bu nehirde her gün beş kere yıkansa, acaba üzerinde hiç kir kalır mı? işte bu, beş vakit namazın misalidir Allah onlar sayesinde bütün hataları siler’’ buuyurmamışmıydı? Bir kere daha ’’Namazlarım da mı beni kurtarmayacak?’’ diye düşündü ve ’’Namazlarım’’ diye hıçkırdı
Görevliler hiç durmadılar Yürümeye devam ettiler ve sonunda onu dipsiz cehennem çukurunun başına getirdiler Alevlerin harareti yüzünü yakmıştı Son bir defa dönüp geriye baktı Artık gözleri de kurumuş, ümitleri sönmüştü Başını öne eğdi iki büklüm olmuştu
Kollarını sıkan parmaklar çözüldü Görevlilerden biri onu itiverdi Vücudunu birden bire boşlukta buldu Alevlere doğru düşüyordu Tam bir kaç metre düşmüştü ki bir el onu kolundan yakalayıverdi Başını kaldırıp yukarıya baktı Onu düşmekten kurtaran uzun ve beyaz sakallı bir ihtiyardı Kendisini yukarıya çekti üstündeki, başındaki tozu silkeleyerek ihtiyarın yüzüne baktı:


- Siz kimsiniz?
- Ben senin namazlarınım
- Neden bu kadar geç kaldınız? Son anda yetiştiniz Neredeyse düşüyordum
ihtiyar acı acı gülümseyerek başını salladı:
- Sen beni hep son anda yetiştirirdin, hatırladın mı?

Gözlerini açtığında yatağındaydı Kan ter içinde kalmıştı Bir iç çekti ve ’’Elhamdülillah çok şükür ki rüyaymış’’ dedi Sonra dışarıdan gelen sese kulak kabarttı Yatsı ezanı okunuyordu Bir ok gibi yerinden fırladı Abdest aldı ve hemen namazını kıldı
rabbim bizi namazın vaktinde kılanlardan eyler inş
__________________
İSTENENİ İSTEYENE EN GÜZEL ŞEKLİ İLE VERENE HAMDOLSUN....
Alıntı ile Cevapla
eylül kardeşimizin mesajına 3 kişi teşekkür etmiştir.
güller (04-08-09), katre (27-09-10), medine (27-09-10)
  #2  
Alt 20-11-09, 00:06
eylül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
eylül eylül isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Hakikatdamlalar Emektarı
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: istanbul
Mesajlar: 921
Teşekkür etmiş: 3.116
731 konudan, toplam 1.345 Teşekkür almış
Standart Namaz hakkında bir öykü

ORTA YAŞLI ADAMIN iyi bir işi, iyi bir eşi mutlu bir hayatı vardır Az kimsenin yaptığı ticaretle meşguliyetinden çok para kazanmakta, rahat günler geçirmektedir Ev, araba, tatiller, seyahatler, uçuşanlar sevinçler Gülen gündüzler

Derken dönen dünya ile beraber ibre değişmeye başlar Ticarette rakipleri çoğalır, hanımı rahatsızlanır, çocuklar artan problemleriyle büyür Mengene sıkmaya başlar, kolay olanlar zor işlere dönüşür Daraldıkça daralmaya başlar günler Yaşadıkları sanki günün gündüzüdür, geceye geçişi yaşayacaktır artık

Kazancı iyice azalır, oğlunun olumsuz harcamalarından evini satmak zorunda kalır Alacaklar kapıya dayanır, hanımı vefat eder Karanlık karanlık üstüne çökmekte, gece siyah bir gelin gibi onu sarmaktadır

Gündüz genişliğinde aklına gelmeyen gece darlığında gelir; dua etmek Yapacağı başka bir şey kalmamıştır da Dua etmesine eder, ama kendi aklınca kabul olmaz Gizliden serzenişte bulunur

Bir gün oturduğu binanın altında esnaf komşusuna uğrar Serzenişlerini dindar komşuya söyler: “ALLAH (cc) dualarımı kabul etmiyor!” O da durumu bildiği için biraz celalli konuşur: “ALLAH (cc) senin dualarına niye kabul etsin, Allah’ın emri namazı kılmıyorsun ki” Adeta duvara vurmuş da ayılmış gibidir Doğrudur, niye namazı kılmıyordur ki

Aslında dualarına cevap gelmiştir; komşunun söylemesiyle kader yol ve yön göstermiştir ona: namaz kılmak Ya bu yolda yürüyecek kurtulacak veya iyice kaybolacaktır karanlıkta Var olmayı tercih eder, o gün başlar namaza
Namazla birlikte kader ağlarını çözmeye başlar, beyaz iplikle siyah iplik birbirinden ayrılmaya, belirginleşmeye başlar İşler yavaş yavaş iyiye dönmeye doğru gider Öyle olur ki, bir müddet sonra sattığı evi bir şekilde geri alır Hanımı geri gelmez ama, yaşam umutları iyice yeşerir dünyasında Sevinç rüzgârları eskisi gibi esmez, fakat huzur bulutları gölgelendirerek gezer üzerinde

Seksene yaklaşan yaşıyla mahalle camimizin müdavimlerindendir şimdilerde Karşı apartman komşumuzla namaz yollarında giderken ve dönerken hayata dair kısa konuşmalar yaparız Sakin, ağırbaşlı haline pek yakışır ağaran saçları Dünyasını kurtaran namaz inşaALLAH (cc) ahiretini de kurtarır
Demek ki dünya ve ahiret işleri kulluk miracı namazla düzeliyor Kul olmanın ağırlığı ile secdeye giden başlar hafiflemiş kalple kalkıyor Zorluğun ve kolaylığın Rabbi ona çıkış yollarını açıyor, ummadığı yerden rızıklandırıyor
Güç işler geç işlere dönüşüyor Gücünün bittiği yerde yeni ümit çiçekleri birden bitiveriyor Sebepler susuyor, Müsebbibü’l-esbab konuşuyor çünkü O “Ol” deyiverdikten sonra olmayacak birşey var mı?

İşlerimizde yamukluk varsa kulluğumuzu doğrultmalıyız Nefis yamulmadıkça doğru yol bulunamaz Gündüzde gece ellerimizle dua etmesini biliyorsak gece olmuş, gündüz olmuş fark etmez Gündüzden sonra gecenin geleceğini iyi bellemezsek musibetler belimizi büktüğünde anlamamız geç olur Geç işler güç işlere dönüşür

Geç kalmadan, gecenin karabasanı basmadan, gündüzün basmakalıp işleri ve zevklerinden ayrılabilmeliyiz Ayrılmazsak gündüzden, şehirden, şehirlerden zaten ayrılacağız İyisi mi talimini bitirmiş asker edasıyla terhis olalım dünya gecesinden, gamı kederi geride bırakarak doğalım sonsuzluk sabahında
Dünyada “En” işimiz namazı en iyi yaparsak gece-gündüz, gündüz-gece döner durur ubudiyet yapraklarını dökerek Dökülenler sonsuzluk havuzunda toplanır biz sonlular için

İşte bir namaz öyküsü İbret alabilen herkes için İbretimiz belki bir gün beratımız olur

alıntı
Click the image to open in full size.
__________________
İSTENENİ İSTEYENE EN GÜZEL ŞEKLİ İLE VERENE HAMDOLSUN....
Alıntı ile Cevapla
eylül kardeşimizin mesajına 3 kişi teşekkür etmiştir.
güller (20-11-09), katre (27-09-10), NUR İsmail (08-06-11)
  #3  
Alt 24-11-09, 11:20
güller - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
güller güller isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Bu zaman imanı kurtarma zamanıdır.
Mesajlar: 12.028
Teşekkür etmiş: 8.331
5.244 konudan, toplam 8.902 Teşekkür almış
Arrow "Hızlı namaz"ın verdiği ders!

"Hızlı namaz"ın verdiği ders!

Bir adam gözlerini açtığında kendisini labirente benzer bir yerde buldu. Çok şaşırdı. Etrafına bakındı...
Suat Ünsal'ın yazısı:

Bak şimdi
Bir adam gözlerini açtığında kendisini labirente benzer bir yerde buldu. Çok şaşırdı. Etrafına bakındı. Kimseleri göremedi. Biraz korktuğunu hissetti. Kalktı, öteye beriye koşturmaya başladı.
Fakat ne bir kimseye rastlıyordu, ne de bir çıkış görebiliyordu.
Başka yönlere doğru korkuyla, heyecanla koşmaya başladı. Ancak yine bir çıkış bulamadı. Çaresizce bir çıkış yolu aramaya devam etti. Hiçbir şey bulamadı. Üstelik nereden geldiğini, nereye gideceğini de kestiremiyordu artık. Kaybolmuştu. Burada ne işi vardı?!. Buradan nasıl kurtulacaktı?!. Yardım edecek kimse de yoktu...
Dışında çıkış vermez duvarlar; kimi yerde betondan, kimi yerde ağaçlardan, kimi yerde kayalardan duvarlar vardı. İçindeki duvarlar ise daha çetindi; korkudan, endişeden, meraktan, ümitsizlikten örülü duvarlardı bunlar... Sıkışıp kalmıştı adamcağız.
Koşturması onu kurtarmıyor, aksine içindeki korku duvarlarını daha da büyütüyordu. Ruhu, kurtulmaya çalıştıkça sıkılaşan bir düğümün içinde gibiydi.
Telâş içinde aranırken, birden önüne birisi çıkıverdi. Öyle şaşırdı, öyle sevindi ki, kalbinin bir duyguyu bu kadar derinden hissedeceğini tahmin bile edemezdi.
O sevinçle, o ümitle, o yalvarmayla öyle sarıldı ki ona, alıp içine sokmak istedi.
Biraz şaşkınlığını atıp, çölde susuzluktan yanmış bir insanın su istemesi gibi sordu: “Neredeyim?!. Nasıl kurtulacağım buradan?!. Ne tarafa gitmeliyim?!. Biliyor musun, yalvarıyorum söyle bana!..”
Karşısına çıkan sadece evet anlamında başını salladı.
Olsun bu da yeterdi ona. Kabul etti ya... Başını salladı ya... Demek ki yardım edecekti.
Adam bir daha sordu. “Ne olur söyle, ne tarafa gitmeliyim, nasıl kurtulurum buradan?!.”
Karşısında duran eliyle de işaret ederek tarif etti:
“Bak şimdi!........”
Fakat o kadar hızlı söyledi ki, adam hiçbirini anlayamadı.
Bir daha yalvarır gibi sordu.
Karşısındaki tekrar aynı şekilde cevap verdi:
“Bak şimdi!........”
Adam yine hiçbir şey anlayamadı.
Ne hazindi ki, çıkışı bilen birini bulmuştu, ama söylediklerini anlayamıyordu. Kendini daha da çaresiz hissetti. Ona bir daha sarılmak geldi içinden; ama bu sefer boğazına sarılıp onu sarsmak içindi. Yavaş konuş, anlaşılır söyle, niye böyle kelimeleri yutarak, anlaşılmaz konuşuyorsun demek için, onu tutup silkelemek istedi. Ama yutkundu, nefes aldı, sakin kalmaya çalışarak sordu:
“Bak,” dedi, “buradan kurtulmalıyım, çıkışı biliyorsun belli, ama ne olur tane tane söyle, dediklerini anlayabileyim emi?..”
Karşısındaki yüzüne garipseyerek baktı, “ama biz seninle hep böyle konuşuruz, hep böyle anlaşırız” dedi.
Adam duraladı. Daha önce karşılaştıklarını hatırlamak istedi. Fakat hatırlayamadı. Sordu:
“Seninle daha önce konuştuk mu, seni niye bilmiyorum.”
Karşısına çıkan, “elbette konuştuk, seninle her gün konuşuruz,” diye cevap verdi.
Adam ne diyeceğini bilemiyordu. Aklına onun kim olduğunu sormak bile zor gelmişti. Ancak bu sorusuna aldığı cevap onu daha da şaşırttı:
“Ben senin namazınım.”
Zafer Dergisi
__________________
Kur’an, gerçek iyileri,
“ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler”
ifadesiyle tarif eder.
Vefa, bir mümin özelliği, vefasızlık ise münafık özelliğidir. Peygamberimiz (sav), münafıkların özelliklerinden söz ederken onların üç özelliğini şöyle sıralar:
“Konuştuğu zaman yalan söyler. Söz verdiği zaman sözünü tutmaz. Emanete ihanet eder.”
Alıntı ile Cevapla
güller kardeşimizin mesajına 4 kişi teşekkür etmiştir.
eylül (21-05-10), HiRaNuR (24-11-09), katre (27-09-10), NUR İsmail (08-06-11)
  #4  
Alt 24-11-09, 13:05
HiRaNuR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
HiRaNuR HiRaNuR isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Dostumuz
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Nerden: istanbul
Mesajlar: 620
Teşekkür etmiş: 143
532 konudan, toplam 1.033 Teşekkür almış
Standart

Dikkat edilmesi gereken bir durum..
Paylaşım içim Allah razı olsun..
__________________
Click the image to open in full size.
Click the image to open in full size.
Alıntı ile Cevapla
HiRaNuR kardeşimizin mesajına 3 kişi teşekkür etmiştir.
eylül (21-05-10), güller (06-07-11), NUR İsmail (08-06-11)
  #5  
Alt 03-12-09, 22:12
eylül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
eylül eylül isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Hakikatdamlalar Emektarı
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: istanbul
Mesajlar: 921
Teşekkür etmiş: 3.116
731 konudan, toplam 1.345 Teşekkür almış
Standart Namaz ile İlgili Hikayeler,kıssalar ve yaşananlar

Hapishanede Kılınan Namaz

Horasan vâlisi Abdullah bin Tâhir, çok âdil biriydi. Jandarmaları birkaç hırsız yakalamış, vâliye bildirmişlerdi. Getirilirken hırsızlardan birisi kaçtı. O sırada Hiratlı bir demirci, Nişapur'a gitmişti. Demirciyi, gece eve giderken, jandarmalar yakaladılar ve diğer zanlılarla beraber vâliye çıkardılar.
Vâli dedi ki:
- Hepsini hapsedin!
Bir suçu olmayan demirci, hapishanede hemen abdest alıp, namaz kıldı. Ellerini uzatıp:
''Yâ Rabbi! Bir suçum olmadığını ancak sen biliyorsun. Beni bu zindandan ancak sen kurtarırsın!'' diye duâ etti. Vâli uyurken rüyâsında dört kuvvetli kimse gelip, tahtını ters çevirecekleri zaman uykudan uyandı. Hemen kalkıp, abdest aldı, iki rek'at namaz kıldı. Tekrar uyudu. Tekrar o dört kimsenin tahtını yıkmak üzere olduğunu gördü ve uyandı. Kendisinde bir mazlumun âhı olduğunu anladı.
Vâli hemen hapishane müdürünü çağırtıp sordu:
- Acaba bu gece hapishanede mazlum birisi kalmış mı?
Müdür dedi ki:
- Bunu bilemem efendim. Yanlız biri namaz kılıyor, çok duâ ediyor göz yaşları döküyor.
- Hemen adamı buraya getiriniz. Demirciyi vâlinin yanına getirdiler.
Vâli hâlini sorup, durumu anladı, ve dedi ki:
- Sizden özür.diliyorum. Hakkını helâl et ve şu bin gümüş hediyemi kabul et. Herhangi bir arzun olunca bana gel!
Demirci de cevabında dedi ki:
-Ben hakkımı helâl ettim. Verdiğiniz hediyeyi kabul ettim. Fakat işimi, dileğimi senden istemeye gelemem.
- Neden gelemezsiniz?
- Çünkü benim gibi bir fakir için, senin gibi bir sultanın tahtını birkaç defa tersine çevirten sâhibimi bırakıp da, dileklerimi başkasına söylemek kulluğa yakışır mı? Namazlardan sonra ettiğim duâlarla beni nice sıkıntılardan kurtardı. Pek çok murâdıma kavuşturdu. Nasıl olur da başkasına sığınırım? Rabbim, nihayeti olmayan rahmet hazinesinin kapısını, ihsân sofrasını herkese açmış iken, başkasına nasıl giderim? Kim istedi de vermedi? Kim geldi de, boş döndü? İstemesini bilmezsen, alamazsın. Huzûruna edeple çıkmazsan rahmetine kavuşamazsın!


Click the image to open in full size.
__________________
İSTENENİ İSTEYENE EN GÜZEL ŞEKLİ İLE VERENE HAMDOLSUN....

Konu eylül tarafından (04-12-09 Saat 00:13 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
eylül kardeşimizin mesajına 4 kişi teşekkür etmiştir.
güller (03-12-09), NUR İsmail (08-06-11), sifirem (03-12-09), vuslat (04-12-09)
  #6  
Alt 03-12-09, 22:34
eylül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
eylül eylül isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Hakikatdamlalar Emektarı
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: istanbul
Mesajlar: 921
Teşekkür etmiş: 3.116
731 konudan, toplam 1.345 Teşekkür almış
Standart

Click the image to open in full size.


ÖMER VE NAMAZ
Ateşgede, İranlı bir köle, Hz. Ömer Efendimizi namaz kılarken sırtından hançerlemişti. Namazını tamamlamak için belini doğrultmaya çalışıyordu. Yanındakiler, "Sen namaz kılamazsın." dedikçe, o "namaz" diyor, Rabb'ine "namaz" diyerek yürüyordu. Kendini kaybetmeye başlamıştı. Adeta komaya girmişti. Uyandırmaya çalışıyorlar, bir türlü muvaffak olamıyorlardı.
Bir ara içeriye ashabın gençlerinden Misver İbn-i Mehrame girdi. "Emir-ül Mü'minin'i uyandıramıyoruz!" dediler. Yaşı gençti ama, Ömer'i çok iyi anlamıştı:
- Emir-ül Mü'minini namaza çağırın, dedi.
Birisi, ağzını kulağına doğru yaklaştırdı:
- Es salâh Ya Emir-ül Mü'minin,dedi. "Namaza ey mü'minlerin emiri!" diyordu.
Bıçak keser, ateş yakar, su ıslatır, Ömer namaza çağrılınca kalkardı. Uyuyan ve birkaç defa çağrıldıktan sonra "Geliyorum!" diyen bir insanın telaşıyla:
- Ha Allahi izen. "Tamam şimdi kalktım!" diyerek doğrulmaya çalıştı.


__________________
İSTENENİ İSTEYENE EN GÜZEL ŞEKLİ İLE VERENE HAMDOLSUN....
Alıntı ile Cevapla
eylül kardeşimizin mesajına 4 kişi teşekkür etmiştir.
güller (03-12-09), NUR İsmail (08-06-11), sifirem (03-12-09), vuslat (04-12-09)
  #7  
Alt 03-12-09, 23:21
eylül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
eylül eylül isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Hakikatdamlalar Emektarı
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: istanbul
Mesajlar: 921
Teşekkür etmiş: 3.116
731 konudan, toplam 1.345 Teşekkür almış
Standart

GÜZEL NAMAZ KILABİLİYOR MUYUZ?

Hâtem-i Zâhid (k.s.)hazretleri Âsım İbn-i Yûsuf hazretlerinin yanına geldiğinde Âsım (kuddise sırruh) ona sordu:
-Ey Hâtem namaz kılmayı güzel becerebiliyor musun?
O da 'Evet'deyince, Âsım (k.s.):
-Peki, nasıl kılıyorsun? diye sordu. Hâtem-i Zâhid hazretleri başladı anlatmaya:
-Namaz vakti yaklaştığında abdestimi sünnet üzere tazeliyorum ve namaz kılacağım yere dikiliyorum. Tâ ki her uzvum yerleşiyor.
Sonra Kâbe'yi iki kaşımın arasında, Makâm-ı İbrahimi göğsümün hizasında, Allah Teâlâ'yı mekândan münezzeh (pâk ve uzak) olduğu halde başımda hâzır ve kalbimdeki her şeyi bilir halde görüyorum.
Sanki ayağım sırat köprüsünün üzerinde; cennet sağımda, cehennem solumda, ölüm meleğini de arkamda hissediyorum ve kılacağım namazın son namazım olduğunu düşünüyorum.
Sonra ihsan ile (Mevlâ'yı görür gibi) iftitah tekbirini tekbirini alıyorum, tefekkürle okuyorum, tevâzû ile rükûa eğiliyorum, tazarrû ile secdeye kapanıyorum.
Sonra tamamıyla oturuyor, ümitle teşehhütte bulunuyor ve sünnet üzere selâm veriyorum.
Sonra da o namazı ihlâsa teslim ediyor, korkuyla ümit arasında kalkıyorum ve bu hâl üzere sabra devam ediyorum.
Bunu duyan Âsam hazretleri:
-Ey Hâtem!Senin namazın böylemi? diye sordu. O da:
- Evet otuz senedir böyle namaz kılıyorum! deyince Âsım hazretleri ağlayarak şunları söyledi:
-Ben daha bu zamana kadar hiç böyle bir namaz kılamadım!

Click the image to open in full size.Click the image to open in full size.Click the image to open in full size.
__________________
İSTENENİ İSTEYENE EN GÜZEL ŞEKLİ İLE VERENE HAMDOLSUN....

Konu eylül tarafından (03-12-09 Saat 23:34 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
eylül kardeşimizin mesajına 4 kişi teşekkür etmiştir.
güller (03-12-09), NUR İsmail (08-06-11), sifirem (03-12-09), vuslat (04-12-09)
  #8  
Alt 03-12-09, 23:29
eylül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
eylül eylül isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Hakikatdamlalar Emektarı
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: istanbul
Mesajlar: 921
Teşekkür etmiş: 3.116
731 konudan, toplam 1.345 Teşekkür almış
Standart

Seccadenin Feryadı

Gün ışımamış sabah yakındır
Yorgunluğun verdiği ağırlıkla hemen uykuya dalmıştıBir iniltiyle uyandı adamEtraf halen karanlıktı İniltiyi rüya gördüğüne yordu Dudakları susuzluktan çatlıyordu, öyle susamıştı Işıkları yakmadan mutfağa gidip suyunu içti ve yatağına döndü Tam uyumak üzereyken, aynı inleme sesi tekrar kulaklarını tırmalamaya başladı Ama rüyamıydı uyanık mıydı farkında değildi Sesin geldiği yöne doğruldu O an rüyada olduğuna iyice emin oldu Çünkü duyduğu sesin sahibi evin tek seccadesiydi <

Adam şaşırdı ve korkulu bir sesle <

-İnleyen sen miydin?
-Evet dedi seccade
-Niçin ağlıyorsun?
Seccade yine içe işleyen bir sesle:
- Seni uykundan uyandıran susuzluğunu, doyuncaya kadar, su içerek giderdin Oysa benim susuzluğumu giderecek kimsem yok!
- Nasıl susarsın, sen canlı bile değilsin dedi adam
Seccade:


- Benim ihtiyacımda bir nevi sudur ama içtiğin değil Benim susuzluğumu ancak tövbekar kulların gözyaşları giderir
- Anlamadım dedi adam meraklı gözlerle seccadeye
- Ağlarım çünkü Allahın kulları; kabrinin aydınlığa ulaşmasını, karanlıklarda kalmamayı, o kutlu günde aydın olmayı isterler İsterler de bu vakitte kalkıp iki rekat teheccüt namazı kılmazlar Hep bakarım sana, bir günde kalkıp şükür için iki rekat namaz kılmazsın
-Beni rahat bırak deyip döndü adam

Seccade devam etti
- Ey Allahın kulu; bak işte sabah namazının vakti geldi Ezanlar; namaz uykudan hayırlıdır diye sesleniyor Ah sabah namazı , ah bu sabah namazı ! Namazlar arasında müstesnadır Hem kalbe hem de ruha hayat veren bir iksirdir o Yetmiyor mu ? gece gündüz dünya için koşuşturduğun , Aziz ve Kahhar olan Allah'ın çağrısına neden icabet etmezsin!!!


Adam iyice sıkılarak:
-Ey seccadem, beni rahat bırak Gündüz yeterince yoruluyorum, biraz daha uyuyayım deyip yatağın sıcaklığına bıraktı kendini
- Seccade yılmadan adamı uyarmaya ve uyutmamaya uğraşıyordu
- Demek ki sen dünyaya ahretten daha çok önem veriyorsun


Adam iyice öfkelendi:
-Yeter artık lütfen konuşma diye bağırdı

Seccade bu çıkışın karşısında önce sustu Daha sonra sesini iyice alçaltarak ;
-Ah o fecir vaktindeki adamlar, ah o fecir vaktindeki adamlar dedi Sen O nurlu peygamberin bu vakit için neler söylediğini bilmez misin Her kim ki güneş doğmadan ve batmadan evvel namazlarını eda ederse ateşe girmeyecek Ve yine O güzel insan Kim şu iki namazı (sabah - ikindi veya sabah - yatsı) kılarsa cennete gider Ve nihayet Münafıklara en ağır gelen namaz sabah ve yatsı namazıdır Onlar ki o iki namazdaki ecri bilselerdi sürüne sürüne giderlerdi
Bunun üzerine adam yatağından doğrulup;
-Haklısın sabah namazı gerçekten önemli dedi


Seccade:
-Öyleyse kalk ve namaz kıl dedi-Yarın inşallah , mutlaka kalkacağım ama bugün çok yorgunum dedi adam

Seccade son bir ümitle ;
-Kişi Salih amellerin ne kadar büyük ecri olduğunu idrak edemezse tüm zamanlarda bu ameller zor gelir Sorun uyumaksa, kabir de uykudan çok ne var! Gel sözümü dinle Ey Allahın Kulu!
Bu andan sonra adamda tek kelime duyulmadı Seccade de bir süre sessiz kaldı Adam uykuya devam etti

Ama heyhat! Adam ömründeki en uzun uykuyu dalmıştı bile Seccadenin son sözlerini duyamadı O an seccade adamın öldüğünü anlayınca kısık bir sesle şunları söylüyordu
-Ey tövbesini yarına erteleyen, bilir misin yarına çıkabileceğini !!!
Ölüm pusuda hep, biz dünya için günah işlerken Süresi de kısıtlı Gün gelip atar, farkında olmadan
__________________
İSTENENİ İSTEYENE EN GÜZEL ŞEKLİ İLE VERENE HAMDOLSUN....
Alıntı ile Cevapla
eylül kardeşimizin mesajına 4 kişi teşekkür etmiştir.
güller (03-12-09), NUR İsmail (08-06-11), sifirem (03-12-09), vuslat (04-12-09)
  #9  
Alt 03-12-09, 23:39
sifirem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sifirem sifirem isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Sadık Dostumuz.
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Mesajlar: 6.378
Teşekkür etmiş: 2.766
2.178 konudan, toplam 3.736 Teşekkür almış
Standart

Böyle namaz kılmayı Rabbim bizlerede nasip etsin inşaAllah canım. Emeğine sağlık kankam
__________________
Click the image to open in full size.



Click the image to open in full size.
Alıntı ile Cevapla
sifirem kardeşimizin mesajına 4 kişi teşekkür etmiştir.
eylül (04-12-09), güller (03-12-09), NUR İsmail (08-06-11), vuslat (04-12-09)
  #10  
Alt 04-12-09, 00:17
eylül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
eylül eylül isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Hakikatdamlalar Emektarı
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: istanbul
Mesajlar: 921
Teşekkür etmiş: 3.116
731 konudan, toplam 1.345 Teşekkür almış
Standart

Click the image to open in full size.

Bir çocuğun namaz kılma Öyküsü

Türkan Hanım dindar bir ailede büyümüştü Annesi her fırsatta ona ve kardeşlerine namaz kılmalarını söyler, hatta kızarak onları uyarırdı Türkan Hanım namazın kılınması gerektiğine inanır, ama yine de kılmazdı, çünkü kılmak nefsine zor geliyordu Bazen başlar, sonra terk ederdi
Evlendi ve çocukları oldu Annesi her geldiğinde aynı şekilde namaz kılmaları için ikaz etmeyi sürdürüyor, o da ısrarla kılmamaya devam ediyordu Çok istemesine rağmen bir türlü nefsine galip gelemiyordu Bir gün arkadaşları ona oturmaya geldi İçlerinden biri annesini de yanında getirmişti Teyze çok mübarekti Öyle tatlı konuşuyordu ki, onu dinleyen saatler geçse usanmazdı Teyze bir ara namaz konusuna değindi O anlatırken, Türkan Hanım annesini hatırlamış ve annesinin eski günlerdeki namaz ikazlarını düşünüyordu Misafirler de teyzeyi zevkle dinliyordu
Türkan Hanımın küçük oğlu Zekeriya, dört yaşındaydı Oynadığı oyunu bırakmış, teyzenin koltuğu dibinde iki elini yumruk yapıp yüzüne dayamış bir şekilde, kıpırdamadan dinliyordu Annesi ikram için mutfakla salon arasında koşturup dururken mevzu değişmişti O da onların yanına oturup sohbetin güzelliğine kapılarak çayını yudumlamaya başladı
“Anne, senin yerine ben namaza başlayacağım”
Tam bu sırada mutfaktan bir gürültü geldi Arkasından da oğlunun çığlığı duyuldu Telâşla mutfağa koştu Türkan Hanım Misafirler de korkuyla peşinden gittiler Oğlu bir sandalye koyarak lavaboya çıkmıştı Bir ayağı lavabonun içinde, diğeri ise dışarıdaydı Sandalye devrilmiş yerde dururken, oğlu da lavabonun kenarında korkmuş bir şekilde asılı duruyordu Koşup kucağına aldı Su içeceğini zannederek:
“İsteseydin ben verirdim yavrum, ya düşüp bir yerine zarar verseydin” diye çıkıştı
Türkan Hanım oğlunun verdiği cevabı, uzun yıllar geçmesine rağmen hâlâ unutamaz; çünkü şöyle demişti çocuğu:
“Anne, ben abdest alacaktım Teyze dedi ya, namaz kılmayanlara Allah ceza verecekmiş diye Ben de, sen ceza almayasın diye senin yerine namaza başlayacaktım”
O an Türkan Hanım, tepeden tırnağa titrediğini hissetti Allah, yıllarca namaz kılmayan Türkan Hanıma oğlunun davranışıyla müthiş bir ders vermişti Yavrusuna sarılıp dakikalarca ağladı
__________________
İSTENENİ İSTEYENE EN GÜZEL ŞEKLİ İLE VERENE HAMDOLSUN....

Konu eylül tarafından (04-12-09 Saat 00:19 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
eylül kardeşimizin mesajına 3 kişi teşekkür etmiştir.
NUR İsmail (08-06-11), sifirem (04-12-09), vuslat (04-12-09)
Cevapla

Etiketler
hikayeler, kıssalar, namaz, yaşananlar

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:06 .

Designed by: vBSkinworks
Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Ad Management plugin by RedTyger