Geri git   HAKIKAT DAMLALARI > :: İslamiyet > Namaz

Namaz Namaz dinin direğidir ve mü'minin miracıdır....

Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #11  
Alt 04-12-09, 00:21
eylül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
eylül eylül isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Hakikatdamlalar Emektarı
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: istanbul
Mesajlar: 948
Teşekkür etmiş: 3.269
755 konudan, toplam 1.398 Teşekkür almış
Standart

Namaz için kelepçeler çözüldü
– Şu kelepçeleri açın, namaz kılmak istiyorum, dedi
Bediüzzaman Hazretleri, çocukluğundan beri namaza büyük ehemmiyet verir, gece kılınan teheccüt namazını bile ihmal etmezdi Genç yaşlarında Mardin’e gelmişti Burada insanları tembel ve umursamaz görmüştü
Onları ilme ve çalışmaya teşvik ediyor ve büyük ilgi görüyordu
Vali, bu durumdan rahatsız olmuştu Arkasında siyasî bir amaç olduğunu düşünmüş ve onu şehirden çıkarmak istemişti
İki jandarma çağırdı
– Onu Bitlis’e götüreceksiniz, dedi
Bediüzzaman’ın ellerini kelepçelediler ve yola çıktılar
Yolda namaz vakti girmişti Jandarmalara:
– Şu kelepçeleri açın, namaz kılmak istiyorum, dedi
Jandarmalar, kaçabileceğinden korkarak kelepçeleri açmayı kabul etmediler
Bunun üzerine Bediüzzaman, jandarmaların şaşkınlık dolu bakışları arasında, demir kelepçeleri çözerek yere bıraktı Yakınlarındaki pınardan abdest aldı ve namazını kıldı
Jandarmalar sadece seyrediyorlardı
Bediüzzaman, namaz kıldıktan sonra:
– Tamam, dedi Benim işim bitti, şimdi kelepçeleri takabilirsiniz
Jandarmalar, Bediüzzaman’ın ellerine kapandılar:
– Biz şimdiye kadar sizin muhafızınız idik, bundan sonra hizmetkârınızız, diyerek Bitlis’e kadar ona saygıyla eşlik ettiler
Bu olay bir anda bütün bölgede duyuldu Yıllar sonra:
– Kelepçeleri nasıl çözdün, diye kendisine sorulduğunda şöyle cevap ve¬rmişti:
– Ben de bilmiyorum Olsa olsa namazın kerametidir

KAYNAK : Namazı yaşayanlar - Said Demirtaş
Click the image to open in full size.
__________________
İSTENENİ İSTEYENE EN GÜZEL ŞEKLİ İLE VERENE HAMDOLSUN....
Alıntı ile Cevapla
eylül kardeşimizin mesajına 2 kişi teşekkür etmiştir.
NUR İsmail (08-06-11), vuslat (04-12-09)
  #12  
Alt 04-12-09, 00:29
eylül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
eylül eylül isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Hakikatdamlalar Emektarı
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: istanbul
Mesajlar: 948
Teşekkür etmiş: 3.269
755 konudan, toplam 1.398 Teşekkür almış
Standart

Bütün Gece İbadet Ederdi

Selmanı Farisi (ra), gece karanlığı bastığı zaman, namaz kılmaya başlardı
Namazdan yorulunca dili ile Allah'ı zikretmeye yönelirdi

Dili zikirden yorulduğu zaman da Yüce Allah'ın varlığına, birliğine delalet eden ayetleri, Onun büyüklüğünü düşünmeye başlardı

bundan sonra nefsine şöyle derdi:

-dinlendin artık,namaza kalk

bir süre namaz kıldıktan sonra, diline şöyle derdi:

-dinlendin artık,Allah'ı zikretmeye başla

Bütün gece bu şekilde ibadet ederdi


Click the image to open in full size.
__________________
İSTENENİ İSTEYENE EN GÜZEL ŞEKLİ İLE VERENE HAMDOLSUN....
Alıntı ile Cevapla
eylül kardeşimizin mesajına 2 kişi teşekkür etmiştir.
NUR İsmail (08-06-11), vuslat (04-12-09)
  #13  
Alt 04-12-09, 00:39
eylül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
eylül eylül isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Hakikatdamlalar Emektarı
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: istanbul
Mesajlar: 948
Teşekkür etmiş: 3.269
755 konudan, toplam 1.398 Teşekkür almış
Standart

Bir asker,namaz kılan (en zor şartlarda bile terk etmeyen) diğer askere sordu:

"-Arkadaş kaçıncı asırda yaşıyoruz ? Niçin kendini zahmete sokup her gün 5 defa namaz kılıyorsun

Namaz kılan asker, tam o sırada uzaktan görünen teğmeni gösterdi:
-şu insan; niçin yanından geçerken toplanıyor, selam veriyor ve bütün emirlerine itaat ediyorsun? "yat" dese yatıyor, "kalk" dese kalkıyorsun? O da senin gibi iki ayağı, iki eli ve bir başı olan bir insan değil mi?"


Diğer asker cevap verdi:
"-Evet! O da benim gibi bir insan ama rütbesi var,omuzun da yıldızı var"

Namaz kilan askerin cevabı müthişti:

"-Ey arkadaş!Sen omuzunda bir tane yıldızı var diye senin gibi bir insana itaat ediyorsun da ben, yerdeki kumlar adedince yıldızları olan ve hepsini tespih tanesi gibi kudret eliyle çeviren bir zata niçin itaat etmeyeyim? Niçin namaz kilip emrini yerine getirmeyeyim?"

Click the image to open in full size.
__________________
İSTENENİ İSTEYENE EN GÜZEL ŞEKLİ İLE VERENE HAMDOLSUN....
Alıntı ile Cevapla
eylül kardeşimizin mesajına 2 kişi teşekkür etmiştir.
NUR İsmail (08-06-11), vuslat (04-12-09)
  #14  
Alt 04-12-09, 00:44
eylül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
eylül eylül isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Hakikatdamlalar Emektarı
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: istanbul
Mesajlar: 948
Teşekkür etmiş: 3.269
755 konudan, toplam 1.398 Teşekkür almış
Standart

O ALTMIŞ YAŞLARINDAYDI

Dostum Zerrin Hanımın teyzesiydi…
Hayatı yaşamayı, gezip eğlenmeyi pek severdi
Ona göre insan dünyaya bir kez gelmişti Öyleyse hayatın tadını çıkarmalıydı


Bu sebeple İslâmî hayatla arası yoktu Ona göre insanlar ihtiyarlayıp beli büküldüğü zaman namaz kılmalı ve örtünmeliydi
Yeğeni Zerrin örtündüğü zaman şok olmuştu Onu bu hayattan sürekli uzaklaştırmaya çalıştı:


“Kızım sen daha çok gençsin Bu yaşta öcüler gibi nasıl kapanıyorsun Hem kocan seni beğenmez Eskisi gibi süslen püslen Bu ne, temizlikçi kadınlara dönmüşsün” deyip, Zerrin Hanım’ı vazgeçirmeye çalışıyordu Zerrin Hanım ise:
“Teyzeciğim, eşim benim bu halimden memnun Onun gözü şimdiye kadar başka kadınlarda olmadı ki, bundan sonra olsun” diyerek itiraz ederdi Fakat teyzesi ikna olmaz itirazını sürdürürdü:
“Şimdiye kadar güzeldin Şimdi güzelliğini kapattın Onun için eşinin gözü başka kadınlara kayabilir”


“Ablam açık, ama kocası her gün bir kadınla geziyor Buna ne diyeceksin? Eğer bir erkek başka kadına ilgi duyarsa bunu ancak dini duyguları engelleyebilir Zaten dinimizde bir erkeğin başka kadına başka gözle bakması haram”

Aslında Zerrin hanımın teyzesi kendisini çok seviyordu Kendine göre kurtulmasını istediğinden üstüne düşüyor, yeni tarz hayatından vazgeçirmeye çalışıyordu Bu yüzden karşılıklı konuşmaların ardı arkası kesilmiyordu:
“Sen daha çok gençsin yavrum, hele bir yaşlan Hacca gider günahlarını affettirir, örtünürsün”


“Peki teyzeciğim, ya hacca gidemeden, yaşlanmadan ölürsem?”
“Canım bu yaşta ölümü düşünme”
“Ya ansızın gelirse?”
Zerrin’in teyzesi sıkıştığında saldırganlaşıyordu:
“Senin kafan örümceklenmiş Ne yapsak içine bir şey girmiyor Hiç aynaya bakmıyor musun? Eski Zerrinle yenisi arasındaki farkı görmüyor musun? Allah aşkına kızım kendini neden kandırıyorsun Sinema yok, tiyatro yok, dans yok, müzik yok Peki bu nasıl zevk almak?”
“Zamanında hepsini yaptım teyze Ama itiraf ediyorum, şimdiki hayatım çok daha zevkli”
“Eşin nasıl da seni böyle geri kafalı yaptı? Beynini yıkadı?”
“Yapma teyzeciğim Uzun sandığın hayat çok kısadır Göz açıp kapayıncaya kadar geçer Sonra sen de pişman olursun Gel sen de Allah’a kul ol”


“Neee Senin gibi öcü mü olacağım Hele dur daha çok var”
“Bir gün iş yerimde kadınlık gururumun kırıldığını hatırlıyorum İşe makyajsız gitmiştim O gün yabancı misafirler firmayı gezmeye gelecekmiş Müdür yanıma gelip
“Zerrin Hanım bugün o muhteşem güzelliğiniz neden yok?” dedi Ben de:
“Güzelliğimin işimle ne alâkası var?” dedim Bana:
“Efendim, siz bizim iş yerimizde vitrinimizsiniz Sizin güzel olmanız gerek”


“Ben bir iş yaptığımı sanıyordum Adamlar beni meğer bir süs eşyası, dekor olarak görüyorlarmış!Artık örtüm sayesinde bu tür aşağılanmaktan kurtuldum”
“Bunlar sana şimdi heyecan verir ama sonra usanırsın”
“Bu geçici bir heves değil teyze Bak dilersen sana bir şey okuyayım:
“Dünya durmuyor gidiyor İnsan da beraber gidiyor Sen de yolcusun Bak ihtiyarlık şafağı kulaklarının üstünde doğmuştur Başının yarısından fazlası beyaz kefene sarılmış Vücudunda yerleşmeğe hazırlanan hastalıklar ölümün keşif kollarıdır Ama ebedî ömrün önündedir O ömürde göreceğin lezzet, ancak bu fani ömürde çalışmalarına bağlıdır Senin o sonsuz ömürden hiç haberin yok Ölüm seni uyandırmadan uyan”
“Sen bunları nereden okuyorsun?”


“Said Nursi’nin Kur’an tefsirinden”
“Eyvah, nereden buldun bu kitapları? Yoksa sen nurcu mu oldun? Konuşmalarından belliydi zaten Demek nurculara karıştın ha?”
Teyzesi, toplumda yalan yanlış dolaşan kanaatlerini bir bir sayıp dökmeğe başladı:
“Eskiden beri biz gazetelerde nurculuğun fena bir şey, “irticai” faaliyetler olduğunu okurduk Said-i Nursi’nin bütün hayatı hapiste geçmiş Tehlikeli ve suçlu olmasa hapse atarlar mıydı?”
“Teyzeciğim, tüm kulaktan dolma yanlış bildiklerini gerçek sanıyorsun Oysa piyasada çok silik söz dolaşıyor Peygamberimizi de yurdundan göç etmek zorunda bırakmadılar mı? Peki peygamberimiz tehlikeli ve suçlu olduğu için mi onca zulmü yapmışlar? Üstelik Said Nursi’ye açılan bütün davalar beraatla sonuçlanmış Bunu da biliyor muydun?”
Teyze saplantılarından bir türlü vazgeçmiyordu:


“Bak evlâdım böyle şeylerle uğraşma Sana ne nurculuktan, sana ne Said Nursi’den Şu üç günlük dünyada ye, iç, eğlen”
“Peki insanın dünyaya gönderilişinin bunlardan başka bir gayesi yok mu? Nereden gelip nereye gittiğini, onu bu dünyaya göndereni düşünmesin mi? Yaratıcının emirlerine göre yaşamasın mı?”
“Canım dedim ya bu işi yaşlanmaya bırak Sonra gençliğin gider, pişman olursun”
Zaman böyle akıp giderken, Zerrin hanım arada gelip olan biteni benimle paylaşıyordu Son görüştüğümüzde teyzesi ile ilgili çok farklı şeyler söyledi:
“Teyzemle bu tartışmalarımız sürüp giderken aradan az zaman geçti ve teyzem ne yazık ki kansere yakalandı!
Artık bütün gün yatıyordu Hastaneye kaldırılmıştı Ziyaretine gittim:
“Teyze” dedim “Benden bir istediğin var mı? Sana nasıl yardımcı olabilirim?”
Teyzem yüzüme çaresiz ve pişmanlık dolu gözlerle baktı:
“Zerrin otur yanıma,” dedi
Titreyen elleriyle ellerimi tuttu Derin bir “ah!” çekti Gözyaşları yanaklarından süzülüyordu Bütün vücudu sanki büyük bir fırtınaya tutulmuştu Kesik hıçkırıklar arasında:


“Sen haklıymışsın” dedi “Gerçekten hayat çok kısaymış, dünya faniymiş Bilmedim, bilemedim Sanıyordum ki, Azrail benim kapımı hiç çalmayacak Yaşlandığımda namaz kılacaktım, hacca gidip tövbe edecektim Yanılmışım Şimdiye kadar yaşadığım hayattan elimde sadece acılar kaldı Şimdi sadece namazlarımı kılmak istiyorum”

Teyzem bana yıllardır dindarlığımdan dolayı yapmadığını bırakmamıştı Özellikle tüm felsefesini yaşlanınca örtünüp ibadet etmek üzere kurmuştu Ama şimdi o felsefesinin iflas ettiğini, bir işe yaramadığını acılar içinde itiraf ediyordu Ama iş işten geçmişti
Teyzemi mahcup etmemek için başımı önüme eğdim Ama o tüm pişmanlık dolu sözlerle itirafını sürdürdü:


“Namazlarımı kılacaktım Ama artık günlerim sayılı Ahhhh! Tekrar dünyaya gelsem, sadece Allah’a ibadet ederim Ömür bitmez, yıllar tükenmez sandım Ne olur benim için dua et” dedi ve gözlerini yumdu
Teyzemin çaresizlik içindeki pişmanlığı bana Üstad Bediüzzaman’ın şu ifadelerini hatırlattı:
“Eyvah, aldandık Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik O zan sebebiyle bütün bütün zayi ettik Evet, şu güzeran-ı hayat bir uykudur, bir rüya gibi geçti Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgar gibi uçar gider”

Moral dergisi
Click the image to open in full size.
__________________
İSTENENİ İSTEYENE EN GÜZEL ŞEKLİ İLE VERENE HAMDOLSUN....
Alıntı ile Cevapla
eylül kardeşimizin mesajına 4 kişi teşekkür etmiştir.
Destina (04-12-09), güller (04-12-09), NUR İsmail (08-06-11), vuslat (04-12-09)
  #15  
Alt 04-12-09, 00:50
eylül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
eylül eylül isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Hakikatdamlalar Emektarı
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: istanbul
Mesajlar: 948
Teşekkür etmiş: 3.269
755 konudan, toplam 1.398 Teşekkür almış
Standart

Sıradan bir hafta sonuydu Tatilin tadını çıkarmak adına geç saatlerde kalkmış, kahvaltı yapıp, “bugün ne yapabilirim, geriye kalan vaktimi nasıl değerlendirebilirim” diye düşünürken cep telefonum çaldı Çalıştığım hastaneden arıyorlardı Ne olabilirdi ki? Umarım tatilimi mahvedecek bir şey değildir, diye düşündüm

Görevli arkadaş icapçı hemşire olduğumu, İstanbul’a bir hastanın götürüleceğini ve en geç 20 dakika içerisinde hazır olup hastaneye gelmem gerektiğini söyledi Ben de hazırlandım tabi, ama söylene söylene Nerden bilebilirdim bu yolculuğun hayatımı değiştireceğini!

Hastaneye geldiğimde ambulans hazır halde beni bekliyordu Fakat hasta yoktu Evinden alınıp sonrasında da İstanbul Fatih’teki evine bırakılacaktı

— Oh, dedim, demek ki hastanın önemli bir problemi yok Gerekli malzeme kontrollerini yaptıktan sonra yola koyulduk

Hastanın evine vardığımızda bir doktor karşıladı bizi Hastanın ilerlemiş bir beyin tümörünün olduğunu ve yapmam gerekenleri bir bir anlattı Hastayı sedyeyle ambulansa aldığımızda bilinci yarı açıktı Bazen bizi işitiyor, bazen de derin bir uykudaymışçasına hiç konuşmuyordu Eşi de yanında refakat etmekteydi Bir süre bu şekilde gittikten sonra hasta idrarının geldiğini söyledi Bir ördek yardımıyla bu işi hallettik Sonrasında da eşinin kulağına bir şeyler fısıldadı

— Eşinizin ağrısı mı varmış, dedim
— Hayır, namaz vakti geldi mi diye soruyor, dedi Abdest alacakmış da
— Nasıl yani, yerinden bile kalkamıyor, nasıl abdest alacak! Üstelik verdiğimiz ilaçlar devamlı idrar yaptırır ve abdesti sık sık bozulur, o zaman ne yapacağız?

Hastanın gözleri ilaçların etkisiyle yavaş yavaş kapandı ve derin bir uykuya daldı Belli bir süre bu şekilde devam etti yolculuğumuz Hasta bir ara gözlerini aralayıp:

— Namaz vakti geldi mi, dedi
— Evet, dedi karısı
Hasta, ambulansı uygun bir yerde durdurup, kendisi için bir tuğla parçası arayıp aramayacağımı sordu:

— Tabiî ki ararım, dedim Ama ne yapacaksınız ki tuğla parçasını?
— Abdest alacağım hemşire hanım, dedi bitkin bir şekilde
Aman Allah’ım, “yoldayım” diye kılmadığım, “uykusuzum” diye kazaya bıraktığım, “biraz sonra kılarım” diye ertelediğim namazlarım geliverdi aklıma
Ambulansı bir tesiste durdurduk ve bir tuğla parçası aramaya koyuldum Birinci adım, ikinci adım derken bir de baktım ki tuğla parçası karşımda duruyor Sanki bilinçli bir el onu benim almamı istercesine oraya koymuş gibiydi âdeta

Tuğla parçasını aldım, hastaya verdim Taşı karnının üzerine koydu ve yolculuk boyunca her abdesti bozulduğunda teyemmüm edip abdest aldı ve ardından namazını eda etti Bilinci yerindeyken, dudaklarında hep bir mırıltı, durmadan dua ediyordu

Allah’ım nedir bu yaşadıklarım Bu insanlar gerçek olabilir mi, diye geçiriyordum içimden Yerinden kalkamayacak kadar hastayken “namaz vakti geldi mi” diye soruyordu adam İmkânsız olduğunu düşünürken tuğla parçasını bulmam, adamın devamlı teyemmüm abdesti alması o kadar garibime gitmişti ki…

Başım ağrıyor, romatizmam var, ayaklarımda mantar var, uykusuzum, yorgunum, işlerim çok yoğun gibi bahanelerle abdestten, namazdan kaçanlar var ya, onlar geldi aklıma Kendim geldi aklıma Utandım, yıkıldım ve o adamı tanıdıktan sonra namaza dört elle sarıldım, sanki namazla yeniden dirildim


Sanırım, hastanın sonunu merak ediyorsunuz Hasta kısa bir süre sonra vefat etmiş Nasıl öldüğünü tahmin ediyorsunuzdur herhalde
Nasıl yaşadıysa öyle
Click the image to open in full size.
__________________
İSTENENİ İSTEYENE EN GÜZEL ŞEKLİ İLE VERENE HAMDOLSUN....
Alıntı ile Cevapla
eylül kardeşimizin mesajına 2 kişi teşekkür etmiştir.
NUR İsmail (08-06-11), vuslat (04-12-09)
  #16  
Alt 04-12-09, 00:55
eylül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
eylül eylül isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Hakikatdamlalar Emektarı
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: istanbul
Mesajlar: 948
Teşekkür etmiş: 3.269
755 konudan, toplam 1.398 Teşekkür almış
Standart

Kulluğu sevdirdi

Afyon Hapishanesinde mahkûmların ihtiyaçlarını dışarıdan temin eden,
cinayetten tutuklu biri vardı Bediüzzaman'a da ihtiyaçlarını sorar ve
isteklerini temin ederdi

Bediüzzaman da ona dostluk gösterir, her görüştüğünde iman hakikatlerini
telkin ederdi

İman konusunda adamcağızı epeyce yumuşattıktan sonra, bir gün ona namaz
kılmasını tavsiye etti Adam, kendisinin de kılmak istediğini, ancak namazın
çok ve uzun olduğunu, bu sebeple de gözüne kestiremediğini söyledi
Bunun üzerine Bediüzzaman ona dedi ki:

"Sen namazların farzını kıl, ben sünnetleri senin yerine kılarım"
Hiç beklemediği bu karşılık üzerine adamcağız, namazların farzını kılmaya
söz verdi

Sözünde de durdu
Hapishanenin mescidine gelir, sünnetler kılınırken oturup bekler, ama
farzları kılardı

Bir zaman sonra Üstada geldi ve dedi ki:

"Hocam, artık benim sünnetleri kılma"
"Neden?"
"Madem farzlara başladım, artık sünnetleri de ben kılayım, sizi
yormayayım"
Dünün katili, artık bugünün ahlâklı ve ibadetli bir mü'miniydi


Click the image to open in full size.
__________________
İSTENENİ İSTEYENE EN GÜZEL ŞEKLİ İLE VERENE HAMDOLSUN....
Alıntı ile Cevapla
eylül kardeşimizin mesajına 2 kişi teşekkür etmiştir.
NUR İsmail (08-06-11), vuslat (04-12-09)
  #17  
Alt 04-12-09, 01:04
eylül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
eylül eylül isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Hakikatdamlalar Emektarı
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: istanbul
Mesajlar: 948
Teşekkür etmiş: 3.269
755 konudan, toplam 1.398 Teşekkür almış
Standart

Click the image to open in full size.


Namaza birakmiyor

Caminin önünden geçerken ezanın okunduğunu duyan şoför, geriye dönüp patronundan izin ister:
- Beyefendi izin verseniz de ezan okunmuşken şuracıkta namazımı kılıversem de devam etsek? der
Patron, pek de memnun olmazsa da izin verir Şoför camiye girer, patron da arabanın içinde bekler Ancak cemaat namazını kılıp çıktığı halde şoför çıkmayınca canı sıkılan patron, arabadan inip caminin avlusuna dalar, pencere c----- abanarak ta içeriye bakar ki, şoför ellerini açmış duâya devam ediyor Camı tıklatarak seslenir:
- Herkes çıktı sen ne duruyorsun, sen de çıksana!
Cevap ibretli:
- Bırakmıyor!
- Kim bırakmıyor?
- Seni içeriye bırakmayan!
Bir düşüncedir alır patronu
- Seni içeriye bırakmayan!
Hemen orada abdestini alır camiye girer ve yanına vardığı şoföre seslenir:
- İşte, der beni de bıraktı içeriye!
Yaşlı gözlerle bakan şoför söylenir:
- Elbette bırakır, der Deminden beri boşuna mı gözyaşlarıyla dua ediyorum sanıyorsun Senin dışarıda kalmana gönlüm bir türlü razı olmadı, ellerimi açıp içeriye alınman için duâ ettim Şükürler olsun ki, Rabbim (cc) kabul etti duâmı da içeriye aldı, dışarıda bırakmadı
- İşte burada birazcık duruyor ve diyorum ki:
- Şükürler olsun Rabbimize ki, bizleri de dışarıda bırakmamış içeriye kabul edilmişiz Bunun farkına varmalı, bu nimetin şükrü edâ edilmeli, himmet ve hizmette asla ihmal ve gerileme olmamalıdır Yoksa nimet şükür görmezse gider Bu defa da şükredenler
alınır içeriye, etmeyenler kalır dışarı da
__________________
İSTENENİ İSTEYENE EN GÜZEL ŞEKLİ İLE VERENE HAMDOLSUN....
Alıntı ile Cevapla
eylül kardeşimizin mesajına 3 kişi teşekkür etmiştir.
güller (13-12-09), NUR İsmail (08-06-11), vuslat (04-12-09)
  #18  
Alt 04-12-09, 01:10
eylül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
eylül eylül isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Hakikatdamlalar Emektarı
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: istanbul
Mesajlar: 948
Teşekkür etmiş: 3.269
755 konudan, toplam 1.398 Teşekkür almış
Standart

Onüç ondört yaşlarındaydık Okullar tatil oldu ve biz her yaz yaptığımız gibi mahllemizin camisindeki kursa başladık Önceki yıllarda saat 10 gibi gider, dersimizi okuduktan sonra geri dönerdik Ama bu sene başka idi, dersten sonra akşam namazına kadar cami bahçesinde veya etrafında oyalanırdık

Cami bahçesi ve yanındaki park futbol oynamaya müsaitti Sağolsun hocamız sert mizacına rağmen oyunlarımıza ses çıkarmazdı Namazını ciddiyetle kılan sonrasında edepli olmak kaydıyla istediği oyunu oynardı Cami içinde veya dışında farketmezdi

Haziranın sonları, sıcak bir perşembe günü Öğle ve ikindi arası epeyce koşturduk Namaz öncesi alınan abdest ve namazda geçen süre bize yeni bir enerji vermişti sanki Namazdan çıkar çıkmaz topa sarıldık yine Kadir, "ben kaleye geçeceğim" dedi Yorgunmuş Olur dedik hepimiz de Kadir' i mi kıracaktık? Hem gerçekten solgun görünüyordu

Kadir, hepimizin sevdiği bir arkadaştı Benden bir yaş büyüktü O güne kadar kimseyle kavga ettiğini, incittiğini, yalan söylediğini duymamıştık Yüzüne dikkatlice baksanız utanır, başını öne eğerdi Şakalarımıza güler ama o bize çok şaka yapmazdı Severdi onu herkes, severdik hepimiz onu

Oyuna başlayalı çok olmamıştı O ara Kadir' in yere düştüğünü farkettik Hepimiz koştuk yanına Bir arkadaş şadırvana koşup bakır bir maşrapa ile su getirdi Verdi Kadir' e Orucum, dedi başını yana çevirdi Kadir Ne orucuydu bu? Ha, o gün perşembe idi ve Kadir kendine yakışanı yapmıştı Oruçtu Son sözü bu oldu güzel kardeşimizin Orucum
Cenazesine bütün mahalleli katılmıştı Cenaze yıkama esnasında kısa süreliğine yanına gittim Gülümsüyordu sanki Tıpkı namazdan çıktığımız andaki gibi Belli ki gittiği yeri beğenmişti

Rabbim mekanını cennet eylesin

Click the image to open in full size.
__________________
İSTENENİ İSTEYENE EN GÜZEL ŞEKLİ İLE VERENE HAMDOLSUN....
Alıntı ile Cevapla
eylül kardeşimizin mesajına 3 kişi teşekkür etmiştir.
güller (13-12-09), NUR İsmail (08-06-11), vuslat (04-12-09)
  #19  
Alt 13-12-09, 15:18
güller - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
güller güller isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Bu zaman imanı kurtarma zamanıdır.
Mesajlar: 12.380
Teşekkür etmiş: 8.568
5.433 konudan, toplam 9.243 Teşekkür almış
Standart Namaz Kılan Adam İle köpeği

Namaz Kılan Adam İle *****
Vaktiyle mescidin birinde bir adam konuklamıştı. Din yolunda gayreti kendisine azık edinmişti. O aşık adam, bir gece sabaha kadar namazdan başka bir şeyle meşgul olmamak niyetiyle mescide gitmişti.
Fakat gece olup etraf kararınca bir ses duyuldu. Namaz kılan adam,kemal sahibi birinin mescide geldiğini sandı. Gönlünden,
''Böyle bir insan mescide ancak ibadet etmek için gelir. İyi oldu. Böylece kamil bir adam namazımı görüp, ibadetimi duyacak!'' diye geçirdi.
Bütün gece sabaha kadar ibadette bulundu, bir an bile ibadeti bırakmadı. Bir hayli dua etti,ağlayıp inledi. Kah tövbe etti, kah istiğfar....
Müstehap ve sünnetleri yerine getirdi. Kendisini adam akıllı iyi gösterdi.
Tan yeri ışıyıp etraf ağarınca mescid aydınlandı. Adam bir de baktı ki, mescidin köşesinde bir ***** yatmış uyuyor. Bu dertle canı yandı, kanı kurudu... Gözyaşları yağmur gibi kirpiklerinden damlamaya başladı... Gönlü utanç ateşiyle öyle bir yandı ki; içinden çıkan ahlarla dili de yandı, damağı da....
Ve kendi kendine dedi ki:
''A edepsiz! ALLAH seni bu gece şu köpekle terbiye etti. Bütün gece şu ***** için ibadette bulundun.
Ne olurdu, bir gecelik de ALLAH için uyanık kalsaydın. Senin, bir gece bile ALLAH için riyasızca ibadet ettiğini görmedim...

Ey riyakar insan! Nice köpekler var ki senden daha iyi. Bir bak kendine! ***** nerede sen neredesin?
Utanmazlığın yüzünden riyalara gark oldun. ALLAH 'tan utanmaz mısın sen? Kendi kadrini, mevki ve dereceni gördün ya! Bu şekilde muvaffak olmaktan artık ümidini kes! Bu alemde, bu halinle bir senin elinden bir iş gelmez.Gelse bile ancak köpeklere layık bir iş olur bu. Bilmem ki, neden şeytana eş olursun? Niçin nakşa kapılıp sersemleşirsin?''
Şeytanın şu zulüm yuvasından kaç artık. Şu şaşkınlıklarla dolu zindandan geç. Şu deccal sesli adamlardan ne istersin. Şu kendilerini mehdi gösterenlerden ne umarsın?
__________________
Click the image to open in full size.

İstediğin kadar inançlıyım de,
namaz kıl,
sadaka ver ;
Umut verip, güven aşılayıp,
yarı yolda bıraktığın insanın
gönül sadakasını her iki dünyada da veremezsin....
Mevlana

YA BAKİ ENTEL BAKİ.
“İlahi Ente Maksudi ve Rızake Matlubi”

Click the image to open in full size.
Alıntı ile Cevapla
güller kardeşimizin mesajına 2 kişi teşekkür etmiştir.
aysunur (13-12-09), NUR İsmail (08-06-11)
  #20  
Alt 13-12-09, 15:21
güller - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
güller güller isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Administrator
 
Üyelik tarihi: Mar 2009
Nerden: Bu zaman imanı kurtarma zamanıdır.
Mesajlar: 12.380
Teşekkür etmiş: 8.568
5.433 konudan, toplam 9.243 Teşekkür almış
Standart Namazda Vurulmak

Namazda Vurulmak

Rasul-i Ekrem s.a.v.'in de hazır bulunduğu 'Zâtü'r-Rika' gazvesindeki bir çarpışmada, müslümanlardan biri müşrik bir adamın muharebe yerinde bulunan karısını öldürmüştü. Kadının kocası da misilleme olarak mutlaka bir müslüman öldürmeye yemin etmişti. Rasulullah s.a.v. ve arkadaşlarının peşinden onları izlemeye başladı. Allah Rasulü akşam üstü bir yerde konaklama hazırlığı yaptı ve yanındakilere sordu:
- Bu gece istirahatimizde bize kim bekçilik yapacak?
Muhacir ve Ensar'dan iki adam cevap verdiler:
- Ya Rasulallah, biz sizler için nöbet tutarız.
- Öyleyse şu vadinin giriş kısmında bekleyin.
Bu iki gönüllü, Ammar b. Yâsir ile Abbâd b. Bişr idiler. Gece nöbetine duracakları sırada Ensar'dan olan Abbâd, Muhâcirler'den olan Ammar'a:
- Gecenin hangi bölümünde nöbette olmamı istersin? diye sordu. O da:
- Gecenini ilk bölümünde benim yerime sen bakıver, dedi.
Bu karardan sonra Muhacir, kendi nöbeti gelinceye kadar arkadaşının yanına uzanıverdi. Nöbetteki Ensar da, vaktin değerlendirmek için gece namazına durdu.
Meğer karısı öldürülen müşrik herif de, o sırada yakınlardaydı. Namazda duran adamı farketti ve onun nöbette olduğunu anladı. Bir ok atıp sapladı ve atmaya devam etti. Nöbetçi sahabi üçüncü okla ağır yaralanmıştı. Derhal rükû ve secdeleri yapıp namazının tamamladı ve arkadaşını uyardı:
- Kalk artık kalk! Ben yaralandım arkadaş, hareketten kesildim!..
Arkadaşı yerinden fırlayınca, okçu müşrik de korkup uzaklaştı. Yaralı arkadaşının durumunu gören Muhacir hayretle sordu:
- Fesubhanallah! Sana ilk ok atılanca beni uyandırsaydın ya!
- Okumakta olduğum bir surenin ortalarında idim. Onu kesmek istemedim. Eğer Rasulullah'ın bize verdiği nöbetçiliğe zarar gelmeyecek olsaydı, canım çıkasıya okuduğum sureyi kesmezdim.
__________________
Click the image to open in full size.

İstediğin kadar inançlıyım de,
namaz kıl,
sadaka ver ;
Umut verip, güven aşılayıp,
yarı yolda bıraktığın insanın
gönül sadakasını her iki dünyada da veremezsin....
Mevlana

YA BAKİ ENTEL BAKİ.
“İlahi Ente Maksudi ve Rızake Matlubi”

Click the image to open in full size.
Alıntı ile Cevapla
güller kardeşimizin mesajına 2 kişi teşekkür etmiştir.
aysunur (13-12-09), NUR İsmail (08-06-11)
Cevapla

Etiketler
hikayeler, kıssalar, namaz, yaşananlar

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:40 .

Designed by: vBSkinworks
Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Ad Management plugin by RedTyger